• Kazakistan ile ilgili sanırım tam 3 yıldır bir yazı yazmayı planlıyorum son bir yıldır da bu yazıyla uğraştım ve tam tamına 6 aydır bu yazıyı tamamlamaya çalıştım. Kazakistan ile ilgili yazılacak, söylenecek, öğrenilecek o kadar çok şey var ki sanırım Bağımsız Devletler Topluluğuna dahil en önemli ülkelerden birinin Kazakistan oluşu buna sebep verdi.

    Dünyanın en büyük dokuzuncu ülkesi olan Kazakistan’da yaşayan insanların %60’ı Kazak bununla beraber en büyük ikinci nüfus %20 ile Ruslar. Tabi ki Sovyetler Birliği zamanında durum böyle değildi. O zamanlar Nüfusun %50’sini Ruslar diğer %50’sini ise Kazaklar oluşturuyormuş. Kazakistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra Rusya; etnik olarak Rus kökenli halklar geri dönebilsin diye şartsız şurtsuz vatandaşlık yasası çıkardı. Bu yasa özet olarak şöyle; eğer BDT üyesi bir ülkede Sovyetler birliği zamanında doğmuşsanız Rus vatandaşlığı alabilirsiniz. Bu yasa birçok etnik Rus’un Rusya’ya göç etmesini sağladı ve şu an ki Nüfus dağılımı ortaya çıktı. Kazakistan Sovyetler Birliği üyesi idi; ülkede ana dil hem defakto hem pratikte hem de resmi olarak Rusça bunun sebebi 1800’lü yılların sonundan itibaren önce Rusların ülkede ki 200 yılı aşkın egemenliği… Kazakistan 1991 yılında bağımsızlığını ilan ettiğinde Türkiye binlerce yıldır uzak kaldığı atalarının memleketinin bağımsızlığını tanıyan ilk ülke oldu.

    Birçok kez Kazakistan’da bulundum. Moskova’da ki üniversite yıllarımda yakın Kazak arkadaşlarım da oldu. Sanırım Kazakistan’a ilk ilgim lise yıllarımda oluşmuştu… Kazakların diğer tüm Orta Asya ve Sovyetler Birliği milletlerinden daha farklı olduğunu düşünüyorum.

    Astana

    Kazakistan

    Peki nedir bu farklar ?

    En önemli olan fark cüz; Cüz Arapçadan geliyor parça demek, Ulu Cüz: onbir, Orta Cüz: altı, Küçük Cüz ise üç boydan meydana geliyor. Bu boylar Nayman, Kıpçak, Kerey, Argın, Aday gibi boylardır. Kazakların ait oldukları cüzlerini öğrenme, takip etme ve karşısındaki kişiye sorma geleneği günümüzde dahi devam etmektedir. Cüzler arasında toplumsal statü ve görev dağılımı da mevcuttur. Şöyle ki Ulu Cüz, Çobanlık, Orta Cüz Yöneticilik, Küçük Cüz, Askerlik üzerine ihtisaslaşmıştır, bir başka çok ilginç gelenek ise her cüz ve ailenin kendine ait tamgası yani damgası olmasıdır bu Japonya’da ki kamonlara denk düşmektedir.

    Kazaklar, ata-baba şecerelerine çok önem vermektedir. Şecerelerini gelecek kuşaklara öğretmek, aile eğitiminin önemli bir parçasıdır. Özellikle, ‘‘yedi atasını bilmeyen öksüzlüğün işareti’’sayılmış, evlilik ilişkilerinde de, yedi göbek akrabalık bulunmamasına özen gösterilmiştir. Bu sebepten akraba evlilikleri bir tabu görülmüş ve bunun sonucu olarak bedenen çok sağlıklı bireyler ortaya çıkmıştır. Kazaklar, Sovyetler ve Çarlık Rusya’sı döneminde çok iyi bir şekilde Ruslara entegre oldular anadilleri Rusça oldu. İdeal Sovyet toplumu haline geldiler.

    Buna ek olarak Sovyetler Birliği zamanında Ruslar Kazakistan’da çoğunluk haline geldi. Evlilikler oldu ve farklılık görünürde azaldı. Lakin şu anda politikada ve siyasette Ruslar geriye itildi birçoğu Rusya’ya geri döndü dönemeyenler ise toplumun en çalışkan kesimini oluşturur hale geldi… Kazakistan zengin bir ülke bu zenginliğin en büyük kaynağı ise yer altı cevherleri, petrol, doğal gaz v.b. bu da diğer komşu ülkelerden farklılaşmasını sağlıyor ve nispeten çok daha açık bir ülke. İnsanları ise gerçekten çok farklı; Müslüman bir tarih var ayrıca savaşçı bir yapıya sahipler: Kazaklar sertler, bu hem Sovyetlerin onlara verdiği hem de o eski acımasız Türk-Moğol savaşçı geleneğinin verdiği bir yapı.

