• 12Feb
    Oto

    Timur Lenk

    Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e ikinci bir seyahati yeni gerçekleştirdim. İlk seyahatimi burda da yazmıştım Eylül 2010 yılıydı. Bir buçuk sene sonra ve Şubat ayında Taşkent’e bu sefer çok önemli ve kritik bazı işler için geldim ve dün Türkiye’ye dönebildm…

    Özbekistan ile ilgili Türk Dünyasının ve Orta Asya’nın Divası Türkiye’de de haklı bir üne sahip Yulduz Usmanova ‘nın neden Türkiye’de olduğundan tutunda Türkiye ve Özbekistan’ın politik ilişikilerinden  Hakan Fidan’ın ve Kaşif Kozinoğlu’nun Taşkent’te ki görevlerinden orada iş yapma sanatından Tarih’ten v.b. bir çok konuda bilgilerimi paylaşabilirim ama bunlar hem mesleki hem de bazı noktalarda etik olmayabilir. Bazı konuların profesyonel olarak paylaşılması gerekir.

    Ben size en iyisi olurda bir gün yolunuz Taşkent’e düşerse Özbeklerin hepsinin Türkiye’den gelen sizi büyük bir sevgiyle ve Özlemle karşılayacağını söyleyebilirim.Ayrıca Nerelerde yemek yiyebileceğinizi tavsiye ederim.

    1) Karavan : Özbek Pilavını yiyebileceğiniz en iyi yer Yanına Açuk Çuçuk isteyin

    2) Sim Sim : Burada et yemenizi tavsiye ederim… Her tür eti yiyebilirsiniz

    3) Bek: Avrupa üsülü etler fena değil…

    Türk lokantaları şu an için tavsiye edemiyorum ama 2010 yılında Taşkent’te yediğim Türk lokantasında ki kuru fasulyenin tadını unutamam … Malesef artık o Türk lokantaları yok… O Türklerde…

    Unutmadan bir de yemeklerin yanında karaçay isteyin limonlu şekerli içiyorsanız onuda söyleyin… Şekerli olacak diyin…

    Sağda solda Türkistan ve Turan yazıları görürseniz de çok şaşırmayın Lenin tarafından kurulan Türkistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başketi Taşkent’ti ayrıca bunla gururlanıp Özbeklerin Rusça konuştuğnu görünce de hayalkırıklığına uğramayın…

    At eti de Türklerin milli yemeğidir.Yediğiniz zaman tadı size tanıdık gelecek  :) Ankara Esenboğa Hava limanından da geliyorsanız. Esenboğa ve Eymir’in Timur’un Generalleri olduğunuda hatırlayın… Yıldırım Beyazıt’ın da Semerkant şehrinde Dünya’ya gözlerini yumduğunu unutmayın birde opera seviyorsanız ve Bu olayların Batı Dünyasını bile nasıl etkilediğini merak ediyorsanız Haendel’in bestelediği Timurlenk operasını izleyin. Timur’un sahnede görünce biraz şaşıracaksınız…

    Tags: , , , , , ,

  • 23Jan

    Varşova’dan poznan’a lot hava yolları ile ALENIA ATR 72 model pervneli uçak ile gittik oldukça ilginç bir deneyimdi…

    Poznan’da şu an kar yok hava soğuk şu an şehri trlamaya çıkıyorum akşama resimlerle gene görüşmek üzere…

    Tags: , , , , , ,

  • 18Jan
    Kazanskiy

    Kazanskiy,Petersburg

    Saint Petersburg,Leningrad,Sankt Petersburg ya da Petrograd

    Benim için İsveç kökenli gitar virtiözü Malmsteen’in Live in Leningrad konser videosuydu bir zamanlar… Hafızam beni yanıltmıyorsa 1989′da gerçekleşen o konser efsanedir hala…

