• 09Jun

    Uzun zaman olmuş yazmayalı söylencek çok şey anlatacak yığınla konu var. Zamanı yönetmek ise güç… Hadi biraz bugünden bahsedelim sonra da Moskova’ya Elveda demek hakkında biraz atıp tutalım !

    Bugün aslında dün bilgisayarım bozuldu mediamarkt’dan almıştım. Umutlu bir şekilde herşeyi denememe rağmen makina çöktü ve umutsuz bir şekilde bugün mediamarkt’ın servisine götürdüm. 2-3 saat bekledim ve makinamı eski haline getirdiler şaşırdım doğrusu Yevgeniy adlı eski tüfek bir amca baya uğraştı kendisine teşekkürü bir borç biliyorum. Rusya’da şaşırtıcı şeyler bunlar insanların sizin problemlerinizi çözmesi ve canla başla uğraşması. Neyse bu tip konuları önce ki yazılarda ve ilerde ki lerdede bahsederim.

    Ancak Bugün bir elveda günü Moskova’ya bir elveda ! Oda arkadaşım Fırat Çetin’in Moskova’ya elvedası. Yarın ilk uçakla vatana dönüyor,sınavlarını verdi ve büyük hasret çektiği sevdiklerine kavuşmak için geri sayımlarda. Bavullar toplandı dostlarla vedalaşmalar devam ediyor.

    Fırat’ı tanımak büyük bir şanstı onu tanıtmak ise bana düşen bir zaruriyet. Nedeni ise burda bulunan bir çok Türk öğrenciden farklı olması. Farklar ne idi ? Öncelikle buraya gelen Türk öğrencileri 3 gruba ayırmak gerekli. Üniversite eğitimi lisans için burda bulunanlar, dostlarım bana darılmasın ancak ilk gruba giren arkadaşlar genelde Türkiye’de hatrı sayılır okullara giremeyip mecburiyetten ve ilerde ki iş yaşamı için gelenler. Yani şunu demek istiyorum Boğaziçini kazanıpta yok ben Rusya’da okuyacağım diyen yok. ikinci grubu maceraperest yüksek lisans sevdalıları oluşturuyor, bunlarda oldukça az… üçüncü grup ise sadece dil öğreneye gelen arkadaşlar. Bunlar kısmen diğer arakdaşlara göre daha sosyal ve daha rahat bir grubu oluşturuyor bunlarıda maceraperest olarak adlandırmak mümkün. Fırat kısmen üçüncü gruba giriyordu yani resmi açıdan sadece dil öğrenmeye gelen bir arkadaştı. Ancak maceraperst değildi. Maceraperestten kastım yanlış anlaşılma olmasın kendi isteğiyle herhangi bir zorunluluk olmadan tamamen kişisel tercihlerle burda olmaları…

    Burda Fırat’ın kişiliğini ve özelliklerini çok yakından gören biri olarak (10 m2 bir odada 8 ay başbaşa) anlatmamın sebebi bir çok kişiden ayrılması ve bir çok insana örnek olacak mantık yapısının bazı konularda başarının anahtarının ne olduğunu bize sunması…

    Fırat biraz mecburiyetten çokda fazla istemeyerek burda bulunmaktaydı, sebebi ise Babasının Türkiye’nin sayılı Rusça - Türkçe mütercim tercümanlarından birisi olması idi. Aslen Bulgaristan göçmeni olan bir aileden gelen Fırat Bursa’da doğdu ve üniversiteyi de Bursa’da bitirdi. Tek çocuktu, ailesinden daha önce hiç ayrılmamıştı, 23 yaşında Üniversite’yi bitirir bitirmez Moskova’ya geldi. Gelmesinin tek sebebi babasının işlerini devam ettirmek ve kurulu ve oturmuş bir sisteme dahil olmaktı. Mantıklı bir karardı, daha önce hiç rusça öğrenmemişti. Şimdi buraya kadar herşey normaldi ancak diğer insanlarla karşılaştırdığımızda bazı farkları görmüş olacağız! Nedir bu farklar ? Birincisi belirtmiş olduğum tüm kategorilerde ki insalar bir şekilde buraya isteyerek gelmişlerdi. Fırat onlar kadar istekli değildi. Ne Moskova’nın kültürel zenginliği ne de şehvetli kızları onu diğerleri kadar etkilemiyordu. Hiç bitmeyen gece hayatı ise onun için insanları seyredip gülmek ve uykusuz kalmaktı içki ilede arası sosyal bir içiçi seviyesi diyemiyeğim kadar azdı. Ve en önemlisi Fırat’ın uzun zamandır süren düzgün bir ilişkisi vardı Türkiye’de… Hala Fırat’ın buraya gelen istekli maceraperestlerden tam farkını bahsetmedim. Buraya gelen istekli maceraperestler Rus kültürüne,ticaret hacmine,gece hayatına,yaşam tarzına hayranlık besleyenlerdi… Fırat çok çalışkan saatlerini derslere veren hayatı ders olan biride değildi. Ancak burda kimsenin yapamadığı bir şeyi başardı herkesten daha iyi Rusca’yı öğrenmeyi çokda fazla çalışmadan gerçekleştirdi. Aslında Fırat’ı anlatırken bazı yanlış anlaşılmalar olmasın asosyal bir insanda değildi. Macereperverlerle gecede dışarı çıkıyor Yurtda poker partilerinede katılıyor Yunanlı arkadaşlarıyla gezipte tozuyordu, Rus arkadaşlarıylada çeşitli entellektuel sohbetlerede katılıyordu, arası her yaş ve sosyal seviyeden insanla iyi idi. Sosyal zekası oldukça yüksek bir insandı. Kötü huyları yok muydu ? Elbette vardı mesela sabah 5′e kadar oturur sonra yatardı sabah 9:00 da kalkar okula gider, okuldan gelincede saatlerce uyur sonra 21:00 gibi kalkar gene sabahı ederdi. Çok uyumak ve sabahlara kadar oturmak kötü huy ise buydu. Hafta sonlarıda güzel uyurdu ve birde çok horlardı.

