Merhaba Kanal B’de çıktığım Genç Bakış Programını izleyemeyenler için…
-
13Jul
Tags: hayat, iş hayatı, istatistik, kanal b, kariyer, kpi, moskova, rusya, televizyon
-
08Jul
Merhaba Tatil için Türkiye’ye gelmiştim. Gelmişken bir kaç televizyon programıda yapmak iyi bir fikir olabilirdi.
İşte Cumartesi Günü Saat 14:00′da Kanal B’de Rusya’da iş hayatı, kariyer planı ve iş hayatında sigma’nın rolü ile ilgili konuşma yapacağım Program canlı olacak seyredip fikir edinmek isteyenler için http://www.kanalb.com.tr/canli.php burada ki adresten ve ya Televizyondan izlemek için Kanal B’de ne ki ? diyenler için Kanal B Digiturk 32 Dsmart 90 Kablo TV K40′da
Ankara’dan sevgilerle
-
17Jun
Uzun zamandır pek birşey yazamamamın nedeni hem master hem de işlerin yoğunluğunu büyük bir sebep olarak gösterebilirim.
Yazmadığım süre boyunca çok şey yaşandı bunlardan en güzeli babamın Moskova’ya beni ziyarete gelişiydi. Burada çok güzel vakit geçirdik kendisiyle genelde birçok kişiden farklı olarak bizim ilişkimiz babamla arkadaş ve dost seviyesindedir. Sanırım çok rahat bir şekilde söyleyebilirim ki babam en iyi dostlarım arasındadır.
Ama ben babama herzaman kendimi borçlu hissetmişimdir, bunun en büyük sebeplerinden biri babamın beni sanırım 26 yaşıma kadar çok sağlam bir şekilde finanse etmesidir.
Artık çalıştığımdan dolayı finansmanı kendim sağlamaktayım bu tabi çok büyük bir özgüven ve huzur vermektedir, babam aslında Türkiye’de birçok kişinin yaşadığı hayat sıkıntılarını çok küçük yaşlardan beri sırtlanmış bir insandır. Kariyerine 9 yaşında simit,su ve ayakkabı boyacılığı ile başlamış daha sonra İnşaat Mühendisi olmuş devlette, özel sektörde iyi pozisyonlara geldikten sonra kendi işini kurmuş ve şu an 60 yaşında olup hala canla başla calışan bir insandır.
Çok rahat bir şekilde söyleyebilirim ki kahramanlarımdan birisidir de…
Moskova’da onu ağırlamak beni çok mutlu etti. Unutulmayacak güzel anılarla Türkiye’ye döndü…
Bu sağlam motivasyon ile üniversite’de mastera başlama zamanı geldi, sınavda benden başka yabancı öğrenci yoktu mastera ilk 20 kişiyi alacaklardı ve sınava başvuran çok fazla aday vardı. Ben hariç herkesin anadili Rusça idi, sınav konusu ise management idi, ben istatistik lisansı yaptığım için konu bana oldukça uzaktı üstelik sınavda rusçaydı zorlu bir sınavdan sonra birçok rusu geride bırakarak ilk 20 arasına girmeyi başardım,ancak herşey yeni başlıyordu farkında değildim dersler başlayınca bazı şeylerin farkına vardım iş saatlerinden sonra başlayan dersler çok ağırdı rusça çok ağırdı derslerin yarısını anlıyor diğer yarısını ise hiç anlamıyordum rus sistemi genelde dikteye dayalı hoca bir cümleye başlıyor ben daha başını yazarken hoca cümlesini bitiriyordu tüm sınıf arkadaşlarım ise yaşını başını almış sağlam kariyer sahibi insanlardı moral ve motivasyonumu sağlam bir şekilde tutmak çok zordu.
Ayrıca işte ise özellikle Rus gümrüklerinden ve sağlam bir planlama yapamamızdan dolayı çok büyük lojistik sıkıntıları çekiyorduk.
Gerçi geçmiş zaman kullanıyorum ama hepsi devam ediyor
Bu zor ve sıkıntılı zamanlarda motivasyonumuzu nasıl koruyabiliriz ?