    Rusya’da yüksek lisansa giriş sınavları için tarihe çalışırken Moskova Devlet Üniversitesi yayınları karışık gelince Akdes Nimet Kurat’ın TTK’dan çıkan Rusya Tarihi kitabında Petro’nun İsveç’ten savaşarak aldığı ve Çarlık Rusya’sının yeni başkenti ilan ettiği bir şehir olarak aklımın derinliklerinde yer etmişti. Petro’nun küçük yaşlardan itibaren Denizi olmayan ülkesine ve Moskova’da geçirdiği zamanlarda taktik ve teknik olarak hazırlanmasını oldukça güzel olarak anlatır o güzel kalın kitap…

    Sovyetlerin Leningradı Çarlık Rusya’sının Petrograd’ı ve şimdinin St Petersburg’u Rusya’nın makus talihini değiştirmesi Avrupaya açılan bir köprü olması açısından önemli 2.Dünya savaşında ise 1941 yılından itibaren 29 ay boyunca yaklaşık 2 buçuk yıl Nazi kuşatması altında kaldı açlık ve kıtlıktan kırıldı 1 milyondan fazla insan açlıktan ve yokluktan öldü…

    Sovyetler’de sovyet olmayan Rusya’da da Rus olmayan bu şehir Dünya bilinç altında Beyaz Geceler,  Dostoyevski Romanları ve Ermitaj müzesi ile yer alır.

    İstanbul ne kadar Türkiye ve Anadolu’dan farklı ise Petersburg’da Rusya’dan o kadar uzak bence…

    Hava koşulları bir problem olarak adlandırılıyor gerçekte yaşanacak bir şehir değilken Çar’ın büyük çabaları ve zorlamaları sonucu güzel bir şehir haline getirilmiş (en azından mimari açıdan)…

    Hava’nın soğuk olması sanılanın aksine Rusya’da büyük bir problem teşkil etmemektedir. Petersbug’un en büyük klima problemi bence Güneş’in olmaması saat 12:30-13:30 arası alacakaranlık şeklinde açıklayabileceğim Türkiye’de sabah Saat 06:30 gibi bir aydınlanma oluyor ve o kadar geriye kalan ise gece karanlığı işte size petersburg…

    İlk gün Sabah uyanınca sanırım yanlış kalktım dedim ancak pencereden bakıpda arabaların vızır vızır geçtiğini görünce kendime gelmem çok zor olmadı…

    Şehrin merkezi Nevskiy Prospekt ben metro ile gittim ve istasyondan çıkınca neye uğradığımı anlayamadım…

    Kafanızı nereye çevirirseniz orada farklı ve destansı güzellikte birşeyler görüyorsunuz (Rus kızları anlamında değil) Gastrabayter(Misafir çalışan- “Гастарбайтер”) yokluğu yani tacik,kırgız v.b. sovyetlerin geride bıraktığı orta asya kökenli ucuza iş gücü yok…

    İnsanlar daha sakin ve daha dost canlısı gibi belkide biraz sanatsal… Moskova’nın o yorucu ve insan dışı temposundan yoksun ama yaşamak için bence pek uygun bir şehir değil…

    Bu şehirden etkilenmemek pek elde değil… Her gittiğim şehirde Moskova’nın ne kadar çirkin bir şehir olduğunu bir kez daha anladım…

    İş için ise Finlandiya’nın ve Avrupa’nın egemenliğinde bir çok sektör… Rusya’nın Avrupalı kısmı…

    Unutmadan ben müze gezmeyi çok severim dünyada ve türkiye’de bir çok müzeyi gezerim derdim ama ben hiç müze gezmemişim dedim Ermitaj’ı gördükten sonra…  sanata doymak için birebir…

    Bu arada Bu yanda gördüğünüz ise Kazanskiy Katedrali Sovyetler döneminde Ateizm Müzesi olarak kullanılmış bence Petersburg’un en etkileyici eserlerinden birisi…

