• Çankaya

    Çankaya

    Cemal Süreya, Ankara’yı iyi kalpli bir üvey anaya benzetsede Ankara benim öz annemdir. Sadece benim doğduğum yer değil annemin ve babamında doğduğu yer Ankara olması dolayısıyla belki ananem bile olabilir çok emin değilim… Ankara benim için gri,küçük ve hayatın yavaş aktığı düzenin ve huzurun olduğu denizin olmadığı Tunalı,Bahçeli,Oran ve Eğmir’den ibaretti… Bazı açılardan Moskova’ya da benzediğini düşünürdüm Moskova’yı görmeden mesela ruhsuz büyük gri devlet binaları ile…. Ankara’yı hiç bu kadar özleyeceğimi fark edememişim ve Ankara gözüme hiç bu kadar güzelde gelmemişti… Belki 5 aydan sonra ilk defa güneş görmek insanı böyle etkiliyorda olabilir…

    Neyse zorlu ve uzun bir yolculuktan sonra salı sabah 04:30 gibi Ankara’ya ulaşabildim. Aslında bazı zamanlar yolculuk eğlencelide oldu… Uçağım 18:40 ‘da idi sheremetyevo havalimanı okula olukça uzak olduğu için trafiğin durumunuda tam bilmediğimden dolayı ve daha önce ki deneyimim 3 saat trafikte beklemekle geçtiği için biraz erken çıkmaya karar verdim.

    Daha önceden okulda rus bir arkadaş ile anlaşmıştık havalimanına 700 ruble gibi çok uygun bir fiyata götürecekti ancak sınavı olduğu için bu mümkün olamadı.  Geriye ise ya metro ve otobus ile havalimanına ucuz yollu bir şekilde gitmek vardı ya da taksiyle pazarlık edip en az 1500 ruble ile gitmek… Tabi yaklaşık 30 kilo yük ile metro ve otobüs çok akla yatkın gözükmemekte idi okulun önünde duran ilk taksiye yaklastım ve skolka sheremetyevo ? dedim tercüme etmeye çok gerek yok sanırım… Taksici burda herzaman yaşadığım şu soruyu sordu Türk müsün abi ? Evet dedim Taksicimiz Azeri çıktı ve yalvar yakar 1500 rubleye beni götürmeye razı oldu. Yolda ya seni rayonda bırakayım şöyle yapayım böyle yapayım felan diyordu ki valla dedim abi Terminal 2 yanarım yapma etme men bilmirem başa düşiir ? beli ? diyerekten 4. yabancı dilimiz olan azericemizi konuşturarak anlaştık. Hiç trafik yoktu havalimanına biraz erken geldim.

    Neyse saat ve zaman yavaşladı bekle bekle en sonunda check in işlemleri başladı… Havalimanında güvenlik çok sıkı ayakkabılarınıza kadar çıkartıp aranıyorsunuz ve değişik bir xray cihazına girip eller yukarı teslim ol duruşunda bulunup size check up yapıyor. Bu yetmiyormus gibi birde tekrar üstünüzü arıyorlar. Neyse bunuda atlattık sonra hayatımda gördüğüm en berbat ve moskova’nın içinden de pahalı olan duty free ile karşılaştım. Sonra gene bekle bekle ve işte aksiyon başladı uçakta yoğun bir Azeri yolcu vardı…

