• Kısa ve net

    Türkiye ve Rusya ilişikilerinin bulunduğu bugün ki nokta…
    Dün Türkiye, Rusya’nın yapmış olduğu sınır ihlalini gerekçe göstererek Rus savaş uçağını vurarak düşürdü.

    Türkiye ve Rusya bundan çok daha zor  durumlarda tarih içinde bulundular ve hepsini atlattılar.

    Peki Türkler ve Ruslar Neler yaşadılar ?

    Savaştılar; 1568’den 1917 yılına kadar… 1878’de İstanbul’a Çarlık ordusu girdi ve Yeşilköy’ü elegeçirdi buraya Anıt diktiler (Ayestefenos Anıtı).

    1917’de Rus devrimi Anadolu’daki Kurtuluş savaşını destekledi. Kurtuluş savaşı zamanında Türkiye’ye Askeri ve Silah yardımı yapıldı.

    İkinci Dünya Savaşına kadar Sovyetler Birliği ve genç cumhuriyetin arası oldukça iyiydi.

    İkinci Dünya Savaşından sonra Soğuk Savaş dönemi ilişkiler gerildi.

    1991 yılında Prestorayka ile yeni bir sayfa açıldı eskiye nazaran ilişkiler siyasi, ticari, eğitim ve politika anlamında gelişti…

    Rusya’da yaşayan Türkler bugüne kadar birçok kriz yaşadılar ve hepsini birşekilde atlattılar…

    Rus Halkı da bir çok buhran yaşadı ve hepsini atlattı…

    Rus diplomatları, politikacıları, devlet adamları çarlık zamanından itibaren soğuk savaş dönemi ve şimdiye kadar birçok ülkeyle benzer ve daha kötü sıkıntılar yaşadılar ve bunları bir şekilde geçtiler…

    Türkiye’nin arasının bozulduğu ilk ülke Rusya değil bu bağlamda bizim devlet adamlarımız, politikacılarımız, diplomatlarımız bu konuda deneyimliler.

    Kısacası dün ve bugün yaşandı ve yaşanıyor… Peki ya Yarın ne olacak ? Nasıl bir Yarın istiyoruz ?

    Rusça’da en sevdiğim sözcük Mir (Мир). Bu sözcüğü Mir Uzay İstasyonundan duymuş olabilirsiniz anlamı ise dünya ve barış demek.

    Hayatı savaş meydanlarında geçmiş Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri üzerine düşünelim…

    “Yurtta Sulh, cihanda sulh”

    “Birçok zaferler kazandım, fakat bunların en büyüğünden sonra bile her akşam savaş alanlarında ölen bütün askerleri düşünerek içimden derin bir keder duyuyorum.”

     

     

    Tags: , , , ,

  • Ukrayna’ya bir çok kez seyahatte bulundum… Kiev,Odessa,Nikolayev,Herson,Harkov gibi şehirleri gezdim. BDT içerisinde en sevdiğim ülke 45 milyon insanın yaşadığı Ukrayna’dır. Yemekleri, insanı, kültürü ile bir başkadır ! Ukrayna güzeldir. İnsanları üstünden Ukrayna’ya biraz bakalım…

    Ukraynalı Ünlüler

    İsrail’in ilk bayan başbakanı Golda Meir; Hollywood yıldızı Mila Kunis ; İnternet ödeme sistemi Paypal‘ın geliştiricilerinden Max Levchin Ukraynalıdır.

    Golda Meir,Milla Jovovich,Mila Kunis,Ruslana

    Golda Meir,Milla Jovovich,Mila Kunis,Ruslana

    Daha bitmedi, ünlü Hollywood yıldızı Milla Jovovich Kiev’lidir, aktör Dustin Hoffman ailesi de Kiev kökenlidir, değerli yönetmen Steven Spielberg ise aile tarafından Odessa’lıdır.

    Eurovizyon şarkı yarışması birincisi Ruslana var birde.(Ukrayna’da ki gösterilerde aktif olarak destekledi.)

    Ukrayna’nın Türkiye için en önemli parçası Kırım ise ayrı bir yazı konusu…

    Rus tarihi Ukrayna ile başlıyor; Kiev Rus(Kievan Rus) Rusların tarih sahnesine çıkışının ilk başlangıç noktası, daha sonra Tatarlar ile olan ilişki ve Tatar hakimiyeti…

    Kırım Tatarlarından bir kaç isim Beyti Kebabın muciti Beyti Güler ve Ülker’in kurucusu Sabri Ülker… Tarihçi İlber Ortaylı; Dış İşleri Bakanı Ahmet Davudoğlu ve tarihçi Halil İnalcık ilk akla gelen isimler say say bitmez son olarak Cüneyt Cüreklibatır yani Cünety Arkında soyadından anlaşılacağı üzere Kırım Tatarlarındandır. Birazda Ukrayna tarihine bakalım…

    Rusya İmparatorluğuna dahil oluşu Nazi Dönemi ve Sovyetler Birliği

    Burada iki önemli nokta var üzerinde kısa da olsa durulması gereken Dinamo Kiev ve Çernobil

    Dinamo Kiev o kadar önemli bir takım ki saygıyı ve taraftarlığı gerçek anlamıyla hak ediyor. Neden mi ? 1942 yılında Ukrayna Almanya  işgalindeyken  yani Naziler Ukrayna’ya hakim iken; o zamanın Dünya’nın en iyi futbol takımı olan Dinamo Kiev ile maç yapmak istiyorlar ve bu maçtan önce futbolculara şu söyleniyor bu maçı kaybedin yoksa hayatlarınızı kaybedersiniz…  İlk yarı bir gol yiyorlar ama sonra ne oluyorsa oluyor onurlarına yenilip Nazi Subaylarından oluşan takımı büyük farklarla yeniyorlar sonra tüm takım oyuncuları kurşuna diziliyor. (Bu hikayeden esinlenerek bir Hollywood filmide çekilmişti : Zafere Kaçış)

    Nazi Ukraynası

    Nazi Ukraynası

    Çernobil ise bugun Karadeniz bölgesinde yaşadığımız kanserin ana kaynağı !

    Ukrayna’da Çernobil şehrinde yaşanan Nükleer Reaktör Kazasının etkileri 1986’dan beri sürüyor… Küçük bir çocuk iken çay içemediğim günleri hatırlıyorum…

    Ukrayna’nın Doğal Kaynakları

    Ukrayna ayrıca Kömür zengini bir ülke buna ek olarak Metal – Demir – Çelik üretiminde de hatırı sayılır bir noktada. Sovyetler zamanından kalma Uçak ve Havacılık ile ilgili fabrikaları var lakin sanayi her sene geriliyor… Demir – Çelik İşletmelerini Dünya’nın en zenginleri arasında bulunan Hint kökenli Mittal ailesi Ukrayna bağımsızlığını kazanır kazanmaz kendilerine bağlayarak işletmeye başladı…

    Ama şimdi başa dönelim ve şu soruyu soralım; Ukrayna’da şu an neler oluyor ?

    Bu durum için aslında Sovyetler Birliği sonrası devletler de ki karışıklıklara bakmak gerekiyor.

    KırgızistanGürcistan ve Ukrayna‘da son dönemlerde iktidar değişikliğine yönelik bir takım hareketlilikler yaşandı. Bu ülkelerin ortak özellikleri ise fakir

    Ukrayna

    Ukrayna Bayrağı

    ülkeler olmalarıydı yani zengin doğal kaynakları YOK !  Ayrıca Sovyet sonrası sanayileride kalmadığından dolayı ekonomik olarak bağımlılar…

    Soru ve sorun şurada ortaya çıkıyor Kime bağımlı olacaklar ? (Yani Parayı nasıl elde edecekler çünkü ülke ürettiğinden ve sattığından fazla tüketiyor ithalat fazlası vererek bütçe açığı veriyor…)

    Cevap ilk başta akıllara Rusya’yı getirmiş olsa da Batı yani Avrupa ve Amerika koalisyonu bunu kırmaya çalışıyor ve kısmen başarılı oluyor. Ukrayna’nın kendi içersinde ki önemi ise coğrafyası yani Rusya ile Avrupa arasında köprü olması ama ne köprüsü ?

    Enerji köprüsü yani doğalgaz köprüsü burada ucuz enerji almak isteyen Avrupa ile istediği fiyatlara gaz satmaya çalışan Rusya arasında ki mücadelede olan Ukrayna’ya oluyor.

    Ukrayna’da şöyle bir sosyolojik yapı oluşmuş durumda %80 Ukraynalı –  %20 Rus lakin politik olarak tamamen ikiye ayrılmış durumda Rusya yanlıları ve Avrupa yanlıları.

    Batı tarafı Ukraynaca konuşuyor ve Avrupalı olduğuna inanıyor daha yenilikçi ve batı yanlısı;dindar;ukrayna milliyetçisi; doğu ise daha muhafazakar Büyük Rusya ile birlikte hareket etmek gerektiğini düşünüyorlar ve Rusça konuşuyorlar… Sovyet Kültürü ve Ruhuna daha çok sahipler… Ukrayna’nın bağımsızlığından sonra yaşananlara şöyle hızlıca bir bakalım…

    1994

    1994 yılında ilginç bir şey gerçekleşiyor ve Ukrayna Kominist Partisi %25 ile en yüksek oy oranını alıyor. ikinci parti  ancak %10 alabiliyor…

    2001

    Yulia Timeşenko ile  Viktor Yushchenko politik ortaklık kuruyor.