İşte çözülmesi gereken sorun buydu…
Cevap ise basit sevgili yoldaşlar daha fazla çalışarak…
Sizlere akıl veriyor gibiyim ama birçok kişiden gelen mailler ve sorular sürekli çok şanslı olduğumuzdan yana büyük bir gıpta ve ilgiyle alakalı Türkiye’de birçok arkadaşım ve ailem doğru yaptığımı düşünmekte…
Ancak hayat dünya’nın hiç bir yerinde kolay değil…
İşin ilginç yanı ise yurtdışında olmanın belki bir avantajıdır Türkiye gündemine çok farklı bir açıdan bakmak Türkiye en büyük sorunu olan ekonomiyi ağzına almıyor dünya’nın en büyük genç nüfüs yüzdesine sahip olan Türkiye işsizliği konuşmuyor Nasıl para kazanacağı hakkında kafa yormuyor ve ya yordurulmuyor…
Birçok arkadaşıma bakıyorum kimisi evleniyor kimisi çalışıyor ama büyük bir çoğunluğun aile kuracak (evlenenler dahil) çocuk bakacak sağlam işlere sahip olmaması ya da çok düşük maaşlar alması ve çalışmalarına rağmen hala ailelerinden yardım alması…
Asıl konuşulması tartışılması gereken en önemli konu bu iken gündem çok farklı…
Biz burada her geçen gün kendi ülkemize ve gündemimize yabancılaşıyoruz anlam veremez bir hale geliyoruz ancak Türkiye’nin birçok değerine de Türkiye’de yaşayanlardan daha çok özlem duyuyoruz…
Türkiye’de yaşayan birçok genç arkadaş belki Rusya’ya ABD’ye ve Avrupa’da çalışmaya,yaşamaya ve okumaya özlem duyuyor tıpkı bizim zamanında özlem duyduğumuz gibi…
Ancak özlem bitmiyor…
Yurtdışında yaşayan bizler günün birinde vatana dönsek belki buralara özlem duyacağız…
Kısaca söylemek gerekirse sevgili yoldaşlar özlem ne burda ne orda hiç bitmiyor…
Ve sevdiklerimiz,arkadaşlarımız ailemiz bize yabancılaşıyor yokluğumuza alışıyor yaşlanıyor büyüyor serpiliyor …
Bizde alışıyoruz onların yokluğuna kötü yemeklere güzel rus kızları artık o kadar da güzel gelmemeye başlıyor yemekler artık o kadarda lezzetsiz ve tatsız gelmemeye başlıyor haziranda bile havanın Ankara’nın sonbaharına benzemesine yavaş çalışan Ruslara ve rus burokrasisine bizde alışıyoruz.
Ve artık birçok şey o kadarda dramatik gelmemeye başlıyor ve rutine biniyor…
Kapitalist iş adamları imam hatipli devlet büyükleri Nazım’ı anıyor, Rus gençleri Lenin’in kim olduğunu bilmiyor Rusya’da alışıyor kapitalizme, sokakta yaşayan evsizlere ve eroinmanlara, hızlı tüketmeye…
ve zaman geçip gidiyor…
-
02Apr
İşlerim nedeniyle Moskova Devlet Üniversitesin’de Cumartesi günü olan bölüm toplantısını kaçırmıştım. Tek seçenek 29 Mayıs 2010 Pazartesi günü sabahtan Üniversiteye gitmem gerekiyordu.Cumartesi işten çıktıktan sonra üniversitenin yanında evi olan ayrıca aynı üniversitede okuyan yakın bir arkadaşımda arkadaşımda kalmak üzere herzaman kullandığım metrogüzargahını kullandım. Neydi bu hat Aviamotornaya ve Universitet hattı nerden geçiyordumPark Kulturi herzaman ki gibi 10dk tutmuştu Universitet ile arası.
Pazar günüde çalışacaktık ancak ben şans eseri aslında almamam gereken bir kararı aldım.Ama planımıda daha önceden yapmıştım Pazar işe giderim Pazartesi sabahı üniversiteye sonra Pazar günü işe gitmeyim kararı almıştım. Zaten arkadaşlar işleri iyi birşekilde idare ediyordu gözüm arkada değildi. Pazar da Arbat’ta arkadaşlar buluştuk Bosfor’da Galatasaray – Fenerbahçe maçını izledik. Eğlendik, güldük,takıldık daha sonra ordan kim tekrar eve gidecekti ki? Pazartesi de zaten üniversiteye gidecektim gene Metro universite’e hep beraber gittik ben erken yattım çünkü sabah erkenden kalkıp üniversitede ki işlerimi haledecektim.
Sabah telefonum çalarak uyanmıştım ses Türkiye’de bulunan yöneticimin sesiydi. Galip herkes iyi mi diyordu endişeli bir şekilde uyku sersemi tam nedediğimi hatırlamıyorum Ne oldu dedim Patlamalar olmuş metroda dedi.
Kalkıp televizyona baktım, bir kaç Rus haber sitesine baktımsonra telefonlar çalmaya başladı.
Evet tam o bombaların patladığı saate ben aslında Park Kulturi Metro istasyonunda olacaktım hep bindiğim voganda patlama olmuştu.