    Başkent Alma-atı’dan Astana’ya taşınıyor ve Türk Girişimcisine yeni fırsatlar yaratıyor…

    Eski başkent radikal bir kararla Astana’ya taşınıyor. Bu bağlamda Almatı’da daha köklü bir nüfus ve ticaret hayatı devam ederken Astana’da ise yeni ihtiyaçlar ortaya çıkıyor. Türk Girişimcisi ise büyükten küçüğe, cahilinden okumuşuna, ipini sapını zincirini koparmış koşmuş gelmiş Kazakistan’a değerli Türk girişimcisi… Efes’in Bira Fabrikaları var… İpek Kağıt mevcut(Eczacıbaşı)… Enka var… Nobel gibi Türk ilaç firmaları yer alıyor… Alarko’da var… Yüksel’de… Türk girişimlerine baktığımız zaman aşağıda ki isimler dikkat çekiyor;

    Fettah Tamince yani Sembol İnşaat; Rixos Oteller Zincirinin sahibi, Han Çadırı gibi inşaatlar gerçekleştiriyor…

    Kazakistan'da iş yapan Türkler

    Fettah Tamince,Zeki Pilge,Onur Öymen,Burak Öymen

    Okan İnşaat , Özal dönemi iş adamlarından olan Bekir Okan, Özal’dan ve Türkiye’den aldığı güçle Kazakistan’a giriyor ve Kazakistan’ın en büyüğü oluyor hanlar, hamamlar, okullar, aklınıza ne gelirse fabrikalar sonrası görkemli bir yıkılış ve batış… Astana’da ki Ramada Plaza Okan Holding’e aitti. Astana’nın ilk 5 yıldızlı oteliydi… Battıktan sonra Kazakistan Devletinin işletmesine girdi.

    Ceylan Holding: Çok fazla bir yorum yapmaya gerek duymuyorum. Özal dönemin çıkardığı en renkli ve heyecanlı firma ve aile… Sadece Kazakistan’da değil tüm dünya’da aynı görkemle battı.

    Turkuaz, Bu firma Kazakistan’da doğdu Orta Asya’da büyüdü. Makine sektöründe birçok dev firmanın ana distribütörü oldu. Zeki Pilge Türkiye’de tıbbiyeyi bitirdi mecburi hizmetini yaptı ve kendini 1992 yılında Kazakistan’da ticarete attı. Her şeyin dağıtımcısı konumunda Kazakistan’ın genel distribütörü diyebiliriz… Zeki Pilge Kazakistan’a ilk geldiği yıllarda Türkler arasında var olan rekabet ortamını da, şu sözlerle anlatmış: “O zaman eline çantasını kapan Türkiye’den bir şeyler getiriyordu. Hem bütün ürünler aynıydı hem de inanılmaz bir fiyat rekabeti vardı. Türkler şuursuz şekilde kendi aralarında rekabet ediyorlardı.” Buraya kadar her şey güzel ama iş Kazakistan, Sovyetler Birliği ve Rusya olunca bu hikâyeye gerçek üstülük katmak gerek 2009 yılında gazetelere şu haber yansıyordu; “Ümraniye’de uğradıkları silahlı saldırı sonucu Turkuaz Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Pilge yaralandı ve CEO’su Hayri Ersoy ise hayatını kaybetti. Saldırının nedenine ilişkin soruşturma sürerken, gözler Zeki Pilge ve şu anda Eyüp Belediye Başkanı olan ortağı İsmail Kavuncu’nun 17 yıl önce Kazakistan’da kurduğu ve bugün 800 milyon dolar ciroya ulaşmış Turkuaz’a çevrildi.”