    Fırat’ı tanıdığım ilk günden beri beni şaşırtan geçimkar ve alttan alan yönü ile ilgili bir başka örneği sizlerle paylaşmak ise boynumun borcu… Fırat ile ben Moskova’da ilk defa tanıştık daha önceden birbirimizi tanımışlığımız yoktu. Ancak buraya birlikte gelen üniversite arkadaşları veya dostlarda vardı. Onlarda tek odada birlikte kalıyorlardı birbirlerini yıllarca tanıyorlardı ve yurt dışında birlikte yaşamaya karar vermişlerdi, fakat bu insanlar malasef zaman içersinde ya odalarını ayırdı ya da aralarına belli mesafeler koydular bazı soğukluklar girdi. Biz ise iki birbirinden habersiz adam arasında ne kırıcı bir davranış ne de bir ses yükseltme ya da ufak bir gerginlik olmadı. Mecburda değildik birlikte yaşamaya ama ne o ne de ben ayrılmakta istemedik. İşte bu Fırat’ın hikayesiydi, buraya belli amaçlarla gelip başarıya ulaşan yegane örnek.. Ağustos ayındada Vatani hizmetini gerçekleştirecek memetçik olacak bir dost…

    Sizde buraya gelecekseniz ister mecburi olarak ya da maceraperest olarak size kendisini örnek almanızı tavsiye ederim.

    Kendisine böyle bir Elveda yazısı ile teşekkür etmeyi uygun gördüm. Siz değerli zatlarda faydalansın istedim.

    Tags: ,

  • 28Apr

    Suat Taşpınar’ın sizler için yazdığı bir kitabı burda paylaşımınıza ve dikkatinize sunmak istiyorum.

    Öncelikle Suat Taşpınar’ı kısaca tanımak gerekirse Radikal Gazetesinde Rusya ile ilgili hayata dair yazılar yazan biri tanımı yüzeysel olarak uygun olabilir….

    Kitapta Rusya’da başarısız olmak isteyen Anadolu kaplanları ve Şark uyanığı Türkler için işte Altın Kurallar…

    Rusya’yı ve Rusları küçümseyin!

    “Kim ki bunlar? Batak ülkenin gariban vatandaşları! Hala tuvalet kağıdı yerine gazete kullanıyorlar.Zaten kadınlarının çoğu Nataşa, erkeklerinin hepsi ayyaş. Hepsi sözde
    üniversite okumuş ama kaç yazar! Üç dolar verdin mi hepsi emir erin olur.

    Gereksiz masraflardan itinayla kaçının!

    Hayatta başarısız olmanın önemli sırlarından biri de ‘küçük hesapçı’ olmaktır. Kendi işinizi kendiniz halledin. Taksiye binince otelin adını söyleyin yeter. Ya da
    İzmailova pazarına gidecekseniz, önce İzmailova deyin, gerisini eliniz, kolunuz, nefesiniz yettiğince
    anlatın.
    Şirket mi kuracaksınız? İşi en ucuza yapan kimse ona gidin. Birkaç haftalık iş birkaç ayda bile
    bitmiyor mu? Kuruldu denilen şirketin esamesi bile okunmuyor mu? Ya da “Hazır şirket satın alalım,
    iş daha çabuk bitsin” denilip size borçlu bir şirket mi yamanmış? Ne gam.

    Rusça Öğrenmeyin…

    Her zaman, her yerde Türkçe konuşun. Gerçi Türkçeyi de en
    fazla 300 kelimeyle konuşuyoruz ama ziyan yok…

    Gerekmedikçe evden dışarı çıkmayın, ya da barlarda sabahlayın!

    Ruslardan uzak durun. Kadınlar hariç!

    Rus halkıyla olan ilişkilerini sadece kadınlarla sınırla….

    Kitapda başarısız olmak için daha çok detay bulacaksınız….

    PDF dosyasına aşağıda ki bağlantıyı tıklayarak ulaşabilirsiniz !

    Rusya’da Başarısız Olmanın Yolları

    Kitabı satın almak isteyenler ise Türkiye’den www.ideefixe.com üzerinden satın alabilirler…

    Tags: , , ,

  • 19Apr

    20 Nisan Rusya’da yaşayan yabancılar için önemli bir gün. Bunun sebebi ise Hitleri’in doğum günü olması her yıl Rusya’da yaşayan yabancılar bugünü evlerinde oturarak,işe ve okula gitmeyerek kutlamaktadırlar.

    20 Nisan tarihi Rus dazlakları veya rus neo nazileri için ya da burda ki adı ile skinheadler tarafından sokaklarda yabancıları buldukları yerde öldürmek ve çeşitli gösteriler ile olaylara sebebiyet vererek kutlanır.

    Burda ki insanlarında cevap veremediği bir soru sizinde aklınıza gelmiştir. Rusyadan naziler nasıl çıkar ? Sosyologların cevap bulması gereken bir soru…

  • 25Mar

    Mütevazilik bir erdemdir ! Ancak bazı konularda örnek olarak Dünya Çapında o konu hakkında hem teorik hemde pratikte yaşanmışlık deneyimlerine ve bilgilerine sahipseniz ayrıca bu konuları sizin kadar bilen çok az kişi varsa mütevazi olmak erdem olmaktan çıkar…

    Ben iki konuda mütevazi olamayacağım birincisi uluslararası bankacılık sistemi ikincisi ise Rusya’da Sağlık Sistemi, Hastaneler, poliklinikler ve Özel Sigorta Sistemi. Bu iki konudada çok acı deneyimlerim oldu.