    Tags: , , , , , , ,

  • 15Dec

     Bu hafta Petersburg’dayım yani leningrad burada en ilginç olan şey ise şu hep karanlık gece ve gündüz diye birşey yok sadece gece var…. detaylar cok yakında…

  • 15Nov

    Gürcistan Gürcistan’ın başkenti Tiflis şehrine giderken aklımda Rusya ile yaşadıkları savaş,kadife devrim ve Ruslara karşı tutumları vardı. Acaba Rusça konuşmam bir problem yaratırmıydı ? Rusça yerine ingilizce  mi konuşmalıydım? Tiflis e ilk  geldiğim zaman şoka uğradım. Havalimanı tamamen bizdendi (TAV’a  teşekkür  edelim) Rusça konuşmam bir problem yaratmadı ve  Tiflis iki dağın arasına kurulmuş tam bir  kafkas şehriydi.  İnsanlar ise inanılmaz derecede Karadeniz bölgesi insanına benziyordu dil  ise alışıla gelmişin oldukça dışında alfabeleri ise  bambaşkaydı.  Sovyetler etkisini tamamen atmış  kendisini  ABD’ye teslim etmişaçık bir pazara  dönüşmüş  bir ülke ile  karşılaştım. İnsnalar  cana yakın sokakda yaşlı teyzeler ayçekirdeği satıyor bir tane alıp yiyerek  Tiflis  sokaklarında gezmeye başladım  herşey çok ucuz insanlar cana yakındı. Binalar  oldukça bakımlı  ve guzeldi. Sonra  iş görüşmelerimi yaptım herkes inanılmaz iyi ingilizce  konuşuyordu  eğitimli insanların  Rusçası  ise laf  söylenemez  bir kaç Amerikalı ile tanıştım aslında ABD vatandaşı çok insan var hepsi ülkeye dağılmış öğretmenlik yapıyor.  Gürcistan  küçük ABD olma  yolunda ilerliyor belki ABD’nin  bir eyaleti olur  Georgia  gibi  :) Polis Eski  Sovyet kültürünü  kaybetmiş  Her yerde Gürcistan  bayrağı ile bilirkte  Avrupa  birliği  bayrağı  asılı  doğal zenginlikleri  çok  olmasada stratejik  konumu  oldukça önemli genç ve eğitimli bir nüfusa  sahipyuzeyden herşey guzel gozuksede tıpkı Bakü’de  Haydar Aliyev prospektinde oldugu  gibi binaların dış  cephesi  cok guzel ancak arka  cepheleri fakirlik gerçeğini yüzümüze  çok ciddi bir şekilde  çarpıyor  Gürcistan’ın para kaynağı  ABD’den ve Avrupa  Briliğinden gelen fonlar bunun  haricinde o guzel laraplarını  ve  çaça larını ihracat bile  edemiyorlar…

    Türkiye açısından bence Ermenistan ile bir  köprü olma  açısından ticari  önemli bir görevi var…

    Para Dünya Bankası,Avrupa  Birliği  Fonları  ve  ABD’nin desteklediği projelerde  var bunun dışında ticari  fırsatlardan şu an için söz etmek zor…

    Jozef  Stalin’in hemşehrileri sıcak,  eğitimli  ve  kaliteli insanlar dost canlıları  ve Türkiye’ye karşı olumlu  bakmaktalar…Fakir  ama mutlu bir  millet…

    P.S.