    Burak Öymen: Açık ara en ilgi çekici isim Burak Öymen şöyle ki babası eski Büyükelçi ve CHP milletvekili Onur Öymen. Burak Öymen Rusya’nın ve Kazakistan’ın emlak kralı Dünya’nın en zenginleri arasında Monako’da yaşıyor… İngiltere Prensi Harry’nin Kazakistan tatilini karşılamasıyla İngiliz basınında yer aldı… Milyar dolarlık projelerin başında ki kişi…

    Doğal Felaketler…

    Aral Denizi

    Aral Denizi

    Orhan Atasoy’a ait Gemiler şarkısı Teoman ile popülerliğe kavuşmuştu. Bu şarkının klibi Aral Gölü’nde çekilmişti… Bir zamanlar dünyanın 4. büyük gölü idi… 1960’lı yılların başında, planlı ekonomiyi çok seven Sovyet ekonomistler Özbekistan ve Kazakistan’daki pamuk ekiminin yoğunlaştırılması kararını alırlar. Arazileri sulamak için, Aral Gölü’nü besleyen Ceyhun ve Seyhun nehir suları yönlendirilir. Sonuç ise Büyük felaket! Sıcaklarında etkisiyle kuruyan göl alanı %80 oranında küçülmüştür.

    İlginçtir Aral Gölü Kapitalist hırsların çürüttüğü bir göl değildir. Komünizm ve Komünist Ekonomik politikaların bir sonucudur. Sovyet Komünizmi aynı yok olmuşluğu insan ruhuna ve manevi dünyasına da vermiş midir acaba ? Toplumların kültürü, tarihi tıpkı Aral gölü gibi kurumuş, kurutulmuş mudur? Bu soruların cevaplarına ulaşıldığı takdirde Kazakistan gibi Türkî toplulukların ana dilleri yerine neden Rusçayı konuştuğu da belki daha anlaşılabilir bir hal alır.

    Kazakistan’ın Gücü

    Nursultan NAZARBAYEV

    Nursultan NAZARBAYEV

    Bugün Kazakistan’da 18 milyon insan yaşıyor. Ülkenin sadece % 4’ü ormanlık. Sovyetler zamanından beri Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev geri kalan tüm kadrolar oynak şu an ki Başbakan Karim Massimov şarkiyatçı ve Uygur kökenli Çince, Arapça, Farsça ve Türkçe biliyor. Bu satırları yazarken eski başbakan şimdinin Savunma Bakanı Serik Ahmetov’du gene değişti ve Astana valisi Imangali Tasmagambetov Savunma bakanı oluverdi…

    Nazarbayev; Rusya’ya yakın; Massimov ise Çin’e böylece Kazakistan’da Rusya ve Çin ile dengeli bir dış politika güdüyorlar… Okuma yazma oranı %100… Savunma Sanayi alanında ülkenin önü inanılmaz açılmış durumda bir yandan Rusya’ya yakın politikalar izlenirken aynı anda Nato standartlarına geçmeye çalışıyor. Birçok yabancı firma ile ortaklıklar kurarak teknoloji transferi ile üretim yapmaya uğraşıyor…

    Örnek vermek gerekirse İspanyol, Indra ile ortak fabrika açıyorlar… Eurocopter ile ortaklık kurarak Astana’da helikopter fabrikası kuruyorlar… Fransız, Thales ile telsiz ortaklığına giriyor… Ruslarla Kamaz fabrikası kuruyor. Bununla beraber Rusya’dan silah, tank ve uçak almaya devam ederken batıdan teknoloji transferi yoluyla üretim ve teknolojiye sahip oluyor…

    2014 yılında ise Toyata Köstenay şehrinde bir araba fabrikası açtı.

    Kazakistan’ın, Sovyetler döneminden kalma çok büyük ve güçlü bir Nükleer gücü vardı, Nazarbayev çok büyük bir zeka örneği göstererek bunu elinin tersi ile itiyor ve bağımsızlığını ilan ettikten tam 4 yıl sonra Nükleer silahsız bir ülke haline geliyorlar…

    Hala bürokrasiye boğulmuş o hantal yapısını atamasa da Kazakistan her anlamda çok büyük potansiyel vaat ediyor.

    Kazakistan’ın işsizlik oranı %5, bu rakam Türkiye’de %10, Türkmenistan’da ise %60…

    Dünya’da Kazakistan… ve Borat Sagdiyev !

    BORAT

    BORAT

    Tüm Dünya’ya Kazakistan adını duyuran filmin ismi “Borat: Sanli Kazakistan Milletinin Çikarlarini Arttirmak Için Amerikan Kültürünün İncelenmesi” 2006 yılı yapımı film aslında Sacha Baron Cohen’in, Ali G Show’da yer alan bir Kazak gazeteci Borat Sagdiyev’in yaşadıklarıydı. Karakterin esin kaynağı İnternetin ilk yıllarında fenomen olan İnternet Mahir yani Mahir Çağrı olması çok çok yüksek bir ihtimal olarak gösterilmekte… Film sadece isim olarak Kazakistan ile ilgili geri kalan hiçbir şey Kazakistan ile alakalı değil Sovyet ve doğu bloğu stereotipini absürt komedi olarak yansıtıyor IMDB puanı pek de fena sayılmaz 7 küsurlarda film bütçesi 18 milyon Dolar ve film perdesini ABD’de ilk kez açar açmaz 27 milyon Dolar hasılat elde ediyor ilk gün için hiç de fena sayılmaz…