Şans dedim. Ama tam idrak edemedim. Aklıma geçen düşündüklerim gelmişti. Ne mi düşünmüştüm ? Avtozovodskaya metro istasyonunda geçmiş yıllarda geçen bombalama eyleminde ölenlerin anısına anıta bakarken vay be demiştim Rusya Terörü nasıl bitirdi. Hiç bir yerde güvenlik de yok helal olsun demiştim.
Yanılmışım ! Sonra okula gittim hocalar yoktu işe geri dönmem gerekiyordu Metro bütün kırmızı hat kapanmıştı.Taksiler ise ücretlerini 10 kat kadar artırmıştı. Taksici Ermeniydi biraz sohbet ettik bugün yaşanan olaylardan politikadan sovyetlerde yaşamın daha iyi olduğundan felan bahsetti kardeşi Türkiye’ye bavul ticaretine geliyormuş bizlerin dost olduğunu felan söyledi politika’dan nefret ettiğinden bahsetti. Ben de Kars’ta askerlik yaptığımdan bahsettim. Ani’den bahsettim,oldukça pahalıya işe gelmiştim. Metro ile o günden sonra pek seyahat etmedim ama edenler Metroların ilk zamanlar çok boş olduğunu söylediler. Kafkas kökenli olanların hiç metroda olmadıklarını bahsettiler, ve heryerde polisler vardı.
Bu saldırı ilk değildi sonda olmayacak. Dünya’nın her yerinde olduğu gibi. Tabii grupların isimleri ideolojileri değişsede planlayıcıları değişmiyor. Filler tepişiyor çimenler eziliyor.
Üniversite’de -
28Feb
12-13 Ocak tarihlerinde T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya’daydı. Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin davet etmişti.Moskova ziyaretinde de iki ülke arasındaki çok boyutlu ilişkilerin güçlendirilmesi ve mevcut işbirliğinin daha da geliştirilmesi imkanlarının ele alınacağı kaydedilmişti.
Ziyarette ayrıca, Rusya Federasyonu Başbakanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında görüşülen konuların takibi ile başta enerji olmak üzere, ortak ekonomik meselelerde görüş alışverişinde bulunulacağı belirtilmişti.
Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında, ”Türkiye’de Nükleer Santral Tesisi Konusunda
İşbirliği Ortak Beyannamesi” ile ”Bitki Karantina Alanında İşbirliği Anlaşması” imzalanmıştı.Başbakan Erdoğan, basın toplantısında yaptığı konuşmada iki ülke arasında vizelerin kaldırılmasına yönelik çalışmaların başlatılacağını belirterek, ”Az önce müjdeyi Sayın Başbakan verdiler. O da vizelerin kaldırılması noktasındaki çalışmaların taraflarca başlatılması süreci… İnanıyorum ki bu buluşmamızın önemli yanlarından biri oldu. Temenni ediyorum ki, Sayın Medvedev’in Türkiye ziyaretinde bunu artık karar altına alırız” demişti.
2010 Haziran ayında Rusya’nın Türkiye’ye bir ziyaret yapması beklenmektedir.
Ayrıca Başbakan Erdoğan ülkelerimiz döviz noktasında sürekli olarak bir kur baskısı altında ticaretini yapmaktadır. Ve bu kur baskısından kurtulmak üzere yerli paraya geçiş noktasında biz mevzuat çalışmalarımızı tamamladık. Yine değerli dostum Putin’in ifade ettiği gibi, iki bankamız şu anda bu uygulamalara geçti demişti. Yani Türkiye ve Rusya arasında ki ticaret Rus Rublesi ve Türk Lirası ile yapılacağını ifade etmişlerdi.
Rusya Federasyonu Başbakanı Putin ise Rus şirketlerinin Türkiye’deki özelleştirmelere de katılmak istediğini belirterek, görüşme sırasında tarım alanında işbirliğini geliştirmeyi, Türk tarım ürünlerinin ve beyaz et ürünlerinin Rusya’ya ihracatı konusunu da ele aldıklarını söyledi. Türkiye ile Rusya arasında ulusal para birimlerinin kullanılmasına da değinen Putin, “İki Türk bankası zaten ruble işlemlerine başladı. Türkiye ve Rusya ulusal para birimlerinin kullanılması çalışmalarını sürdürüyoruz” dedi. Vladimir Putin, görüşmelerinde insani konuları da ele aldıklarını belirterek, “vize uygulamasının karşılıklı kaldırılmasını ele aldık. Umarım bu süreç fazla vakit almaz” ifadesini kullanmıştı.
