• Kısa ve net

    Türkiye ve Rusya ilişikilerinin bulunduğu bugün ki nokta…
    Dün Türkiye, Rusya’nın yapmış olduğu sınır ihlalini gerekçe göstererek Rus savaş uçağını vurarak düşürdü.

    Türkiye ve Rusya bundan çok daha zor  durumlarda tarih içinde bulundular ve hepsini atlattılar.

    Peki Türkler ve Ruslar Neler yaşadılar ?

    Savaştılar; 1568’den 1917 yılına kadar… 1878’de İstanbul’a Çarlık ordusu girdi ve Yeşilköy’ü elegeçirdi buraya Anıt diktiler (Ayestefenos Anıtı).

    1917’de Rus devrimi Anadolu’daki Kurtuluş savaşını destekledi. Kurtuluş savaşı zamanında Türkiye’ye Askeri ve Silah yardımı yapıldı.

    İkinci Dünya Savaşına kadar Sovyetler Birliği ve genç cumhuriyetin arası oldukça iyiydi.

    İkinci Dünya Savaşından sonra Soğuk Savaş dönemi ilişkiler gerildi.

    1991 yılında Prestorayka ile yeni bir sayfa açıldı eskiye nazaran ilişkiler siyasi, ticari, eğitim ve politika anlamında gelişti…

    Rusya’da yaşayan Türkler bugüne kadar birçok kriz yaşadılar ve hepsini birşekilde atlattılar…

    Rus Halkı da bir çok buhran yaşadı ve hepsini atlattı…

    Rus diplomatları, politikacıları, devlet adamları çarlık zamanından itibaren soğuk savaş dönemi ve şimdiye kadar birçok ülkeyle benzer ve daha kötü sıkıntılar yaşadılar ve bunları bir şekilde geçtiler…

    Türkiye’nin arasının bozulduğu ilk ülke Rusya değil bu bağlamda bizim devlet adamlarımız, politikacılarımız, diplomatlarımız bu konuda deneyimliler.

    Kısacası dün ve bugün yaşandı ve yaşanıyor… Peki ya Yarın ne olacak ? Nasıl bir Yarın istiyoruz ?

    Rusça’da en sevdiğim sözcük Mir (Мир). Bu sözcüğü Mir Uzay İstasyonundan duymuş olabilirsiniz anlamı ise dünya ve barış demek.

    Hayatı savaş meydanlarında geçmiş Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri üzerine düşünelim…

    “Yurtta Sulh, cihanda sulh”

    “Birçok zaferler kazandım, fakat bunların en büyüğünden sonra bile her akşam savaş alanlarında ölen bütün askerleri düşünerek içimden derin bir keder duyuyorum.”

     

     

    Tags: , , , ,

  • Kazakistan ile ilgili sanırım tam 3 yıldır bir yazı yazmayı planlıyorum son bir yıldır da bu yazıyla uğraştım ve tam tamına 6 aydır bu yazıyı tamamlamaya çalıştım. Kazakistan ile ilgili yazılacak, söylenecek, öğrenilecek o kadar çok şey var ki sanırım Bağımsız Devletler Topluluğuna dahil en önemli ülkelerden birinin Kazakistan oluşu buna sebep verdi.

    Dünyanın en büyük dokuzuncu ülkesi olan Kazakistan’da yaşayan insanların %60’ı Kazak bununla beraber en büyük ikinci nüfus %20 ile Ruslar. Tabi ki Sovyetler Birliği zamanında durum böyle değildi. O zamanlar Nüfusun %50’sini Ruslar diğer %50’sini ise Kazaklar oluşturuyormuş. Kazakistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra Rusya; etnik olarak Rus kökenli halklar geri dönebilsin diye şartsız şurtsuz vatandaşlık yasası çıkardı. Bu yasa özet olarak şöyle; eğer BDT üyesi bir ülkede Sovyetler birliği zamanında doğmuşsanız Rus vatandaşlığı alabilirsiniz. Bu yasa birçok etnik Rus’un Rusya’ya göç etmesini sağladı ve şu an ki Nüfus dağılımı ortaya çıktı. Kazakistan Sovyetler Birliği üyesi idi; ülkede ana dil hem defakto hem pratikte hem de resmi olarak Rusça bunun sebebi 1800’lü yılların sonundan itibaren önce Rusların ülkede ki 200 yılı aşkın egemenliği… Kazakistan 1991 yılında bağımsızlığını ilan ettiğinde Türkiye binlerce yıldır uzak kaldığı atalarının memleketinin bağımsızlığını tanıyan ilk ülke oldu.

    Birçok kez Kazakistan’da bulundum. Moskova’da ki üniversite yıllarımda yakın Kazak arkadaşlarım da oldu. Sanırım Kazakistan’a ilk ilgim lise yıllarımda oluşmuştu… Kazakların diğer tüm Orta Asya ve Sovyetler Birliği milletlerinden daha farklı olduğunu düşünüyorum.

    Astana

    Kazakistan

    Peki nedir bu farklar ?

    En önemli olan fark cüz; Cüz Arapçadan geliyor parça demek, Ulu Cüz: onbir, Orta Cüz: altı, Küçük Cüz ise üç boydan meydana geliyor. Bu boylar Nayman, Kıpçak, Kerey, Argın, Aday gibi boylardır. Kazakların ait oldukları cüzlerini öğrenme, takip etme ve karşısındaki kişiye sorma geleneği günümüzde dahi devam etmektedir. Cüzler arasında toplumsal statü ve görev dağılımı da mevcuttur. Şöyle ki Ulu Cüz, Çobanlık, Orta Cüz Yöneticilik, Küçük Cüz, Askerlik üzerine ihtisaslaşmıştır, bir başka çok ilginç gelenek ise her cüz ve ailenin kendine ait tamgası yani damgası olmasıdır bu Japonya’da ki kamonlara denk düşmektedir.

    Kazaklar, ata-baba şecerelerine çok önem vermektedir. Şecerelerini gelecek kuşaklara öğretmek, aile eğitiminin önemli bir parçasıdır. Özellikle, ‘‘yedi atasını bilmeyen öksüzlüğün işareti’’sayılmış, evlilik ilişkilerinde de, yedi göbek akrabalık bulunmamasına özen gösterilmiştir. Bu sebepten akraba evlilikleri bir tabu görülmüş ve bunun sonucu olarak bedenen çok sağlıklı bireyler ortaya çıkmıştır. Kazaklar, Sovyetler ve Çarlık Rusya’sı döneminde çok iyi bir şekilde Ruslara entegre oldular anadilleri Rusça oldu. İdeal Sovyet toplumu haline geldiler.

    Buna ek olarak Sovyetler Birliği zamanında Ruslar Kazakistan’da çoğunluk haline geldi. Evlilikler oldu ve farklılık görünürde azaldı. Lakin şu anda politikada ve siyasette Ruslar geriye itildi birçoğu Rusya’ya geri döndü dönemeyenler ise toplumun en çalışkan kesimini oluşturur hale geldi… Kazakistan zengin bir ülke bu zenginliğin en büyük kaynağı ise yer altı cevherleri, petrol, doğal gaz v.b. bu da diğer komşu ülkelerden farklılaşmasını sağlıyor ve nispeten çok daha açık bir ülke. İnsanları ise gerçekten çok farklı; Müslüman bir tarih var ayrıca savaşçı bir yapıya sahipler: Kazaklar sertler, bu hem Sovyetlerin onlara verdiği hem de o eski acımasız Türk-Moğol savaşçı geleneğinin verdiği bir yapı.

    Başkent Alma-atı’dan Astana’ya taşınıyor ve Türk Girişimcisine yeni fırsatlar yaratıyor…

    Eski başkent radikal bir kararla Astana’ya taşınıyor. Bu bağlamda Almatı’da daha köklü bir nüfus ve ticaret hayatı devam ederken Astana’da ise yeni ihtiyaçlar ortaya çıkıyor. Türk Girişimcisi ise büyükten küçüğe, cahilinden okumuşuna, ipini sapını zincirini koparmış koşmuş gelmiş Kazakistan’a değerli Türk girişimcisi… Efes’in Bira Fabrikaları var… İpek Kağıt mevcut(Eczacıbaşı)… Enka var… Nobel gibi Türk ilaç firmaları yer alıyor… Alarko’da var… Yüksel’de… Türk girişimlerine baktığımız zaman aşağıda ki isimler dikkat çekiyor;

    Fettah Tamince yani Sembol İnşaat; Rixos Oteller Zincirinin sahibi, Han Çadırı gibi inşaatlar gerçekleştiriyor…

    Kazakistan'da iş yapan Türkler

    Fettah Tamince,Zeki Pilge,Onur Öymen,Burak Öymen

    Okan İnşaat , Özal dönemi iş adamlarından olan Bekir Okan, Özal’dan ve Türkiye’den aldığı güçle Kazakistan’a giriyor ve Kazakistan’ın en büyüğü oluyor hanlar, hamamlar, okullar, aklınıza ne gelirse fabrikalar sonrası görkemli bir yıkılış ve batış… Astana’da ki Ramada Plaza Okan Holding’e aitti. Astana’nın ilk 5 yıldızlı oteliydi… Battıktan sonra Kazakistan Devletinin işletmesine girdi.

    Ceylan Holding: Çok fazla bir yorum yapmaya gerek duymuyorum. Özal dönemin çıkardığı en renkli ve heyecanlı firma ve aile… Sadece Kazakistan’da değil tüm dünya’da aynı görkemle battı.

    Turkuaz, Bu firma Kazakistan’da doğdu Orta Asya’da büyüdü. Makine sektöründe birçok dev firmanın ana distribütörü oldu. Zeki Pilge Türkiye’de tıbbiyeyi bitirdi mecburi hizmetini yaptı ve kendini 1992 yılında Kazakistan’da ticarete attı. Her şeyin dağıtımcısı konumunda Kazakistan’ın genel distribütörü diyebiliriz… Zeki Pilge Kazakistan’a ilk geldiği yıllarda Türkler arasında var olan rekabet ortamını da, şu sözlerle anlatmış: “O zaman eline çantasını kapan Türkiye’den bir şeyler getiriyordu. Hem bütün ürünler aynıydı hem de inanılmaz bir fiyat rekabeti vardı. Türkler şuursuz şekilde kendi aralarında rekabet ediyorlardı.” Buraya kadar her şey güzel ama iş Kazakistan, Sovyetler Birliği ve Rusya olunca bu hikâyeye gerçek üstülük katmak gerek 2009 yılında gazetelere şu haber yansıyordu; “Ümraniye’de uğradıkları silahlı saldırı sonucu Turkuaz Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Pilge yaralandı ve CEO’su Hayri Ersoy ise hayatını kaybetti. Saldırının nedenine ilişkin soruşturma sürerken, gözler Zeki Pilge ve şu anda Eyüp Belediye Başkanı olan ortağı İsmail Kavuncu’nun 17 yıl önce Kazakistan’da kurduğu ve bugün 800 milyon dolar ciroya ulaşmış Turkuaz’a çevrildi.”

    Burak Öymen: Açık ara en ilgi çekici isim Burak Öymen şöyle ki babası eski Büyükelçi ve CHP milletvekili Onur Öymen. Burak Öymen Rusya’nın ve Kazakistan’ın emlak kralı Dünya’nın en zenginleri arasında Monako’da yaşıyor… İngiltere Prensi Harry’nin Kazakistan tatilini karşılamasıyla İngiliz basınında yer aldı… Milyar dolarlık projelerin başında ki kişi…

    Doğal Felaketler…

    Aral Denizi

    Aral Denizi

    Orhan Atasoy’a ait Gemiler şarkısı Teoman ile popülerliğe kavuşmuştu. Bu şarkının klibi Aral Gölü’nde çekilmişti… Bir zamanlar dünyanın 4. büyük gölü idi… 1960’lı yılların başında, planlı ekonomiyi çok seven Sovyet ekonomistler Özbekistan ve Kazakistan’daki pamuk ekiminin yoğunlaştırılması kararını alırlar. Arazileri sulamak için, Aral Gölü’nü besleyen Ceyhun ve Seyhun nehir suları yönlendirilir. Sonuç ise Büyük felaket! Sıcaklarında etkisiyle kuruyan göl alanı %80 oranında küçülmüştür.

    İlginçtir Aral Gölü Kapitalist hırsların çürüttüğü bir göl değildir. Komünizm ve Komünist Ekonomik politikaların bir sonucudur. Sovyet Komünizmi aynı yok olmuşluğu insan ruhuna ve manevi dünyasına da vermiş midir acaba ? Toplumların kültürü, tarihi tıpkı Aral gölü gibi kurumuş, kurutulmuş mudur? Bu soruların cevaplarına ulaşıldığı takdirde Kazakistan gibi Türkî toplulukların ana dilleri yerine neden Rusçayı konuştuğu da belki daha anlaşılabilir bir hal alır.