    2002

    Ukrayna Kominst Partisinin önüne geçebilmek için Bütün Partiler ve oluşumlar birşekilde birleşiyor  ve Viktor Yushchenko’nun başında olduğu Avrupa taraftarı

    Yulia Timeşenko ve Viktor Yuşenko

    Yulia Timeşenko ve Viktor Yuşenko

    blok seçimi %23 oy ile kazanıyor. Kominist Parti oy oranı ise %20

    2004

    İşlerin karışmaya başladığı zaman; Başkanlık seçimlerinde Batı yanlısı (Avrupa-ABD) Viktor Yushchenko  ; adaşı doğu yanlısı yani Rusya taraftarı; Viktor Yanukoviç kıyasıya mücadele veriyor. Bu seçimlerde Batı yanlısı Viktor Yushchenko  %46,69 oy oranına karşılık Yanukoviç %49,42 ile seçimleri kazandığı ilan ediliyor.

    Seçimlere hile karıştığını ilan eden batı yanlısı Yushchenko halkı sokaklara çıkmaya teşvik ediyor ve Turuncu Devrim oluyor. Turuncu Yushcenko’nun rengi… Benzer olaylar için bkz:Gürcistan ve bkz:Kırgızistan

    Olaylar büyüyünce Seçimler tekrar ediliyor Yuşçenko’nun %51,99 ve Yanukoviç’in %44,20 oranında oy aldığı resmi olarak açıklanıyor ve Devlet Başkanı Batı yanlısı Yuşçenko oluyor…

    Ukrayna istihbarat teşkilatı başkanıyla yediği yemekte Batı yanlısı Devlet Başkanı Yushchenko zehirleniyor ve yüzü tanınmaz hale geliyor.

    2005

    Ukrayna Başbakanı Yuliya Timeşenko (saç şekli ile özdeşleşmiştir) Başbakan olmadan önce Korsan CD işi ile uğraşmış ve çok zengin olmuş… Politikası  ABD ve Avrupa  yanlısı…

    2006

    Parlemento seçimlerini Rusya yanlıları kazanıyor ve işler gene karışıyor

    2007

    Batı yanlıları kendi içlerinde iktidar mücadelesine giriyor… Yulia Timeşenko popüleritesinin artığını görünce  Viktor Yushchenko ile zıtlaşarak rakip oluyorlar ve sonuçta kazanan Rusya yanlısı Viktor Yanukoviç oluyor. Farklar hep çok az…

    2009

    Ukrayna ile anlaşmazlık yaşayan Rusya; Ukrayna vanalarını iki haftalığına kapatıyor… Avrupa ve Ukrayna üşüyor

    2010

    Oylar bölünüyor ve bu bölünmeden Rusya yanlıları karlı çıkıyor… %46 Yuliya Timeşenko ve %49 Yanukoviç; Bu seçimlerde  Yushchenko’da aday oluyor ve %6 oy alıyor…

    2011

    Eski Başbakan Yulia Timeşenko tutuklanarak hapse atılıyor.

    Viktor Yanukoviç

    Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç

    Timoşenko Ocak 2009’da Rusya’dan 10 yıl süreyle doğalgaz alınması anlaşmasını yasalara uygun olmayan bir şekilde onaylayarak görevini kötüye kullanma suçlamasıyla yargılandı. Eski başbakanın tutuklu yargılanmasını talep eden savcılık makamı Timoşenko’nun davayı ciddiye almayıp, hâkimle alay ettiği ve mahkeme salonundayken Twitter hesabından mesajlar gönderdiğini ifade etti. Timoşenko, 2001 yılında da dolandırıcılık suçlamasıyla bir süre hapis yatmıştı.

    Timoşenko’yu 1996 yılında rakip bir işadamının öldürülmesi emriyle itham edildi.

    2012

    En renkli, heyecanlı ve orjinalliklerle dolu seçim bu yıl gerçekleşti.

    • Rusya Yanlısı Yanukovich oyların %30’unu alarak iktidar oldu…
    • Hapiste bulunan Timeşenko’nun partisi %26 aldı.
    • UDAR partisi yani Yumruk Partisi’nin Adayı Boksör Vitaliy Klychko %14 aldı.
    • Kominist Parti ise %13 oy aldı
    • Sosyal – Nasyonel Parti  (Yani Nasyonel Sosyalist Irkçı  Parti)  %10 oy aldı.
    • Ukrayna – İleri Partisi ; Timeşenko’nun taklidi olan hanfendi Natalia Korelevska’nın partisi %1,5 aldı

    Diğer Partiler %1 ‘in altında oy aldılar benim bu partiler arasında favorim Emekliler Partisi

    2013

    Şubat ayında Rus İzvestia gazetesi Gazprom’un ticari sır olarak sakladığı Avrupa’ya gaz satışını yayınladı.

    Burada alım miktarları ve fiyatları yer alıyor. En ucuz gaz alımı yapan 313€ ile İngiltere; ayrıca aldığı miktar çok az.

    Avrupa'nın Rusya'dan Gaz Aldığı Fiyatlar

    Avrupa'nın Rusya'dan Gaz Aldığı Fiyatlar

    Türkiye 406 € fiyat ile gaz alıyor arada ki fark uçurum.  Türkiye Almanya’dan sonra en çok gaz alan ülke Almanya  ise 379 € alıyor.

    Avrupa’nın tüm büyük ülkeleri ucuza gaz alırken Türkiye cidden çok kötü fiyatlara gaz alıyor. Ukrayna ile aynı fiyatlara gaz alıyor. Rusya mesela Belarus’a ve Ermenistan’a çok ucuza gaz veriyor Türkiye’nin aldığından 3 kat daha ucuza.

    Türkiye hem yüksek miktarda gaz alıyor hemde Almanya’dan Fransa’dan Avusturya’dan Finlandiya’dan Hollanda ve İngltere’den çok daha pahalıya gaz alıyor. İyi pazarlık edememişiz. (kaynak:http://izvestia.ru/news/544100)

    Son olarak Rusya; Ukrayna’ya verdiği gazın fiyatını  düşürdü ve 200€ gibi bir fiyat oldu.

    Mücadele

    Gaz,Pazar ve para …  Satıcı : Rusya ve  Alıcı :Avrupa ! Arada kalan ve hırpalanan  Ukrayna…

    Euromeydan

    21 Kasım 2013 tarihinde tüm muhalefet liderlerinin desteğiyle halk meydanlara iniyor. Buna Ukraynalılar ukraynaca olarak Euromeydan  diyor. Bir dakika meydan mı ? Evet Bugün Ukrayna dilinde (Rusçadan farklı bir dildir.) bir çok türkçe kökenli kelime mevcut sebebi ise Tatarlar. Holywood aktörleri ve aktrisleri; Avrupa ve ABD dış basını destekliyor.

    Twitter,Facebook  ve Vkontakte çalkalanıyor. Muhalefet liderleri meydanlarda halka destek veriyor. Halk ve Polis karşı karşıya geliyor. Polis orantısız güç kullanıyor. Türkiye’de gezi parkı olaylarının tıpkısının aynısı bir biçimde örgütlenme ve yapılanma gerçekleşiyor.

    Polis, protestocuların kurdukları çadır ve barikatları dağıttı. Eylemcilerin direnemediği gecede Kiev polisi, eleştiriler üzerine bu kez cop yerine kalkan kullandı. ABD Başkan Adayı ve Senatör McCain; Kiev meydanlarında Ukraynalılara sesleniyor yanında bir senator daha var o ise diğer partiden yani hem Amerika Birleşik Devletlerinin hem Cumhuriyetçi Parti hem de Demokrat Parti’den iki senatörü Kiev’e geliyor Meydanda Halka sesleniyor ve desteklerini bildiriyor.

    Euromaidan

    Euromaidan

    Neden ?

    Devlet Başkanı Rusya yanlısı Yanukovich, Vilnius’da gerçekleşen Avrupa Birliği ile Ukrayna’nın gümrük birliğine girme antlaşmasını imzalamadı. Bunun yerine Rusya,Belarus ve Kazakistan’ın dahil olduğu gümrük birliği antlaşmaya hazırlanması üzerine olaylar patlak verdi.

    Göstericiler Ne istiyorlar ?

    “Hükümet istifa” sloganları atan muhalifler; ülkede erken seçime gidilmesini ve eski Başbakan Timoşenko da dâhil siyasi tutukluların serbest bırakılmasını istiyor.

    Para Yardımları ve Krediler Havada uçuşuyor

    Hem Avrupa Birliği; hem de Rusya Ukrayna’ya para yardımları yağdırıyor. Yeter ki Ukrayna onların tarafında olsun.

    Göstericiler Lenin Heykelini Yıktı !

    Haberlere yansıyan olay çok İlginç Aralık ayı 2013 yılında göstericiler Lenin Heykeli yıkıyor ! Buradan çıkarılacak ilk sonuç 1992 yılında Lenin Heykelleri tamamen yıkılmamış ve  hala bazıları için Vladimir Lenin birçok şey ifade ediyor. Heykelin yerine şimdi Bayrak asmışlar lakin denen o ki tekrar oraya Lenin heykeli dikeceklermiş. Rus egemenliğinin bir sembolü olarak bilinç altına işlemiş Lenin ve bunun sembolü olarak görülen heykel yıkılıyor. Basit bir sonuç bu zamana kadar yıkılmadıysa halen seveni vardı… Böyle bir olayda yıkıldıysa bir o kadar da nefret edeni vardı… Ama Ukrayna’da Lenin’in fikirleri ve ya düşüncelerinin 20 yıldır uygulanmadığıda bir başka gerçek…

    Kiev Lenin Heykeli Öncesi Sonrası ve Şimdi

    Kiev, Lenin Heykeli, Öncesi Sonrası ve Şimdi

    Ukrayna Kazançlı Çıkabilir mi ?

    Bu durumda Ukrayna’nın bir taraf seçmesi gerekiyor; ya eski sovyetler birliği üyesi Litvnaya,Letonya ve Estonya gibi AB’yi seçecek ya da Belarus gibi Rusya yanlısı olacak.  Türkmenistan ve ya Özbekistan gibi tarafsız ve kapalı kalma şansı yok gibi gözüküyor. Gösterilerin arka planında da Avrupa Birliği ve ABD olduğu açık.