    Ayrıca misafir  perverlerde iş görüşmelerimi tamamlayıp sokaklarda gezerken soprano bir  ses  ve piyano dikkatimi çekti  restore edilmiş muzemsi   bir evin kapısı  açıktı 2  tane çok şık giyimli hanım kapının içersine gülüşerek girdiler müziğin sesiyle hipnotize  olmuşcasına bende peşlerinden girdim ve harika bir  konserin provasında olduğumu fark ettim insanlar  oldukça  sıcak karşıladılar  tüm provayı izleyip konseride  izledim.  Genç  ve yaşlı nesil  birlikte barok dönem eserlerini seslendirdiler… Aklıma Aytuğ  Ülgen üstadımla Moskova günlerim geldi…

    Tags: , , ,

  • 08Sep
    Bulgaristan

    Varna

    Bulgaristan’a İstanbul’dan karayolu ile geçtim. Tükiye sınırı bittikten sonra yollar çok değişiyor oldukça kötü…

    Burgaz,Varna,Stara Zagora, Targovişte(Fırat Çetin ve Veysel Barışsever’e selam ederim) ve daha  hatırlayamadığım birçok şehirini gezdim…(Sofya  hariç)

    Bulgarca   Rusça ile aynı dil ailesine mensup  Özbekçe ve Türkçe  arasında ne kadar bir benzerlik varsa Rusça ve Bulgarca o  kadar benzeşiyor diyebilirim.  Bulgarca çok fazla  türkçe kelime içeren bir dil.  Rusça  bilmiyorlar ancak bir kaç hafta geçince az çok dili çözüp günlük olarak anlaşabilmek mümkün yaşlılar Rusça biliyor  ama onlarında çok iyi bildiği söylenemez. Gençler  ise  İngilizceye  vakıf. Avrupa birliğine girmiş girmesine ama hala doğu bloku ve osmanlı izlerini görmek mümkün…

    Her lokantada kaşgaval ve  işkembe bulabiliyorsunuz. Çok ucuz bir ülke gelen faturaların ve fiyatların ucuzluğuna inanmakta biraz güçlük çektim. İş ve  imkanlar açısından malesef pek parlak değil. Avrupa Birliği ve Dünya Bankası fonları kısıtlamış çünkü hükümet paraları hiç etmiş, bu bağlamda bir girişimci ve ya  kapitalistler için şu anda  çok cazip gözükmemekte…

    Hükümet ve devlet  politikaları Türklere ve Türkiye’ye gereğinden fazla mesafeli ve hatta kapalı olduğunu belirtmek lazım. Halkın ise hiç  bir problemi yok… Bulgarlar hem konuşma hemde kültür olarak bence bizim trakya halkıyla aynı  kültür yapısına ve sıcaklığa sahip…

    Tarihi ve kültürel olarak  Türkiyeli  bir Türk’ü  oldukça etkileyecek bir memleket  hem türk köyleri hem de bulgar köylerini  de gezen biri olarak şunu söylemek istiyorum Bulgaristan’da Osmanlıdan  kalma bazı  camilerin tarihi 1410 gibi  tarihlere sahip yani İstanbul’dan çok önce feth edilmiş…

    Ticari anlamda ise bunu söylemek çok zor…

    Binalar  ve  mimari  SSCB’den biraz daha farklı ayrıca yüzeysel izlenimim Demir Perde ülkelerinin sosyalizmi Sovyetlerden daha farklı yorumladığı yönünde… Yeme içme ve eğlence kültürü Osmanlı Balkan coğrafyasında olduğu gibi aynı…

    Bu arada Türkiye’de iyi Rusça  bilenler eskiden beri Bulgaristan göçmenleridir, bunun sebebi Rusça ve   Bulgarca’nın benzerliklerine bağlardım ama şimdi haklarını veriyorum Rusça ile oldukça farklılıkları olan bu dili  bilmek Rusça’da  sanıldığı gibi çok büyük bir avantaj sağlamıyor oldukça çalışmak gerekiyor…

    Tags: , , ,

  • 06Mar

    AYDIN SEZER

    AYDIN SEZER'İN MAVİ DÜŞÜ

    1997 – 2000 yılları arasında T.C. Moskova Büyükelçiliği Ticaret Müşaviriliği görevini yapan ‘Turktrade Dış Ticarette Durum’ ve Haber3.com isimli internet sitesinde düzenli  olarak yazıları çıkan, ”Referans’ gazetesinde 2 yıl köşe yazarlığı yapan ayrıca benim Türk Dış Ticaret Vakfı Dış Ticaret eğitimlerinde Hocam olan Rusya’ya gitmeden önce fikirlerimi açtığım beni yüreklendiren ve cesaretlendiren Aydın Sezer Hocamın Mavi Düş kitabı Doğan kitaptan sıcak sıcak çıktı ve  şimdiden başucu kitaplarım arasında yerini aldı.