    Kazakistan’ın Gücü

    Nursultan NAZARBAYEV

    Nursultan NAZARBAYEV

    Bugün Kazakistan’da 18 milyon insan yaşıyor. Ülkenin sadece % 4’ü ormanlık. Sovyetler zamanından beri Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev geri kalan tüm kadrolar oynak şu an ki Başbakan Karim Massimov şarkiyatçı ve Uygur kökenli Çince, Arapça, Farsça ve Türkçe biliyor. Bu satırları yazarken eski başbakan şimdinin Savunma Bakanı Serik Ahmetov’du gene değişti ve Astana valisi Imangali Tasmagambetov Savunma bakanı oluverdi…

    Nazarbayev; Rusya’ya yakın; Massimov ise Çin’e böylece Kazakistan’da Rusya ve Çin ile dengeli bir dış politika güdüyorlar… Okuma yazma oranı %100… Savunma Sanayi alanında ülkenin önü inanılmaz açılmış durumda bir yandan Rusya’ya yakın politikalar izlenirken aynı anda Nato standartlarına geçmeye çalışıyor. Birçok yabancı firma ile ortaklıklar kurarak teknoloji transferi ile üretim yapmaya uğraşıyor…

    Örnek vermek gerekirse İspanyol, Indra ile ortak fabrika açıyorlar… Eurocopter ile ortaklık kurarak Astana’da helikopter fabrikası kuruyorlar… Fransız, Thales ile telsiz ortaklığına giriyor… Ruslarla Kamaz fabrikası kuruyor. Bununla beraber Rusya’dan silah, tank ve uçak almaya devam ederken batıdan teknoloji transferi yoluyla üretim ve teknolojiye sahip oluyor…

    2014 yılında ise Toyata Köstenay şehrinde bir araba fabrikası açtı.

    Kazakistan’ın, Sovyetler döneminden kalma çok büyük ve güçlü bir Nükleer gücü vardı, Nazarbayev çok büyük bir zeka örneği göstererek bunu elinin tersi ile itiyor ve bağımsızlığını ilan ettikten tam 4 yıl sonra Nükleer silahsız bir ülke haline geliyorlar…

    Hala bürokrasiye boğulmuş o hantal yapısını atamasa da Kazakistan her anlamda çok büyük potansiyel vaat ediyor.

    Kazakistan’ın işsizlik oranı %5, bu rakam Türkiye’de %10, Türkmenistan’da ise %60…

    Dünya’da Kazakistan… ve Borat Sagdiyev !

    BORAT

    BORAT

    Tüm Dünya’ya Kazakistan adını duyuran filmin ismi “Borat: Sanli Kazakistan Milletinin Çikarlarini Arttirmak Için Amerikan Kültürünün İncelenmesi” 2006 yılı yapımı film aslında Sacha Baron Cohen’in, Ali G Show’da yer alan bir Kazak gazeteci Borat Sagdiyev’in yaşadıklarıydı. Karakterin esin kaynağı İnternetin ilk yıllarında fenomen olan İnternet Mahir yani Mahir Çağrı olması çok çok yüksek bir ihtimal olarak gösterilmekte… Film sadece isim olarak Kazakistan ile ilgili geri kalan hiçbir şey Kazakistan ile alakalı değil Sovyet ve doğu bloğu stereotipini absürt komedi olarak yansıtıyor IMDB puanı pek de fena sayılmaz 7 küsurlarda film bütçesi 18 milyon Dolar ve film perdesini ABD’de ilk kez açar açmaz 27 milyon Dolar hasılat elde ediyor ilk gün için hiç de fena sayılmaz…

    Tony Blair

    Nursultan Nazarbayev’in ileri vizyonunu gösteren bir başka örnek ise İngiltere eski başbakanı Tony Blair’i 8 milyon sterline danışmanı yapması. Bu gerçekten müthiş denilebilecek bir hamle…

    İrrasyonalizm

    İşin içine Sovyetler Birliği, Rusya, orta asya ve/veya doğu bloğu girince hiçbir zaman rasyonel olmaz hep fantastik şeyler olmak zorundadır.

    Nursultan Nazarbayev’in Kızı Dariga Nazarbayeva’nın o zaman ki eşi Rahat Aliyev eski KGB ajanı,elçi ve başka bir sürü şey ayrıca Nurbank’ın sahibi… 2007 yılında iki tane Nurbank Yöneticisinin öldürülmesinden ve darbeye teşebbüsten suçlu bulunarak 40 yıl hapse mahkum ediliyor ve aynı anda kayıplara karışıyor. Rahat Aliyev elçi demiştik ve ayrıca bir sürü şey olduğunu yukarıda yazdım… Biraz daha açalım Kazakistan’ın Viyana Elçisi oluyor ve metresi Anastasya Novikova’da peşinden geliyor. Anastasya Kazakistan NTK televizyonunun spikeri, NTK’nın sahibi kim derseniz tahmin etmek zor değil Rahat Aliyev… Neyse Anastasya hamile kalıyor doğum yapması için Beyrut’a gönderiliyor henüz 24 yaşında iken orada öldürülüyor ve Beyrut’ta bir araziye gömülüyor orada onunla birlikte gömülen Nurbank’ın müdürleri de mevcut… Anastasya’nın durumunu daha çok merak edenler için sevenleri tarafından oluşturulmuş web sitesine bakabilirler http://www.justicefornovikova.com … Rahat Aliyev Malta’da 7 yıl boyunca aynen ismi gibi rahat bir şekilde yaşıyor ayrıca Güney Kıbrıs vatandaşı oluyor… 2014 yılında tutuklanıp Viyana’da hapse atılıyor. Şubat 2015 tarihinde Rahat Aliyev, Viyana’da ki hücresinde ölü bulunuyor.

    Dariga Nazarbayeva,Rahat Aliyev ve Anastasya

    Dariga Nazarbayeva,Rahat Aliyev ve Anastasya

    Dariga Nazarbayeva çileli kadınmış doğrusu ama oda bir o kadar ilginç bir isim.  Dünya’da ve Türkiye’de çok popüler olan yetenek yarışmalarının Kazakistan versiyonu olan Super Star Kz’de jüri üyeliği yapıyor ve herhangi bir konservatuvar eğitimi olmamasına rağmen opera şarkıcılığı yapmakta. Bu şarkıcılık olayının aslında çok garipsenmemesi lazım çünkü Özbekistan Devlet Başkanı İslam Keimov’un kızı Gülnara Hanımın da şarkıcılık kariyeri var ve ya Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in damadının da şarkıcılık kariyeri bulunmakta… Sovyetler Birliğinin sanat ile iç içe olmasından kaynaklı olabilir… Nazarbayev’in 3 kızı mevcut hepsi ve eşleri Kazakistan’ın sayılı zenginleri arasında…

    Ülkede ayrıca Sovyet zamanından kalma Koreliler var bunlar hiç Korece bilmiyor ana dilleri Rusça lakin Güney Kore’nin elçisi gibi çalışmaktalar %1 lik bir azınlık olsalar da ellerinde büyük bir maddi kuvvet bulunuyor…

    Kazakistan’ın Üç Silahşörleri : Oligarklar Kazakistan’ın enerji kaynaklarını pazarlayan firmanın üç patronu da Kazakistanlı değil… Aleksander Maşkaveich ; Kırgızistan, Bişkek doğumlu ve İsrail vatandaşı. Sovyetler dağılana kadar akademisyendi ve 1992 yılında ticarete atıldı.

    Kazak Oligarklar

    Kazak Oligarklar

    Patokh Şodiyev ise Özbekistan doğumlu Belçika vatandaşı son olarak Alican İbrahimov Kırgızistan doğumlu Özbek vatandaşı. Bu isimler Kazakistan’ın oligarkları olarak geçmekte ve hepsi dolar milyarderi… Kazakistan’ın doğal kaynaklarını uluslararası enerji firmalarına pazarlamakla uğraşıyorlar. Aleksander Maşkayevich’in Türkiye ile ilgili şöyle bir bağlantısı var; Basına yansıyan başlıklar şöyleydi. Atatürk’ün yatı Savarona’da Fuhuş Baskını ! Savarona özel kişilere kiralanarak fuhuş yapıldığı ihbarını alan Polis 2011 yılında operasyon yapıyor. Polisin yaptığı araştırmalarda işin ucu Aleksander Maşkaveich’e uzanıyor. Gemide Tevfik Arif var oda üç silahşörlerin D’Artagnan’ı oluyor Atatük’ün yatı Savarona’da 7’ye yakın Rus ve Ukraynalı kız var bunlardan iki tanesi 18 yaşın altında 12 ve 14 yaşlarında kızların Rusya ve Ukrayna’da ki modellik ajansları aracılığıyla bulunduğu ortaya çıkıyor. Tevfik Arif kimdir? Kazakistan doğumlu gayrimenkul kralı Donald Trump’ın kankası… Ayrıca anlayacağınız üzere Aleksander Maşkayevich ile de yakın arkadaş…

    Türkistan Şehri ve Hoca Ahmet Yesevi

    Bugüne kadar Anadolu ve Balkanları en derinden etkileyen tarikatların büyük bir çoğunluğu orta asya – Türkistan kökenlidir. Nakşıbendi ve Bektaşi yapısı köklerini Türkistan’dan alırlar şöyle ki Nakşibendi Tarikatının kurucusu Şah-ı Nakşibendi Muhammed Bahauddin Özbekistan kökenlidir. Osmanlı ve Balkanları derinden etkileyen yeniçeri ocağının dahil olduğu bugün halen Anadolu’da ve Balkanlarda ekili olan Bektaşiliğin manevi önderi Hacı Bektaş Veli’nin doğumu İran, Nişapur şehridir. Nişapur ile ilgili bilgi vermek gerekirse Türkmenistan’ın başkenti Aşgabad ile arasında ki mesafe 270 km’dir. Nişapur doğumlu isimler ise ayrıca önem taşımaktadır bunların en bilinenleri Ömer Hayyam, Feriduttin Attar (Mantıku’t Tayr’ın yazarı), Selçuklu Devletinin de ilk kuruluşu Nişapur’da okutulan hutbe ile ilan edilmiştir. Hem Nakşıbendiliği hem de Bektaşiliği etkileyen ve Yunus Emre’nin şiirlerinin içine işleyen sufi düşüncenin kökeni ise Kazakistan’ın Türkistan şehrinde doğan bir tahta kaşık ustasından gelmektedir. Bu tasavvuf ehli Hoca Ahmet Yesevi’dir.

    AHMED YESEVİ

    AHMED YESEVİ TÜRBESİ,TÜRKİSTAN

    Kurduğu düşünce ve insan sevgisi anlayışı Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Hacı Bektaş Veli’yi ve Hacı Bayram Veli’yi derinden etkilemiştir. Bugün Kazakistan’da Kazakların büyük çoğunluğu Fatiha’yı bilir mi ? Ahmet Yesevi’yi ne kadar bilirler ? Bu durum tüm SSCB sonrası devletler için nasıldır acaba ?

    Tıpkı Aral’ın kuruduğu gibi Kazakistan’ın manevi zenginlikleri de Kazakların birçoğunun Kazakçayı, Rusça kadar iyi bilemedikleri gibi kaybolup gitmiş midir ? 1800’lü yıllardan itibaren toplam 150-200 yılda binlerce yıllık gelenek, dil ve din unutulabilir mi ?

    Kazakça nasıl bir dildir ?

    Bazı dil bilimciler Kazakçayı Türkçe’nin bir lehçesi olarak görmektedirler. Bu bakış açısına göre Türkiye Türkçesi ile Kazak Türkçesi arasında ki ayrılıkların büyük bir bölümünü ses farklılıkları meydana getirir. İki lehçede ortak olan çok sayıdaki kelimeyi birbirinden uzaklaştıran bu ses farklılıkları öğrenilirse, Türkiye Türkleri için Kazak Türkçesini öğrenmek büyük ölçüde kolaylaşır. Bu ses farklılıklarının en önemlileri ünsüzler arasındaki farklılıklardır. Bu farklılıklar başlıca şöyledir;

    • Türkiye Türkçesindeki ş’ler Kazak Türkçesinde s’dir. (Taş – Tas : Beş – Bes )

    • Türkiye Türkçesindeki ç’ler Kazak Türkçesinde ş’dir. (Üç – Üş : Ağaç – Ağaş )

    • Türkiye Türkçesinde kelime başında bulunan y’ler Kazak Türkçesinde j’dir. (Yer – Jer : Yol – Jol )

    • Türkiye Türkçesinde kelime başında bulunan ince g’ler Kazak Türkçesinde ince k’dir.(Göz – Köz : Göl : Köl )

    • Türkiye Türkçesinde kelime başında bulunan d’ler Kazak Türkçesinde t’dir. (Dil – Til : Dört – Tört)

    • Türkiye Türkçesinde v ile başlayan aşağıdaki kelimeler Kazak Türkçesinde b ile başlar. (Var – Bar : Ver – Ber )

    Kazakça bir atasözünün Türkçe çevirisi ise aşağıdadır…

    Arğımaq attıñ balası az ottap köp juwsaydı; asıl erdiñ balası az söylep köp tıñdaydı.”

    Çevirisi: Asil atın yavrusu az otlayıp çok çiğner; asil erin çocuğu az konuşup çok dinler.

    Türk Dizileri ve Filmleri…

    Kazakistan’da Türk dizi ve filmleri oldukça popüler; Birçok türk sinema ve dizi oyuncusu Kazakistan’ı ziyaret ediyor. Bunlardan en sonuncusu Burak Özcivit idi.

    Baykonur Uzay Üssü

    BAYKONUR UZAY ÜSSÜ

    BAYKONUR UZAY ÜSSÜ

    Dünyanın en eski ve en büyük uzay fırlatma üssüdür. 1955 yılında hizmete girmiştir. Kazakistan’ın Baykonur kasabasında yer almaktadır. Uzay çalışmaları tarihinin birçok önemli uçuşu Baykonur Uzay Üssü’nden yapılmıştır: ilk insan yapımı uydu Sputnik’in fırlatılması, ilk insanlı yörünge uçuşunu gerçekleştiren Yuri Gagarin‘in aracı Vostok(Doğu) ‘un fırlatılması (1961), uzaya çıkan ilk kadın Valentina Tereşkova‘yı taşıyan uzay aracının fırlatılması (1963).

    Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Kazakistan Сumhuriyeti sınırları içinde kalan Baykonur Uzay Üssü , Rusya tarafından yıllık 115 milyon dolar kira ile 2050 yılına kadar kiralanmıştır.

    İlk Türk Astronotu!

    Toktar Aubekirov

    Toktar Aubekirov

    Yoksa Kozmonotu mu ? ”2000 Yılına Mektup” kampanyası, vatandaşlara mektup yazma alışkanlığını kazandırmak ve mektup kavramını toplumda daha canlı tutmak amacıyla PTT‘nin kuruluşunun 146’ncı yıldönümü olan 23 Ekim 1986 tarihinde başlatılmış ve 1 yıl sürdürülmüş… Bu kampanya kapsamında çok değerli biri olan vatandaş Bayram Kaya;  mektubu 27 Ekim 1987 tarihinde İstanbul, Aksaray’dan postaya veriyor ve zarfında ‘‘İlk Türk uzay adamına verilecektir” ibaresini yazıyor… 2000 yılında teslim edilmesi gereken mektup teslim edilemiyor… Türkiye’den uzaya giden bir astronot iki yıl boyunca aranıyor ama nasıl aranıyor ? PTT; Resmi bir yazıyla Türk Havacılık ve Uzay Genel Müdürlüğü’ne başvurup “Uzaya giden Türk oldu mu” diye soruyor; İlgili genel müdürlük şu cevabı veriyor; “Mevcut bilgi ve veriler henüz uzaya çıkan bir Türk’ün olmadığı (doğrultusundaysa da), konu hakkında bir kez de Dışişleri Bakanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın görüş ve bilgileri ne başvurulmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.” PTT Posta Telgraf Dairesi Başkanlığı, bu yazıyı alınca Dışişleri’ne ve Hava Kuvvetleri’ne başvuruyor; Dış işleri Bakanlığı, PTT Genel Müdürü Dursun Dağaşan ve yardımcısı Aydemir Akkayaoğlu’nun imzalarıyla 3 Mayıs 2000 tarihinde kendilerine ulaşan yazıyı, ilgi için “Uluslararası Siyasi Kuruluşlar Genel Müdürlüğü’ne intikal ettirdi. Genel Müdür Yardımcısı Elçi İnci Tümay da, ertesi gün resmi yazıyı “aidiyeti cihetiyle” DHGY’ye yolladı ve bulunmadığı anlaşıldığı için sahibine ulaştırılamayan mektup, Ulaştırma Bakanlığı’nda düzenlenen bir törenle Kazakistanlı astronot Toktar Aubakirov’a veriliyor. Aubakirov Sovyetler Birliğinin son kozmonotu idi…

    Dönemin Ulaştırma Bakanı Oktay Vural, uzaya Türkiye’den çıkan bir astronot bulunmadığı için mektubu Kazak astronot Toktar Aubakirov’a vermeyi uygun bulduklarını söylüyor. Törene, mektubu yazan ve 1999 yılında vefat eden Bayram Kaya’nın eşi Esin Kaya ile oğlu Murat da katılıyor… Bayram Kaya tarafından gönderilen mektupta, şöyle deniliyor:

    Uzaya çıkan ilk Türk uzay adamı, sana sevgi ve selam olsun. Şu anda, 21 Ekim 1987, saat 22.30. Televizyonda, ‘Ben Bilirim’ programında, Mehmet Özbek yönetiminde ‘Vallahi O Yardır’ türküsü söyleniyor. Yılların düşü şahsınızda gerçekleşmiş. Ne mutlu size. ‘İstikbal göklerdedir’ diyen Büyük Önder Atatürk’ün arzusu gerçekleşmiş, ne güzel. Acaba sağ kalıp da görebilir miyiz? Kader… Kim bilebilir ki Yüce Tanrı’dan başka. Haklı bir gurur, gerçek bir övünç kaynağı sizin olayınız. Ne mutlu size ve ailenize. Gözlerinden öper, sıhhat ve afiyetler dilerim.” Ön ve arka yüzlü olarak yazılan mektubun arka yüzüne Bayram Kaya’nın, “Bu mektup ilk Türk astronota yazılması sebebiyle çok değerlidir. Bu sebepten mektubun açık artırmayla satılarak gelirinin mirasçılarım ile astronot arasında paylaştırılmasını istiyorum.” notunu düştüğü görülüyor…

    Mektubu alan Toktar Aubakirov, 27 Temmuz 1946’da Kazakistan’da doğdu. Aubakirov, MIR yörünge kompleksinde, 2–10 Ekim 1991 tarihlerinde, ilk uzay uçuşunu yaptı. Uzay uçuşu; 7 gün, 22 saat, 12 dakika, 39 saniye sürdü.

    Yıl oldu 2015 hala Türkiyeli Astronot yok !

    Yol Bisikleti Yarışları ve Boks

    Kazakistan’da iki spor çok popüler bunlardan bir tanesi Yol bisikleti Yarışları; Astana Pro Team kısaca AST ile Kazakistan adından sıkça söz ettiriyor. Uluslararası arenada bir çok dereceleri mevcut.

    Triple G : Genadiy Genadiyeviç Golovkin : Namağlup Kazak Boksör, babası Rus asıllı annesi ise Kore kökenli; kendi sikletinde Dünya’nın en iyi boksörü olarak görülüyor. Tarihinde at binmek ve güreşmek olan bir milletin bu tarz sporlarda başarılı olması ilginç…

    Dış Ticaret

    Kazakistan ile dış ticaret yapan ilk beş ülke arasında Türkiye yer almıyor.

    1) Rusya 2) Çin 3) Almanya 4) ABD 5) Ukrayna

    Kazakistan’ın Dış Ticaretinin yaklaşık %70’i petrol ihracatı oluşturuyor ve Dış ticareti sürekli artıda yani aldığından fazla satabilen bir ülke oysa ki, Türkiye ise sürekli eksi değerler bulunuyor yani gelirinden daha fazla harcama yapan bir ülke Türkiye… Rusya,Belarus ve Kazakistan ortak gümrük birliğinde… Türkiye’ye vize uygulanmıyor…

    Kazakistan’ın en büyük yatırımcısı Hollanda !

    Kazakistan'da ki yabancı yatırımcılar

    Kazakistan'da ki yabancı yatırımcılar

    Sonuç olarak Kazakistan hem iş hem de turizm için gidip görülmesi gereken kültürel ve tarihsel bağlarımızın olduğu bir yer… Umarım ilişkilerimiz daha da gelişerek devam eder… Türkiye hem yatırım anlamında hem de dış ticaret anlamında ilk beşte yer alabilmelidir…

    Tags: , ,

  • Ukrayna’ya bir çok kez seyahatte bulundum… Kiev,Odessa,Nikolayev,Herson,Harkov gibi şehirleri gezdim. BDT içerisinde en sevdiğim ülke 45 milyon insanın yaşadığı Ukrayna’dır. Yemekleri, insanı, kültürü ile bir başkadır ! Ukrayna güzeldir. İnsanları üstünden Ukrayna’ya biraz bakalım…

    Ukraynalı Ünlüler

    İsrail’in ilk bayan başbakanı Golda Meir; Hollywood yıldızı Mila Kunis ; İnternet ödeme sistemi Paypal‘ın geliştiricilerinden Max Levchin Ukraynalıdır.

    Golda Meir,Milla Jovovich,Mila Kunis,Ruslana

    Golda Meir,Milla Jovovich,Mila Kunis,Ruslana

    Daha bitmedi, ünlü Hollywood yıldızı Milla Jovovich Kiev’lidir, aktör Dustin Hoffman ailesi de Kiev kökenlidir, değerli yönetmen Steven Spielberg ise aile tarafından Odessa’lıdır.

    Eurovizyon şarkı yarışması birincisi Ruslana var birde.(Ukrayna’da ki gösterilerde aktif olarak destekledi.)

    Ukrayna’nın Türkiye için en önemli parçası Kırım ise ayrı bir yazı konusu…

    Rus tarihi Ukrayna ile başlıyor; Kiev Rus(Kievan Rus) Rusların tarih sahnesine çıkışının ilk başlangıç noktası, daha sonra Tatarlar ile olan ilişki ve Tatar hakimiyeti…

    Kırım Tatarlarından bir kaç isim Beyti Kebabın muciti Beyti Güler ve Ülker’in kurucusu Sabri Ülker… Tarihçi İlber Ortaylı; Dış İşleri Bakanı Ahmet Davudoğlu ve tarihçi Halil İnalcık ilk akla gelen isimler say say bitmez son olarak Cüneyt Cüreklibatır yani Cünety Arkında soyadından anlaşılacağı üzere Kırım Tatarlarındandır. Birazda Ukrayna tarihine bakalım…

    Rusya İmparatorluğuna dahil oluşu Nazi Dönemi ve Sovyetler Birliği

    Burada iki önemli nokta var üzerinde kısa da olsa durulması gereken Dinamo Kiev ve Çernobil

    Dinamo Kiev o kadar önemli bir takım ki saygıyı ve taraftarlığı gerçek anlamıyla hak ediyor. Neden mi ? 1942 yılında Ukrayna Almanya  işgalindeyken  yani Naziler Ukrayna’ya hakim iken; o zamanın Dünya’nın en iyi futbol takımı olan Dinamo Kiev ile maç yapmak istiyorlar ve bu maçtan önce futbolculara şu söyleniyor bu maçı kaybedin yoksa hayatlarınızı kaybedersiniz…  İlk yarı bir gol yiyorlar ama sonra ne oluyorsa oluyor onurlarına yenilip Nazi Subaylarından oluşan takımı büyük farklarla yeniyorlar sonra tüm takım oyuncuları kurşuna diziliyor. (Bu hikayeden esinlenerek bir Hollywood filmide çekilmişti : Zafere Kaçış)

    Nazi Ukraynası

    Nazi Ukraynası

    Çernobil ise bugun Karadeniz bölgesinde yaşadığımız kanserin ana kaynağı !

    Ukrayna’da Çernobil şehrinde yaşanan Nükleer Reaktör Kazasının etkileri 1986’dan beri sürüyor… Küçük bir çocuk iken çay içemediğim günleri hatırlıyorum…

    Ukrayna’nın Doğal Kaynakları

    Ukrayna ayrıca Kömür zengini bir ülke buna ek olarak Metal – Demir – Çelik üretiminde de hatırı sayılır bir noktada. Sovyetler zamanından kalma Uçak ve Havacılık ile ilgili fabrikaları var lakin sanayi her sene geriliyor… Demir – Çelik İşletmelerini Dünya’nın en zenginleri arasında bulunan Hint kökenli Mittal ailesi Ukrayna bağımsızlığını kazanır kazanmaz kendilerine bağlayarak işletmeye başladı…

    Ama şimdi başa dönelim ve şu soruyu soralım; Ukrayna’da şu an neler oluyor ?

    Bu durum için aslında Sovyetler Birliği sonrası devletler de ki karışıklıklara bakmak gerekiyor.

    KırgızistanGürcistan ve Ukrayna‘da son dönemlerde iktidar değişikliğine yönelik bir takım hareketlilikler yaşandı. Bu ülkelerin ortak özellikleri ise fakir

    Ukrayna

    Ukrayna Bayrağı

    ülkeler olmalarıydı yani zengin doğal kaynakları YOK !  Ayrıca Sovyet sonrası sanayileride kalmadığından dolayı ekonomik olarak bağımlılar…

    Soru ve sorun şurada ortaya çıkıyor Kime bağımlı olacaklar ? (Yani Parayı nasıl elde edecekler çünkü ülke ürettiğinden ve sattığından fazla tüketiyor ithalat fazlası vererek bütçe açığı veriyor…)

    Cevap ilk başta akıllara Rusya’yı getirmiş olsa da Batı yani Avrupa ve Amerika koalisyonu bunu kırmaya çalışıyor ve kısmen başarılı oluyor. Ukrayna’nın kendi içersinde ki önemi ise coğrafyası yani Rusya ile Avrupa arasında köprü olması ama ne köprüsü ?

    Enerji köprüsü yani doğalgaz köprüsü burada ucuz enerji almak isteyen Avrupa ile istediği fiyatlara gaz satmaya çalışan Rusya arasında ki mücadelede olan Ukrayna’ya oluyor.

    Ukrayna’da şöyle bir sosyolojik yapı oluşmuş durumda %80 Ukraynalı –  %20 Rus lakin politik olarak tamamen ikiye ayrılmış durumda Rusya yanlıları ve Avrupa yanlıları.

    Batı tarafı Ukraynaca konuşuyor ve Avrupalı olduğuna inanıyor daha yenilikçi ve batı yanlısı;dindar;ukrayna milliyetçisi; doğu ise daha muhafazakar Büyük Rusya ile birlikte hareket etmek gerektiğini düşünüyorlar ve Rusça konuşuyorlar… Sovyet Kültürü ve Ruhuna daha çok sahipler… Ukrayna’nın bağımsızlığından sonra yaşananlara şöyle hızlıca bir bakalım…

    1994

    1994 yılında ilginç bir şey gerçekleşiyor ve Ukrayna Kominist Partisi %25 ile en yüksek oy oranını alıyor. ikinci parti  ancak %10 alabiliyor…

    2001

    Yulia Timeşenko ile  Viktor Yushchenko politik ortaklık kuruyor.