    Tony Blair

    Nursultan Nazarbayev’in ileri vizyonunu gösteren bir başka örnek ise İngiltere eski başbakanı Tony Blair’i 8 milyon sterline danışmanı yapması. Bu gerçekten müthiş denilebilecek bir hamle…

    İrrasyonalizm

    İşin içine Sovyetler Birliği, Rusya, orta asya ve/veya doğu bloğu girince hiçbir zaman rasyonel olmaz hep fantastik şeyler olmak zorundadır.

    Nursultan Nazarbayev’in Kızı Dariga Nazarbayeva’nın o zaman ki eşi Rahat Aliyev eski KGB ajanı,elçi ve başka bir sürü şey ayrıca Nurbank’ın sahibi… 2007 yılında iki tane Nurbank Yöneticisinin öldürülmesinden ve darbeye teşebbüsten suçlu bulunarak 40 yıl hapse mahkum ediliyor ve aynı anda kayıplara karışıyor. Rahat Aliyev elçi demiştik ve ayrıca bir sürü şey olduğunu yukarıda yazdım… Biraz daha açalım Kazakistan’ın Viyana Elçisi oluyor ve metresi Anastasya Novikova’da peşinden geliyor. Anastasya Kazakistan NTK televizyonunun spikeri, NTK’nın sahibi kim derseniz tahmin etmek zor değil Rahat Aliyev… Neyse Anastasya hamile kalıyor doğum yapması için Beyrut’a gönderiliyor henüz 24 yaşında iken orada öldürülüyor ve Beyrut’ta bir araziye gömülüyor orada onunla birlikte gömülen Nurbank’ın müdürleri de mevcut… Anastasya’nın durumunu daha çok merak edenler için sevenleri tarafından oluşturulmuş web sitesine bakabilirler http://www.justicefornovikova.com … Rahat Aliyev Malta’da 7 yıl boyunca aynen ismi gibi rahat bir şekilde yaşıyor ayrıca Güney Kıbrıs vatandaşı oluyor… 2014 yılında tutuklanıp Viyana’da hapse atılıyor. Şubat 2015 tarihinde Rahat Aliyev, Viyana’da ki hücresinde ölü bulunuyor.

    Dariga Nazarbayeva,Rahat Aliyev ve Anastasya

    Dariga Nazarbayeva,Rahat Aliyev ve Anastasya

    Dariga Nazarbayeva çileli kadınmış doğrusu ama oda bir o kadar ilginç bir isim.  Dünya’da ve Türkiye’de çok popüler olan yetenek yarışmalarının Kazakistan versiyonu olan Super Star Kz’de jüri üyeliği yapıyor ve herhangi bir konservatuvar eğitimi olmamasına rağmen opera şarkıcılığı yapmakta. Bu şarkıcılık olayının aslında çok garipsenmemesi lazım çünkü Özbekistan Devlet Başkanı İslam Keimov’un kızı Gülnara Hanımın da şarkıcılık kariyeri var ve ya Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in damadının da şarkıcılık kariyeri bulunmakta… Sovyetler Birliğinin sanat ile iç içe olmasından kaynaklı olabilir… Nazarbayev’in 3 kızı mevcut hepsi ve eşleri Kazakistan’ın sayılı zenginleri arasında…

    Ülkede ayrıca Sovyet zamanından kalma Koreliler var bunlar hiç Korece bilmiyor ana dilleri Rusça lakin Güney Kore’nin elçisi gibi çalışmaktalar %1 lik bir azınlık olsalar da ellerinde büyük bir maddi kuvvet bulunuyor…

    Kazakistan’ın Üç Silahşörleri : Oligarklar Kazakistan’ın enerji kaynaklarını pazarlayan firmanın üç patronu da Kazakistanlı değil… Aleksander Maşkaveich ; Kırgızistan, Bişkek doğumlu ve İsrail vatandaşı. Sovyetler dağılana kadar akademisyendi ve 1992 yılında ticarete atıldı.