    Uluslararası bankacılık ile ilgili yani yurt dışında para transfer sistemleri ATM kullanımları Türkiye’de ki hesaplara ulaşma konularına bir başka yazımda çok detaylı bir şekilde sizlerle paylaşacağım.

    Bu yazının konusu burda yaşayan ve yaşamayı düşünen herkesin en büyük korkusu olan sağlık.

    14 Mart 2009 tarihinde Ambulans ile acile kaldırıldım. 7 gün yani bir hafta boyunca hastanede müşade altında tutuldum.

    Olaylar nasıl gelişti ?

    27 Şubat günü burda ki arkadaşlarla doğum günümü kutladık, ancak sırtımda bir kaç gündür çektiğim bir ağrı vardı çok fazla önemsemiyordum biraz incelediğimde sivilce gibi bir şey olduğunu düşünmüştüm, ama hergeçen gün büyüyor ve ağrısı artıyordu bu ağrı bir hafta içinde öyle bir hal aldı ki kalbime ve koluma vurmaya başladı. Ailem doktora gitmemi söylüyordu arkadaşlarımda öyle ancak ben burada ki sağlık sistemine güvenemediğim için gitmemek için yaklaşık 3 hafta kadar direndim. Bu süre zarfında ağrılar sürekli artıyor kalbim sıkışıyor kolumu hareket edemeyecek hal alıyordu. Acıya dayanıklı ve sabırlı biri olduğum için idare ediyordum. Tabi bu süre zarfında ben fark edemediğim şeyler vardı örneğin ateşim 38 derece imiş ve kan zehirlenmesi olmuşum yani sepsis. Kalbim sıkışıyor kolum uyuşuyor ateşim 38 derece ve ben bu hal ile sınavlara ve derslere giriyordum. Bu halde iken bir kaç sınavdan avam bir tabirle 100 çakmış olmak beni bile şaşırtmıştır.

    Bu durum ta ki acılar ve kalbimin ağrısı dayanılmayacak boyutlara ulaşıncaya kadar sürdü. Yani 14 mart 2009 tarihine kadar.

    14 mart Cuma’ya denk geliyordu, sabah oda arkadaşım Fırat ile okulda ki polikliniğe gittik. Doktor ve Hemşire sırtımda ki şişliği görünce çığlık atıp bağırmaya başladılar. Durumun vahamiyetini hala kavrayamamıştım. Beni hemen yan tarafta ki ameliyathaneye aldılar çok telaşlı bir haldelerdi sürekli sorular soruyorlar ve panik halinde ordan oraya koşuşturuyorlardı. Bende durumum çok mu ciddi diye sordum Evet tabi ki çok ciddi dediler. Neyse sırtımda ki şişlik tıp dilinde furunculus olarak adlandırılan Anadoluda çıban denen deri altı iltihabının en ileri safhası olan bir hal almış ve kan zehirlenmesi ve sonrası ölümle biten bu rahatsızlık tarihte Mısır fatihi Yavuz Sultan Selim’i bu Dünya’dan koparmıştı. Bende kan zehirlenmesi aşamasında idim son aşamaya ulaşamamıştım.

    Poliklinikte doktor yarım litre cerahat çıkartığını durumumun çok ciddi olduğunu ve acile kaldırılmam gerektiğini söyledi. Ben biraz şaşırdım doğrusu korktum diyemem çünkü artık korkacak birşey yoktu herşey yaşanmıştı. Ambulans geldi ve Ağır hastaların kaldırıldığı 64 nolu hastaneye kaldırıldım. Ve evet en büyük korkum gerçekleşmişti Moskova’da devlet hastanesindeydim artık korkmuyordum…

    Hastane Tiyatro gibiydi yaşadıklarım ise film uzun uzadıya anlatamam ancak size bilgi vermesi açısından bazı cümlelerle durumu ve gözlemlerimi özetlemeye çalışayım….

    Hemşireler hastalara özellikle yaşlılara çok kötü davranıyor… (Bağırıp çağırma,itip kakalama,aşağılama,dalga geçme)

    Bir doktor hasta altına işediği ve gizlice sigara içtiği için hastayı dövdü.

    Cerrahi bölümünde bir çok insanın kolu bacağı ve çeşitli uzuvları kesilmiş ve aciz durumdaydı buna rağmen yakınları ya hiç uğramıyor ya da haftada en fazla 1 kez 1 saat kadar ziyaretlerine geliyordu ki buda oldukça nadirdi. Kısacası Cem Yılmaz’ın dalga geçtiği ve sizinde güldüğünüz refakatçi olayı burda yok(Ben pek gülemiyorum artık) her hasta tek başına hangi durumda olursa olsun hemşireler veya hasta bakıcılarda yardım etmiyor.

    Klasik bir hastane kokusu vardır hani hatırladınız dimi işte o koku Rusya’da hastanelerde yok ! (Ne dediğimi anlamayanlar için bkz: “Hijyen” ve “Anti-septik”)

    Doktorlar ve Hemşireler arasında disiplin yok ! Bir olay üzerine bunu yanımda kalan Rus hasta bana söyledi.

    Hastaların yaralarına ameliyat sonrası çok ilkel koşullarda ve yetersiz bir şekilde pansuman yapılıyor.(Ben tıp konusunda herhangi bir eğitim almadım ve daha öncede hastanede hiç kalmamıştım o yüzden bu tespitim yanlış olabilir.)