    2002

    Ukrayna Kominst Partisinin önüne geçebilmek için Bütün Partiler ve oluşumlar birşekilde birleşiyor  ve Viktor Yushchenko’nun başında olduğu Avrupa taraftarı

    Yulia Timeşenko ve Viktor Yuşenko

    Yulia Timeşenko ve Viktor Yuşenko

    blok seçimi %23 oy ile kazanıyor. Kominist Parti oy oranı ise %20

    2004

    İşlerin karışmaya başladığı zaman; Başkanlık seçimlerinde Batı yanlısı (Avrupa-ABD) Viktor Yushchenko  ; adaşı doğu yanlısı yani Rusya taraftarı; Viktor Yanukoviç kıyasıya mücadele veriyor. Bu seçimlerde Batı yanlısı Viktor Yushchenko  %46,69 oy oranına karşılık Yanukoviç %49,42 ile seçimleri kazandığı ilan ediliyor.

    Seçimlere hile karıştığını ilan eden batı yanlısı Yushchenko halkı sokaklara çıkmaya teşvik ediyor ve Turuncu Devrim oluyor. Turuncu Yushcenko’nun rengi… Benzer olaylar için bkz:Gürcistan ve bkz:Kırgızistan

    Olaylar büyüyünce Seçimler tekrar ediliyor Yuşçenko’nun %51,99 ve Yanukoviç’in %44,20 oranında oy aldığı resmi olarak açıklanıyor ve Devlet Başkanı Batı yanlısı Yuşçenko oluyor…

    Ukrayna istihbarat teşkilatı başkanıyla yediği yemekte Batı yanlısı Devlet Başkanı Yushchenko zehirleniyor ve yüzü tanınmaz hale geliyor.

    2005

    Ukrayna Başbakanı Yuliya Timeşenko (saç şekli ile özdeşleşmiştir) Başbakan olmadan önce Korsan CD işi ile uğraşmış ve çok zengin olmuş… Politikası  ABD ve Avrupa  yanlısı…

    2006

    Parlemento seçimlerini Rusya yanlıları kazanıyor ve işler gene karışıyor

    2007

    Batı yanlıları kendi içlerinde iktidar mücadelesine giriyor… Yulia Timeşenko popüleritesinin artığını görünce  Viktor Yushchenko ile zıtlaşarak rakip oluyorlar ve sonuçta kazanan Rusya yanlısı Viktor Yanukoviç oluyor. Farklar hep çok az…

    2009

    Ukrayna ile anlaşmazlık yaşayan Rusya; Ukrayna vanalarını iki haftalığına kapatıyor… Avrupa ve Ukrayna üşüyor

    2010

    Oylar bölünüyor ve bu bölünmeden Rusya yanlıları karlı çıkıyor… %46 Yuliya Timeşenko ve %49 Yanukoviç; Bu seçimlerde  Yushchenko’da aday oluyor ve %6 oy alıyor…

    2011

    Eski Başbakan Yulia Timeşenko tutuklanarak hapse atılıyor.

    Viktor Yanukoviç

    Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç

    Timoşenko Ocak 2009’da Rusya’dan 10 yıl süreyle doğalgaz alınması anlaşmasını yasalara uygun olmayan bir şekilde onaylayarak görevini kötüye kullanma suçlamasıyla yargılandı. Eski başbakanın tutuklu yargılanmasını talep eden savcılık makamı Timoşenko’nun davayı ciddiye almayıp, hâkimle alay ettiği ve mahkeme salonundayken Twitter hesabından mesajlar gönderdiğini ifade etti. Timoşenko, 2001 yılında da dolandırıcılık suçlamasıyla bir süre hapis yatmıştı.

    Timoşenko’yu 1996 yılında rakip bir işadamının öldürülmesi emriyle itham edildi.

    2012

    En renkli, heyecanlı ve orjinalliklerle dolu seçim bu yıl gerçekleşti.

    • Rusya Yanlısı Yanukovich oyların %30’unu alarak iktidar oldu…
    • Hapiste bulunan Timeşenko’nun partisi %26 aldı.
    • UDAR partisi yani Yumruk Partisi’nin Adayı Boksör Vitaliy Klychko %14 aldı.
    • Kominist Parti ise %13 oy aldı
    • Sosyal – Nasyonel Parti  (Yani Nasyonel Sosyalist Irkçı  Parti)  %10 oy aldı.
    • Ukrayna – İleri Partisi ; Timeşenko’nun taklidi olan hanfendi Natalia Korelevska’nın partisi %1,5 aldı

    Diğer Partiler %1 ‘in altında oy aldılar benim bu partiler arasında favorim Emekliler Partisi

    2013

    Şubat ayında Rus İzvestia gazetesi Gazprom’un ticari sır olarak sakladığı Avrupa’ya gaz satışını yayınladı.

    Burada alım miktarları ve fiyatları yer alıyor. En ucuz gaz alımı yapan 313€ ile İngiltere; ayrıca aldığı miktar çok az.

    Avrupa'nın Rusya'dan Gaz Aldığı Fiyatlar

    Avrupa'nın Rusya'dan Gaz Aldığı Fiyatlar

    Türkiye 406 € fiyat ile gaz alıyor arada ki fark uçurum.  Türkiye Almanya’dan sonra en çok gaz alan ülke Almanya  ise 379 € alıyor.

    Avrupa’nın tüm büyük ülkeleri ucuza gaz alırken Türkiye cidden çok kötü fiyatlara gaz alıyor. Ukrayna ile aynı fiyatlara gaz alıyor. Rusya mesela Belarus’a ve Ermenistan’a çok ucuza gaz veriyor Türkiye’nin aldığından 3 kat daha ucuza.

    Türkiye hem yüksek miktarda gaz alıyor hemde Almanya’dan Fransa’dan Avusturya’dan Finlandiya’dan Hollanda ve İngltere’den çok daha pahalıya gaz alıyor. İyi pazarlık edememişiz. (kaynak:http://izvestia.ru/news/544100)

    Son olarak Rusya; Ukrayna’ya verdiği gazın fiyatını  düşürdü ve 200€ gibi bir fiyat oldu.

    Mücadele

    Gaz,Pazar ve para …  Satıcı : Rusya ve  Alıcı :Avrupa ! Arada kalan ve hırpalanan  Ukrayna…

    Euromeydan

    21 Kasım 2013 tarihinde tüm muhalefet liderlerinin desteğiyle halk meydanlara iniyor. Buna Ukraynalılar ukraynaca olarak Euromeydan  diyor. Bir dakika meydan mı ? Evet Bugün Ukrayna dilinde (Rusçadan farklı bir dildir.) bir çok türkçe kökenli kelime mevcut sebebi ise Tatarlar. Holywood aktörleri ve aktrisleri; Avrupa ve ABD dış basını destekliyor.

    Twitter,Facebook  ve Vkontakte çalkalanıyor. Muhalefet liderleri meydanlarda halka destek veriyor. Halk ve Polis karşı karşıya geliyor. Polis orantısız güç kullanıyor. Türkiye’de gezi parkı olaylarının tıpkısının aynısı bir biçimde örgütlenme ve yapılanma gerçekleşiyor.

    Polis, protestocuların kurdukları çadır ve barikatları dağıttı. Eylemcilerin direnemediği gecede Kiev polisi, eleştiriler üzerine bu kez cop yerine kalkan kullandı. ABD Başkan Adayı ve Senatör McCain; Kiev meydanlarında Ukraynalılara sesleniyor yanında bir senator daha var o ise diğer partiden yani hem Amerika Birleşik Devletlerinin hem Cumhuriyetçi Parti hem de Demokrat Parti’den iki senatörü Kiev’e geliyor Meydanda Halka sesleniyor ve desteklerini bildiriyor.

    Euromaidan

    Euromaidan

    Neden ?

    Devlet Başkanı Rusya yanlısı Yanukovich, Vilnius’da gerçekleşen Avrupa Birliği ile Ukrayna’nın gümrük birliğine girme antlaşmasını imzalamadı. Bunun yerine Rusya,Belarus ve Kazakistan’ın dahil olduğu gümrük birliği antlaşmaya hazırlanması üzerine olaylar patlak verdi.

    Göstericiler Ne istiyorlar ?

    “Hükümet istifa” sloganları atan muhalifler; ülkede erken seçime gidilmesini ve eski Başbakan Timoşenko da dâhil siyasi tutukluların serbest bırakılmasını istiyor.

    Para Yardımları ve Krediler Havada uçuşuyor

    Hem Avrupa Birliği; hem de Rusya Ukrayna’ya para yardımları yağdırıyor. Yeter ki Ukrayna onların tarafında olsun.

    Göstericiler Lenin Heykelini Yıktı !

    Haberlere yansıyan olay çok İlginç Aralık ayı 2013 yılında göstericiler Lenin Heykeli yıkıyor ! Buradan çıkarılacak ilk sonuç 1992 yılında Lenin Heykelleri tamamen yıkılmamış ve  hala bazıları için Vladimir Lenin birçok şey ifade ediyor. Heykelin yerine şimdi Bayrak asmışlar lakin denen o ki tekrar oraya Lenin heykeli dikeceklermiş. Rus egemenliğinin bir sembolü olarak bilinç altına işlemiş Lenin ve bunun sembolü olarak görülen heykel yıkılıyor. Basit bir sonuç bu zamana kadar yıkılmadıysa halen seveni vardı… Böyle bir olayda yıkıldıysa bir o kadar da nefret edeni vardı… Ama Ukrayna’da Lenin’in fikirleri ve ya düşüncelerinin 20 yıldır uygulanmadığıda bir başka gerçek…

    Kiev Lenin Heykeli Öncesi Sonrası ve Şimdi

    Kiev, Lenin Heykeli, Öncesi Sonrası ve Şimdi

    Ukrayna Kazançlı Çıkabilir mi ?

    Bu durumda Ukrayna’nın bir taraf seçmesi gerekiyor; ya eski sovyetler birliği üyesi Litvnaya,Letonya ve Estonya gibi AB’yi seçecek ya da Belarus gibi Rusya yanlısı olacak.  Türkmenistan ve ya Özbekistan gibi tarafsız ve kapalı kalma şansı yok gibi gözüküyor. Gösterilerin arka planında da Avrupa Birliği ve ABD olduğu açık.

    Ancak Pragmatist ve Halkın çıkarını savunan gerçek bir iktidar ne Rusya’yı küstürecek ne de AB ve ABD’yi karşına almamalıı.

    Ukrayna halkı gerçek özgürlüğüne dış güçler arasında bir denge kurarak bulabilir. Hem Rusya ile olan ortak tarihine kültürünü yok saymadan ayrıca geriye gitmeden ülkesi için en iyi yolu yani özgürlüğü, kardeşliği ve halkı arasında ki  eşitliği seçerek dengeyi bulmalıdır.

    Sadece Rusya ve AB için değil bölgede ki tüm ülkeler için eşit mesafede ve açık bir ülke olmalıdır.  AB ile Gümrük Birliğine ve ya Rusya ile Kazakistan-Belarus-Rusya’nın dahil olduğu Gümrük Birliğini seçmektense hepsi için aynı mesafede ve şartlarda bir gümrük ve dış politika belirlemelidir.

    Ukrayna Tarıma elverişli topraklarının %7 sini Çin Devlet Tarım şirketine sattı bunun yerine Tarıma yatırım yaparak Çin’e tarım ürünleri ihraç etme modelini benimseseydi daha çok emek ve zaman geçecekti ama uzun vadede şimdi kazandığı 3 Milyar Dolardan çok daha fazla para kazanacaktı.

    Rusya ve Ukrayna son olarak bir antlaşma yaptılar 15 Milyar Dolar ve 400€ bulan gaz fiyatları 100€ indi, Ancak Avrupa Birliğini ve ABD bu durumdan pek mutlu olmuşa benzemiyor. Halbu ki Ukrayna Rusya ve ABD arasında Köprü olmalıydı sınır değil.  Ukrayna tıpkı Kızları ve Doğası gibi çok güzel ve çekici bir ülke onu Ukrayna pragmatist ve akıllı davranmalı ve  Avrasya’nın Parlayan Yıldızı olmalıdır.

    Ukrayna Ekonomisine Genel bir Bakış

    Ukrayna'nın Dış Ticaret Açığı

    Ukrayna'nın Dış Ticaret Açığı

    Ukrayna sürekli Dış Ticaret Açığı vererek ürettiğinden çok tüketen bir ülke haline gelmiştir. Bu Dış Ticaret açığı genişleyerek daha da derinleşmektedir.

    Yurt Dışından Petrol ürünleri almakta; Yurt Dışına ise Demir – Çelik ve Hububat satmakta.

    15 Milyar € gibi bir Dış Ticaret açığını yurt dışından aldığı borçlarla kapatmaya çalışmaktadır.

    İthalat olarak Rusya ve Çin’e bağımlıdır.

    Ukrayna’nın mal sattığı başlıca ülkeler ise Rusya ve Türkiye’dir.


    Avrupa Briliği VS Avrasya Ekonomik Briliği

    Şu an Rusya, Kazakistan ve Belarus’ta Gümrük tarifesi aynıdır.

    Mayıs 2014’e kadar Avrasya Ekonomik Birliği’ne dönüşecek. AB’de olduğu gibi mal, sermaye, işgücü ve hizmetler aşamalı olarak üye ülkeler arasında serbest dolaşacak.

    Ermenistan Haziran 2014’te tam üye olacak.