    Kazak Oligarklar

    Kazak Oligarklar

    Patokh Şodiyev ise Özbekistan doğumlu Belçika vatandaşı son olarak Alican İbrahimov Kırgızistan doğumlu Özbek vatandaşı. Bu isimler Kazakistan’ın oligarkları olarak geçmekte ve hepsi dolar milyarderi… Kazakistan’ın doğal kaynaklarını uluslararası enerji firmalarına pazarlamakla uğraşıyorlar. Aleksander Maşkayevich’in Türkiye ile ilgili şöyle bir bağlantısı var; Basına yansıyan başlıklar şöyleydi. Atatürk’ün yatı Savarona’da Fuhuş Baskını ! Savarona özel kişilere kiralanarak fuhuş yapıldığı ihbarını alan Polis 2011 yılında operasyon yapıyor. Polisin yaptığı araştırmalarda işin ucu Aleksander Maşkaveich’e uzanıyor. Gemide Tevfik Arif var oda üç silahşörlerin D’Artagnan’ı oluyor Atatük’ün yatı Savarona’da 7’ye yakın Rus ve Ukraynalı kız var bunlardan iki tanesi 18 yaşın altında 12 ve 14 yaşlarında kızların Rusya ve Ukrayna’da ki modellik ajansları aracılığıyla bulunduğu ortaya çıkıyor. Tevfik Arif kimdir? Kazakistan doğumlu gayrimenkul kralı Donald Trump’ın kankası… Ayrıca anlayacağınız üzere Aleksander Maşkayevich ile de yakın arkadaş…

    Türkistan Şehri ve Hoca Ahmet Yesevi

    Bugüne kadar Anadolu ve Balkanları en derinden etkileyen tarikatların büyük bir çoğunluğu orta asya – Türkistan kökenlidir. Nakşıbendi ve Bektaşi yapısı köklerini Türkistan’dan alırlar şöyle ki Nakşibendi Tarikatının kurucusu Şah-ı Nakşibendi Muhammed Bahauddin Özbekistan kökenlidir. Osmanlı ve Balkanları derinden etkileyen yeniçeri ocağının dahil olduğu bugün halen Anadolu’da ve Balkanlarda ekili olan Bektaşiliğin manevi önderi Hacı Bektaş Veli’nin doğumu İran, Nişapur şehridir. Nişapur ile ilgili bilgi vermek gerekirse Türkmenistan’ın başkenti Aşgabad ile arasında ki mesafe 270 km’dir. Nişapur doğumlu isimler ise ayrıca önem taşımaktadır bunların en bilinenleri Ömer Hayyam, Feriduttin Attar (Mantıku’t Tayr’ın yazarı), Selçuklu Devletinin de ilk kuruluşu Nişapur’da okutulan hutbe ile ilan edilmiştir. Hem Nakşıbendiliği hem de Bektaşiliği etkileyen ve Yunus Emre’nin şiirlerinin içine işleyen sufi düşüncenin kökeni ise Kazakistan’ın Türkistan şehrinde doğan bir tahta kaşık ustasından gelmektedir. Bu tasavvuf ehli Hoca Ahmet Yesevi’dir.

    AHMED YESEVİ

    AHMED YESEVİ TÜRBESİ,TÜRKİSTAN

    Kurduğu düşünce ve insan sevgisi anlayışı Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Hacı Bektaş Veli’yi ve Hacı Bayram Veli’yi derinden etkilemiştir. Bugün Kazakistan’da Kazakların büyük çoğunluğu Fatiha’yı bilir mi ? Ahmet Yesevi’yi ne kadar bilirler ? Bu durum tüm SSCB sonrası devletler için nasıldır acaba ?

    Tıpkı Aral’ın kuruduğu gibi Kazakistan’ın manevi zenginlikleri de Kazakların birçoğunun Kazakçayı, Rusça kadar iyi bilemedikleri gibi kaybolup gitmiş midir ? 1800’lü yıllardan itibaren toplam 150-200 yılda binlerce yıllık gelenek, dil ve din unutulabilir mi ?

    Kazakça nasıl bir dildir ?

    Bazı dil bilimciler Kazakçayı Türkçe’nin bir lehçesi olarak görmektedirler. Bu bakış açısına göre Türkiye Türkçesi ile Kazak Türkçesi arasında ki ayrılıkların büyük bir bölümünü ses farklılıkları meydana getirir. İki lehçede ortak olan çok sayıdaki kelimeyi birbirinden uzaklaştıran bu ses farklılıkları öğrenilirse, Türkiye Türkleri için Kazak Türkçesini öğrenmek büyük ölçüde kolaylaşır. Bu ses farklılıklarının en önemlileri ünsüzler arasındaki farklılıklardır. Bu farklılıklar başlıca şöyledir;