    Ancak Pragmatist ve Halkın çıkarını savunan gerçek bir iktidar ne Rusya’yı küstürecek ne de AB ve ABD’yi karşına almamalıı.

    Ukrayna halkı gerçek özgürlüğüne dış güçler arasında bir denge kurarak bulabilir. Hem Rusya ile olan ortak tarihine kültürünü yok saymadan ayrıca geriye gitmeden ülkesi için en iyi yolu yani özgürlüğü, kardeşliği ve halkı arasında ki  eşitliği seçerek dengeyi bulmalıdır.

    Sadece Rusya ve AB için değil bölgede ki tüm ülkeler için eşit mesafede ve açık bir ülke olmalıdır.  AB ile Gümrük Birliğine ve ya Rusya ile Kazakistan-Belarus-Rusya’nın dahil olduğu Gümrük Birliğini seçmektense hepsi için aynı mesafede ve şartlarda bir gümrük ve dış politika belirlemelidir.

    Ukrayna Tarıma elverişli topraklarının %7 sini Çin Devlet Tarım şirketine sattı bunun yerine Tarıma yatırım yaparak Çin’e tarım ürünleri ihraç etme modelini benimseseydi daha çok emek ve zaman geçecekti ama uzun vadede şimdi kazandığı 3 Milyar Dolardan çok daha fazla para kazanacaktı.

    Rusya ve Ukrayna son olarak bir antlaşma yaptılar 15 Milyar Dolar ve 400€ bulan gaz fiyatları 100€ indi, Ancak Avrupa Birliğini ve ABD bu durumdan pek mutlu olmuşa benzemiyor. Halbu ki Ukrayna Rusya ve ABD arasında Köprü olmalıydı sınır değil.  Ukrayna tıpkı Kızları ve Doğası gibi çok güzel ve çekici bir ülke onu Ukrayna pragmatist ve akıllı davranmalı ve  Avrasya’nın Parlayan Yıldızı olmalıdır.

    Ukrayna Ekonomisine Genel bir Bakış

    Ukrayna'nın Dış Ticaret Açığı

    Ukrayna'nın Dış Ticaret Açığı

    Ukrayna sürekli Dış Ticaret Açığı vererek ürettiğinden çok tüketen bir ülke haline gelmiştir. Bu Dış Ticaret açığı genişleyerek daha da derinleşmektedir.

    Yurt Dışından Petrol ürünleri almakta; Yurt Dışına ise Demir – Çelik ve Hububat satmakta.

    15 Milyar € gibi bir Dış Ticaret açığını yurt dışından aldığı borçlarla kapatmaya çalışmaktadır.

    İthalat olarak Rusya ve Çin’e bağımlıdır.

    Ukrayna’nın mal sattığı başlıca ülkeler ise Rusya ve Türkiye’dir.


    Avrupa Briliği VS Avrasya Ekonomik Briliği

    Şu an Rusya, Kazakistan ve Belarus’ta Gümrük tarifesi aynıdır.

    Mayıs 2014’e kadar Avrasya Ekonomik Birliği’ne dönüşecek. AB’de olduğu gibi mal, sermaye, işgücü ve hizmetler aşamalı olarak üye ülkeler arasında serbest dolaşacak.

    Ermenistan Haziran 2014’te tam üye olacak.

    Ukrayna’da son çıkan olaylardan sonra hükümet bu birliğe girme kararı aldı.

    Rusya’nın hedefi Baltıklar hariç diğer tüm Post Sovyet Cumhuriyetlerinin dahil olması…

    Ukrayna Ticari ve Politik Riskler Taşıyor mu ?

    Ukrayna bu ve benzeri olaylara ileride de gebe olacaktır. Ticari olarak her zaman olduğu gibi önemini sürdürecektir. Ekonomisi ise dışa bağımlı olmaya devam edecek gibi gözüküyor. Bu bağlamda Politik istikrar Ekonominde kilit rol oynamakta…

    Kiev sokaklarında yürüken çektiğim bir kaç fotoğraf; seçim öncesi Kominist Parti’nin afişi ilginç  ! Mayakovskiy’nin bir şiiri ile reklam hazırlamışlar basitçe çevirisi şöyle: Son Ananasını ye, Son Tavus Kuşunu götür, asıl şimdi senin sonun geldi Burjuva !

    Kiev'den Görünüm

    Kiev'den Görünüm

    Ukrayna Parlementosu Şenliklerle Açıldı…

    Aşağıda ki videoda gözler Boksör Vitaliy Klichko’da  !

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

  • İş seyahati nedeniyle Şubat ayı içersinde Belarus’ta bulundum… Burada başkent Minsk , Brest ve Vitebsk şehirlerinde seyahatler gerçekleştirdim…

    Belarus ilginç bir ülke ve ticaret daha da ilginç…

    Belarus Nufusu 9,5 milyon kişi ve düşmeye devam ediyor

    Başkent : Minsk Nüfusu yaklaşık 2 milyon kişi…

    %80 Ortadoks bir Nüfus geriye kalan %20’lik kesim ise Katolik ve diğer dinlere mensup… Tabi %80’lik ortadoksların hemen hemen yarısı %40’lık bir nüfusunun inancı bulunmakta diğer geri kalan %40 ise kendisini inançsız olarak tanımlamaktadır.

    Nüfusun yarısı %51 Devlet tarafından istihdam edilmektedir.

    Sovyetler döneminden itibaren bir sanayi ülkesi olarak tasarlanan Belarus; Maz Otomobil fabrikasını barındırmakta dev madencilik araçları Belaz… İş ve tarım makinaları gibi sovyet döneminden kalma fabrikalar halen üretim yapmaktadır.

    Rusya,Polonya,Ukrayna,Litvanya ve Letonya ile çevrili…

    Kendi dilleri Belarusça ancak pek yaygın kullanımı yok herkes Rusça konuşmakta…

    Türkiye vatandaşlarına vize uyguluyorlar ve vizeler oldukça pahalı[Bu yazının yazıldığı tarihten tam bir gün sonra 29 Mart 2013’te Dış İşleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu Belarus’a bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi Belarus Dışişleri Bakanı Vladimir Makei ile bir araya geldi ve görüşmenin ardından yapılan imza töreninde iki ülke arasında Vizelerin Karşılıklı Kaldırılmasına ilişkin Anlaşma ile Türkiye-Belarus Geri Kabul Anlaşması imzalandı. Bu ziyaret ile  Ahmet Davutoğlu Belarus’u ziyaret eden ilk Türk Dış İşleri Bakanı oldu…] Bu gelişme Belaurs ile Türkiye’nin arasında ki her tür ilişikiyi geliştireceği kuşkusuz bir gerçektir… Proaktif Türk Dış Politikasının ve hükümetin dinamik yapısının bir başka göstergesi ve başarısı olduğunu kabul etmek gerekmektedir… Umarım aynı başarıyı Özbekistan ve Türkmenistan‘da da gösterebilirler…

    Belarus vizesi için http://turkey.mfa.gov.byadresinden  gerekli evrakları ve fiyatları bulabilirsiniz… Pek ucuz sayılmaz ve çok evrak istemekteler… Ayrıca Belarus Devlet Şirketinden Seyahat Sağlık Sigortası yaptırılması gerekiyor…

    Yani elinizi kolunuzu sallayarak girmek pek mümkün değil…

    1991 yılında Sovyetler Birliğinin Liberalleşen ve çözülme sürecini getiren açılımlarına karşı yapılan darbe girişiminde Belarus Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti en başta yer almakta idi… Ancak bu başarısız darbe girişimi dönemin Belarus devlet başkanı Mikalay Dzyemyantsyey’un Gorbaçov tarafından görevden alınmasına sebebiyet verdi…

    Biraz daha geriye gittiğimiz zaman Belarus 2.Dünya savaşı sırasında  Nazi Alman işgali altında kaldı…

    Sonrada Stalin dönemi…

    Ancak Belarus Rusya ve Sovyetler ile ilişkileri hep iyi olmuş bir ülke komşuları Baltıklar ve Polonya’dan farklı olarak…

    Ekonomik açıdan günümüzde 2011’de ciddi bir kriz yaşamış ve enflasyon oranı 1990’lar Türkiye’sini hatırlara getirmektedir… 2011’de %108,7 gibi güzel bir enflasyon rakamı yakalıyorlar Bu rakamla tüm Avrupada ve BDT ülkeleri arasında birinci oluyorlar… 2012 Enflasyon rakamları ise %25

    Parası oldukça değersiz 1 ABD Doları yaklaşık 8650 Belarus Rublesine eşit…(Mart 2013)

    Herkesin kapalı dediği bu ülkede özet olarak Türkiye ilişikileri ise şu şekildedir;

    Belarus Bayrağı

    Belarus Bayrağı

    • 25 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını kazanan Belarus’u tanıyan ilk ülke Türkiye’dir !
    • Turkcell, Belarusian Telecommunications Network (“BeST”)’in hisselerinin %80’ini Belarus Cumhuriyeti Devlet Varlık Komitesi’nden toplam 500 milyon ABD Doları bedelle devir almak üzere bir Satın Alım Sözleşmesi imzalamıştır.
    • Türk yatırımcılar inşaat sektöründe de aktif olarak Kamu binaları ve Otel inşaatları gerçekleştirmekteler…

    Siyaset , Ticaret, Hayat ve Ergenekon…

    Belarus ve ya Beyaz Rusya… Beyaz ve ya temiz ülke ve Rus anlamında… Ülke aslında bildiğimiz anlamda Rus değil… Dilide Rusça değil ancak hem Çarlık zamanı hemde Sovyet Rusya sebebiyle Ruslaşmış bir toplum…  Sovyetler Birliğinde Avrupa olarak alıgılanan ve gelişmiş olarak düşünülen Moskova,Kiev ve Minsk üçlüsünün önemli bir aktörü…

    Ülkemizin başkent Minsk’te Büyükelçiliği, Belarus’un ise Ankara’da bir Büyükelçiliği ve İstanbul’da bir muvazzaf Başkonsolosluğu bulunmaktadır. Ayrıca, Belarus’un Adana, Alanya, Antalya, Bursa ve İzmir’de Fahri Konsoloslukları faaliyet göstermektedir.