    Ukrayna’da son çıkan olaylardan sonra hükümet bu birliğe girme kararı aldı.

    Rusya’nın hedefi Baltıklar hariç diğer tüm Post Sovyet Cumhuriyetlerinin dahil olması…

    Ukrayna Ticari ve Politik Riskler Taşıyor mu ?

    Ukrayna bu ve benzeri olaylara ileride de gebe olacaktır. Ticari olarak her zaman olduğu gibi önemini sürdürecektir. Ekonomisi ise dışa bağımlı olmaya devam edecek gibi gözüküyor. Bu bağlamda Politik istikrar Ekonominde kilit rol oynamakta…

    Kiev sokaklarında yürüken çektiğim bir kaç fotoğraf; seçim öncesi Kominist Parti’nin afişi ilginç  ! Mayakovskiy’nin bir şiiri ile reklam hazırlamışlar basitçe çevirisi şöyle: Son Ananasını ye, Son Tavus Kuşunu götür, asıl şimdi senin sonun geldi Burjuva !

    Kiev'den Görünüm

    Kiev'den Görünüm

    Ukrayna Parlementosu Şenliklerle Açıldı…

    Aşağıda ki videoda gözler Boksör Vitaliy Klichko’da  !

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

  • İş seyahati nedeniyle Şubat ayı içersinde Belarus’ta bulundum… Burada başkent Minsk , Brest ve Vitebsk şehirlerinde seyahatler gerçekleştirdim…

    Belarus ilginç bir ülke ve ticaret daha da ilginç…

    Belarus Nufusu 9,5 milyon kişi ve düşmeye devam ediyor

    Başkent : Minsk Nüfusu yaklaşık 2 milyon kişi…

    %80 Ortadoks bir Nüfus geriye kalan %20’lik kesim ise Katolik ve diğer dinlere mensup… Tabi %80’lik ortadoksların hemen hemen yarısı %40’lık bir nüfusunun inancı bulunmakta diğer geri kalan %40 ise kendisini inançsız olarak tanımlamaktadır.

    Nüfusun yarısı %51 Devlet tarafından istihdam edilmektedir.

    Sovyetler döneminden itibaren bir sanayi ülkesi olarak tasarlanan Belarus; Maz Otomobil fabrikasını barındırmakta dev madencilik araçları Belaz… İş ve tarım makinaları gibi sovyet döneminden kalma fabrikalar halen üretim yapmaktadır.

    Rusya,Polonya,Ukrayna,Litvanya ve Letonya ile çevrili…

    Kendi dilleri Belarusça ancak pek yaygın kullanımı yok herkes Rusça konuşmakta…

    Türkiye vatandaşlarına vize uyguluyorlar ve vizeler oldukça pahalı[Bu yazının yazıldığı tarihten tam bir gün sonra 29 Mart 2013’te Dış İşleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu Belarus’a bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi Belarus Dışişleri Bakanı Vladimir Makei ile bir araya geldi ve görüşmenin ardından yapılan imza töreninde iki ülke arasında Vizelerin Karşılıklı Kaldırılmasına ilişkin Anlaşma ile Türkiye-Belarus Geri Kabul Anlaşması imzalandı. Bu ziyaret ile  Ahmet Davutoğlu Belarus’u ziyaret eden ilk Türk Dış İşleri Bakanı oldu…] Bu gelişme Belaurs ile Türkiye’nin arasında ki her tür ilişikiyi geliştireceği kuşkusuz bir gerçektir… Proaktif Türk Dış Politikasının ve hükümetin dinamik yapısının bir başka göstergesi ve başarısı olduğunu kabul etmek gerekmektedir… Umarım aynı başarıyı Özbekistan ve Türkmenistan‘da da gösterebilirler…

    Belarus vizesi için http://turkey.mfa.gov.byadresinden  gerekli evrakları ve fiyatları bulabilirsiniz… Pek ucuz sayılmaz ve çok evrak istemekteler… Ayrıca Belarus Devlet Şirketinden Seyahat Sağlık Sigortası yaptırılması gerekiyor…

    Yani elinizi kolunuzu sallayarak girmek pek mümkün değil…

    1991 yılında Sovyetler Birliğinin Liberalleşen ve çözülme sürecini getiren açılımlarına karşı yapılan darbe girişiminde Belarus Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti en başta yer almakta idi… Ancak bu başarısız darbe girişimi dönemin Belarus devlet başkanı Mikalay Dzyemyantsyey’un Gorbaçov tarafından görevden alınmasına sebebiyet verdi…

    Biraz daha geriye gittiğimiz zaman Belarus 2.Dünya savaşı sırasında  Nazi Alman işgali altında kaldı…

    Sonrada Stalin dönemi…

    Ancak Belarus Rusya ve Sovyetler ile ilişkileri hep iyi olmuş bir ülke komşuları Baltıklar ve Polonya’dan farklı olarak…

    Ekonomik açıdan günümüzde 2011’de ciddi bir kriz yaşamış ve enflasyon oranı 1990’lar Türkiye’sini hatırlara getirmektedir… 2011’de %108,7 gibi güzel bir enflasyon rakamı yakalıyorlar Bu rakamla tüm Avrupada ve BDT ülkeleri arasında birinci oluyorlar… 2012 Enflasyon rakamları ise %25

    Parası oldukça değersiz 1 ABD Doları yaklaşık 8650 Belarus Rublesine eşit…(Mart 2013)

    Herkesin kapalı dediği bu ülkede özet olarak Türkiye ilişikileri ise şu şekildedir;

    Belarus Bayrağı

    Belarus Bayrağı

    • 25 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını kazanan Belarus’u tanıyan ilk ülke Türkiye’dir !
    • Turkcell, Belarusian Telecommunications Network (“BeST”)’in hisselerinin %80’ini Belarus Cumhuriyeti Devlet Varlık Komitesi’nden toplam 500 milyon ABD Doları bedelle devir almak üzere bir Satın Alım Sözleşmesi imzalamıştır.
    • Türk yatırımcılar inşaat sektöründe de aktif olarak Kamu binaları ve Otel inşaatları gerçekleştirmekteler…

    Siyaset , Ticaret, Hayat ve Ergenekon…

    Belarus ve ya Beyaz Rusya… Beyaz ve ya temiz ülke ve Rus anlamında… Ülke aslında bildiğimiz anlamda Rus değil… Dilide Rusça değil ancak hem Çarlık zamanı hemde Sovyet Rusya sebebiyle Ruslaşmış bir toplum…  Sovyetler Birliğinde Avrupa olarak alıgılanan ve gelişmiş olarak düşünülen Moskova,Kiev ve Minsk üçlüsünün önemli bir aktörü…

    Ülkemizin başkent Minsk’te Büyükelçiliği, Belarus’un ise Ankara’da bir Büyükelçiliği ve İstanbul’da bir muvazzaf Başkonsolosluğu bulunmaktadır. Ayrıca, Belarus’un Adana, Alanya, Antalya, Bursa ve İzmir’de Fahri Konsoloslukları faaliyet göstermektedir.

    BelarusRusyaKazakistan Gümrük Birliği Ortak Gümrük Tarifesine girmiştir.
    Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra 10 Temmuz 1994 seçimlerini kazanarak Beyaz Rusya’nın başkanı sıfatını kazanmıştır.

    Belarus da birçok kişiye sığınma talebi veren bir ülke olarak biliniyor. ABD’den 7, İngiltere’den 4, İtalya ve Çin’den 3’er işadamının da Belarus’tan sığınma talebi aldığı biliniyor.

    Belarus’la Türkiye arasında suçluların iadesi anlaşması bulunmuyordu… Bu nedenle Türkiye’de suç işleyen herhangi bir birey Belarus’a gittiği takdirde yakalansa bile iade edilemeyebilir. Bu sebeple Belarus’a kaçan isimler ve hikayeleri şöyle 24 yaşındaki Sinem Yalçın’a  cipiyle çarpıp kaçarak ölümüne neden olmaktan ceza alan firari Faruk Kalkavan Belarus’ta yakalanıyor…

    Minsk'te çok sayıda Kumarhane bulunmakta

    Minsk Casinolar şehri

    Adalet Bakanlığı’nın devreye girmesi ve Belarus hükümetiyle iletişime geçmesiyle Kalkavan, 8 Kasım 2011’de Belarus polisince gözaltına alınmıştı. Ancak iki ülke arasında karşılıklı olarak suçluları iade anlaşması olmadığı için Kalkavan’ın Türkiye‘ye nasıl iade edileceği bir türlü netlik kazanamıyor…

    Türk ve Belaruslu yetkililer arasında o tarihten bu yana süren görüşmeler, sonunda netice verdi. Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Daire Başkanlığı yetkilileri, 9 Ağustos’ta Faruk Kalkavan’ı Türkiye’ye getiriyor. Kalkavan, kalan cezasını çekmek üzere Ümraniye Cezaevi’nde A3 koğuşuna konuluyor… Faruk Kalkavan’ın yakalanması ise Rahmetli Sinem Yalçın‘ın babasına gelen isimsiz bir mail ile oluyor… Faruk Kalkavan kendi pasaportuyla Minsk’te üniversiteye yazılıyor iş yeri açıyor şirket kuruyor ve Pionerskaya Ulitsa Dom. 36’da kalıyor…

    Bunun haricinde Ergonekon Davası sürecinde kaçan Tümgeneral Mustafa Bakıcı,8 Ağustos 2011’de hakkında yakalama kararı çıkarılayor. Yapılan incelemede Tümgeneral Bakıcı‘nın Belarus’ta olduğu belirleniyor. Bakıcı‘nın kaçmadan önce bütün banka hesaplarını boşalttığı ve yanına yüklü miktarda para aldığı söyleniyor.

    Ayrıca Ergenokon Davası sanığı Bedrettin Dalan 1984-1989 arasında İstanbul’un ilk Büyükşehir belediyesi başkanı. İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi’nin kurucusu. Belarus’ta olduğu basına yansıyan haberler arasında yer aldı…

    Türkiye Aralık 2012’de Belarus ile adli yardımlaşma imzalıyor… Artık eskisi gibi Belarus’a kaçmak tam bir çözüm olmayacak gibi gözükmekte bazıları için…

    Minsk’te bunların haricinde göze çarpan bir başka unsur ise Kumarhaneler ! Her köşe başında bir kumarhane bulunmakta bununla birlikte Gece Kulupleri,Striptiz Barlar ve Fuhuş çok yaygın ve ulaşması kolay siz ulaşmaya çalışmasanız bile onlar size ulaşacaklardır…

    İhracat

    Belarus‘un en büyük ihracat partneri Rusya sonra Hollanda ve ardından da Ukrayna gelmekte. Belarus’un tüm ihracatında Rusya‘nın payı ise %33 civarında…

    • 2011 yılı itibari ile Belarus’un tüm dünya’ya olan ihracatı 40 milyar dolar
    • Türkiye’nin ise aynı dönemde 150 milyar dolar
    • İhracat kalemleri:Mineral,İş Makinaları,Tarım ürünleri v.b…

    İthalat

    Belarus‘un ithalatı ise gene birinci sırayı Rusya almakta ve sırasıyla Almanya,Çin,Ukrayna ve Polonya yer alıyor…

    • İthalatının en önemli kaleminde Enerji yer almaktadır…
    • 2011 yılı itibari ile İthalat rakamı 46 milyar dolar...
    • 6 milyar dolar açık vermiştir 2011 yılında…

    Türkiye’den Colins Markasını her yerde görmek mümkün tüm mağazalarda her yerde Çin malları bulunmakta ayrıca Laleli mallarıda tüm Belarus şehirlerine dağılmış durumda…

    Sovyetler Birliğinin ardılı BDT‘nin Yönetim merkezide Minsk”te bulunmaktadır…

    Devlet Başkanı

    Alexander Lukaşenko

    Alexander Lukaşenko

    Belarus Devlet Başkanı

    Numan Kurtulmuş‘a olan dikkat çekici benzerliğinin yanı sıra Lukaşenko oldukça ilginç bir isim…

    Kısa kısa başlıklarla;

    1954 doğumlu.

    ABD ve AB kendisine vize vermemektedir.

    Sovyet Döneminde Gorodets Devlet Çiftliği ve inşaat malzemeleri fabrikasında müdürlük yaptı.