    • Türkiye Türkçesindeki ş’ler Kazak Türkçesinde s’dir. (Taş – Tas : Beş – Bes )

    • Türkiye Türkçesindeki ç’ler Kazak Türkçesinde ş’dir. (Üç – Üş : Ağaç – Ağaş )

    • Türkiye Türkçesinde kelime başında bulunan y’ler Kazak Türkçesinde j’dir. (Yer – Jer : Yol – Jol )

    • Türkiye Türkçesinde kelime başında bulunan ince g’ler Kazak Türkçesinde ince k’dir.(Göz – Köz : Göl : Köl )

    • Türkiye Türkçesinde kelime başında bulunan d’ler Kazak Türkçesinde t’dir. (Dil – Til : Dört – Tört)

    • Türkiye Türkçesinde v ile başlayan aşağıdaki kelimeler Kazak Türkçesinde b ile başlar. (Var – Bar : Ver – Ber )

    Kazakça bir atasözünün Türkçe çevirisi ise aşağıdadır…

    Arğımaq attıñ balası az ottap köp juwsaydı; asıl erdiñ balası az söylep köp tıñdaydı.”

    Çevirisi: Asil atın yavrusu az otlayıp çok çiğner; asil erin çocuğu az konuşup çok dinler.

    Türk Dizileri ve Filmleri…

    Kazakistan’da Türk dizi ve filmleri oldukça popüler; Birçok türk sinema ve dizi oyuncusu Kazakistan’ı ziyaret ediyor. Bunlardan en sonuncusu Burak Özcivit idi.

    Baykonur Uzay Üssü

    BAYKONUR UZAY ÜSSÜ

    BAYKONUR UZAY ÜSSÜ

    Dünyanın en eski ve en büyük uzay fırlatma üssüdür. 1955 yılında hizmete girmiştir. Kazakistan’ın Baykonur kasabasında yer almaktadır. Uzay çalışmaları tarihinin birçok önemli uçuşu Baykonur Uzay Üssü’nden yapılmıştır: ilk insan yapımı uydu Sputnik’in fırlatılması, ilk insanlı yörünge uçuşunu gerçekleştiren Yuri Gagarin‘in aracı Vostok(Doğu) ‘un fırlatılması (1961), uzaya çıkan ilk kadın Valentina Tereşkova‘yı taşıyan uzay aracının fırlatılması (1963).

    Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Kazakistan Сumhuriyeti sınırları içinde kalan Baykonur Uzay Üssü , Rusya tarafından yıllık 115 milyon dolar kira ile 2050 yılına kadar kiralanmıştır.

    İlk Türk Astronotu!

    Toktar Aubekirov

    Toktar Aubekirov

    Yoksa Kozmonotu mu ? ”2000 Yılına Mektup” kampanyası, vatandaşlara mektup yazma alışkanlığını kazandırmak ve mektup kavramını toplumda daha canlı tutmak amacıyla PTT‘nin kuruluşunun 146’ncı yıldönümü olan 23 Ekim 1986 tarihinde başlatılmış ve 1 yıl sürdürülmüş… Bu kampanya kapsamında çok değerli biri olan vatandaş Bayram Kaya;  mektubu 27 Ekim 1987 tarihinde İstanbul, Aksaray’dan postaya veriyor ve zarfında ‘‘İlk Türk uzay adamına verilecektir” ibaresini yazıyor… 2000 yılında teslim edilmesi gereken mektup teslim edilemiyor… Türkiye’den uzaya giden bir astronot iki yıl boyunca aranıyor ama nasıl aranıyor ? PTT; Resmi bir yazıyla Türk Havacılık ve Uzay Genel Müdürlüğü’ne başvurup “Uzaya giden Türk oldu mu” diye soruyor; İlgili genel müdürlük şu cevabı veriyor; “Mevcut bilgi ve veriler henüz uzaya çıkan bir Türk’ün olmadığı (doğrultusundaysa da), konu hakkında bir kez de Dışişleri Bakanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın görüş ve bilgileri ne başvurulmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.” PTT Posta Telgraf Dairesi Başkanlığı, bu yazıyı alınca Dışişleri’ne ve Hava Kuvvetleri’ne başvuruyor; Dış işleri Bakanlığı, PTT Genel Müdürü Dursun Dağaşan ve yardımcısı Aydemir Akkayaoğlu’nun imzalarıyla 3 Mayıs 2000 tarihinde kendilerine ulaşan yazıyı, ilgi için “Uluslararası Siyasi Kuruluşlar Genel Müdürlüğü’ne intikal ettirdi. Genel Müdür Yardımcısı Elçi İnci Tümay da, ertesi gün resmi yazıyı “aidiyeti cihetiyle” DHGY’ye yolladı ve bulunmadığı anlaşıldığı için sahibine ulaştırılamayan mektup, Ulaştırma Bakanlığı’nda düzenlenen bir törenle Kazakistanlı astronot Toktar Aubakirov’a veriliyor. Aubakirov Sovyetler Birliğinin son kozmonotu idi…