    BelarusRusyaKazakistan Gümrük Birliği Ortak Gümrük Tarifesine girmiştir.
    Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra 10 Temmuz 1994 seçimlerini kazanarak Beyaz Rusya’nın başkanı sıfatını kazanmıştır.

    Belarus da birçok kişiye sığınma talebi veren bir ülke olarak biliniyor. ABD’den 7, İngiltere’den 4, İtalya ve Çin’den 3’er işadamının da Belarus’tan sığınma talebi aldığı biliniyor.

    Belarus’la Türkiye arasında suçluların iadesi anlaşması bulunmuyordu… Bu nedenle Türkiye’de suç işleyen herhangi bir birey Belarus’a gittiği takdirde yakalansa bile iade edilemeyebilir. Bu sebeple Belarus’a kaçan isimler ve hikayeleri şöyle 24 yaşındaki Sinem Yalçın’a  cipiyle çarpıp kaçarak ölümüne neden olmaktan ceza alan firari Faruk Kalkavan Belarus’ta yakalanıyor…

    Minsk'te çok sayıda Kumarhane bulunmakta

    Minsk Casinolar şehri

    Adalet Bakanlığı’nın devreye girmesi ve Belarus hükümetiyle iletişime geçmesiyle Kalkavan, 8 Kasım 2011’de Belarus polisince gözaltına alınmıştı. Ancak iki ülke arasında karşılıklı olarak suçluları iade anlaşması olmadığı için Kalkavan’ın Türkiye‘ye nasıl iade edileceği bir türlü netlik kazanamıyor…

    Türk ve Belaruslu yetkililer arasında o tarihten bu yana süren görüşmeler, sonunda netice verdi. Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Daire Başkanlığı yetkilileri, 9 Ağustos’ta Faruk Kalkavan’ı Türkiye’ye getiriyor. Kalkavan, kalan cezasını çekmek üzere Ümraniye Cezaevi’nde A3 koğuşuna konuluyor… Faruk Kalkavan’ın yakalanması ise Rahmetli Sinem Yalçın‘ın babasına gelen isimsiz bir mail ile oluyor… Faruk Kalkavan kendi pasaportuyla Minsk’te üniversiteye yazılıyor iş yeri açıyor şirket kuruyor ve Pionerskaya Ulitsa Dom. 36’da kalıyor…

    Bunun haricinde Ergonekon Davası sürecinde kaçan Tümgeneral Mustafa Bakıcı,8 Ağustos 2011’de hakkında yakalama kararı çıkarılayor. Yapılan incelemede Tümgeneral Bakıcı‘nın Belarus’ta olduğu belirleniyor. Bakıcı‘nın kaçmadan önce bütün banka hesaplarını boşalttığı ve yanına yüklü miktarda para aldığı söyleniyor.

    Ayrıca Ergenokon Davası sanığı Bedrettin Dalan 1984-1989 arasında İstanbul’un ilk Büyükşehir belediyesi başkanı. İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi’nin kurucusu. Belarus’ta olduğu basına yansıyan haberler arasında yer aldı…

    Türkiye Aralık 2012’de Belarus ile adli yardımlaşma imzalıyor… Artık eskisi gibi Belarus’a kaçmak tam bir çözüm olmayacak gibi gözükmekte bazıları için…

    Minsk’te bunların haricinde göze çarpan bir başka unsur ise Kumarhaneler ! Her köşe başında bir kumarhane bulunmakta bununla birlikte Gece Kulupleri,Striptiz Barlar ve Fuhuş çok yaygın ve ulaşması kolay siz ulaşmaya çalışmasanız bile onlar size ulaşacaklardır…

    İhracat

    Belarus‘un en büyük ihracat partneri Rusya sonra Hollanda ve ardından da Ukrayna gelmekte. Belarus’un tüm ihracatında Rusya‘nın payı ise %33 civarında…

    • 2011 yılı itibari ile Belarus’un tüm dünya’ya olan ihracatı 40 milyar dolar
    • Türkiye’nin ise aynı dönemde 150 milyar dolar
    • İhracat kalemleri:Mineral,İş Makinaları,Tarım ürünleri v.b…

    İthalat

    Belarus‘un ithalatı ise gene birinci sırayı Rusya almakta ve sırasıyla Almanya,Çin,Ukrayna ve Polonya yer alıyor…

    • İthalatının en önemli kaleminde Enerji yer almaktadır…
    • 2011 yılı itibari ile İthalat rakamı 46 milyar dolar...
    • 6 milyar dolar açık vermiştir 2011 yılında…

    Türkiye’den Colins Markasını her yerde görmek mümkün tüm mağazalarda her yerde Çin malları bulunmakta ayrıca Laleli mallarıda tüm Belarus şehirlerine dağılmış durumda…

    Sovyetler Birliğinin ardılı BDT‘nin Yönetim merkezide Minsk”te bulunmaktadır…

    Devlet Başkanı

    Alexander Lukaşenko

    Alexander Lukaşenko

    Belarus Devlet Başkanı

    Numan Kurtulmuş‘a olan dikkat çekici benzerliğinin yanı sıra Lukaşenko oldukça ilginç bir isim…

    Kısa kısa başlıklarla;

    1954 doğumlu.

    ABD ve AB kendisine vize vermemektedir.

    Sovyet Döneminde Gorodets Devlet Çiftliği ve inşaat malzemeleri fabrikasında müdürlük yaptı.

    1990 yılında politikaya giriyor ve 1994’te Devlet Başkanı oluyor…

    Resmi olarak eşiyle evli gözükmesine rağmen ayrı yaşamakta ve kişisel doktorundan gayri meşru çocuğu bulunmakta…

    Avrupa’da kendisi için Avrupa’nın son diktatörü denmekte…

    Basına yansıyan bazı demeçleri ve haberler ise şöyle;

    • “Batı Afganistan‘da milyonlarca insan öldürdü. Ardından petrol ihtiyacı olduğu için Irak’a girdi. Örneğin onlar için Sarkozy ‘büyük bir demokrat’. Önce Libya‘nın öldürülen lideri Kaddafi‘den 150 milyon dolar aldı, 3 yıl sonra da üstüne bomba yağdırdı”
    • Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri; Lukaşenko‘nun Devlet Başkanlığını kabul etmemekte siyasi ve ekonomik yaptırımlar uygulamakta… ABD ve Avrupalı firmalarının Belarus ile ticaret yapmasını yasaklıyor…
    • 2008 yılından itibaren Belarus yönetimi ile Rusya arasında ilişkilerin bozulması ve Lukaşenko’nun Batılı ülkelerle yakınlaşma çabasına girmesi, bu yasağın askıya alınmasına neden oluyor…
    • 2011 yılında Avrupa Komisyonu Başkanı, Barroso, Lukaşenko‘yu Kiev’deki zirvenin dışında tutmak istiyor ve Lukaşenko; Barroso‘ya ağır sözler sarf ediyor.
    • 11 Nisan 2011 tarihinde Oktyabrskaya Metro istasyonunda Bomba patlıyor ve 15 kişi ölüyor. Bu olay tamda büyük ekonomik sıkıntılarla çalkalanırken oluyor… Suçlular Vitebsk şehrinden 1986 doğumlu iki Belarus’lu olarak tespit ediliyor yargılanıp kurşuna diziliyorlar…

    Rusya ile ilişkiler geriliyor…

    • 1990 yılından 1995’e kadar Ekonomisi Rusya’dan alınan gaz karşılığı mal mukabili ödeme ile toplarlanıyor…  Bu nokta çok ilginç Rusya’ya gaz veriyor ve Rusya’ya süt,ekmek,makina ve tarım ürünleri ile ödeme yapıyor ısınmak için…
    • Belarus’un Rusya’ya olan enerji bağımlılığı %90 seviyesindedir. Rusya’nın 2 Miyar dolarlık kredi açtığı Belarus peyder pey bu parayı almakta ancak son pakette Rusya elini biraz ağır tutunca ilişikiler gerilmeye başlamıştır aslında Ödenecek tutarın hangi para cinsinden olacağı konusunda sıkıntı çıkmıştır… Belarus bu parayı Dolar olarak isterken Rusya bu parayı Ruble olarak ödemek istemiştir.Bu gerçekten tam bir çıkar çatışmasıdır… Rusya’nın bu parayı Ruble olarak ödemesi kendisine maliyeti oldukça düşük olacak ve paranın dönüşüde kendi üzerinden olacak Rusya; Ruble olarak kredi verdiği anda çifte kazanç sağlamaya başlayacaktır… Ancak kapalı ekonomiye sahip olan Belarus’un zaten açık veren Dış Ticaret’i ülkenin en basitinden ihtiyacı olan malları direk özgürce Dolar ile alabilecek iken Rusya’ya bağımlılığını iki katına çıkartacak olan bu durumu istememiştir… Lukaşenko; Rusya’ya olan bağımlılığınıda azaltma yolu aramaktadır; Bu bağlamda Gürcistan ile sıkıntılı olan Rusya ilişikilerinde; Gürcistan‘dan taraf olarak bir hamle yapmıştır…Bunun üzerine Rusya Belarus’tan gelen ihracata çeşitli sebepler bularak durduruyor… Gazprom fiyat farklılığından dolayı Belarus’tan gaz parası istiyor eğer vermezse gazı keseceğini belirtiyor…

    İsveç’li bir reklamcının pırpır bir uçakla gizlice Belarus hava sahasına girerek 800 adet oyunca ayı ile Belarus’a saldırmasının bedelini İsveç Devleti acı bir şekilde ödemiştir.Belarus diplomatik ilişikilerini kesimiş Generallerini ve bir takım bakanları görevden almıştır…

    Ekonomik ve siyasi yönden izole olan bu görece 9,5 milyonluk Ülkenin durumu Batı’da Sovyetleri halen yaşatıyor gibi gözüksede sosyalist politikalarında sovyetlere nazaran devam etmediği görülmektedir. Zenginlerin gayet lüks bir şekilde yaşadığı ortalama halkında gelir durumunun sağlık ve eğitim olarak standartların altında olduğu söylenebilir…

    Belarus’ta Türk Sermayesi ve Türkiye ile Ticari Hacim

    Türk Sermaye Derneği: www.atk.by

    Belarus Türk İşadamları Derneği: www.betid.org
    Türkiye'nin Belarus'a İhracatı

    Türkiye'nin Belarus'a İhracatı

    • Sağ tarafta ki grafikte de görüleceği üzere Türkiye’nin ihracatı son 3 yılda büyüme kat etmektedir.