    1990 yılında politikaya giriyor ve 1994’te Devlet Başkanı oluyor…

    Resmi olarak eşiyle evli gözükmesine rağmen ayrı yaşamakta ve kişisel doktorundan gayri meşru çocuğu bulunmakta…

    Avrupa’da kendisi için Avrupa’nın son diktatörü denmekte…

    Basına yansıyan bazı demeçleri ve haberler ise şöyle;

    • “Batı Afganistan‘da milyonlarca insan öldürdü. Ardından petrol ihtiyacı olduğu için Irak’a girdi. Örneğin onlar için Sarkozy ‘büyük bir demokrat’. Önce Libya‘nın öldürülen lideri Kaddafi‘den 150 milyon dolar aldı, 3 yıl sonra da üstüne bomba yağdırdı”
    • Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri; Lukaşenko‘nun Devlet Başkanlığını kabul etmemekte siyasi ve ekonomik yaptırımlar uygulamakta… ABD ve Avrupalı firmalarının Belarus ile ticaret yapmasını yasaklıyor…
    • 2008 yılından itibaren Belarus yönetimi ile Rusya arasında ilişkilerin bozulması ve Lukaşenko’nun Batılı ülkelerle yakınlaşma çabasına girmesi, bu yasağın askıya alınmasına neden oluyor…
    • 2011 yılında Avrupa Komisyonu Başkanı, Barroso, Lukaşenko‘yu Kiev’deki zirvenin dışında tutmak istiyor ve Lukaşenko; Barroso‘ya ağır sözler sarf ediyor.
    • 11 Nisan 2011 tarihinde Oktyabrskaya Metro istasyonunda Bomba patlıyor ve 15 kişi ölüyor. Bu olay tamda büyük ekonomik sıkıntılarla çalkalanırken oluyor… Suçlular Vitebsk şehrinden 1986 doğumlu iki Belarus’lu olarak tespit ediliyor yargılanıp kurşuna diziliyorlar…

    Rusya ile ilişkiler geriliyor…

    • 1990 yılından 1995’e kadar Ekonomisi Rusya’dan alınan gaz karşılığı mal mukabili ödeme ile toplarlanıyor…  Bu nokta çok ilginç Rusya’ya gaz veriyor ve Rusya’ya süt,ekmek,makina ve tarım ürünleri ile ödeme yapıyor ısınmak için…
    • Belarus’un Rusya’ya olan enerji bağımlılığı %90 seviyesindedir. Rusya’nın 2 Miyar dolarlık kredi açtığı Belarus peyder pey bu parayı almakta ancak son pakette Rusya elini biraz ağır tutunca ilişikiler gerilmeye başlamıştır aslında Ödenecek tutarın hangi para cinsinden olacağı konusunda sıkıntı çıkmıştır… Belarus bu parayı Dolar olarak isterken Rusya bu parayı Ruble olarak ödemek istemiştir.Bu gerçekten tam bir çıkar çatışmasıdır… Rusya’nın bu parayı Ruble olarak ödemesi kendisine maliyeti oldukça düşük olacak ve paranın dönüşüde kendi üzerinden olacak Rusya; Ruble olarak kredi verdiği anda çifte kazanç sağlamaya başlayacaktır… Ancak kapalı ekonomiye sahip olan Belarus’un zaten açık veren Dış Ticaret’i ülkenin en basitinden ihtiyacı olan malları direk özgürce Dolar ile alabilecek iken Rusya’ya bağımlılığını iki katına çıkartacak olan bu durumu istememiştir… Lukaşenko; Rusya’ya olan bağımlılığınıda azaltma yolu aramaktadır; Bu bağlamda Gürcistan ile sıkıntılı olan Rusya ilişikilerinde; Gürcistan‘dan taraf olarak bir hamle yapmıştır…Bunun üzerine Rusya Belarus’tan gelen ihracata çeşitli sebepler bularak durduruyor… Gazprom fiyat farklılığından dolayı Belarus’tan gaz parası istiyor eğer vermezse gazı keseceğini belirtiyor…

    İsveç’li bir reklamcının pırpır bir uçakla gizlice Belarus hava sahasına girerek 800 adet oyunca ayı ile Belarus’a saldırmasının bedelini İsveç Devleti acı bir şekilde ödemiştir.Belarus diplomatik ilişikilerini kesimiş Generallerini ve bir takım bakanları görevden almıştır…

    Ekonomik ve siyasi yönden izole olan bu görece 9,5 milyonluk Ülkenin durumu Batı’da Sovyetleri halen yaşatıyor gibi gözüksede sosyalist politikalarında sovyetlere nazaran devam etmediği görülmektedir. Zenginlerin gayet lüks bir şekilde yaşadığı ortalama halkında gelir durumunun sağlık ve eğitim olarak standartların altında olduğu söylenebilir…

    Belarus’ta Türk Sermayesi ve Türkiye ile Ticari Hacim

    Türk Sermaye Derneği: www.atk.by

    Belarus Türk İşadamları Derneği: www.betid.org
    Türkiye'nin Belarus'a İhracatı

    Türkiye'nin Belarus'a İhracatı

    • Sağ tarafta ki grafikte de görüleceği üzere Türkiye’nin ihracatı son 3 yılda büyüme kat etmektedir.

    2010 yılından 2012‘ye bakıldığı takdirde %30‘luk bir büyüme göze çarpmakta…

    Ancak 2012 rakamı oldukça küçüktür 264,5 Milyon Dolar Bu rakamı 2011 yılı değeri ile karşılaştırdığımız da bile Türkiye’nin Belarus’un ihracatında ki payı 1000’de 6 gibi küçük bir rakam…

    Türkiye’den İhracat kalemleri ise Tekstil,Plastik,Meyve Sebze,Kuruyemiş v.b….

    Görüldüğü üzere ticari ilişikilerimiz oldukça düşük ve ilkel bir seviyede bulunmaktadır…

    Aşağıda benim Minsk’te çektiğim bir kaç fotoğrafa göz atabilirsiniz…

    Özet ile hem Belarus’un hem de Türkiye’nin Belarus ile olan ilişikilerinde alacağı daha çok yol bulunmakta… Bu kadar sanayisi iyi ve yüksek potansiyeli olan ve eğitimli nüfusu sahip, İnsan sayısı çok fazla olmayan coğrafi konumu itibari ile avantajlı olabilecek bir ülke potansiyeline sahip iken izole olması,Kumarhanelerle dolu olması, suni bir ekonomiye sahip olması ile potansiyelini değerlendiremeyen bir ülke izlenimi çizmektedir.

    AB,ABD ve Rusya ile çatışmak yerine daha liberal,serbest, özgürlükçü ekonomik ve siyasi bir çizgide bulunursa başta ABD ve AB’den bir çok yardım ve destek görebilir buna ek olarak diplomatik olarak Rusya ile de denegeli ilişkiler geliştirebilirse bölgenin en iyi refah durumuna sahip bir ülke olabilir… Genede dışarıdan bakıldığı kadar ya da en azından Özbekistan kadar kapalı bir ülke olmadığını söyleyebilirim…


    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

  • Cem Tezelman

    Rusya'da İş Yapma Sanatı

    Cem Tezelman

    Rusya Vergi Rehberi

    Uzun zamandır paylaşmak istediğim iki kitap ve bir videoyu şimdi vakit bulunca palaşmak istedim.

    Cem Tezelman’ın yazmış olduğu ve sağ tarafta gördüğünüz bu iki eser;

    gerçekten Rusya’da iş yapmak isteyen yatırımcılar için son derece kritik öneme sahp arşivlik eserler.

    Ayrıca BDT ve Rusya Profesyonelleri için de öyle… Bunun haricinde Rusya’yı özetleyen  This is Russia videosu ise ibretlik !!!

  • KAZAN / TATARİSTAN - RUSYA FEDERASYONU

    Kul Şerif

    Kazan şehri Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan…

    “Поскреби русского – обнаружишь татарина”

    Rusça bu söz şu anlama geliyor Rus’u biraz kazısan altında Tatar bulursun…

    Bunun sebebine gelince bu iş Tarih’ten başlar… Tabi önce Tatar  nedir ? onu cevaplamak gerekir Tatarlar’da bir Türk kavimidir ama Türk Dünyasından biraz daha farklı olan bu topluluk hem savaşçılık anlamında hemde entellektüel anlamda diğer tüm Türk topluluklarından farklı olduğu gibi Dünya’da da farklılığı kabul görmüştür… Tatarlar genel anlamda hem bugün ukrayna’ya bağlı özerk bir devlet olan Kırım Tatarları hem de Kazan Tatarları olarak kulağımıza çalınsa da hem Osmanlı’dan hem daha öncesinden sadece Anadolu Türklerini değil tüm Dünya’yı bir çok anlamda etkilemiştir…

    Rusya’nın bugün sahip olduğu bizim Rusya diye bildiğimiz tüm topraklar Tatar’larındı… Moskova dahil…

    Tatarlar Çin’den Avrupa’ya Kuzey’den Güney’e Finlandiya’dan Fransa’ya kadar etkili oldular… Tarih yazdılar…

    Ruslar bu kadar güçlenmesinin ve Dünya’de söz sahibi bir toplum olmasını da sağlamışlardır…

    Yusuf Akçora,Zeki Velidi Togan,Sadri Maksudi Arsal gibi isimler Tataristan doğumlu olup  Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında genç cumhuriyet için çalışmış ve gözlerini Anadolu topraklarında açmasalar da bu topraklarda kapatmışlardır…

    Bulgar sözcüğü ve Bulgarlar’ın da kökeninin Tatarlar olduğunuda kısaca bahsetmek gerekir…

    Moskova’nın Tatarların elinden Rusların eline geçmesi birinci kırılma noktası oluyor… İkinci Kırılma noktası ise Ruslar’ın kaderini değiştiriyor…

    Kazan’ın kaybedilmesi… 1552 yılında Korkunç İvan Kazan’ı Tatarların elinden alınca sadece Tatarların değil Tüm Türk ve Müslüman  Dünyasının kaderi değişiyor…

    Bu yoğun mücadele 100 yıldan fazla sürüyor… Benzer zamanlar’da İstanbul’un fethi nasıl büyük bir başarı ise Kazan’ın kaybedilmesi de bir o kadar büyük kayıptır…

    Bu savaşın sonunda  Kul Şerif Camii’si Korkunç İvan Tarafından yok edilmiştir… Ancak Korkunç İvan bu camii’yi yıkmasının sebebi o kadar güzel ve ihtişamlı olmasının yanı sıra kıskanmışta olmalıdır ki bu camii’nin bir benzerini Moskova’da yaptırma kararı almış ve Rusya’nın Sembollerindne biri olan St. Basil Kathedrali’ni yaptırmıştır…  hatta bu kathedral bu sayfa’da da kullanımıştır… sol üst köşede görülebilir…

    Kul Şerif Camiisi ancak Kazan’ın kuruluşunun 1000.ci yılında 2005 yılında tekrar yapılarak açılmıştır.

    Bu yeni yapılan camii’yi gezdim ancak maalesef üzülerek söylüyorum ki neyse bir şey söylemek istemiyorum…

    Tabi burada bazı isimleri özellikle Sultan Galiyev’i anmadan da olmaz… Sultan Galiyev; Proleter Devrimin Lenin,Stalin ve Troçki’den sonra gelen en önemli isimlerindendir… Ancak hepsinden farklı olarak onun anlayışı Türkçülüğe dayandırması Stalin tarafından tehdit olarak görülmesine sebep olacaktır…

    Kısa yazalım dedik gene uzattık…

    Hemen populer kültüre kısa bir geçiş yapalım fransız mutfağından dünyaya armağan olan tartar sos’un isim babası Tatarlar ! Ayrıca gene Tatar büfteği – steak tartare … ve bizde ve Rusya’da populer olan çiğ börek… bunların haricinde tatar yemekleri tadına doyum olmayan gizli kalmış bir zenginlik…

    Bugun Tataristan Rusya Federasyonuna bağlı en zengin devletlerden biridir…

    Zengin doğal gaz ve petrol’ün haricinde kereste ve yer altı maden kaynaklarına da sahiptir…

    Tatarlar eğitim seviyeleri ve zekalarıyla göz dolduran bir toplumdur.

    Bakanlar,Devlet Adamları ve Girişimçileri ile Rusya’da eşi benzeri görülmemiş bir örnek oluşturmaktadırlar…

    Kendi ülkelerinde ki iş fırsatlarını da genelde kendileri değerlendirmektedirler…

    Ben Kazan’ı çok sevdim fırsatım olsa bir tatar köyüne yerleşmek isterim. Tatarların ise en çok sevdiğim yanı şu oldu halka kendi aralarında Tatarça konuşuyorlar ve öyle ya da böyle anlaşabilmek ve anlayabilmek çok güzel…

    İnsanları ise gerçekten özel… Anadolu tadı yakalayabiliyorsunuz…

    Ekonomi ve iş fırsatları ilgili bir yazıda yazmak gerekecek sanırsam onu da bir başka zamana bırakalım…

    P.S. Kazan’a Yekaterinburg üzerinden geçtim Kazan’ın havalimanı Kazan’a yakışmıyordu…

  • Öncelikle sırada bekleyen o kadar çok yazı söylenecek o kadar çok söz var ki bir yerden başlamak gerekiyor. Bundan sonra burada ki yazılarım biraz daha teknikleşerek strateji kurumlarında gördüğüm zayıflıklara bir misilleme olarak siyasi,jeopolitik,ticari ve ekonomik gözlemlerimi daha fazla aktarmaya çalışarak ülke analizlerine de yer vereceğim. Bu ülkelere ilgi duyanlar ve ya ticaret yapmak isteyenlere bir nebzede olsa yardımcı olur gerekçesiyle…

    Özbekistan’a 3. seyahatimi gerçekleştirdim. Özbekistan Ülke analizine Türkiye – Özbekistan ve Dünya Perspektifinden bakalım…

    Özbekistan Orta Asya’nın en güçlü ülkesi

    30 milyonluk bir nüfus

    Güçlü bir ordu

    Gerçek bir Polis Devleti: Her bir kişiye iki polis düşüyor…

    Her köşe başında ve dönemeçte ve ya köprü altında ve ya eşikte bekleyen mutlaka bir polis memuru oluyor.

    Devletçi Ekonomi..

    Kapalı bir Ülke !

    Pamuk,Petrol ve Doğalgaz ayrıca Tarım…

    Gergin siyasi ilişikiler.

    Mallarına el koyulan ve deport edilen Türk

    Kaşif Kozinoğlu,Hakan Fidan,Enver Altaylı…

    Devrimler ve Suikastler

    Timur Lenk ve Yıldırım Beyazıt

    Nasrettin Hoca

    Uluğ Bey

    Özbek Pilavı

    Ankara Savaşı

    Esenboğa Havalimanı ve Eymir Gölü

    Olmayan Yabancı sermaye ! Mcdonalds Yok !