    Ağır bir ameliyat geçirdikten sonra odaya getirlen ve yaraları açık çırılçıplak bir şekilde yatakta yatarken hastanın üzerinde perdeyi değiştirdiler matkaplarla duvarı deliyorlardı…(Uğur Dündar görse kalp krizi geçirirdi sanırım…)

    Yemekler için tek bir şey söyleyebilirim Ruslar bile yerken kusuyorlardı. Hatta bir tanesi benim yemeğimin üzerine kustu…

    Ben kendimi kısacası Hostel filminin setinde felan gibi hisettim. Bazende Rus hapisanelerinin nasıl olabileceğini azda olsa hisettim. Hastaların bir çoğunda hapisane dövmeleri vardı. Bu arada 2 tane de skinhead vardı. Onlarda benle sohbet etti. Sohbet hakkında rahatsız edici olduğunu söylemem yeterli olur sanırım.

    Tüm bu olumsuzluklara rağmen bana çok iyi davrandıklarınıda söyleyebilirim. İyi bir şekilde ilgilendiler, herkesin bana karşı saygısı vardı diyebilirim. Daha önce hastanede kalmadığımı söylemiştim ancak Kars’ta vatani görevimi yaparken bronjit olduğum için 5 gün kadar revirde kalmıştım. Hayatımda ilk defa serum ile tanışmamda orda olmuştur. Hastalığım bayrama denk geldiği için ilaç yoktu son gün ilaçlarım gelmişti. Moskova’da en azından ilaç vardı ve telefon kullanabiliyordum. Bu bakımdan bana durumum çok olumsuz gelmedi.

    Sizlere tavsiyem Dünya’nın neresinde olursanız olun herhangi bir sağlık sıkıntınızda en ivedi bir şekilde Doktora gitmeniz olacaktır.

    Özel Sağlık Sigortası

    Üniversiteye kayıt olurken yaklaşık 5600 rupleye sigorta yapmışlardı. Sigorta herşeyi karşıladı.

    Yanınızda bulunması gereken evraklar :

    Pasaport

    Sigorta Poliçesi ve Kartı

    İlginç bir kaç şey :

    Hastanede kalırken bir doktor geldi ve Türk olup olmadığımı Rusça sordu, Bende Türk olduğumu söyledim Benle türkçe konuşarak durumumu anlattı, kendisi Özbekmiş ve Türkiye’de bulunmuş. Röntgenimi çekmişlerdi nasıl olduğunu sordum iyi olduğunu söyledi absenin daha derinlere gittiğinden şüphelenmişler böyle bir durumda kolumun kesilmesi söz konusu olabileceğinden bahsetti.Bende beni neden cerahide tuttuklarını merak etmiştim o anda anladım…. Kısacası bir kaç gün daha geç kalsam sol el ile yazma çalışmalarına başlıyor olacaktım…

    Bir çok kişi hem Türkiye’den hem burdan telefon ile aradılar ziyaretime geldiler. Su getirdiler,temiz çamaşır getirdiler çikolata getirdiler bigmac getirdiler… Fırat,Deniz,Okan,Mücahit ve diğerleri sağolun çocuklar

    Rusya’da doktorlar ortalama olarak 12.000 ruple para alıyorlar (yaklaşık 600 TL). Öğretmenlerden sonra en düşük maaşa sahip olan bir kesim.

    Rus tıbbının bir mucizesi olarak ben hala burdayım !

    Moskova’da Türk polikliniğide mevcut ve Rusya’da eğitim görmüş Türk doktorlar var. Telefondada Türkçe konuşuyorlar…

    Moskova Türk Polikliniği

    (495) 687 98 59

    Tags: , , , , , , ,

  • 09Mar

    2006 yılında bir istek üzerine hazırladığım JİRİNOVSKİ ile ilgili hiçbiryerde yayınlanmamış bu yazıyı günümüze uyarlıyarak burada dikkatlerinize sunmayı uygun gördüm…

    Jirinovski

    Jirinovski

    Jirinovski Kimdir ?

    En kısa açıklaması Rusya Fedarasyonu Alt Meclisi Duma’nın Başkan yardımcısı olan ve aşırı milliyetçi Rusya Liberal Demokrat Partisi’nin Başkanıdır.

    JİRİNOVSKİ’nin adı dahil olmak üzere herşey göründüğünden farklıdır. Gerçek ismi Vladimir Volfoviç Eidelshtein (Эйдельштейн). Soyadından rahatsız olan Vladimir Volfoviç soyadını daha Rus gibi gözüken Jirinovski olarak değiştiriyor. Peki neden? Nedeni ise yahudi olması.Gelişmekte olan dünyada, Sovyet Rusya’da ve şimdi ki Rusya’da yahudi olmak pek hoş karşılanmıyor(du). Vladimir Volfoviç her ne kadar yahudiliğini yıllarca red etsede özbe öz Polonya yahudisi bir aileden gelmektedir. Polonya yahudisi olan babası Volf Isakoviç Eidelshtein 1946 yılında Kazakistan’ın Alma-Ata şehrinde Sovyetlerde mecburi olan şark hizmetini yaparken Vladimir dünyaya gözlerini açar. Daha sonra Türkiye,Ukrayna gibi bir çok ülkenin persona non grata yani istenmeyen adam ilan edeceği gibi doğduğu Kazakistan’da onu persona non grata ilan edecektir, yıllar sonra doğduğu topraklara gitmek istesede gidemeyecektir. Ama önemi yoktur çünkü oralarda zaten bir bağlantısıda yoktur. Onun kökleri ne Kazakistan’da ne çok sevdiği ve her daim üstünlüğünü savunduğu Rusya’da nede başka bir yerdedir. Onun kökleri İsrail’dedir. Dünya’da ve Rusyada aşırı milliyetçi (ultra-nasyonalist) olarak tanınan anti-semitik(yahudi karşıtlığı) açıklamarıyla gündeme düşen bu büyük “rus milliyetçisi” ‘nin kökleri İsrail’in Tel Aviv şehrine bağlı olan Holon’dadır. 2006 yılının Haziran ayında kişisel olarak gittiği İsrail’de babasının mezarını ziyaret ederek ona olan vefa borcunu ödemeye çalışmıştır. Bir başka ilginç gerçek ise 24/12/1993 tarihli Jewish Chronicle (Londra Merkezli 164 yıldır yayın hayatını sürdüren yahudilerin en saygın ve en eski gazetesi) gazetesinde çıkan habere göre Jirinovski 1983 yılında İsrail’e vize başvurusunda bulunuyor ve iltica için izin alıyor.