Kısaca;
- Vizenin kaldırılması çalışmaları
- Enerji konusu
- Nükleer Tesis
- Ruble – Lira bazlı Ticaret
- Beyaz Et ihracatı
- Rus Şirketlerinin Türkiye’de özelleştirmelere katılımı
Konularının konuşulduğunu anlıyoruz. Vizelerin kaldırılması ne kadar sevindirici bir haber,Ruble – Lira ve Beyaz et ihracatıda çok güzel diyerek bir kamuoyu oluşturulmuştu. Bu yukarda ki başlıkların ilmihali ise hiç yapılmamıştı. Rus-Türk araştırmaları merkezlerinden Stratejik uzmanlar T.V. programlarına isimlerinin önlerine akademik ünvanları yazılarak görüşlerini ve vizyonlarını belirtmişlerdi. Örnek vermek gerekirse Doktorasını Moskova’da yapmış bir Rusya uzmanı T.V. kanallarında şöyle buyurmuştu vizelerin felan kalkacağını zannetmiyorum. Konuşması bittikten sonrada Putin ve Erdoğan basın toplantısında vizelerin kalkacağını açıklamışlardı.
Bende o günler şans eseri Ankara’da bulunmaktaydım, Rus basınını takip edemesemde Türk basınını takip etme şansına ve eşi benzeri olmayan Rusya Uzmanlarımızı T.V. kanallarında tanıma fırsatı bulmuştum.
Şimdi size hiç bir yerde duyamayacağınız ve okuyamayacağınız o büyük Rusya uzmanlarımızın bile göremediği siyasetçilerin bile bahsetmediği büyük ekonomist köşe yazarlarınında yazamadığı(belki bilgi yetersizliklerinden dolayı) şu yukarda ki konuların gerçeğini ve yansımalarını bahsedeceğim.
Ruble – Lira ticareti ne demek ? Değiş tokuş demek Rusya’dan gaz alırım karşılığını Tavuk eti ile öderim, domates ile öderim, portakal ile öderim, ve herşey dahil bir hafta tatil yaptırırım ödeşiriz olmaz mı ?
Rusya’yla ihracat 2009 yılı itibari ile 3,2 milyar, ithalat 19,7 miyar dolar yani ne demek bu ? ödeşemiyoruz demek Türkiye 16,5 milyar dolar içerde demek. Peki bundan kim karlı çıkar sizce ? Durun ben söyliyeyim Rusya Neden mi ? Çünkü gaz daha değerli. Geri kalan 16,5 milyar dolar karşılığı Ruble ödemeyi nasıl yapabilir Türkiye ? her nasıl yaparsa yapsın herhangi bir karı olması imkansız. İhracat oranlarını artırmadığı sürece. Peki size bir soru ! Türkiye İhracat oranları artırsa ve öyle bir artırsa Rusya içeri girse tıpkı Türkiye’nin şimdi ki durumu gibi Sizce gene Rusya, Ruble – Lira’ya dayalı ticareti kabul eder miydi ? Evet edebilirdi çok çaresiz olsaydı.
Enerji konusu hakkında ise benim söyleyebileceğim pek bir şey yok. Bu konuda Cumhur Ersümer (Enerji Eski Bakanı) ve Mesut Yılmaz(T.C. Eski Başbakanı) dönemi yapılan anlaşmalar,dava dosyaları ve günümüzde ki anlaşmalar detaylı bir şekilde karşılaştırmalı olarak incelenmelidir.
Nükleer Tesis konusu ise bu tesis için ihale açıldığı zaman ihaleye teklif veren sayısı nedenleri ile incelenmelidir.
Gelelim en güzel konuya vizelerin kaldırılmasına ! Evet vizeler kaldırılacak ve buda haziran ayında Rusya tarafından açıklanacak bu büyük gelişme yurtta sevinçle karşılanacak büyük bir siyasi zafer olarak algılanacak ancak vizeler sizlere kalkmayacak,burada çalışan Türk işçilere kalkmayacak peki kimlere kalkacak Rus ve Türk büyük yatırımcılara kalkacak ve belkide şu söze bakalım “Rus şirketlerinin Türkiye’deki özelleştirmelere de katılmak istediğini…” birde bu kadar güzel konu konuşulmuş ama hala Gümrük’te bekleyen Türk malları sorunu TR plakalı Tır sorunu Türkiye’nin Rusya’nın gümrük listesinde C seviyesinde(En düşük seviye) olduğu konuları neden açık ve net bir şekilde konuşulmadı acaba ?
Birde sizin oralardan görmediğiniz ve bilmediğiniz bir şeyi daha söyleyeyim. Kota mevzuları ! Neden sistematik bir şekilde Türk firmaları kota problemi yaşamaya başladı acaba buralarda ? Bu konularda T.C. Başbakanı bir şey bahsetti mi acaba ?
Bu kadar çok konuyu ve olacakları nasıl mı biliyorum ? Çünkü Rusya Uzmanı değilim.