    Bavul Ticareti

    Said Nursi ve Risale

    Yüksek Turizm Potansiyeli Yaşlılar ve Hintli Turistler

    Mustafa Kemal Atatürk Caddesi,Taşkent

    Halk İsyanları

    Dost ve Güler yüzlü sevecen özbek halkı

    Ahıskalar,Tatarlar,Ruslar,Karakalpaklar …

    Sovyetler Birliği…

    Büyük Turan,Türkistan,İpek Yolu…

    Koreliler…

    Özbekler Tekkesi…

    Nakşibendi…

    Yıldız Usmanova

    Alişer Usmanov

    Emir Timur ve Yıldırım Beyazıt

    Özbek kelimesi 1313 yılında tahta geçen Özbek Han’dan almakta… Özbek Han Edirne’ye kadar seferler düzenlemiş ve Özbek Han, Cengiz Han’ın torunlarından… Azak,Kırım v.b. bir çok şehri feth etmiş…

    Ancak burda önemli olan isim ise Timur’dur…

    Timur Lenk ve ya Emir Timur

    1336 yılında Özbek Türkü olarak Dünya’ya gelen Timur Moğol kökenli olmadığı için ya da Cengiz Han’ın soyundan gelmediği için Han ünvanını kullanmayıp Emir ünvanını kullanmış…

    Timur isminin bugünkü Türkçe karşılığı Demir’dir. Osmanlı’da kendisine Aksak Timur denir… Savaşta yaralandığı için bir ayağı topaldır…  Büyük Timur İmparatorluğunun kurucusu Tacik,Fars,Arap,Türk ve Moğol halklarını içerisinde barındıran Müslüman bir İmparatorluk…

    Timur, 1370-1405 yılları arasında yaptığı seferlerle, Harezm, Doğu Türkistan, İran, Azerbaycan, Hindistan , Irak, Suriye, Altın Orda Devleti ve Osmanlı Devleti’nin de içinde bulunduğu topraklara hâkim olmuştur. Onun fetihleri, sonuçları açısından, Dünya’yı ve Türk Tarihi’nin bilinç altını dahi etkilemiştir.

    Ankara Savaşı

    Ankara Savaşı, Timur’la Yıldırım Bayezid arasında 1402’de Ankara’ya 20 km. yakınlıktaki Çubuk Ovasında olmuştur. Savaş olmadan önce Timur, Yıldırım Bayezid’e dört mektup göndermiş, Bu savaşın öncesinde Timur ve Beyazıt’ın mektuplaşmalarında bir çok ilginçlik görülebilir. Burada Abdurrahman Daş’ın akademik çalışması iyi bir kaynaktır. bkz:(http://www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi/s15/das.pdf)

    Bu savaşın Ankara’ya kattıkları ise Timur’un iki adet Generalidir. Ankara’da ki Havalimanına ismini veren Esenboğa ve Eymir Gölüne ismini veren Eymir…

    Dünya’da ki izleri Handel’in 3 perdelik 1724 yılında ilk kez sahnelenen Tamerlano Operası olarak karşımıza çıkmakta…

    Ankara Devlet Opera ve  Balesi tarafından bu yılın ocak ayında sahnelenmişti… Burada bana en ilginç gelen nokta Timur’un bir bayan tarafından canlandırılması olmuştur… Konusu Tarihsel gerçeklerden uzaktır ama ziyanıda yoktur…

    Bu savaşta dikkatle incelenmesi gereken ise Beyazıt’ın ordusunda ki Türklerin ve müslümanların Timur’un tarafına geçmesi yani saf değiştirmesidir ve Yıldırım Beyazıt’ı sonuna kadar bırakmayan sadece Sırp kuvvetleri olmuştur. Ankara o dönemlerde o kadar ormanlıktır ki Timur fillerini ormanın içinde saklaya saklaya Ankara Kalesine kadar dayanmıştır.

    Savaşın mutlak galibi Timur olmuştur…

    Nasrettin Hoca fıkralarında Timur zalim bir fatih gibi gözükmekte Nasrettin Hoca’da ona ayar veren Anadolu halkını temsil etmektedir. Ancak bir başka ilginçlik ise Nasrettin Hoca’nın Özbek kültüründe Buharalı olduğudur.

    Özbekistan Tarihten Günümüze,

    Günümüze gelmeden önce  Özbekistan’a bakarsak parçalı bir şekilde Kokand Hanlığı,Buhara Hanlığı ve Hive Hanlığı temelini oluşturmaktadır. Bu temele çakılan kazık ise 1867’de  Çarlık Rusyasından gelmiştir. Rus egemenliği altına giren bu topraklar Rusya’da Bolşevik devrimin gerçekleşmesiyle birlikte 1919’da Kızıl Ordu’nun Rus Generali Frunze komutasında ki birliklerle Devrimciler tarafından feth edilmiştir. General Frunze önemli ve ilginç bir isimdir… Neden ? 1885 yılında bugün ki Kırgızistan’ın başkenti Bişkek şehri doğumludur. Sovyetler Birliği zamanında bu şehre hem orta asya’yı feth ettiği için hem de Bişkek doğumlu olduğu için şehrin adı Frunze olarak değiştirilmiştir.  Ayrıca Moskova’da da bir metro istasyonuna ismini vermiştir (Frunzenskaya)…

    Sovyet Heyeti Ankara'da

    Sovyet Heyeti

    General Mihail Frunze ile ilgili olarak daha da ilginç olan  ise şu; Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyetler Birliğinin desteğini 1921’de Atatürk ile görüşerek Ankara’ya getirmiş olması bu destek ise Türkistan Harezm Kokand  hanlığından kalan Altınlardır. Ayrıca Kurtuluş savaşının bir çok askeri stratejisini belirlemeyede yardımcı olmuştur. Bir başka ilginç olan nokta ise Taksim Cumhuriyet Anıtında General Frunze’nin de bulunmasıdır….

    Taksim Cumhuriyet Anıtı, İstanbul

    Tabi hem Anadolu’da süre gelen kurtuluş savaşı hemde orta asya’da süre gelen savaşlarda hem Türkiye hem de Rusya birlikte bir mücadele vermiştir.

    1921 temmuzunda Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ile Buhara’ya gelen T.B.M.M üyelerinden İsmail Suphi Soysallıoğlu’nun teşebbüsleri ile bir “Türkistan Milli Birliği” teşkilatı kurulup başkanlığına da Zeki Velidi getirilmiştir.

    Orta Asya’da basmacı ayaklanmasında da Enver Paşa liderliği görülmektedir. Ancak başarılı olamamıştır…

    1924 yılında Özbekistan’da Sosyalist bir hükümet kurulmuştur ve Sovyetler Birliği günleri başlamıştır…

    Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (1927-1991)

    İkinci Dünya Savaşı’da Özbekistan’ı önemli bir konuma sokmuştur. 1967 yılında “Ташкент — город хлебный” Taşkent gorad hlebnıy (Ekmekli şehir Taşkent) filmininde çekilmesine sebep olacak bir göç ve huzur mekanı konumuna erişmiştir. 2. Dünya Savaşında çocukların güvenli bir yere nakli söz konusu olmuş bu güvenli yerde Taşkent olmuştur.

    Çünkü Taşkent’te ekmek vardır domates vardır salatalık vardır et vardır yemekleri ve toprakları bereketlidir…

    Özellikle 2. Dünya savaşından sonra Rus nufusu artış göstermiştir. Ülkeye Tatarlar,KorelilerAhıska Türkleri ve Ruslar yerleştirilmiştir.

    1945’ten sonraki yıllarda Özbekistan Bakanlar Kurulunun başında bir Özbek bulunmasına rağmen, yönetimin en üst kademesinden en alt kademesine kadar Rusların kontrolü söz konusuydu. 1940 larda Özbekistan’da sanayi dallarında, elektrik enerjisi, ulaştırma ve haberleşme konularında bir bakanlık olmadığından, bunlar doğrudan Moskova tarafından denetleniyordu. Elbette ana dil Rusçaydı. Sovyetlerin bura da ki stratejisi Özbekistan’ı pamuk üreticisi yapmak olmuştur.

    Taşkent 1930 yılında başkent oldu. Tabi neden Buhara ve Semerkant gibi o dönemde nispeten daha gelişmiş şehirler yerine Taşkent sorusu orada ki köklü tarih ve yoğun islami kalıntılar  etkili olmuş olabilir düşüncesindeyim. Tıpkı yılılan Osmanlı’nın eski başkenti İstanbul yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara gibi…

    Sovyetler Birliği Döneminde Taşkent Moskova,Leningrad (St. Petersburg) ve Kiev’den sonra 4. büyük şehir Taşkent’tir.

    Sovyetler Birliğinde Gorbaçon’un iktidara gelmesiyle birlikte geçen süreçte Berlin Duvarının yıkılmasıyla başlayan çözülme Demir Perde olarak adlandırılan Doğu Avrupa Sosyalist Devletlerinin rejimlerinin yıkılmasını ve akabinde 1991-1992 yıllarında Sovyetlerin dağılması olayını gözler önüne sermiştir. Sovyetlerin Özbekistan’a bıraktığı miras bence Aral Gölüdür…

    Ve günümüz Özbekistan Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlamıştır.

    Özbekistan ile iş yapabilmek için ve ya iletişime geçebilmek için Özbekistan’ı anlamamız gerekir. Özbekistan’ı anlamak için tarihi doğru bir şekilde bilmek gerekir Bugun ki ilişkileri değerlendirmek geçmişte ki ilişkileri bilmekten geçer…

    Köken olarak bir olan bu iki halkın ilişikileri ve çekişmeleri bir hayli ilginç olmuştur. Ankara Savaşından sonra olan dönemlerde ilişkiler için Özbekler Tekkesi iyi bir örnek teşkil edebilir. 1752’de Buharalı Nakşibendi dervişler tarafından Ahmet Yesevi geleneğinde Üsküdar, Sultantepe’de kurulan tekke. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’ya asker ve cephane göndermede gizli bir üs olarak hizmet verdi. İsmet İnönü,Mehmet Akif Ersoy gibi isimler bu tekkenin yardımıyla Anadolu’da ki milli mücadeleye katılmışlardır. Popüler olarakta Özbekler Tekkesi Ahmet Ertegün ve Ali Tarhan gibi isimlerin dedelerininde bu tekke kökenli olmalarıdır. Ahmet Ertegün’de bu tekkede toprağa verilmiştir. Bunun haricinde az bilinen bir konuda şudur. Sosyalist iktidara geçen Özbekistan’dan kaçan Buhara Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kurtuluş Savaşında Harezmşah Altınlarının gönderilmesine sebep olan Osman Hoca 1923 yılında Türkiye’ye sığınır ve Türk vatandaşı olur, Mustafa Kemal Atatürk kendisini himaye altına alır ancak İsmet Paşa döneminde durumlar değişir. Sovyetlerle gerilim yaşamak istemeyen İsmet Paşa, Osman Hoca’yı Türkiye’den çıkartır. Ancak 2. Dünya Savaşından sonra Türkiye’ye dönebilir ve 1968 yılında Özbekler Tekkesinde toprağa verilir.

    Özbekler Tekkesi Orta Asya’dan Hac yolculuğuna çıkan Müslümanlar adet üzere, Mekke’den önce İstanbul’a uğradıklarında kaldıkları 3 tekkeden biriymiş..

    Tekke mevlevi dergahları gibi herkese açık, kandillerde ve muharremde okunan mevlit, zikir ve dağıtılan Özbek pilavı, aşuresi ve Uygur ve Çağatay Türkçesiyle söylenen ilahileri ve ebru sanatçılarıyla meşhurmuş…

    Taşkent – Ankara yani Özbekistan -Türkiye

    Tarihsel alt yapıyı sanırım sağlam bir şekilde oluşturduk… 1991 yılına gelebiliriz artık…

    Özbekistan artık Sovyetlere bağlı değildir… Başında ise İslam Kerimov vardır. Artık Özbekistan demek İslam Kerimov demektir.

    Turgut Özal Dönemi ve Orta Asya’ya açılma Politikası ile Özbekistan’a ilk akınlar gerçekleşti.

    Özbekistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke ve ilk Büyük Elçiliği açan Türkiye olmuştu…

    1992 ile 1999 tarihi arası dönem ilişkilerimizin şu ana göre olumluydu…

    Aslında gene sorunluydu…  Türkiye İslam Kerimov’un en büyük muhalifi ve rakibini Turgut Özal’ın davetiyle himaye etmeye başladı yıl 1993…

    Bu isim Muhammed Salih’di…

    Bu hareket Özbekistan tarafından hoş karşılanmadı, ancak olaylar daha da gelişti 1999 yılında İslam Kerimov’a suikast girişiminde bulunuldu. Tutuklananlardan bazıları  Türkiye’de yaşayan özbeklerdi… Pusula Türkiye’yi gösteriyordu. Bu suikastin arkasında Muhammed Salih ve İslami bir hareket olarak  bunu yaptığı konuşuldu, bu işler esnasında Enver Altaylı gibi isimler dile geldi…

    Turgut Özal döneminde Enver Altaylı Türkiye’nin Orta Asya politikasını şekillendirenlerdendi. İslam Kerimov’un danışmanlığını da yapıyordu. Türkiye’nin ilk sovyetolaglarından olan Enver Altaylı Askeri lise kökenli ayrıca Baba tarafından Özbek ve Anne tarafından Doğu Türkistanlıdır. Soğuk Savaş döneminde MİT’de sovyetolog olarak çalışmıştır.