    Jirinovski’nin şaşırtıcı yaşamı bununlada kalmıyor. Jirinovski’nin eğitim hayatıda çok ilginç. Moskova Devlet Üniversitesi’nde Türkoloji eğitimi alan Jirinovski bilinen en aktif Türk düşmanı. 1993 parti kongresinde “Başlarına böyle birşey gelsin istemem ama Türklerin hepsi dünyadan yok olsa dünya birşey kaybetmez.” açıklamasını yapıyor. Aynı zamanda Ukrayna ve Rusya arasında ki ilişkileri dahada germek için “KIRIM YA RUSYA’NIN YA DA TÜRKİYE’NİN OLMALI.” diyor. Ukrayna Rusya’dan uzaklaşmak istediği zaman onu Türkiye ile korkutmaya çalışan Jirinovski; benzer oyunu bu kez Gürcüler Rusya’nın egemenliğinden uzaklaşmaya çalıştıklarında da yapıyor ve şu veciz sözü sarf ediyor; “Bırakın Gürcüler Türklerin tanklarını ve çizmesini temizlesin.” İlginçtir ancak 2008 yılının yaz aylarında Gürcüler Rus tanklarıyla ve Rus Postallarıyla yakın temasa geçmiş ve Türklerin sattığı Cobra askeri araçlarıyla kendilerini savunmaya çalışmışlardır. Maalesef Türkler hakkında ki rahatsız edici sözleri bitmiyor.

    2003 yılında Dünya Ermenileri’nin 1. Kurultayı’na katılan Jirinovski çarpıcı açıklamalar yapıyor ve şöyle diyor, “Dünyada iki büyük lobi var Bunlar Ermeni ve Yahudi lobileridir. Yahudi lobisi Amerika’yı ele geçirdi. Amerika para istiyor, sizin de paranız var.” Hızını alamayan Jirinovski şöyle devam ediyor, “Türkiye topraklarının büyük bir bölümü tarihi Ermeni topraklarıdır. Türkiye Ağrı Dağı’nı Ermenilere geri vermelidir ve onun için tazminat ödemelidir. Türkiye’nin Ermenilere yüz milyarlarca dolar borcu var Türkiye’yi tamamen soyacağız. 15 yıl sonra Ağrı Dağı’nda Ermeni bayrağı asılacak” Bu ve bunun gibi çarpıcı açıklamalar artık Jirinovski’nin alışıla gelmiş popülist politikasını oluşturuyor.

    Türkiye’yi ilgilendiren bir başka dikkate değer olayda Rozerin kod adlı Ayfer Kaya’nın açıklamaları. Rozerin kod adlı Ayfer Kaya kimdir ? sorusuna cevap ise “PKK örgütünün Lideri olan Abdullah Öçalan’ın sevgilisidir.”(Ek bir bilgi olarak PKK Avrupa Birliği ve ABD tarafından bir Terör Örgütü olarak kabul edilmektedir. Ancak Rusya PKK’yı bir Terrör örgünü olarak kabul etmemektedir.) 14/10/2003 tarihinde Milliyet gazetesinde çıkan haberde Kaya şu itirafları yapıyor ; Öcalan’ı Moskova’da örgütün Rusya sorumlusu Mahir Welat, Mecit Mamoyan, Aziz Cewo, Vladimir Jirinovski ve bir KGB ekibinin konvoylarla karşıladığını, ilk hafta Jirinovski’nin evine, daha sonra yazlığına yerleştirildiğini söylüyor. Burada 20 gün kaldıklarını belirten Kaya, Jirinoviski’nin o günlerde Türkiye’ye gitmesinin kendilerinde rahatsızlık yarattığını vurgulayarak şu yorumu yapıyor:

    “Jirinovski, 5 günlük Türkiye gezisine çıktı. Sözde daha önceden yaptığı bazı yatırımları, 5 yıldır kendisine konulan Türkiye yasağının kalkması dolayısıyla kontrol etmeye gidiyordu. Jirinovski Türkiye’deyken gazeteler bulunduğumuz yerin adresini yazdı. Jirinovski, döner dönmez evinden ayrılmamız gerektiğini söyledi. Sonunda Öcalan apar topar Rusya Duma’sı Jeopolitik Komitesi Başkanı Aleksey Mitrofanov’un evine yerleşti. Jirinovski, Öcalan’ın yerinin telefon görüşmeleri sonucu deşifre olduğunu iddia ettiği için, Mitrofanov’un evinden telefon konuşmaları yasaklandı.”