    Dönemin Ulaştırma Bakanı Oktay Vural, uzaya Türkiye’den çıkan bir astronot bulunmadığı için mektubu Kazak astronot Toktar Aubakirov’a vermeyi uygun bulduklarını söylüyor. Törene, mektubu yazan ve 1999 yılında vefat eden Bayram Kaya’nın eşi Esin Kaya ile oğlu Murat da katılıyor… Bayram Kaya tarafından gönderilen mektupta, şöyle deniliyor:

    Uzaya çıkan ilk Türk uzay adamı, sana sevgi ve selam olsun. Şu anda, 21 Ekim 1987, saat 22.30. Televizyonda, ‘Ben Bilirim’ programında, Mehmet Özbek yönetiminde ‘Vallahi O Yardır’ türküsü söyleniyor. Yılların düşü şahsınızda gerçekleşmiş. Ne mutlu size. ‘İstikbal göklerdedir’ diyen Büyük Önder Atatürk’ün arzusu gerçekleşmiş, ne güzel. Acaba sağ kalıp da görebilir miyiz? Kader… Kim bilebilir ki Yüce Tanrı’dan başka. Haklı bir gurur, gerçek bir övünç kaynağı sizin olayınız. Ne mutlu size ve ailenize. Gözlerinden öper, sıhhat ve afiyetler dilerim.” Ön ve arka yüzlü olarak yazılan mektubun arka yüzüne Bayram Kaya’nın, “Bu mektup ilk Türk astronota yazılması sebebiyle çok değerlidir. Bu sebepten mektubun açık artırmayla satılarak gelirinin mirasçılarım ile astronot arasında paylaştırılmasını istiyorum.” notunu düştüğü görülüyor…

    Mektubu alan Toktar Aubakirov, 27 Temmuz 1946’da Kazakistan’da doğdu. Aubakirov, MIR yörünge kompleksinde, 2–10 Ekim 1991 tarihlerinde, ilk uzay uçuşunu yaptı. Uzay uçuşu; 7 gün, 22 saat, 12 dakika, 39 saniye sürdü.

    Yıl oldu 2015 hala Türkiyeli Astronot yok !

    Yol Bisikleti Yarışları ve Boks

    Kazakistan’da iki spor çok popüler bunlardan bir tanesi Yol bisikleti Yarışları; Astana Pro Team kısaca AST ile Kazakistan adından sıkça söz ettiriyor. Uluslararası arenada bir çok dereceleri mevcut.

    Triple G : Genadiy Genadiyeviç Golovkin : Namağlup Kazak Boksör, babası Rus asıllı annesi ise Kore kökenli; kendi sikletinde Dünya’nın en iyi boksörü olarak görülüyor. Tarihinde at binmek ve güreşmek olan bir milletin bu tarz sporlarda başarılı olması ilginç…

    Dış Ticaret

    Kazakistan ile dış ticaret yapan ilk beş ülke arasında Türkiye yer almıyor.

    1) Rusya 2) Çin 3) Almanya 4) ABD 5) Ukrayna

    Kazakistan’ın Dış Ticaretinin yaklaşık %70’i petrol ihracatı oluşturuyor ve Dış ticareti sürekli artıda yani aldığından fazla satabilen bir ülke oysa ki, Türkiye ise sürekli eksi değerler bulunuyor yani gelirinden daha fazla harcama yapan bir ülke Türkiye… Rusya,Belarus ve Kazakistan ortak gümrük birliğinde… Türkiye’ye vize uygulanmıyor…

    Kazakistan’ın en büyük yatırımcısı Hollanda !