Son olarak şunları söyleyebilirim, Eğer Putin ve Erdoğan Başbakan değilde Milli takım satranç oyuncuları olsalardı. Yani Türkiye ve Rusya uluslararası bir satranç müsabakasında karşılaşsalardı Putin, Tayyip Erdoğan’ı çoban matı ile yenmişti ve elbette Türkiye’de satranç popüler bir spor olmadığı ve herkeste kurallarını ve nasıl oynandığını bilmediği için T.V. kanallarından canlı bile izlese bu yenilgiyi anlamayacaklardı. Yazarların ve yorumcularında hem bilgisizlikten hem de işlerine gelmediğinden dolayı bu kısa ve çabuk yenilgiyi kafa karıştırarak geçiştirmeye çalışacaklardı.
T.C. Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a geçmiş olsun dileklerimi iletirdim ona yenilgi bile çok yakışıyor derdim eğer bir gazeteci olsaydım.
Ama değilim ben sade biriyim tek yapabileceğim Karagöz ve Hacivat İle Satranç Öğreniyorum kitabını kendisine tavsiye edebilirim.
http://www.ilknokta.com/urun/82206/Karagoz-ve-Hacivat-Ile-Satranc-Ogreniyorum.html
Tags: ankara, erdogan, ihracat, ithalat, lira, moskova, politika, putin, ruble, şah mat, satranç, siyaset, vize
-
15Feb
Ağustos 2009 tarihinde Efes Moskova’da staj yapma imkanı buldum. Genel anlamda orada tanıştığım insanlardan çok şeyler öğrendim. Daha sonra Moskova’da çalışma ve master yapma fikri bana sıcak geldi. Elbette Türkiye’de bazı iş imkanları ve görüşmelerde bulundum. Değerlendirmelerim sonucu bazı kararlar aldım ve şans benden yanaydı. Hiç kimseye nasip olmayacak ve benim yıllar öncesinden planladığım bir durum ve posizyon benim bile beklemediğim kadar erken başıma geldi. Çok genç ve kariyer açısından 5-10 yılları deviren bir deneyimim olmamasına rağmen radikal düşünen bir yönetim kurulu beni Moskova’da ki şirketleri için İş Geliştirme Müdürü olarak istihdam ettiler. Çok hızlı büyüyen ve ekonomik krizin olumlu olarak işlerini etkilediği global çaplı ve piyasada monopol olan eşi benzeri olmayan spesifik işler yapan bir firmada 30 kişilik bir kadroyu yönetmeye çalışıyorum.
Yönetici olamanın benim için en eğlenceli tarafı toplantılarda ya da bazı görüşmelerde İnsanların bu kadar genç bir yaşta bu konumda olduğuma inanaması ve şarşırması, yüzlerinin o hali beni çok eğlendiriyor.
İşin benim için en ilginç tarafı ise global sermayeli ve hatta Amerika Menşeli firmalarla yapılan toplantıları bile Rusça yapıyor olmamız. Aslında Rusça yapmak zorunda kalışımız çünkü genelde karşı tarafın ingilizcesi yetmiyor ve sizin Rusça bildiğinizi görünce ingilizce konuşmak istememesinden kaynaklı oluyor.
Yönetici olmanın bir başka dikkate değer tarafı ise insanların sizi herşeyi bilen en doğru bilen en iyi düşünen her sorunun cevabını bilen biri olarak görmeleri sizden yaşça büyük ve tecrübeli de olsalar siz onların üstünde iseniz böyle düşünmekteler ve sizden her tür sorunlarına çözüm beklemekteler. Her soruya bir cevabınız olması gerekiyor çözüm üreten olamanız bekleniyor.
Moskova’da yönetici olmayı düşünüyor iseniz ve ya hayal ediyorsanız ve ya Moskova’da yöneticiyiseniz size bir sorum olacak… Kimleri yönetiyorsunuz ? Rusları mı ? Türkleri mi ? Yoksa Post Sovyet topluluklarını mı ? Bunlar hangi dilleri konuşuyor siz bunları ne kadar anlıyorsunuz ? Kültürlerini ne kadar biliyorsunuz ? Çalışma prensiblerini kapasitelerini ne derece analiz edebilirsiniz acaba ? Bu insanların konuştuğu dilde siz konuşamadığınız onlar gibi düşünemediğiniz sürece başarılı olabilir misiniz ?
Tags: hayat, iş, iş geliştirme, moskova, müdür, yönetici, yönetim
-
15Jan
Rusya’yı sevdim, O’ndan nefret ettim, O’na inandım, O‘ndan umudumu kestim, O’na hayran oldum, O’ndan korktum, ama her zaman O’nun bir parçası oldum.
Bu sözler gazeteci Hakan Aksay’a ait. Hakan Aksay Kimdir ? Sorusuna detaylı bir cevap ise BURADA kendi kaleminden bulunabilir.