    Temasını aslında en iyi Mehmet Ali Birand açıklamış ve şöyle demiş; “ “Mavi Düş” kitabı ile bize hem Mavi Akım’ı hem de Rus-Türk ilişkilerini anlatıyor. Mavi Akım, çok önemli bir proje. İlk dillendirildiği tarihlerde “Mavi Düş” demişlerdi imkansızlığına vurgu yapmak için. Ancak 1997’de başlayan çalışmalar 2005’te bitti. Hem bu süreci hem de Rus-Türk ilişkilerini anlamak için güzel bir çalışma olmuş.”

    Kitaptan bir kaç heyecan verici başlık ise şöyle ;

    Kurtuluş savaşımıza  katılan  Bolşevikler.

    Kızıl Ordu’nun kurucusu Frunze Taksim’e nasıl geldi?

    Türk tekstilinin temelini kimler attı?

    Troçki  Türk vatandaşı mıydı?

    Menderes niçin Moskova’ya gidecekti ? Menderes’in Moskova’yı ziyaret planından hangi ülke rahatsız olmuştu?

    Demirel  ve Sovyet kalkınma modeli..

    Laleli’de Nataşalar!

    Moskova’da Türklerin altın yılları ; 90’lar…

    Mavi Akım projesi nedeniyle tehdit edilen Başbakan ve Bakanlarımız…

    İzmir’deki  ‘Kültürpark’ın  adı nereden geliyor?

    Mesut Yılmaz  şimdi Mavi Akım projesiyle ilgili neler düşünüyor?

    Bakü’den döner dönmez ilk iş olarak büyük bir hevesle aldığım Mavi Düş’te kişisel olarak şunları buldum; Rusya’nın 1917 devriminden sonra Genç Türkiye Cumhuriyeti ile soğuk savaşın etkisinden dolayı gizlenen sıcak ve samimi ilişkilerini devrim yıkıldıktan sonra ki politik ve ticari ilişkilerine enerji gibi stratejik ve daima dezenfarmasyonla buğulandırılan konulara açıklık ve netlik kazandırıyor bunuda yaparken akıcı bir dil kullanıyor.

    Kalemine sağlık Aydın Hocam !

    MAVİ DÜŞ

    YAZAR : AYDIN SEZER

    ISBN: 978-605-111-994-6
    Sayfa Sayısı: 422
    Ebat: 14×23 cm
    Yayın Tarihi: Şubat 2011

    daha fazla bilgi için bkz:( http://aydinsezer.com )

    Tags: , , , , , , , ,

  • 22Feb
    Bakü

    Bakü

    Bakü’den Selam !

    Yaklaşık bir haftadır Bakü’deyim, ve bir hafta daha kalacağım. Ticari ilişkilerimizi geliştirmek için Bakü ve Nahçıvan’da bulunmaktayız. Şu an Nahçivan’dan tekrar Bakü’ye geldim.

    Bakü için ilk izlenimlerim oldukça olumlu yaşanılası bir şehir. İnsanları bizi oldukça seviyor. Her yerde Türkiye’den izler görmek mümkün. Ticaret ise Azerilerinde dediği gibi Çetin. Bakü Neft kokan bir şehir ama bu Neft kokusu hem mecazi anlamda hemde gerçek manada rahatsız edici değil. Şehir , insanlar ve hatta binalar  Moskova’ya göre çok daha sıcak. Nahçıvan ise gerçekten ayrı bir Cumhuriyet Azerbaycan,Bakü ve Nahçivan üzerine hem kültürel açıdan hemde ticari açıdan yazacak çok şey var, ama yarın Sumgayıt şehrine gitmem gerek o yüzden iler ki yazılara bırakalım.