    Özbekistan için şu üç isim 1992 sonrası Türkiye’nin yakın dönemimde önemlidir. Enver Altaylı,Kaşif Kozinoğlu ve Hakan Fidan…

    Özbekistan Cumhurbaşkanı

    İslom Kerimov

    İslam Kerimov

    Kimsesizler yurdunda yetişmiş… Mühendislik ve ekonomi eğitimi almıştır. Sovyetler Birliği döneminde Özbekistan Sovyet Cumhuriyetinde Bakanlık yapmış ancak çeşitli spekülasyonlardan sonra görevinden geri çekilmiştir. 1991 yılında Özbekistan’ın Sovyetlerden bağımsızlığını ilan ederek Cumhurbaşkanı olmuştur. O dönemden bu güne kadar da Özbekistan Devlet başkalılığı görevini sürdürmektedir.  İslam Kerimov iki evlilik yapmış ikinci eşinden olan kızları ise oldukça aktiftir. Bir tanesi Unesco’da ve Moskova’da ve İspanya’da Özbekistan Elçiliklerinde çeşitli üst düzey görevlerde bulunmuştur. İslam Kerimov otoriter bir lider olarak görülmektedir.

    Genç ve bağımsız Özbekistan’da Türk Kolejleri kurulmuş ve bu okullar günümüz de kapatılmıştır.  Bu süreç 1999 yılında ki suikast girişiminin ve Türkiye ile olan ilişkilerin ne derecede olduğunu bize göstermektedir.

    Özbekistan sadece Türkiye ile gergin ilişkilere sahip değil, Tacikistan ve Kırgızistan ile de ilişkileri pek sağlam sayılmaz. Bunun haricinde ABD ile de ilişikiler çok sıcak değil… Ancak Güney Kore, Rusya ve Almanya ile ilişkiler olumlu gibi gözükmekte…

    Türk Tüccarı

    İlk dönemlerde Demir Grup gibi Türk başarı hikayeleri Özbekistan’da filiz vermiştir. Çantasını alıp giden Türkler Ticari hayatı unutmuş her şekilde aç olan ve rekabetten uzak iştah artırıcı bir coğrafya ile karşılaştılar ve çok paralar kazanıp zengin oldular. Market açtılar para kazandılar,İnşaat işi yaptılar para kazandılar kolay ve güzeldi herşey gibi aç gözlülük yaptı kimi üç kağıtçılık kimisi ise bu kaosa uyum sağlayamadı…

    Demir Grup Özbekistan’da ki akıbeti aslında Türkiye’nin durumunuda özetlemektedir. Bu aile şirketi Türkiye’de ki tüm yatırımlarını 1992’den sonra Özbekistan’a kaydırıyor kolay ve aç olan pazarda kısa zamanda başarılı oluyorlar çünkü o dönemlerde ne rekabet var ne de rakip bağlantını yaptıktan sonra temiz ve bakir pazar senin ne temizlik malzemesi var ne de herhangi bir ürün market işine gir kazan inşaat yapılacak firma yok o işe gir kazan ülkede otel yok yap kazan o kadar bakir ki pamuk devi kullanan yok pamuk ve tekstil işine gir kazan… ta ki Özbekistan sana höt diyene kadar ondan sonra malları bırak kaç…

    Çok değil 2004 yılında başarı hikayesi diye anlatılan bu firmalar körkemli kayıbedenlere dönüştü…

    2012 yılına gelince Özbekistan’da Türkiye adı ve Türkiye Türkçesi isimler yasaklandı. Bugün Özbekistan’da Türkçe isimli bir mağaza ve tabela asmak yasak ayrıca Turizm firmaları ilan verirken Türkiye ismini kullanmadan Antalya ve Bodrum olarak reklamlarını verebiliyorlar…

    T.C. vatandaşlarına çok sert bir vize uygulaması var ayrıca Sovyetlerden kalma birçok adet halen devam ediyor örnek olarak Özbek vatandaşlarının ülkeden çıkmaları içinde çıkış vizesi almaları gerekiyor…

    Ülkeye girerken T.C. vatandaşları özel olarak didik didik aranıyor. Çıkarkende cüzdanınıza ve ceplerinize tek tek bakılıyor para ve ya bir şey kaçırıp kaçırmadığınız araştırılıyor ve bu sadece T.C. vatandaşlarına özel…

    Özbekistan hem tarım hem de doğal kaynakları ile kendi kendine yeten sayılı ülkelerden. Orta asyanın en kalabalık nüfusuna ve en güçlü ordusuna sahip…

    Yokluk

    İthalat devlet kontrolünde sermaye de kontrol altında… Yapancı sermaye ise sadece Özbekistan’ın istediği şekilde var oluyor. bkz (Güney Kore,Daewoo ve Chevrolet)  Ülkede Mcdonalds gibi sembol markalar yok…

    Ülkede Lenin heykelleri olmadığı gibi İslam Kerimov heykelleri de yok…

    Ünlü Özbek Divası Yulduz Usmanova’da artık Özbekistan’da yaşamıyor…

    Türk dizileride TV’de yasaklandı… Sadi Nursi,Risale ve Fetullah Gülen kitapları da yasak bu eserler evlerinde bulunanlar tutuklanarak hapse atılıyor…

    Tüm bunların yanında Mustafa Kemal Ataturk Caddesi, Taşkent’te halen varlığını gösteriyor… Türkistan Sarayı isimli konser ve gösteri merkezide bu cadde de bulunuyor. Büyük Turan Caddeside diğer önemli ve merkezi caddelerinden biri Taşkent’in ayrıca camiilerin yanından geçerken orta asya’da pek alışık olunmayan bir durumla karşılaşıyorsunuz cılız bir ezan sesi bu oldukça önemli çünkü bir çok orta asya Türk devletinde ezan halen hiç okunamamakta… ve ya hoporlor kullanılmamakta… Özbekistan’da durum böyle değil ancak Türkiye’de ki gibi gürül gürül bir ezan duymayı beklemek hayal kırıklığı yaratır…

    Türkiye ve Özbekistan Ziyaretler…

    Günümüzde ziyaretler gerçekleşmektedir ancak tarihi açıdan bakarsak…

    Aralık 1991 tarihinde İslam Kerimov Türkiye’ye geliyor ve Atatürkçü olduğunu ve Türk Ekonomik Birliği kurulmasını bunun için Türkiye’nin Özbekistan’a destek olmasının öneminden bahsediyor…

    Nisan 1992 tarihinde Süleyman Demirel ziyaret gerçekleştiriyor…

    Nisan 1993 tarihinde Turgut Özal Özbekistan’da bulunuyor…

    Haziran 1994 İslam Kerimov Türkiye’ye ikinci kez geldi…

    Temmuz 1995 Tansu Çiller’i Taşkent Hava Limanında İslam Kerimov karşıladı..

    Mayıs 1996‘da Süleyman Demirel Taşkent’te Ebedi Dostluk antlaşmasını imzaladı… (İbretlik)

    1997 yılından sonra Türkiye ve Özbekistan arasında Ticari İlişkilerde Konvertasyon kanununun çıkışına paralel olarak gerileme başladı,Özbekistan’da faaliyet gösteren Türk firmaları ağlamaya başlıyor…

    Takvimler Nisan 1998 yılını gösterirken Mesut Yılmaz birçok Türk iş adamıyla birlikte Özbekistan’da…

    Ekim 2000, İsmail Cem Taşkent’te Türk iş adamlarının sorunlarını dinliyor…

    Bir yıl sonra Ekim 2001 yılında Ahmet Necdet Sezer bu sefer Taşkent’te…

    2001 yılında Türkiye ve Özbekistan arasında Askeri Hibe antlaşması yapılıyor Türkiye Askeri malzeme hibesi gerçekleştiriyor…

    Son ziyaret 2003 yılında Recep Tayyip Erdoğan gerçekleştiriyor… Burada dikkat çeken şey şudur Diplomatik Pasaport yani Kırmızı Pasaport taşıyanlara vize uygulaması kaldırılması konusu imzalanmıştır. (Utanç verici olarak değerlendirmek pek de yanlış olmaz)

    Özbekistan Türkiye’nin organize ettiği Türki devletler zirvelerine katılmıyor…

    Bakan düzeyinde bile resmi ziyaretler her iki tarafta da gerçekleşmiyor…

    2004 yılında Hakan Fidan TİKA başkanı sıfatıyla Taşkent’te bulunuyor…

    Ayrıca Özbekistan öğrenci değişimi antlaşmalarını da yıllar öncesinde durdurmuştur…

    Andican olayları ve Uluslararası ilişkiler

    Mayıs 2005 yılında Andican şehrinde Halk çeşitli bahanelerle ayaklanıyor ve Güvenlik güçleri olayları kontrol altına almak için ateş açıyor Özbekistan resmi rakamlarına göre 180’den fazla kişi ölüyor…

    Resmi olmayan rakamlar ise ölü sayısının 1500’den fazla olduğunu söylemekte…

    Özbekistan bunun radikal islami terör gruplarının bir eylemi olduğunu açıklıyor…

    Bu olaylarda BM eleştirel bir rapor yayınlıyor ve Türkiye bu raporun yanında duruyor… Avrupa Birliği ve ABD’de  Özbekistan’ı eleştiriyor. ABD Özbekistan’da ki üssünü kaybetti… Almanya hiç bir tepki vermediği için Özbekistan’da bulunan üssüne dokunulmadı…

    Tüm yabancı basın yasaklandı…

    Özbekistan’ın yanında olanlar ise Rusya ve Çin !

    Kasım 2005’de Rusya ile Özbekistan arasında taraflardan birine yönelecek herhangi bir saldırı durumunda askeri yardım öngören bir anlaşma imzalandı.

    Hindistan, Pakistan ve Güney Kore ile de ilişkiler iyi…

    Kırgızistan ve Özbekistan

    2010 yılında Kırgızistan’ın Oş şehrinde halk birbirini kesmeye başlıyor.

    Kırgızlar ve Özbekler ikisi de müslüman ikiside Türki kökenli halklar ayrıca Sovyetler Birliği kökenliler… iç karışıklıklardan dolayı iktidarsızlaşan ve zayıf düşen Kırgızistan’ın ABD ve Rusya askeri üslerine kucak açan bir ülke…

    Ne oluyorda oluyor Kırgızlar Oş şehrinde Özbekleri öldürmeye başlıyor canını kurtarmak isteyen Özbekler’de sınıra akın ediyor…

    Geçiçi Hükümet’in Başı Roza Hanım  ülkede işlerin kontrolden çıktığını belirterek, Rusya’dan asker talep ettiklerini açıklıyor…

    Yaşanan izdihamda Özbek bir Anne ve 4 çocuğu ezilerek ölüyor…

    2012 yılında gazetelere ise Moskova’da Özbekler ve Kırgızların birbirlerine girdikleri haberleri yansıyor…

    Boşnaklar Sırplarla,Azeriler Ermenilerle,Kırgızlar Özbeklerle ,Ruslar Çeçenlerle,Türkler Kürtlerle ve daha nice topluluklar çeşitli farklılıklar yaratılarak birbirlerine düşürülüyor ve bu kargaşadan nemalananlar oluyor…

    Ekonomi

    Özbekistan önemli ölçüde Ticari açıdan Rusya’ya bağlı bir yapı çiziyordu hammadde ihraçatçısı konumunda olan Özbekistan hammaddeler de ki fiyat değişimlerinden hassas şekilde etkilenir bir yapı çizmekte…

    Türkiye ile Ticari ilişki Bavul Ticareti…

    Pamuk,Altın,Neft,Gaz gibi bir çok hammaddeye sahip olan Özbekistan bunları devletin tekelinde tutarak satıyor kontrollü ve devletçi ekonomi ile hayatını sürdürüyor…

    ortalama maaş 300 USD…

    Kendi kendine yetiyor…

    İlkel ve ufak çaplı sermaye ile giden bir ekonomi… çok zengin yok çok fakir yok kendi yağında kavrulan insanların memleketi…

    Ülkede zengin yok demedik Dünya’nın en zenginlerinden biri olan Alişer Usmanov’da Özbektir…

    İsimler

    Kaşif Kozinoğlu ve Enver Altaylı Türkiye ve Özbekistan’ın ilişkilerinin bu halde olmasının mimarları olduklarını düşünüyorum…

    90 yıllarda İslam Kerimov’un yanında Enver Altaylı vardı… Araları bozuldu ve Suikast düzenlemekle suçlandı…

    2000’li yıllarda İslam Kerimov‘un yanında Kaşif Kozinoğlu vardı, ve Türk okullarının kapatılmasında etkin olduğu söylenmekte…

    Kaşif Kozinoğlu daha sonra Ergenekon soruşturmasında hapiste hayatını kaybedecektir…

    Bundan Sonra ne olur ?

    Bundan sonrası artık insanların ömrüne kalmıştır…

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

   

Recent Comments

  • Dediğin doğru Türkiye ve Rusya bunu bir şekilde atlatır...
  • Güzel olmuş eline sağlık. Uranyum olayını da ekle.
  • Koltuklar bürosit gibi sanki!...
  • çok çok teşekkürler,çok yararlı kaynak,sözlük gerçe...
  • Merhaba Ruscaya yeni başladım ve sitenizde çok yararlı b...