    2010 yılından 2012‘ye bakıldığı takdirde %30‘luk bir büyüme göze çarpmakta…

    Ancak 2012 rakamı oldukça küçüktür 264,5 Milyon Dolar Bu rakamı 2011 yılı değeri ile karşılaştırdığımız da bile Türkiye’nin Belarus’un ihracatında ki payı 1000’de 6 gibi küçük bir rakam…

    Türkiye’den İhracat kalemleri ise Tekstil,Plastik,Meyve Sebze,Kuruyemiş v.b….

    Görüldüğü üzere ticari ilişikilerimiz oldukça düşük ve ilkel bir seviyede bulunmaktadır…

    Aşağıda benim Minsk’te çektiğim bir kaç fotoğrafa göz atabilirsiniz…

    Özet ile hem Belarus’un hem de Türkiye’nin Belarus ile olan ilişikilerinde alacağı daha çok yol bulunmakta… Bu kadar sanayisi iyi ve yüksek potansiyeli olan ve eğitimli nüfusu sahip, İnsan sayısı çok fazla olmayan coğrafi konumu itibari ile avantajlı olabilecek bir ülke potansiyeline sahip iken izole olması,Kumarhanelerle dolu olması, suni bir ekonomiye sahip olması ile potansiyelini değerlendiremeyen bir ülke izlenimi çizmektedir.

    AB,ABD ve Rusya ile çatışmak yerine daha liberal,serbest, özgürlükçü ekonomik ve siyasi bir çizgide bulunursa başta ABD ve AB’den bir çok yardım ve destek görebilir buna ek olarak diplomatik olarak Rusya ile de denegeli ilişkiler geliştirebilirse bölgenin en iyi refah durumuna sahip bir ülke olabilir… Genede dışarıdan bakıldığı kadar ya da en azından Özbekistan kadar kapalı bir ülke olmadığını söyleyebilirim…


    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

  • KAZAN / TATARİSTAN - RUSYA FEDERASYONU

    Kul Şerif

    Kazan şehri Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan…

    “Поскреби русского – обнаружишь татарина”

    Rusça bu söz şu anlama geliyor Rus’u biraz kazısan altında Tatar bulursun…

    Bunun sebebine gelince bu iş Tarih’ten başlar… Tabi önce Tatar  nedir ? onu cevaplamak gerekir Tatarlar’da bir Türk kavimidir ama Türk Dünyasından biraz daha farklı olan bu topluluk hem savaşçılık anlamında hemde entellektüel anlamda diğer tüm Türk topluluklarından farklı olduğu gibi Dünya’da da farklılığı kabul görmüştür… Tatarlar genel anlamda hem bugün ukrayna’ya bağlı özerk bir devlet olan Kırım Tatarları hem de Kazan Tatarları olarak kulağımıza çalınsa da hem Osmanlı’dan hem daha öncesinden sadece Anadolu Türklerini değil tüm Dünya’yı bir çok anlamda etkilemiştir…

    Rusya’nın bugün sahip olduğu bizim Rusya diye bildiğimiz tüm topraklar Tatar’larındı… Moskova dahil…

    Tatarlar Çin’den Avrupa’ya Kuzey’den Güney’e Finlandiya’dan Fransa’ya kadar etkili oldular… Tarih yazdılar…

    Ruslar bu kadar güçlenmesinin ve Dünya’de söz sahibi bir toplum olmasını da sağlamışlardır…

    Yusuf Akçora,Zeki Velidi Togan,Sadri Maksudi Arsal gibi isimler Tataristan doğumlu olup  Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında genç cumhuriyet için çalışmış ve gözlerini Anadolu topraklarında açmasalar da bu topraklarda kapatmışlardır…

    Bulgar sözcüğü ve Bulgarlar’ın da kökeninin Tatarlar olduğunuda kısaca bahsetmek gerekir…

    Moskova’nın Tatarların elinden Rusların eline geçmesi birinci kırılma noktası oluyor… İkinci Kırılma noktası ise Ruslar’ın kaderini değiştiriyor…

    Kazan’ın kaybedilmesi… 1552 yılında Korkunç İvan Kazan’ı Tatarların elinden alınca sadece Tatarların değil Tüm Türk ve Müslüman  Dünyasının kaderi değişiyor…

    Bu yoğun mücadele 100 yıldan fazla sürüyor… Benzer zamanlar’da İstanbul’un fethi nasıl büyük bir başarı ise Kazan’ın kaybedilmesi de bir o kadar büyük kayıptır…

    Bu savaşın sonunda  Kul Şerif Camii’si Korkunç İvan Tarafından yok edilmiştir… Ancak Korkunç İvan bu camii’yi yıkmasının sebebi o kadar güzel ve ihtişamlı olmasının yanı sıra kıskanmışta olmalıdır ki bu camii’nin bir benzerini Moskova’da yaptırma kararı almış ve Rusya’nın Sembollerindne biri olan St. Basil Kathedrali’ni yaptırmıştır…  hatta bu kathedral bu sayfa’da da kullanımıştır… sol üst köşede görülebilir…

    Kul Şerif Camiisi ancak Kazan’ın kuruluşunun 1000.ci yılında 2005 yılında tekrar yapılarak açılmıştır.

    Bu yeni yapılan camii’yi gezdim ancak maalesef üzülerek söylüyorum ki neyse bir şey söylemek istemiyorum…

    Tabi burada bazı isimleri özellikle Sultan Galiyev’i anmadan da olmaz… Sultan Galiyev; Proleter Devrimin Lenin,Stalin ve Troçki’den sonra gelen en önemli isimlerindendir… Ancak hepsinden farklı olarak onun anlayışı Türkçülüğe dayandırması Stalin tarafından tehdit olarak görülmesine sebep olacaktır…

    Kısa yazalım dedik gene uzattık…

    Hemen populer kültüre kısa bir geçiş yapalım fransız mutfağından dünyaya armağan olan tartar sos’un isim babası Tatarlar ! Ayrıca gene Tatar büfteği – steak tartare … ve bizde ve Rusya’da populer olan çiğ börek… bunların haricinde tatar yemekleri tadına doyum olmayan gizli kalmış bir zenginlik…

    Bugun Tataristan Rusya Federasyonuna bağlı en zengin devletlerden biridir…

    Zengin doğal gaz ve petrol’ün haricinde kereste ve yer altı maden kaynaklarına da sahiptir…

    Tatarlar eğitim seviyeleri ve zekalarıyla göz dolduran bir toplumdur.

    Bakanlar,Devlet Adamları ve Girişimçileri ile Rusya’da eşi benzeri görülmemiş bir örnek oluşturmaktadırlar…

    Kendi ülkelerinde ki iş fırsatlarını da genelde kendileri değerlendirmektedirler…

    Ben Kazan’ı çok sevdim fırsatım olsa bir tatar köyüne yerleşmek isterim. Tatarların ise en çok sevdiğim yanı şu oldu halka kendi aralarında Tatarça konuşuyorlar ve öyle ya da böyle anlaşabilmek ve anlayabilmek çok güzel…

    İnsanları ise gerçekten özel… Anadolu tadı yakalayabiliyorsunuz…

    Ekonomi ve iş fırsatları ilgili bir yazıda yazmak gerekecek sanırsam onu da bir başka zamana bırakalım…

    P.S. Kazan’a Yekaterinburg üzerinden geçtim Kazan’ın havalimanı Kazan’a yakışmıyordu…

  • Bulgaristan

    Varna

    Bulgaristan’a İstanbul’dan karayolu ile geçtim. Tükiye sınırı bittikten sonra yollar çok değişiyor oldukça kötü…

    Burgaz,Varna,Stara Zagora, Targovişte(Fırat Çetin ve Veysel Barışsever’e selam ederim) ve daha  hatırlayamadığım birçok şehirini gezdim…(Sofya  hariç)

    Bulgarca   Rusça ile aynı dil ailesine mensup  Özbekçe ve Türkçe  arasında ne kadar bir benzerlik varsa Rusça ve Bulgarca o  kadar benzeşiyor diyebilirim.  Bulgarca çok fazla  türkçe kelime içeren bir dil.  Rusça  bilmiyorlar ancak bir kaç hafta geçince az çok dili çözüp günlük olarak anlaşabilmek mümkün yaşlılar Rusça biliyor  ama onlarında çok iyi bildiği söylenemez. Gençler  ise  İngilizceye  vakıf. Avrupa birliğine girmiş girmesine ama hala doğu bloku ve osmanlı izlerini görmek mümkün…

    Her lokantada kaşgaval ve  işkembe bulabiliyorsunuz. Çok ucuz bir ülke gelen faturaların ve fiyatların ucuzluğuna inanmakta biraz güçlük çektim. İş ve  imkanlar açısından malesef pek parlak değil. Avrupa Birliği ve Dünya Bankası fonları kısıtlamış çünkü hükümet paraları hiç etmiş, bu bağlamda bir girişimci ve ya  kapitalistler için şu anda  çok cazip gözükmemekte…