    Tags: , ,

  • 16Nov

    Eğitim hayatımı ve Moskova’da çalışma hayatını geride bırakıp Dış Ticaret,İhracat ve Satış üzerine çalışmaya başlamam ile bu ülkelerde ki iş kültürü,pazar araştırmaları, müşteri ziyaretleri, ülke raporları, büyükelçiler, ticari müşavirler, ve bakanlar ticaret politikaları,rakip analizleri porfesyonel iş hayatımın çoğunu kaplamakta bu arada önyargısız ileri görüşlülük analitik düşünme kavramları ile yoğun olarak ilgilenmekteyim. Blog’da ki yazılarım ve gidişatı artık Rusya ve BDT ülkelerinde profesyonel olarak iş yapma sanatına ayıracağım. Sürekli bu ülkelerde gezidiğim için bir çok iş fırsatınıda sizlerle paylaşacağım. Rusya’da ve BDT iş yapacak ve ya yapanların dimağının açılması umuduyla…

    Ayrıca Yakında Kazakistan’a iş seyahatine gidiyorum, kazakistan’da fırsat bulursan ve sonrasında detaylı olarak Kazakistan için yazı yazmayı planlıyorum…

  • 01Oct

    Taşkent’den Selam…

    Ankara’da işe başlayışımın ilk gününde beklenenin aksine Moskova’ya değil Taşkent’e iş seyahatine çıktım. Moskova’dan ayrılırken tekrar Moskova’ya gelirmiyim düşüncesinden çok şu özbekistan ve Taşkent’i bir görebilsem diye içimden geçirmiştim… kısmet bugüneymiş…

    Taşkent gezimin son gününde ancak az da olsa yazacak bir vakti şimdi buldum. Taşkent şehir düzeni ve mimarisi olarak Moskova ile benzerlikler taşıyor ancak çok temiz daha düzenli ve daha güzel bir şehir ayrıca sovyetler yaşamınıda insan buralarda hissediyor geniş yollarda arabaların olmayışı büyük cadde ve sokaklarda insanların olmayışı gibi…

    Tüm bunların haricinde Moskova’dan çok çok ucuz ve yemekler inanılmaz lezzetli neredeyse Türkiye ile aynı lezzette ve bazı yemeklerde mesela et daha başarılı olduklarını söyleyebilirim.

    Özbekistan ve Türkiye’nin politik olarak arası hala kötü olsada insanları Türkiye’yi ve Türkleri çok seviyor. Benim burada yaşadığım bir ilginçlik ise çok da uzak olmayan bir zamanlarda(1860′lar) bu coğrafyalarda benderabad şehrinden gelen babanemlerden dolayı tipimin özbeklere benzemesi ve beni özbek zannederek sürekli özbekçe konuşmaları benimde bu dillere ilgim ve yatkınlığımdan dolayı 5 gün sürede iyi bir şekilde anlıyor ve normal bir şekilde konuşuyor olmam oldu. Öyle ki Rusça’da konuştuğum için insanlar burda Türk olduğuma inandırmakda zorluk bile çektim.

    Taşkent ve Özbekistan ile ilgili buralarda ki potansiyel fırsatlar hakkında yazımı ise bir sonraya bırakıyorum…

    Taşkent, Özbekistan

    Tags: , ,

« Previous Entries   

Son Yorumlar

  • Merhabalar. Sitenize "Jirinovski"yi araştırırken ulaştım...
  • Bu şehri hep merak etmişimdir ama şimdi sizin anlatmanızla d...
  • Nice yaşlara......
  • Merhaba Aykut, İnan kıskanılacak bir halim yok oralara gezm...
  • seni çok kıskanıyorum. benim gitmek için can attığım yereler...