• Uzun zaman olmuş yazmayalı söylencek çok şey anlatacak yığınla konu var. Zamanı yönetmek ise güç… Hadi biraz bugünden bahsedelim sonra da Moskova’ya Elveda demek hakkında biraz atıp tutalım !

    Bugün aslında dün bilgisayarım bozuldu mediamarkt’dan almıştım. Umutlu bir şekilde herşeyi denememe rağmen makina çöktü ve umutsuz bir şekilde bugün mediamarkt’ın servisine götürdüm. 2-3 saat bekledim ve makinamı eski haline getirdiler şaşırdım doğrusu Yevgeniy adlı eski tüfek bir amca baya uğraştı kendisine teşekkürü bir borç biliyorum. Rusya’da şaşırtıcı şeyler bunlar insanların sizin problemlerinizi çözmesi ve canla başla uğraşması. Neyse bu tip konuları önce ki yazılarda ve ilerde ki lerdede bahsederim.

    Ancak Bugün bir elveda günü Moskova’ya bir elveda ! Oda arkadaşım Fırat Çetin’in Moskova’ya elvedası. Yarın ilk uçakla vatana dönüyor,sınavlarını verdi ve büyük hasret çektiği sevdiklerine kavuşmak için geri sayımlarda. Bavullar toplandı dostlarla vedalaşmalar devam ediyor.

    Fırat’ı tanımak büyük bir şanstı onu tanıtmak ise bana düşen bir zaruriyet. Nedeni ise burda bulunan bir çok Türk öğrenciden farklı olması. Farklar ne idi ? Öncelikle buraya gelen Türk öğrencileri 3 gruba ayırmak gerekli. Üniversite eğitimi lisans için burda bulunanlar, dostlarım bana darılmasın ancak ilk gruba giren arkadaşlar genelde Türkiye’de hatrı sayılır okullara giremeyip mecburiyetten ve ilerde ki iş yaşamı için gelenler. Yani şunu demek istiyorum Boğaziçini kazanıpta yok ben Rusya’da okuyacağım diyen yok. ikinci grubu maceraperest yüksek lisans sevdalıları oluşturuyor, bunlarda oldukça az… üçüncü grup ise sadece dil öğreneye gelen arkadaşlar. Bunlar kısmen diğer arakdaşlara göre daha sosyal ve daha rahat bir grubu oluşturuyor bunlarıda maceraperest olarak adlandırmak mümkün. Fırat kısmen üçüncü gruba giriyordu yani resmi açıdan sadece dil öğrenmeye gelen bir arkadaştı. Ancak maceraperst değildi. Maceraperestten kastım yanlış anlaşılma olmasın kendi isteğiyle herhangi bir zorunluluk olmadan tamamen kişisel tercihlerle burda olmaları…

    Burda Fırat’ın kişiliğini ve özelliklerini çok yakından gören biri olarak (10 m2 bir odada 8 ay başbaşa) anlatmamın sebebi bir çok kişiden ayrılması ve bir çok insana örnek olacak mantık yapısının bazı konularda başarının anahtarının ne olduğunu bize sunması…