    Hükümet ve devlet  politikaları Türklere ve Türkiye’ye gereğinden fazla mesafeli ve hatta kapalı olduğunu belirtmek lazım. Halkın ise hiç  bir problemi yok… Bulgarlar hem konuşma hemde kültür olarak bence bizim trakya halkıyla aynı  kültür yapısına ve sıcaklığa sahip…

    Tarihi ve kültürel olarak  Türkiyeli  bir Türk’ü  oldukça etkileyecek bir memleket  hem türk köyleri hem de bulgar köylerini  de gezen biri olarak şunu söylemek istiyorum Bulgaristan’da Osmanlıdan  kalma bazı  camilerin tarihi 1410 gibi  tarihlere sahip yani İstanbul’dan çok önce feth edilmiş…

    Ticari anlamda ise bunu söylemek çok zor…

    Binalar  ve  mimari  SSCB’den biraz daha farklı ayrıca yüzeysel izlenimim Demir Perde ülkelerinin sosyalizmi Sovyetlerden daha farklı yorumladığı yönünde… Yeme içme ve eğlence kültürü Osmanlı Balkan coğrafyasında olduğu gibi aynı…

    Bu arada Türkiye’de iyi Rusça  bilenler eskiden beri Bulgaristan göçmenleridir, bunun sebebi Rusça ve   Bulgarca’nın benzerliklerine bağlardım ama şimdi haklarını veriyorum Rusça ile oldukça farklılıkları olan bu dili  bilmek Rusça’da  sanıldığı gibi çok büyük bir avantaj sağlamıyor oldukça çalışmak gerekiyor…

    Tags: , , ,

  • AYDIN SEZER

    AYDIN SEZER'İN MAVİ DÜŞÜ

    1997 – 2000 yılları arasında T.C. Moskova Büyükelçiliği Ticaret Müşaviriliği görevini yapan ‘Turktrade Dış Ticarette Durum’ ve Haber3.com isimli internet sitesinde düzenli  olarak yazıları çıkan, ”Referans’ gazetesinde 2 yıl köşe yazarlığı yapan ayrıca benim Türk Dış Ticaret Vakfı Dış Ticaret eğitimlerinde Hocam olan Rusya’ya gitmeden önce fikirlerimi açtığım beni yüreklendiren ve cesaretlendiren Aydın Sezer Hocamın Mavi Düş kitabı Doğan kitaptan sıcak sıcak çıktı ve  şimdiden başucu kitaplarım arasında yerini aldı.

    Temasını aslında en iyi Mehmet Ali Birand açıklamış ve şöyle demiş; ” “Mavi Düş” kitabı ile bize hem Mavi Akım’ı hem de Rus-Türk ilişkilerini anlatıyor. Mavi Akım, çok önemli bir proje. İlk dillendirildiği tarihlerde “Mavi Düş” demişlerdi imkansızlığına vurgu yapmak için. Ancak 1997’de başlayan çalışmalar 2005’te bitti. Hem bu süreci hem de Rus-Türk ilişkilerini anlamak için güzel bir çalışma olmuş.”

    Kitaptan bir kaç heyecan verici başlık ise şöyle ;

    Kurtuluş savaşımıza  katılan  Bolşevikler.

    Kızıl Ordu’nun kurucusu Frunze Taksim’e nasıl geldi?

    Türk tekstilinin temelini kimler attı?

    Troçki  Türk vatandaşı mıydı?

    Menderes niçin Moskova’ya gidecekti ? Menderes’in Moskova’yı ziyaret planından hangi ülke rahatsız olmuştu?

    Demirel  ve Sovyet kalkınma modeli..

    Laleli’de Nataşalar!

    Moskova’da Türklerin altın yılları ; 90’lar…

    Mavi Akım projesi nedeniyle tehdit edilen Başbakan ve Bakanlarımız…

    İzmir’deki  ‘Kültürpark’ın  adı nereden geliyor?

    Mesut Yılmaz  şimdi Mavi Akım projesiyle ilgili neler düşünüyor?

    Bakü’den döner dönmez ilk iş olarak büyük bir hevesle aldığım Mavi Düş’te kişisel olarak şunları buldum; Rusya’nın 1917 devriminden sonra Genç Türkiye Cumhuriyeti ile soğuk savaşın etkisinden dolayı gizlenen sıcak ve samimi ilişkilerini devrim yıkıldıktan sonra ki politik ve ticari ilişkilerine enerji gibi stratejik ve daima dezenfarmasyonla buğulandırılan konulara açıklık ve netlik kazandırıyor bunuda yaparken akıcı bir dil kullanıyor.

    Kalemine sağlık Aydın Hocam !

    MAVİ DÜŞ

    YAZAR : AYDIN SEZER

    ISBN: 978-605-111-994-6
    Sayfa Sayısı: 422
    Ebat: 14×23 cm
    Yayın Tarihi: Şubat 2011

    daha fazla bilgi için bkz:( http://aydinsezer.com )

    Tags: , , , , , , , ,

  • Moskova ve Ankara12-13 Ocak tarihlerinde T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya’daydı. Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin davet etmişti.

    Moskova ziyaretinde de iki ülke arasındaki çok boyutlu ilişkilerin güçlendirilmesi ve mevcut işbirliğinin daha da geliştirilmesi imkanlarının ele alınacağı kaydedilmişti.

    Ziyarette ayrıca, Rusya Federasyonu Başbakanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında görüşülen konuların takibi ile başta enerji olmak üzere, ortak ekonomik meselelerde görüş alışverişinde bulunulacağı belirtilmişti.

    Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında, ”Türkiye’de Nükleer Santral Tesisi Konusunda
    İşbirliği Ortak Beyannamesi” ile ”Bitki Karantina Alanında İşbirliği Anlaşması” imzalanmıştı.

    Başbakan Erdoğan, basın toplantısında yaptığı konuşmada iki ülke arasında vizelerin kaldırılmasına yönelik çalışmaların başlatılacağını belirterek, ”Az önce müjdeyi Sayın Başbakan verdiler. O da vizelerin kaldırılması noktasındaki çalışmaların taraflarca başlatılması süreci… İnanıyorum ki bu buluşmamızın önemli yanlarından biri oldu. Temenni ediyorum ki, Sayın Medvedev’in Türkiye ziyaretinde bunu artık karar altına alırız” demişti.

    2010 Haziran ayında Rusya’nın Türkiye’ye bir ziyaret yapması beklenmektedir.

    Ayrıca Başbakan Erdoğan ülkelerimiz döviz noktasında sürekli olarak bir kur baskısı altında ticaretini yapmaktadır. Ve bu kur baskısından kurtulmak üzere yerli paraya geçiş noktasında biz mevzuat çalışmalarımızı tamamladık. Yine değerli dostum Putin’in ifade ettiği gibi, iki bankamız şu anda bu uygulamalara geçti demişti. Yani Türkiye ve Rusya arasında ki ticaret Rus Rublesi ve Türk Lirası ile yapılacağını ifade etmişlerdi.

    Rusya Federasyonu Başbakanı Putin ise Rus şirketlerinin Türkiye’deki özelleştirmelere de katılmak istediğini belirterek, görüşme sırasında tarım alanında işbirliğini geliştirmeyi, Türk tarım ürünlerinin ve beyaz et ürünlerinin Rusya’ya ihracatı konusunu da ele aldıklarını söyledi. Türkiye ile Rusya arasında ulusal para birimlerinin kullanılmasına da değinen Putin, “İki Türk bankası zaten ruble işlemlerine başladı. Türkiye ve Rusya ulusal para birimlerinin kullanılması çalışmalarını sürdürüyoruz” dedi. Vladimir Putin, görüşmelerinde insani konuları da ele aldıklarını belirterek, “vize uygulamasının karşılıklı kaldırılmasını ele aldık. Umarım bu süreç fazla vakit almaz” ifadesini kullanmıştı.

    Kısaca;

    • Vizenin kaldırılması çalışmaları
    • Enerji konusu
    • Nükleer Tesis
    • Ruble – Lira bazlı Ticaret
    • Beyaz Et ihracatı
    • Rus Şirketlerinin Türkiye’de özelleştirmelere katılımı

    Konularının konuşulduğunu anlıyoruz. Vizelerin kaldırılması ne kadar sevindirici bir haber,Ruble – Lira ve Beyaz et ihracatıda çok güzel diyerek bir kamuoyu oluşturulmuştu. Bu yukarda ki başlıkların ilmihali ise hiç yapılmamıştı. Rus-Türk araştırmaları merkezlerinden Stratejik uzmanlar T.V. programlarına isimlerinin önlerine akademik ünvanları yazılarak görüşlerini ve vizyonlarını belirtmişlerdi. Örnek vermek gerekirse Doktorasını Moskova’da yapmış bir Rusya uzmanı T.V. kanallarında şöyle buyurmuştu vizelerin felan kalkacağını zannetmiyorum. Konuşması bittikten sonrada Putin ve Erdoğan basın toplantısında vizelerin kalkacağını açıklamışlardı.

    Bende o günler şans eseri Ankara’da bulunmaktaydım, Rus basınını takip edemesemde Türk basınını takip etme şansına ve eşi benzeri olmayan Rusya Uzmanlarımızı T.V. kanallarında tanıma fırsatı bulmuştum.

    Şimdi size hiç bir yerde duyamayacağınız ve okuyamayacağınız o büyük Rusya uzmanlarımızın bile göremediği siyasetçilerin bile bahsetmediği büyük ekonomist köşe yazarlarınında yazamadığı(belki bilgi yetersizliklerinden dolayı) şu yukarda ki konuların gerçeğini ve yansımalarını bahsedeceğim.