Hakan Aksay ile ilgili bir kaç önemli başlık…
- RUTAM (Rus-Türk Araştırmaları Merkezi) başkanı olması…
- Puşkin Ödülüne Sahip olması : Bugüne dek sadece 11 kişiye verilen Puşkin Ödülü Rusya Federasyonu tarafından Rus dilini ve kültürel mirasını yayan, ülkelerin ve halkların birbirlerine yakınlaşmasını sağlayan kişilere veriliyor. Türkiye’de bu ödüle layık görülen diğer iki isim ise edebiyatçı-yazar Doç. Dr. Ataol BEHRAMOĞLU ve Topkapı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber ORTAYLI.
- Yıllarca Cumhuriyet Gazetesinde yazması ve şimdi Taraf Gazetesinde Hariçten adlı bir köşesinin olması.
- http://www.rusya.ru sitesinin Yayın Yönetmeni olması…
Tüm bunların ötesinde benim dikkatimi çeken önemli bir konu ise kendisinin Rusya’ya öğrenci olarak geldiği 1980′li yılların başları; bu yıllar benim doğum tarihime denk gelen yıllar bu yıllar Türkiye’nin Darbe yönetiminde olduğu yıllar ve bu yıllar soğuk savaşın ateşli bir şekilde devam ettiği, herkesin malumu olan Sovyetlerin ve doğu blokunun son yılları… ayrıca bu yıllar Nato’nun denetiminde Türkiye’nin Sovyetler tarafından işgal edileceği düşüncesiyle planların hazırlandığı, okullarda Rusların sıcak denizlere inme politikasının ezberletildiği, rus salatasına amerikan salatası dendiği, çocukların ilkokul sıralarında “Bir, iki, üçler, yaşasın Türkler / dört, beş, altı, Polonya battı / yedi, sekiz, dokuz, Almanya domuz / on, on bir, on iki, İtalya tilki / on üç, on dört, on beş, Ruslar kalleş, Amerika bize kardeş” diyerek tekerlemeler söylediği Rusça öğrenenlerin ve ya dil tarih fakültesinde Rus dili ve edebiyatı okuyanların İstihbarat teşkilatları tarafından takibe alındığı ve gerektiğinde Neden Rusça öğrendiği sorgulandığı yıllardı.
Hakan Aksay, Türkiye’nin biz 80 kuşağına unutturulan 70′li yıllarını yaşadı. Darbe sonrası Türkiye’yi yaşadı. Sovyet Rusya’sını yaşadı. Sovyetlerin yıkılışını yaşadı. Rusya Federasyonu’nun kuruluşunu gördü. Sermaye’nin etkisine tanık oldu, ve Serbest piyasa ekonomisine sahip olan Rusya’nın krizlerinide yaşadı.
Bence bizler çok şanslıyız çünkü Hakan Aksay bir gazeteci ve yazılar yazıyor, düşüncelerini paylaşıyor çok iyi okunması ve analiz edilmesi takip edilmesi gerekli bir yazar. Gerçek anlamda Rusya’da yaşamış olan ve halen hayatta olan tek Türk.
*Rusya’da yaşadığını sanan ya da Rusya Uzmanı olduğunu düşünen bir çok insan (bunlar akademisyen,yazar,öğrenci, işadamı vb. olabilirler ayrıca başka milletlerden de olabilirler) bana hep sığ ve yüzeysel gelmiştir. Hiç biri yaşadığım duyguları Hakan Aksay gibi anlatamamıştır.
*Kuşkusuz Nazım Hikmet de gerçek anlamda Sovyetler’de yaşadı ve öldü.
Tags: ataol behramoğlu, darbe, hakan aksay, ilber ortaylı, moskova, puşkin, rutam, sovyetler
-
29Dec
Adı dergi olsa da tadı kitap gibi…
Doyurucu bir edebiyat dergisi olan Yeniyazı’nın 4. sayısında benim Rusçadan çevirisini yaptığım bir Voznesenski şiiri bulacaksınız. Rus edebiyatı ile ilgili olarak şiir çevirilerimi ve kitap tanıtımlarımı Yeniyazı’da ilerleyen zamanlarda da bulabilme olasılığınız olacak.
Yeniyazı’nın 4. sayısında başka neler var ?
Ece Ayhan’ın daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış iki adet mektubu var! Ve Ece Ayhan’la olan dostluğunu ‘sıkı’ bir metinle anlatan Ülkü Başsoy var.
“Çerçeve” bölümünde Fatih Özgüven’le yapılmış kapsamlı bir söyleşi ve onu takip eden Ümit Ünal, Emre Ayvaz, Yeşim Tabak ve Fulya Çimen’in Fatih Özgüven üzerine yazdıkları metinleri var.