    Her taşın altından Jirinovski çıkıyor…

    Jirinovski iyi derecede Türkçe anlayabilmektedir ve eski bir KGB ajanıdır. Yasaklı olmadığı zamanlarda Jirinovski soluğu Türkiye’de alır ve gene Türkçe konuşarak popilist açıklamalar yapar. 28/10/1998 tarihli Hürriyet Gazetesinde çıkan haberde Jirinovski türkçe olarak şöyle diyor; “Ne sağcıyım Ne solcu Futbolcuyum Futbolcu” Bu laf Aziz Nesin’in bir şiirinden alıntıdır. Burda Jirinovski’nin Türk edebiyatına olan ilgisini ve türkçe bilgisinide görmekteyiz. Aynı haberde “Sizin Demirel nasıl Türkiye’nin babasıysa, ben de Rusya’nın babasıyım.” Bakü Ceyhan boru hattı için ise, ‘‘Benim Cumhurbaşkanı olmamı bekleyin. Ben olamazsam tek bir damla bile alamazsınız. Yüzde 70 olacağım. Sizin sorunlarınızın tek bir anahtarı var. O da benim cebimde” diyerek, cebinden çıkartığı bir anahtarı gösteriyor. Basın toplantısını ise Kendi adını taşıyan vodkası ve parfümünü gazetecilere tanıtarak bitiriyor.

    Rusya’daki Seçimlerde Liberal Demokrat Partinin Durumu :

    Jirinovski; gene adıyla tezatlık örneği olan genel başkanı olduğu Rusya Liberal Demokrat Partisinin Rus milli meclisi olan Duma’da ve genel Rus kamuoyunda ki durumu ise şöyle: Birkaç istatistiksel bilgi vermek gerekirse; 1999 yılında gerçekleşen Duma Meclis seçimlerinde LDP %5,98 oy oranı ile toplam 450 sandalyeden 17’sini kazanıyor. 2000 yılına gelindiğinde Başkanlık seçimlerine katılan Jirinovski 2 milyon rus vatandaşının oyunu alarak %2,7 oy oranı ile Başkanlık seçimlerini kaybediyor, Başkanlık seçimini %52,94 ile Putin kazanıyor. 2003 yılında Duma seçimlerinde LDP 6,9 milyon Rus vatandaşının oyunu alarak %11,7 ile üçüncü parti oluyor. Aynı seçimlerde %12,8 oy alan Kominist Parti ikinci , birinci ise %38 oy oranı ile Putin’in partisi Birleşik Rusya. 2008 Başkanlık Seçimlerinde ise yaklaşık 7 milyon rus vatandaşının oyunu alan Jirinovski %9.48 ile tekrar 3. olarak Bronz Madalyayı kucaklıyor.

    Bu tabloya bakıldığı zaman şu an Rusya’nın üçüncü büyük partisi olan ve Rusya’nın 3. Büyük Politikacısı olarak Jirinovski ve liderliğinde ki LDPR’yi görmekteyiz…

    Jirinovski’nin Politika Anlayışı :

    Rusya’nın köklü gazetelerinden İzvestia’ya verdiği demeçte Adolf Hitler’in Nasyonal Sosyalist anlayışını övüyor. Çarlık Rusya’sı zamanında 1876 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne işe yaramadığı düşüncesiyle 7.200.000 Dolara satılan Alaska’yı geri almayı savunuyor. Japonya ile anlaşmazlıklarda çözümü Japonya’ya nükleer füze yollamak olduğunu belirtiyor. Almanya’yı ise nükleer atıklarla boğmak gerektiğini söylüyor. Benzer şekilde Çeçen direnişini kırmanın çok kolay olduğunu oraya Atom bombası atılması gerektiğini savunuyor. Son olarak eski KGB ajanı olan muhalif Alexander Litvinenko’nun zehirlenerek 23 Kasım 2006′da ki ölümünün ardından vatan hainlerinin herhangi bir yolla imha edilmesi gerektiğini vurguluyor.

    Jirinovski söylemleriyle,kişiliğiyle, kökenleriyle ilgi çekici bir insan. Onun her söylediği laf bir değil bir kaç kez düşünülesi öneme sahiptir. Hiç kuşku yok ki arkasında ki güçler onun böyle hareket etmesini bu sözleri sarf etmesini istiyor ve bu onu dünya gündeminde ki görsel piyonlardan en renkli simayı oluşturmasını sağlıyor.

    Türkiye, Avrupa Birliği ve Fetullah Gülen Hakkında ki görüşlerini Türkçe olarak anlatan Jirinovski için aşağıda ki videoyu inceleyebilirsiniz.

    KAYNAKÇA:

    http://www.acs.brockport.edu/~dgusev/Russian/vzbio.html

    http://en.wikipedia.org/wiki/Elections_in_Russia

    http://www.grankin.ru/dosye/ru_bio266.htm

    http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/667745.stm

    http://www.ldpr.ru/

    http://en.wikipedia.org/wiki/Vladimir_Zhirinovsky

    http://www.peoples.ru/state/politics/zhirinovsky/

    http://www.rian.ru/spravka/20060425/46887389.html

    http://lenta.ru/news/2008/12/18/debate/

    Zhirinovsky: Russian Fascism and the Making of a Dictator : Vladimir Solovyov & Elena Klepikova

    Tags: , , ,

  • 28Feb

    Rus dili Dünya’nın en zor ikinci dili olarak kabul görmekte (*). Bunun başlıca sebebi ise oldukça detaylı bir dilbilgisi yapısına sahip olması gösterilmekte. Rus dilini öğrenen ve ya öğrenmeyi düşünenler için en büyük kolaylaştırıcı ise bazı gramer tabloları. Bu tablolar bizzat kendi tarafımdan hazırlanmış olup siz rus dili sevdalılarının kullanımına sunarım.