    Ruble – Lira ticareti ne demek ? Değiş tokuş demek Rusya’dan gaz alırım karşılığını Tavuk eti ile öderim, domates ile öderim, portakal ile öderim, ve herşey dahil bir hafta tatil yaptırırım ödeşiriz olmaz mı ?

    Rusya’yla ihracat 2009 yılı itibari ile 3,2 milyar, ithalat 19,7 miyar dolar yani ne demek bu ? ödeşemiyoruz demek Türkiye 16,5 milyar dolar içerde demek. Peki bundan kim karlı çıkar sizce ? Durun ben söyliyeyim Rusya Neden mi ? Çünkü gaz daha değerli.  Geri kalan 16,5 milyar dolar karşılığı Ruble ödemeyi nasıl yapabilir Türkiye ? her nasıl yaparsa yapsın herhangi bir karı olması imkansız. İhracat oranlarını artırmadığı sürece. Peki size bir soru ! Türkiye İhracat oranları artırsa ve öyle bir artırsa Rusya içeri girse tıpkı Türkiye’nin şimdi ki durumu gibi Sizce gene Rusya, Ruble – Lira’ya dayalı ticareti kabul eder miydi ? Evet edebilirdi çok çaresiz olsaydı.

    Enerji konusu  hakkında ise benim söyleyebileceğim pek bir şey yok. Bu konuda Cumhur Ersümer (Enerji Eski Bakanı) ve Mesut Yılmaz(T.C. Eski Başbakanı) dönemi yapılan anlaşmalar,dava dosyaları ve günümüzde ki anlaşmalar detaylı bir şekilde karşılaştırmalı olarak incelenmelidir.

    Nükleer Tesis konusu  ise bu tesis için ihale açıldığı zaman ihaleye teklif veren sayısı nedenleri ile incelenmelidir.

    Gelelim en güzel konuya vizelerin kaldırılmasına ! Evet vizeler kaldırılacak ve buda haziran ayında Rusya tarafından açıklanacak bu büyük gelişme yurtta sevinçle karşılanacak büyük bir siyasi zafer olarak algılanacak ancak vizeler sizlere kalkmayacak,burada çalışan Türk işçilere kalkmayacak peki kimlere kalkacak Rus ve Türk büyük yatırımcılara kalkacak ve belkide şu söze bakalım “Rus şirketlerinin Türkiye’deki özelleştirmelere de katılmak istediğini…” birde bu kadar güzel konu konuşulmuş ama hala Gümrük’te bekleyen Türk malları sorunu TR plakalı Tır sorunu Türkiye’nin Rusya’nın gümrük listesinde C seviyesinde(En düşük seviye) olduğu konuları neden açık ve net bir şekilde konuşulmadı acaba ?

    Birde sizin oralardan görmediğiniz ve bilmediğiniz bir şeyi daha söyleyeyim. Kota mevzuları ! Neden sistematik bir şekilde Türk firmaları kota problemi yaşamaya başladı acaba buralarda ?

     

    Tags: , , , , , , , , , , , ,

  • Milli Strateji Oyunu

    Milli Strateji Oyunu

    Üniversiteye ilk başladığım yıl bir karar vermem gerekiyordu, istemediğim bir bölümde ve üniversitede eğitimime başlıyordum ve yalnız değildim, çünkü Türkiye’de birçok kişi ideallerini gerçekleştirememiş ve gerçekleştiremeyeceklerdi… sevmedikleri bir bölüm ve daha sonra istemedikleri işlerde çalışacaklardı…

    Peki çözüm var mıydı ?

    Öncelikle cevaplanması gereken sorular vardı, İlerde mutlu olmak ve ideallere yakın bir hayat ve iş için ne yapmak gerekiyordu ? O an aklıma Dünya’yı gezmek değişik diller ve kültürleri öğrenmek ve bu hayat tarzına dayalı bir iş yapma fikri doğdu, uygun meslek ne idi peki ? Dış Ticaret !

    Bu yolda yapılması gerekenler basitti dil öğrenmek ! Anasınıfından beri özel okullarda okuduğum için İngilizceyi öğrenmeye erken yaşlarda başlamıştım ancak sadece ben iyi ingilizce bilmiyordum.. benimle aynı koşullarda olan herkes ingilizce biliyordu.. Peki onlar hangi dilleri bilmiyorlardı ? İspanyolca,İtalyanca,Almanca,Fransızca … bu dilleri bilmek elbette ki bir artı idi ama ağırlığı neydi bana ne kazandıracaktı… Hangi dilleri öğrenmek gerekliydi ve ben hangi dilleri öğrenmek istiyordum ? Cevap veriyorum : Japonca ve Rusça şanslıydım ve aileden gelen bir yeteneğe sahiptim, şansım geleneği bozmayarak Özel bir Üniversiteye girmiştim ve imkanları oldukça çoktu aileden gelen bir yeteneğe sahiptim çünkü Annem’de yabancı dil öğretmeniydi, ve ailemde Dedem,Ananem,Babam ve elbette ki Annemde yabancı dil bilen,yetenekli kişilerdi. Dört yıl boyunca üniversitede bu iki dile yoğunluk verdim, çünkü ileride bu iki ülkeye gidip iş yapacaktım…

    Üniversite bitince Dış ticaret ile ilgili çalışmaya ve aynı anda Dış Ticaret Vakfının uzmanlık eğitimlerine katıldım. Orada gelen eğitmenlerden biri benim düşünce vizyonuma çok yakındı, birçok insanın algılamakta sıkıntı çektiği ve göremediği fırsatları uzun süre sadece benim görebildiğimi zannetmiştim, ancak bu hoca diğer bir çok kişiden çok farklı bir vizyona ve bakış açısına sahipti, fikirlerimi kendisine açtığım zaman ilk defa tam olarak anlaşıldığımı fark ettim. Bu kişi Aydın Sezer üstatdı. Değerli hocamın yaşamı, kariyer yolları ve kişisel duruşunu kendime örnek olarak aldım,alıyorum ve alacağım. Kişisel blogunda ki yazıları o kadar lezzetli ve doyurucu ki hiç kimsenin mahrum kalmaması gerekir ve size tavsiyem Aydın Sezer’in ilk yazısından itibaren sindire sindire bütün yazılarını okumanızdır.

    Aydın Sezer’in Kişisel yorum sitesi : http://aydinsezer.com/

    Aydın Sezer Kimdir ? Yanıt için : http://www.bcdtr.com/Danismanlarimiz_Aydin_sezer.html

    Peki başlık ile bu konuların ne ilgisi var diyenler için devam edelim, denklemimize…

    Moskova – Ankara > 0 ve ya Moskova – Ankara < 0 ya da  Moskova – Ankara = 0

    karşılaştırmaları yapanlar denklemi doğru kurgulayamamışlardır ! Doğru denklem ve yanıtı ise Moskova +Ankara = (Dünya/2)

    Tags: , ,

  • 2006 yılında bir istek üzerine hazırladığım JİRİNOVSKİ ile ilgili hiçbiryerde yayınlanmamış bu yazıyı günümüze uyarlıyarak burada dikkatlerinize sunmayı uygun gördüm…

    Jirinovski

    Jirinovski

    Jirinovski Kimdir ?

    En kısa açıklaması Rusya Fedarasyonu Alt Meclisi Duma’nın Başkan yardımcısı olan ve aşırı milliyetçi Rusya Liberal Demokrat Partisi’nin Başkanıdır.

    JİRİNOVSKİ’nin adı dahil olmak üzere herşey göründüğünden farklıdır. Gerçek ismi Vladimir Volfoviç Eidelshtein (Эйдельштейн). Soyadından rahatsız olan Vladimir Volfoviç soyadını daha Rus gibi gözüken Jirinovski olarak değiştiriyor. Peki neden? Nedeni ise yahudi olması.Gelişmekte olan dünyada, Sovyet Rusya’da ve şimdi ki Rusya’da yahudi olmak pek hoş karşılanmıyor(du). Vladimir Volfoviç her ne kadar yahudiliğini yıllarca red etsede özbe öz Polonya yahudisi bir aileden gelmektedir. Polonya yahudisi olan babası Volf Isakoviç Eidelshtein 1946 yılında Kazakistan’ın Alma-Ata şehrinde Sovyetlerde mecburi olan şark hizmetini yaparken Vladimir dünyaya gözlerini açar. Daha sonra Türkiye,Ukrayna gibi bir çok ülkenin persona non grata yani istenmeyen adam ilan edeceği gibi doğduğu Kazakistan’da onu persona non grata ilan edecektir, yıllar sonra doğduğu topraklara gitmek istesede gidemeyecektir. Ama önemi yoktur çünkü oralarda zaten bir bağlantısıda yoktur. Onun kökleri ne Kazakistan’da ne çok sevdiği ve her daim üstünlüğünü savunduğu Rusya’da nede başka bir yerdedir. Onun kökleri İsrail’dedir. Dünya’da ve Rusyada aşırı milliyetçi (ultra-nasyonalist) olarak tanınan anti-semitik(yahudi karşıtlığı) açıklamarıyla gündeme düşen bu büyük “rus milliyetçisi” ‘nin kökleri İsrail’in Tel Aviv şehrine bağlı olan Holon’dadır. 2006 yılının Haziran ayında kişisel olarak gittiği İsrail’de babasının mezarını ziyaret ederek ona olan vefa borcunu ödemeye çalışmıştır. Bir başka ilginç gerçek ise 24/12/1993 tarihli Jewish Chronicle (Londra Merkezli 164 yıldır yayın hayatını sürdüren yahudilerin en saygın ve en eski gazetesi) gazetesinde çıkan habere göre Jirinovski 1983 yılında İsrail’e vize başvurusunda bulunuyor ve iltica için izin alıyor.