“Atölye”de böcek var: Nurdan Gürbilek, Gonca Özmen, Gökhan Arslan, Tuncay Altınkaya, Mehmet Siyah Kalem ve Sancar Dalman “böcek” üzerine kalem oynattılar.
Şiir:
Cahit Koytak, Hüseyin Peker, Hüseyin Alemdar, A. A. Voznesenski [Galip Gerçek], Ernst Stadler [Danyal Nacarlı], Hüseyin Köse, Serkan Türk, Halil İbrahim Özbay, Hüseyin KaptanoğluÖykü:
Yavuz EkinciDeneme – Eleştiri:
Erkan Irmak, Adnan Algın, Ülkü BaşsoyVe Her Sayı:
Hüseyin Peker şiir ortamımıza dair tespitlerde bulunuyor.
Hüseyin Alemdar, 2009’un dökümünü yapıyor: Öne çıkan genç şairler, şiir kitaplar vb.Yeniyazı Dergisini Nerede bulacaksınız ?
İSTANBUL:
Beyoğlu: Mephisto, Simurg, Robinson Crusoe, Tünel Büfe, Pandora, Semerkand
Kadıköy: Seyhan Kitabevi, Mephisto
Üsküdar: İskele Büfe
Cağaloğlu: İz Yayıncılık
Boğaziçi Üniversitesi Güney KampusANKARA:
Turhan Kitabevi
İmge Kitabevi
Akçağ KitabeviTRABZON:
Nokta Kitabevi
Fanzin KitabeviİZMİR:
Pan Kitabevi
Yakın Kitabevi
İletişim Kitabevi
Arma KitabeviESKİŞEHİR:
Ada Kitabevi
İtalik Kitabevi
İnsancıl KitabeviSAKARYA:
IXIR KitabeviKAYSERİ:
Akabe Kitabevi
Bilge KitabeviAYDIN:
Fatih KitabeviBURSA:
Gaye KitabeviANTALYA:
ELTMALATYA:
Fidan Kitabevi
Kitap DünyasıBATMAN:
Bilge KitabeviDİYARBAKIR:
Avesta KitabeviSİVAS:
Özlem Kitabevi
Beyoğlu KitabeviADANA
Alfabe Kitabeviİnternet satış:
www.imge.com.tr
www.pandora.com.trTags: çeviri, dergi, edebiyat, rus edebiyatı, şiir, voznesenski, yeniyazı
-
05Dec

Milli Strateji Oyunu
Üniversiteye ilk başladığım yıl bir karar vermem gerekiyordu, istemediğim bir bölümde ve üniversitede eğitimime başlıyordum ve yalnız değildim, çünkü Türkiye’de birçok kişi ideallerini gerçekleştirememiş ve gerçekleştiremeyeceklerdi… sevmedikleri bir bölüm ve daha sonra istemedikleri işlerde çalışacaklardı…
Peki çözüm var mıydı ?
Öncelikle cevaplanması gereken sorular vardı, İlerde mutlu olmak ve ideallere yakın bir hayat ve iş için ne yapmak gerekiyordu ? O an aklıma Dünya’yı gezmek değişik diller ve kültürleri öğrenmek ve bu hayat tarzına dayalı bir iş yapma fikri doğdu, uygun meslek ne idi peki ? Dış Ticaret !
Bu yolda yapılması gerekenler basitti dil öğrenmek ! Anasınıfından beri özel okullarda okuduğum için İngilizceyi öğrenmeye erken yaşlarda başlamıştım ancak sadece ben iyi ingilizce bilmiyordum.. benimle aynı koşullarda olan herkes ingilizce biliyordu.. Peki onlar hangi dilleri bilmiyorlardı ? İspanyolca,İtalyanca,Almanca,Fransızca … bu dilleri bilmek elbette ki bir artı idi ama ağırlığı neydi bana ne kazandıracaktı… Hangi dilleri öğrenmek gerekliydi ve ben hangi dilleri öğrenmek istiyordum ? Cevap veriyorum : Japonca ve Rusça şanslıydım ve aileden gelen bir yeteneğe sahiptim, şansım geleneği bozmayarak Özel bir Üniversiteye girmiştim ve imkanları oldukça çoktu aileden gelen bir yeteneğe sahiptim çünkü Annem’de yabancı dil öğretmeniydi, ve ailemde Dedem,Ananem,Babam ve elbette ki Annemde yabancı dil bilen,yetenekli kişilerdi. Dört yıl boyunca üniversitede bu iki dile yoğunluk verdim, çünkü ileride bu iki ülkeye gidip iş yapacaktım…
Üniversite bitince Dış ticaret ile ilgili çalışmaya ve aynı anda Dış Ticaret Vakfının uzmanlık eğitimlerine katıldım. Orada gelen eğitmenlerden biri benim düşünce vizyonuma çok yakındı, birçok insanın algılamakta sıkıntı çektiği ve göremediği fırsatları uzun süre sadece benim görebildiğimi zannetmiştim, ancak bu hoca diğer bir çok kişiden çok farklı bir vizyona ve bakış açısına sahipti, fikirlerimi kendisine açtığım zaman ilk defa tam olarak anlaşıldığımı fark ettim. Bu kişi Aydın Sezer üstatdı. Değerli hocamın yaşamı, kariyer yolları ve kişisel duruşunu kendime örnek olarak aldım,alıyorum ve alacağım. Kişisel blogunda ki yazıları o kadar lezzetli ve doyurucu ki hiç kimsenin mahrum kalmaması gerekir ve size tavsiyem Aydın Sezer’in ilk yazısından itibaren sindire sindire bütün yazılarını okumanızdır.