    Fırat biraz mecburiyetten çokda fazla istemeyerek burda bulunmaktaydı, sebebi ise Babasının Türkiye’nin sayılı Rusça – Türkçe mütercim tercümanlarından birisi olması idi. Aslen Bulgaristan göçmeni olan bir aileden gelen Fırat Bursa’da doğdu ve üniversiteyi de Bursa’da bitirdi. Tek çocuktu, ailesinden daha önce hiç ayrılmamıştı, 23 yaşında Üniversite’yi bitirir bitirmez Moskova’ya geldi. Gelmesinin tek sebebi babasının işlerini devam ettirmek ve kurulu ve oturmuş bir sisteme dahil olmaktı. Mantıklı bir karardı, daha önce hiç rusça öğrenmemişti. Şimdi buraya kadar herşey normaldi ancak diğer insanlarla karşılaştırdığımızda bazı farkları görmüş olacağız! Nedir bu farklar ? Birincisi belirtmiş olduğum tüm kategorilerde ki insalar bir şekilde buraya isteyerek gelmişlerdi. Fırat onlar kadar istekli değildi. Ne Moskova’nın kültürel zenginliği ne de şehvetli kızları onu diğerleri kadar etkilemiyordu. Hiç bitmeyen gece hayatı ise onun için insanları seyredip gülmek ve uykusuz kalmaktı içki ilede arası sosyal bir içiçi seviyesi diyemiyeğim kadar azdı. Ve en önemlisi Fırat’ın uzun zamandır süren düzgün bir ilişkisi vardı Türkiye’de… Hala Fırat’ın buraya gelen istekli maceraperestlerden tam farkını bahsetmedim. Buraya gelen istekli maceraperestler Rus kültürüne,ticaret hacmine,gece hayatına,yaşam tarzına hayranlık besleyenlerdi… Fırat çok çalışkan saatlerini derslere veren hayatı ders olan biride değildi. Ancak burda kimsenin yapamadığı bir şeyi başardı herkesten daha iyi Rusca’yı öğrenmeyi çokda fazla çalışmadan gerçekleştirdi. Aslında Fırat’ı anlatırken bazı yanlış anlaşılmalar olmasın asosyal bir insanda değildi. Macereperverlerle gecede dışarı çıkıyor Yurtda poker partilerinede katılıyor Yunanlı arkadaşlarıyla gezipte tozuyordu, Rus arkadaşlarıylada çeşitli entellektuel sohbetlerede katılıyordu, arası her yaş ve sosyal seviyeden insanla iyi idi. Sosyal zekası oldukça yüksek bir insandı. Kötü huyları yok muydu ? Elbette vardı mesela sabah 5’e kadar oturur sonra yatardı sabah 9:00 da kalkar okula gider, okuldan gelincede saatlerce uyur sonra 21:00 gibi kalkar gene sabahı ederdi. Çok uyumak ve sabahlara kadar oturmak kötü huy ise buydu. Hafta sonlarıda güzel uyurdu ve birde çok horlardı.

    Fırat’ı tanıdığım ilk günden beri beni şaşırtan geçimkar ve alttan alan yönü ile ilgili bir başka örneği sizlerle paylaşmak ise boynumun borcu… Fırat ile ben Moskova’da ilk defa tanıştık daha önceden birbirimizi tanımışlığımız yoktu. Ancak buraya birlikte gelen üniversite arkadaşları veya dostlarda vardı. Onlarda tek odada birlikte kalıyorlardı birbirlerini yıllarca tanıyorlardı ve yurt dışında birlikte yaşamaya karar vermişlerdi, fakat bu insanlar malasef zaman içersinde ya odalarını ayırdı ya da aralarına belli mesafeler koydular bazı soğukluklar girdi. Biz ise iki birbirinden habersiz adam arasında ne kırıcı bir davranış ne de bir ses yükseltme ya da ufak bir gerginlik olmadı. Mecburda değildik birlikte yaşamaya ama ne o ne de ben ayrılmakta istemedik. İşte bu Fırat’ın hikayesiydi, buraya belli amaçlarla gelip başarıya ulaşan yegane örnek.. Ağustos ayındada Vatani hizmetini gerçekleştirecek memetçik olacak bir dost…

    Sizde buraya gelecekseniz ister mecburi olarak ya da maceraperest olarak size kendisini örnek almanızı tavsiye ederim.

    Kendisine böyle bir Elveda yazısı ile teşekkür etmeyi uygun gördüm. Siz değerli zatlarda faydalansın istedim.

    Tags: ,

   

Recent Comments

  • Dediğin doğru Türkiye ve Rusya bunu bir şekilde atlatır...
  • Güzel olmuş eline sağlık. Uranyum olayını da ekle.
  • Koltuklar bürosit gibi sanki!...
  • çok çok teşekkürler,çok yararlı kaynak,sözlük gerçe...
  • Merhaba Ruscaya yeni başladım ve sitenizde çok yararlı b...