    Ayrıca Bonus olarakta bir adet Resimli Sözlük dikkatinize sunulmuştur.

    Kişi Adılları Tablosu

    İyelik Adılları Tablosu

    Resimli Rusça Sözlük (57 MB)

    İyi günlerde kullanın !

    (*) Birinci dil ise Çince olarak gösterilmektedir.

    Tags: , , , , , ,

  • 21Feb
    День защитника Отечества

    23 Şubat resmi olarak tatil bunun sebebi ise День Мужчин ve ya День защитника Отечества olarak adlandırılan yani resmi olarak Vatan muhafızları bayramı oluşu. Sovyet imparatorluğundan kalma bu günün tarihi ismi ise День Красной армии yani Kızıl Ordu Gün… Kısacası tarihi olarak askeri bir bayram olsada günümüzde popüler olarak Rusya’da Erkekler günü olarak kutlanmakta.

    Bir çok savaşta sağlıklı erkek nüfusunu kaybeden Rusya ve Sovyetler erkeklerinin kıymetini anladı. Hafif ve ağır iş demeden her işte kadınlarını istihdam etti. Halen bütün toplumu sırtlayan Rus kadınları tüm bunların üstüne ayrıca erkelerine teşekkürü bir borç bilerek bu bayramda onlara çiçek, küçük hediyeler ve iyi dileklerde bulunarak şükranlarını sunuyor. Ben bir kaç iyi dilek kartı şimdiden aldım. 23 şubatta dışarlarda gezerseniz bir kaç kızdan çiçek almanızda ihtimal dahilinde.

    С Днем защитника Отечества !

  • 11Feb
    Düğün Konvoyu

    Düğün Konvoyu

    İkinci Dönem başladı… Moskovaya geleli 5 gün oldu. 10 gün Aile sadeti ve arkadaşlarla Ankara’da güzel geçti. Ödevler ve kontrolnaya rapota (küçük ara sınavlar) şimdiden aldı başını gidiyor. Dolar ruble karşısında sürekli artış eğiliminde… Yurtlara zam gelmiş. Haftasonu Burada ki en büyük alış veriş merkezlerinden biri olan Mega’ya yatak,halı vb. şeyler için bakmaya gitmiştik. Odamıza en sonunda duvardan duvara halı döşedik. Birde üstüne Tost makinası aldık. Bu küçük ayrıntıların insanı mutlu edeceğini düşünmek çok gülünç olsada üzerimize bir mutluluk geldi. Tost makinasının büyük bir dost olduğunu geçte olsa öğrendik…

    Hava kapalı güneş pek göremedim, çokda soğuk değil gibi hava şimdilik…

    İlk dönem Üniversitenin ana girişinde bir kaç fotoğraf çekmiştim…. Bazı fotoğrafları yavaş yavaş yayınlamayı düşünüyorum işte ilk örnekler….

    Limo Hummer

    Limo Hummer

    Moskova Devlet Üniversitesi Avlusu

    Moskova Devlet Üniversitesi Avlusu

    Tags: , ,

  • 28Jan
    Çankaya

    Çankaya

    Cemal Süreya, Ankara’yı iyi kalpli bir üvey anaya benzetsede Ankara benim öz annemdir. Sadece benim doğduğum yer değil annemin ve babamında doğduğu yer Ankara olması dolayısıyla belki ananem bile olabilir çok emin değilim… Ankara benim için gri,küçük ve hayatın yavaş aktığı düzenin ve huzurun olduğu denizin olmadığı Tunalı,Bahçeli,Oran ve Eğmir’den ibaretti… Bazı açılardan Moskova’ya da benzediğini düşünürdüm Moskova’yı görmeden mesela ruhsuz büyük gri devlet binaları ile…. Ankara’yı hiç bu kadar özleyeceğimi fark edememişim ve Ankara gözüme hiç bu kadar güzelde gelmemişti… Belki 5 aydan sonra ilk defa güneş görmek insanı böyle etkiliyorda olabilir…

    Neyse zorlu ve uzun bir yolculuktan sonra salı sabah 04:30 gibi Ankara’ya ulaşabildim. Aslında bazı zamanlar yolculuk eğlencelide oldu… Uçağım 18:40 ‘da idi sheremetyevo havalimanı okula olukça uzak olduğu için trafiğin durumunuda tam bilmediğimden dolayı ve daha önce ki deneyimim 3 saat trafikte beklemekle geçtiği için biraz erken çıkmaya karar verdim.

    Daha önceden okulda rus bir arkadaş ile anlaşmıştık havalimanına 700 ruble gibi çok uygun bir fiyata götürecekti ancak sınavı olduğu için bu mümkün olamadı.  Geriye ise ya metro ve otobus ile havalimanına ucuz yollu bir şekilde gitmek vardı ya da taksiyle pazarlık edip en az 1500 ruble ile gitmek… Tabi yaklaşık 30 kilo yük ile metro ve otobüs çok akla yatkın gözükmemekte idi okulun önünde duran ilk taksiye yaklastım ve skolka sheremetyevo ? dedim tercüme etmeye çok gerek yok sanırım… Taksici burda herzaman yaşadığım şu soruyu sordu Türk müsün abi ? Evet dedim Taksicimiz Azeri çıktı ve yalvar yakar 1500 rubleye beni götürmeye razı oldu. Yolda ya seni rayonda bırakayım şöyle yapayım böyle yapayım felan diyordu ki valla dedim abi Terminal 2 yanarım yapma etme men bilmirem başa düşiir ? beli ? diyerekten 4. yabancı dilimiz olan azericemizi konuşturarak anlaştık. Hiç trafik yoktu havalimanına biraz erken geldim.