Aydın Sezer’in Kişisel yorum sitesi : http://aydinsezer.com/
Aydın Sezer Kimdir ? Yanıt için : http://www.bcdtr.com/Danismanlarimiz_Aydin_sezer.html
Peki başlık ile bu konuların ne ilgisi var diyenler için devam edelim, denklemimize…
Moskova – Ankara > 0 ve ya Moskova – Ankara < 0 ya da Moskova – Ankara = 0
karşılaştırmaları yapanlar denklemi doğru kurgulayamamışlardır ! Doğru denklem ve yanıtı ise Moskova +Ankara = (Dünya/2)
Tags: ankara, aydın sezer, moskova
-
16Nov
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var, masrafsız hiç bir şekilde yurtdışına para yollayamazsınız başlık sizin dikkatinizi çekmek içindi. O zaman en az masraf ile ve hangi metodlar ile yurtdışına para yollayabiliriz ve alabiliriz bunu incelemekte fayda var.En hızlı ve Pahalı metodlardan biri Western Unioun ve Moneygram bunlardan en yaygın olanı ise Western Unioun’dır.
Western Unioun Nedir ?
Birkaç dakika içinde para transfer edebileceğiniz ve alabileceğiniz hızlı, güvenli ve yaygın bir para transfer sistemidir. Bu sistemi kullanmak için banka hesabı açtırmanıza gerek yoktur. Yurtdışında Pasaportunuzla ve Size para Gönderen kişinin bilgilerini yazarak paranızı belli komisyon oranları ile alabilirsiniz.
$1000 – $1500 gönderildiği zaman $78 komisyon alınmaktadır.
Moneygram‘da ise bu oran $1000 – $1200 gönderildiği zaman $60; $1200.01 – $1500 aralığında ise $70 alınmaktadır.
Bir başka yöntem ise ATM cihazlarını kullanarak para çekmektir. Türkiye’de ki vadesiz TL hesabınızdan maestro ve ya visa electron bankamatik kartınızla Moskova’da ki ATM’lerden para çekebilirsiniz.
Ancak burdada her çekişinizde bazı bankalar kafalarına göre bazı oranlarda para kesmektedirler. Ayrıca Türkiye’de bulunan TL hesabınızdan yurtdışında para çektiğiniz zaman önce para dolar’a dönüşür daha sonrada Ruble’ye dönüşecektir. Arada arbitraj ve bankaların kafaya göre kestikleri komisyonlarla genelde evdeki hesap bankaya uymaz ve siz beklediğinizden çok daha düşük paralar çekersiniz. Bu yöntemde sadece acil durumlarda kullanılabilir.
Tüm bu yöntemlere göre ise göreceli olarak en doğru yöntem özellikle yüksek meblalarda $10,000 ve üstü gibi … İsme Havale yöntemi kullanılabilir. Örnek vermek gerekirse Türkiye’de Ziraat Bankasında hesabınız vardır ve Moskova’ya para göndermek istiyorsunuz ya da Moskova’da bulunuyorsunuz ve para almak istiyorsunuz Ziraat Bankasının Moskova’da da şubesi bulunmaktadır, Alıcının Moskova’da Ziraat Bankasında hesabı olmasına gerek yoktur. İsme Havale yöntemiyle uygun masraf oranlarıyla para göndermeniz mümkündür. En doğru sayısal bilgiyi banka’da ki görevliden almak mümkündür.
Komisyonsuz bir yöntem yok demiştik ancak aslında böyle bir yöntemde mevcut, tanıdıklarınızdan parayı elden alma yöntemiyle alırsanız komisyon ödememiş olursunuz.
Tags: atm, dolar, electron, euro, havale, isme, komisyon, maestro, masraf, moneygram, moskova, oran, para, ruble, transfer, virman, visa, western unioun



Son Yorumlar