    Jirinovski’nin şaşırtıcı yaşamı bununlada kalmıyor. Jirinovski’nin eğitim hayatıda çok ilginç. Moskova Devlet Üniversitesi’nde Türkoloji eğitimi alan Jirinovski bilinen en aktif Türk düşmanı. 1993 parti kongresinde “Başlarına böyle birşey gelsin istemem ama Türklerin hepsi dünyadan yok olsa dünya birşey kaybetmez.” açıklamasını yapıyor. Aynı zamanda Ukrayna ve Rusya arasında ki ilişkileri dahada germek için “KIRIM YA RUSYA’NIN YA DA TÜRKİYE’NİN OLMALI.” diyor. Ukrayna Rusya’dan uzaklaşmak istediği zaman onu Türkiye ile korkutmaya çalışan Jirinovski; benzer oyunu bu kez Gürcüler Rusya’nın egemenliğinden uzaklaşmaya çalıştıklarında da yapıyor ve şu veciz sözü sarf ediyor; “Bırakın Gürcüler Türklerin tanklarını ve çizmesini temizlesin.” İlginçtir ancak 2008 yılının yaz aylarında Gürcüler Rus tanklarıyla ve Rus Postallarıyla yakın temasa geçmiş ve Türklerin sattığı Cobra askeri araçlarıyla kendilerini savunmaya çalışmışlardır. Maalesef Türkler hakkında ki rahatsız edici sözleri bitmiyor.

    2003 yılında Dünya Ermenileri’nin 1. Kurultayı’na katılan Jirinovski çarpıcı açıklamalar yapıyor ve şöyle diyor, “Dünyada iki büyük lobi var Bunlar Ermeni ve Yahudi lobileridir. Yahudi lobisi Amerika’yı ele geçirdi. Amerika para istiyor, sizin de paranız var.” Hızını alamayan Jirinovski şöyle devam ediyor, “Türkiye topraklarının büyük bir bölümü tarihi Ermeni topraklarıdır. Türkiye Ağrı Dağı’nı Ermenilere geri vermelidir ve onun için tazminat ödemelidir. Türkiye’nin Ermenilere yüz milyarlarca dolar borcu var Türkiye’yi tamamen soyacağız. 15 yıl sonra Ağrı Dağı’nda Ermeni bayrağı asılacak” Bu ve bunun gibi çarpıcı açıklamalar artık Jirinovski’nin alışıla gelmiş popülist politikasını oluşturuyor.

    Türkiye’yi ilgilendiren bir başka dikkate değer olayda Rozerin kod adlı Ayfer Kaya’nın açıklamaları. Rozerin kod adlı Ayfer Kaya kimdir ? sorusuna cevap ise “PKK örgütünün Lideri olan Abdullah Öçalan’ın sevgilisidir.”(Ek bir bilgi olarak PKK Avrupa Birliği ve ABD tarafından bir Terör Örgütü olarak kabul edilmektedir. Ancak Rusya PKK’yı bir Terrör örgünü olarak kabul etmemektedir.) 14/10/2003 tarihinde Milliyet gazetesinde çıkan haberde Kaya şu itirafları yapıyor ; Öcalan’ı Moskova’da örgütün Rusya sorumlusu Mahir Welat, Mecit Mamoyan, Aziz Cewo, Vladimir Jirinovski ve bir KGB ekibinin konvoylarla karşıladığını, ilk hafta Jirinovski’nin evine, daha sonra yazlığına yerleştirildiğini söylüyor. Burada 20 gün kaldıklarını belirten Kaya, Jirinoviski’nin o günlerde Türkiye’ye gitmesinin kendilerinde rahatsızlık yarattığını vurgulayarak şu yorumu yapıyor:

    “Jirinovski, 5 günlük Türkiye gezisine çıktı. Sözde daha önceden yaptığı bazı yatırımları, 5 yıldır kendisine konulan Türkiye yasağının kalkması dolayısıyla kontrol etmeye gidiyordu. Jirinovski Türkiye’deyken gazeteler bulunduğumuz yerin adresini yazdı. Jirinovski, döner dönmez evinden ayrılmamız gerektiğini söyledi. Sonunda Öcalan apar topar Rusya Duma’sı Jeopolitik Komitesi Başkanı Aleksey Mitrofanov’un evine yerleşti. Jirinovski, Öcalan’ın yerinin telefon görüşmeleri sonucu deşifre olduğunu iddia ettiği için, Mitrofanov’un evinden telefon konuşmaları yasaklandı.”

    Her taşın altından Jirinovski çıkıyor…

    Jirinovski iyi derecede Türkçe anlayabilmektedir ve eski bir KGB ajanıdır. Yasaklı olmadığı zamanlarda Jirinovski soluğu Türkiye’de alır ve gene Türkçe konuşarak popilist açıklamalar yapar. 28/10/1998 tarihli Hürriyet Gazetesinde çıkan haberde Jirinovski türkçe olarak şöyle diyor; “Ne sağcıyım Ne solcu Futbolcuyum Futbolcu” Bu laf Aziz Nesin’in bir şiirinden alıntıdır. Burda Jirinovski’nin Türk edebiyatına olan ilgisini ve türkçe bilgisinide görmekteyiz. Aynı haberde “Sizin Demirel nasıl Türkiye’nin babasıysa, ben de Rusya’nın babasıyım.” Bakü Ceyhan boru hattı için ise, ‘‘Benim Cumhurbaşkanı olmamı bekleyin. Ben olamazsam tek bir damla bile alamazsınız. Yüzde 70 olacağım. Sizin sorunlarınızın tek bir anahtarı var. O da benim cebimde” diyerek, cebinden çıkartığı bir anahtarı gösteriyor. Basın toplantısını ise Kendi adını taşıyan vodkası ve parfümünü gazetecilere tanıtarak bitiriyor.

    Rusya’daki Seçimlerde Liberal Demokrat Partinin Durumu :

    Jirinovski; gene adıyla tezatlık örneği olan genel başkanı olduğu Rusya Liberal Demokrat Partisinin Rus milli meclisi olan Duma’da ve genel Rus kamuoyunda ki durumu ise şöyle: Birkaç istatistiksel bilgi vermek gerekirse; 1999 yılında gerçekleşen Duma Meclis seçimlerinde LDP %5,98 oy oranı ile toplam 450 sandalyeden 17‘sini kazanıyor. 2000 yılına gelindiğinde Başkanlık seçimlerine katılan Jirinovski 2 milyon rus vatandaşının oyunu alarak %2,7 oy oranı ile Başkanlık seçimlerini kaybediyor, Başkanlık seçimini %52,94 ile Putin kazanıyor. 2003 yılında Duma seçimlerinde LDP 6,9 milyon Rus vatandaşının oyunu alarak %11,7 ile üçüncü parti oluyor. Aynı seçimlerde %12,8 oy alan Kominist Parti ikinci , birinci ise %38 oy oranı ile Putin’in partisi Birleşik Rusya. 2008 Başkanlık Seçimlerinde ise yaklaşık 7 milyon rus vatandaşının oyunu alan Jirinovski %9.48 ile tekrar 3. olarak Bronz Madalyayı kucaklıyor.

    Bu tabloya bakıldığı zaman şu an Rusya’nın üçüncü büyük partisi olan ve Rusya’nın 3. Büyük Politikacısı olarak Jirinovski ve liderliğinde ki LDPR’yi görmekteyiz…

    Jirinovski’nin Politika Anlayışı :

    Rusya’nın köklü gazetelerinden İzvestia’ya verdiği demeçte Adolf Hitler’in Nasyonal Sosyalist anlayışını övüyor. Çarlık Rusya’sı zamanında 1876 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne işe yaramadığı düşüncesiyle 7.200.000 Dolara satılan Alaska’yı geri almayı savunuyor. Japonya ile anlaşmazlıklarda çözümü Japonya’ya nükleer füze yollamak olduğunu belirtiyor. Almanya’yı ise nükleer atıklarla boğmak gerektiğini söylüyor. Benzer şekilde Çeçen direnişini kırmanın çok kolay olduğunu oraya Atom bombası atılması gerektiğini savunuyor. Son olarak eski KGB ajanı olan muhalif Alexander Litvinenko’nun zehirlenerek 23 Kasım 2006’da ki ölümünün ardından vatan hainlerinin herhangi bir yolla imha edilmesi gerektiğini vurguluyor.

    Jirinovski söylemleriyle,kişiliğiyle, kökenleriyle ilgi çekici bir insan. Onun her söylediği laf bir değil bir kaç kez düşünülesi öneme sahiptir. Hiç kuşku yok ki arkasında ki güçler onun böyle hareket etmesini bu sözleri sarf etmesini istiyor ve bu onu dünya gündeminde ki görsel piyonlardan en renkli simayı oluşturmasını sağlıyor.

    Türkiye, Avrupa Birliği ve Fetullah Gülen Hakkında ki görüşlerini Türkçe olarak anlatan Jirinovski için aşağıda ki videoyu inceleyebilirsiniz.

    KAYNAKÇA:

    http://www.acs.brockport.edu/~dgusev/Russian/vzbio.html

    http://en.wikipedia.org/wiki/Elections_in_Russia

    http://www.grankin.ru/dosye/ru_bio266.htm

    http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/667745.stm

    http://www.ldpr.ru/

    http://en.wikipedia.org/wiki/Vladimir_Zhirinovsky

    http://www.peoples.ru/state/politics/zhirinovsky/

    http://www.rian.ru/spravka/20060425/46887389.html

    http://lenta.ru/news/2008/12/18/debate/

    Zhirinovsky: Russian Fascism and the Making of a Dictator : Vladimir Solovyov & Elena Klepikova

    Tags: , , ,

   

Recent Comments

  • Dediğin doğru Türkiye ve Rusya bunu bir şekilde atlatır...
  • Güzel olmuş eline sağlık. Uranyum olayını da ekle.
  • Koltuklar bürosit gibi sanki!...
  • çok çok teşekkürler,çok yararlı kaynak,sözlük gerçe...
  • Merhaba Ruscaya yeni başladım ve sitenizde çok yararlı b...