    Neyse saat ve zaman yavaşladı bekle bekle en sonunda check in işlemleri başladı… Havalimanında güvenlik çok sıkı ayakkabılarınıza kadar çıkartıp aranıyorsunuz ve değişik bir xray cihazına girip eller yukarı teslim ol duruşunda bulunup size check up yapıyor. Bu yetmiyormus gibi birde tekrar üstünüzü arıyorlar. Neyse bunuda atlattık sonra hayatımda gördüğüm en berbat ve moskova’nın içinden de pahalı olan duty free ile karşılaştım. Sonra gene bekle bekle ve işte aksiyon başladı uçakta yoğun bir Azeri yolcu vardı…

    Arkamda 2 Azeri abimiz ve bir de rus bayan arkadaşları vardı. Abilerimiz uçağa ilk bindikleri andan itibaren hostlardan ve hosteslerden  panik bir halde isteklerde bulunmaya başladılar. Kabin görevlileri Türkçe konuşuyor anlaşamıyorlar ingilizce konuşuyorlar anlaşamıyorlar ortalıkta bir heyecan fırtınası esiyor çünkü dört bir yanları heyecanlı ve istekli Azeri abilerimizle dolu… kimisi su istiyor, kimisi daha uçak uçmadan çakır çakır deyip duruyor. Kimisi telefonunu kapatmıyor kabin görevlileri hepsini çok güzel yönettiler ta ki yemek servisine kadar… Yemek servisinde Hostes chiken or pasta diyor azeri abiler abla menem başa düşmiir türçesi niçedir ? diyor Hostes Tavuk ve ya makarna hangisini istersiniz diyor ? Abilerimiz koyun koyun demeye başladı.. Yok efendim Tavuk veya makarna abilerimiz makaroni makaroni demeye başladı sonra efendim chiken tavuk ? koyun demeye başladılar yaklaşık 20 dk koyun koyun diyerek geçti ben artık dayanamadım gülmekten halim kalmadı kuritsa ili makaroni dedim azeri abilermize hostes abla bana çok bozuldu ingilizce olarak “please fasten your seat belts” dedi. Bende dediğini yaptım sonra Ne içilecek mevzusu geldi sahar sahar demeye başladılar hostes abla gene ne yapacağını şaşırdı… tutturdular sahar sahar o sahar muhabbetinede 10 dk dayanabildim gene atladım şeker istiyorlar dedim sonrasında hostes abla bana açıklama yapma ihtiyacı duydu ama ben ne içeceklerini sordum şeker içilmez ki ! dedi. Neyse sonra abiler çakır çakır demeye başladılar. Çakırda kırmızı şarap demekmiş sanırım bende uçakta öğrendim.

    İşte buda böyle bir anımdı. Ankara çok güzel kuşlar felan güneş aydınlık ve açık bir hava… dar ve bozuk yollar…

    Tags:

  • 21Jan

    Zorlu bir final haftası içersindeyim. Finaller bittikten sonra Kısada olsa Ankara’ya gideceğim. İşin açıkcası Türkiye’ye gitmek ile gitmemek arasında bir ikilem içersindeydim, çünkü gitmek kolay olsada dönmenin çok kolay olmayacağını düşünüyordum. Sevdiklerimize kavuşmak güzel ve mutlu olsada ayrılık hep acıdır. Ancak Annemin Babamın Ananemin ve Dedemin ısrarları ve özlemleri sonucu kısada olsa ülkeme ve sevdiklerime özlem giderme fırsatınıda geri tepemezdim. Burada hatrı sayılır bir süredir ülkeyi dışardan izliyordum. Şimdi içerden bakmak ilginç olacak gibi… Çünkü global ekonomik krizin vurduğu, siyasal çalkantılarla ve doğal gaz zammıyla soğuğa karşı direnen halkımı yakından görme fırsatım olacak. Türkiye’de beni Ailem ve uzun zamandır görmediğim arkadaşlarım bekliyor olacak. Rusya’da sokaklarda global krizden pek eser olmasada Türkiye’de nasıl olacağıda benim için ayrı bir merak konusu olacak. Bir sonraki yazımı Vatandan yazmak dileğiyle…

    Kısa bilgiler : Rusya’da öğrencilere Aeroflot hatrı sayılır seviyede indirim yapmakta bu indrimle THY’den daha ucuza İstanbula gitmek mümkün ancak Dünya’nın en çok kaza yapan havayolu şirketininde Aeroflot olduğunu akıldan çıkarmadan bu kararı verebilmekde başka bir önem arz etmekte.

    Ayrıca THY Moskova ofisinde sadece bir çalışan Türkçe bilmekte ve normal çalışma saati 17:00 yazsada 18:00 saatine kadar çalışmaktalar.

    Ayrıca Finallerden kalır not 2 buda %70 ‘ e takabul ediyor. Çan eğrisi veya curve gibi utanç verici şekilde eğitim kalitesini ve standartlarını düşürücü öğrenciyi bilmesede geçirmek gibi bir sistemde mevcut değil…

« Previous Entries   

Son Yorumlar

  • zamanında almanya çıkışlı karakan diye bir rap grubu vardı. ...
  • geçmiş olsun Galip-san......
  • Galip çok geçmiş olsun, Allah korumuş. kendine iyi bak (ki...
  • geçmiş olsun kardeşim.bu nasıl memleketmiş böyle....
  • çok geçmiş olsun kardeş. allah kimseyi yabancı memlekette ha...