    Arkamda 2 Azeri abimiz ve bir de rus bayan arkadaşları vardı. Abilerimiz uçağa ilk bindikleri andan itibaren hostlardan ve hosteslerden  panik bir halde isteklerde bulunmaya başladılar. Kabin görevlileri Türkçe konuşuyor anlaşamıyorlar ingilizce konuşuyorlar anlaşamıyorlar ortalıkta bir heyecan fırtınası esiyor çünkü dört bir yanları heyecanlı ve istekli Azeri abilerimizle dolu… kimisi su istiyor, kimisi daha uçak uçmadan çakır çakır deyip duruyor. Kimisi telefonunu kapatmıyor kabin görevlileri hepsini çok güzel yönettiler ta ki yemek servisine kadar… Yemek servisinde Hostes chiken or pasta diyor azeri abiler abla menem başa düşmiir türçesi niçedir ? diyor Hostes Tavuk ve ya makarna hangisini istersiniz diyor ? Abilerimiz koyun koyun demeye başladı.. Yok efendim Tavuk veya makarna abilerimiz makaroni makaroni demeye başladı sonra efendim chiken tavuk ? koyun demeye başladılar yaklaşık 20 dk koyun koyun diyerek geçti ben artık dayanamadım gülmekten halim kalmadı kuritsa ili makaroni dedim azeri abilermize hostes abla bana çok bozuldu ingilizce olarak “please fasten your seat belts” dedi. Bende dediğini yaptım sonra Ne içilecek mevzusu geldi sahar sahar demeye başladılar hostes abla gene ne yapacağını şaşırdı… tutturdular sahar sahar o sahar muhabbetinede 10 dk dayanabildim gene atladım şeker istiyorlar dedim sonrasında hostes abla bana açıklama yapma ihtiyacı duydu ama ben ne içeceklerini sordum şeker içilmez ki ! dedi. Neyse sonra abiler çakır çakır demeye başladılar. Çakırda kırmızı şarap demekmiş sanırım bende uçakta öğrendim.

    İşte buda böyle bir anımdı. Ankara çok güzel kuşlar felan güneş aydınlık ve açık bir hava… dar ve bozuk yollar…

    Tags:

  • Zorlu bir final haftası içersindeyim. Finaller bittikten sonra Kısada olsa Ankara’ya gideceğim. İşin açıkcası Türkiye’ye gitmek ile gitmemek arasında bir ikilem içersindeydim, çünkü gitmek kolay olsada dönmenin çok kolay olmayacağını düşünüyordum. Sevdiklerimize kavuşmak güzel ve mutlu olsada ayrılık hep acıdır. Ancak Annemin Babamın Ananemin ve Dedemin ısrarları ve özlemleri sonucu kısada olsa ülkeme ve sevdiklerime özlem giderme fırsatınıda geri tepemezdim. Burada hatrı sayılır bir süredir ülkeyi dışardan izliyordum. Şimdi içerden bakmak ilginç olacak gibi… Çünkü global ekonomik krizin vurduğu, siyasal çalkantılarla ve doğal gaz zammıyla soğuğa karşı direnen halkımı yakından görme fırsatım olacak. Türkiye’de beni Ailem ve uzun zamandır görmediğim arkadaşlarım bekliyor olacak. Rusya’da sokaklarda global krizden pek eser olmasada Türkiye’de nasıl olacağıda benim için ayrı bir merak konusu olacak. Bir sonraki yazımı Vatandan yazmak dileğiyle…

    Kısa bilgiler : Rusya’da öğrencilere Aeroflot hatrı sayılır seviyede indirim yapmakta bu indrimle THY’den daha ucuza İstanbula gitmek mümkün ancak Dünya’nın en çok kaza yapan havayolu şirketininde Aeroflot olduğunu akıldan çıkarmadan bu kararı verebilmekde başka bir önem arz etmekte.

    Ayrıca THY Moskova ofisinde sadece bir çalışan Türkçe bilmekte ve normal çalışma saati 17:00 yazsada 18:00 saatine kadar çalışmaktalar.

    Ayrıca Finallerden kalır not 2 buda %70 ‘ e takabul ediyor. Çan eğrisi veya curve gibi utanç verici şekilde eğitim kalitesini ve standartlarını düşürücü öğrenciyi bilmesede geçirmek gibi bir sistemde mevcut değil…

   

Recent Comments

  • Dediğin doğru Türkiye ve Rusya bunu bir şekilde atlatır...
  • Güzel olmuş eline sağlık. Uranyum olayını da ekle.
  • Koltuklar bürosit gibi sanki!...
  • çok çok teşekkürler,çok yararlı kaynak,sözlük gerçe...
  • Merhaba Ruscaya yeni başladım ve sitenizde çok yararlı b...