    Kazakistan'da ki yabancı yatırımcılar

    Kazakistan'da ki yabancı yatırımcılar

    Sonuç olarak Kazakistan hem iş hem de turizm için gidip görülmesi gereken kültürel ve tarihsel bağlarımızın olduğu bir yer… Umarım ilişkilerimiz daha da gelişerek devam eder… Türkiye hem yatırım anlamında hem de dış ticaret anlamında ilk beşte yer alabilmelidir…

    Tags: , ,

  • İş seyahati nedeniyle Şubat ayı içersinde Belarus’ta bulundum… Burada başkent Minsk , Brest ve Vitebsk şehirlerinde seyahatler gerçekleştirdim…

    Belarus ilginç bir ülke ve ticaret daha da ilginç…

    Belarus Nufusu 9,5 milyon kişi ve düşmeye devam ediyor

    Başkent : Minsk Nüfusu yaklaşık 2 milyon kişi…

    %80 Ortadoks bir Nüfus geriye kalan %20’lik kesim ise Katolik ve diğer dinlere mensup… Tabi %80’lik ortadoksların hemen hemen yarısı %40’lık bir nüfusunun inancı bulunmakta diğer geri kalan %40 ise kendisini inançsız olarak tanımlamaktadır.

    Nüfusun yarısı %51 Devlet tarafından istihdam edilmektedir.

    Sovyetler döneminden itibaren bir sanayi ülkesi olarak tasarlanan Belarus; Maz Otomobil fabrikasını barındırmakta dev madencilik araçları Belaz… İş ve tarım makinaları gibi sovyet döneminden kalma fabrikalar halen üretim yapmaktadır.

    Rusya,Polonya,Ukrayna,Litvanya ve Letonya ile çevrili…

    Kendi dilleri Belarusça ancak pek yaygın kullanımı yok herkes Rusça konuşmakta…

    Türkiye vatandaşlarına vize uyguluyorlar ve vizeler oldukça pahalı[Bu yazının yazıldığı tarihten tam bir gün sonra 29 Mart 2013’te Dış İşleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu Belarus’a bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi Belarus Dışişleri Bakanı Vladimir Makei ile bir araya geldi ve görüşmenin ardından yapılan imza töreninde iki ülke arasında Vizelerin Karşılıklı Kaldırılmasına ilişkin Anlaşma ile Türkiye-Belarus Geri Kabul Anlaşması imzalandı. Bu ziyaret ile  Ahmet Davutoğlu Belarus’u ziyaret eden ilk Türk Dış İşleri Bakanı oldu…] Bu gelişme Belaurs ile Türkiye’nin arasında ki her tür ilişikiyi geliştireceği kuşkusuz bir gerçektir… Proaktif Türk Dış Politikasının ve hükümetin dinamik yapısının bir başka göstergesi ve başarısı olduğunu kabul etmek gerekmektedir… Umarım aynı başarıyı Özbekistan ve Türkmenistan‘da da gösterebilirler…

    Belarus vizesi için http://turkey.mfa.gov.byadresinden  gerekli evrakları ve fiyatları bulabilirsiniz… Pek ucuz sayılmaz ve çok evrak istemekteler… Ayrıca Belarus Devlet Şirketinden Seyahat Sağlık Sigortası yaptırılması gerekiyor…

    Yani elinizi kolunuzu sallayarak girmek pek mümkün değil…

    1991 yılında Sovyetler Birliğinin Liberalleşen ve çözülme sürecini getiren açılımlarına karşı yapılan darbe girişiminde Belarus Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti en başta yer almakta idi… Ancak bu başarısız darbe girişimi dönemin Belarus devlet başkanı Mikalay Dzyemyantsyey’un Gorbaçov tarafından görevden alınmasına sebebiyet verdi…

    Biraz daha geriye gittiğimiz zaman Belarus 2.Dünya savaşı sırasında  Nazi Alman işgali altında kaldı…

    Sonrada Stalin dönemi…

    Ancak Belarus Rusya ve Sovyetler ile ilişkileri hep iyi olmuş bir ülke komşuları Baltıklar ve Polonya’dan farklı olarak…

    Ekonomik açıdan günümüzde 2011’de ciddi bir kriz yaşamış ve enflasyon oranı 1990’lar Türkiye’sini hatırlara getirmektedir… 2011’de %108,7 gibi güzel bir enflasyon rakamı yakalıyorlar Bu rakamla tüm Avrupada ve BDT ülkeleri arasında birinci oluyorlar… 2012 Enflasyon rakamları ise %25

    Parası oldukça değersiz 1 ABD Doları yaklaşık 8650 Belarus Rublesine eşit…(Mart 2013)

    Herkesin kapalı dediği bu ülkede özet olarak Türkiye ilişikileri ise şu şekildedir;

    Belarus Bayrağı

    Belarus Bayrağı

    • 25 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını kazanan Belarus’u tanıyan ilk ülke Türkiye’dir !
    • Turkcell, Belarusian Telecommunications Network (“BeST”)’in hisselerinin %80’ini Belarus Cumhuriyeti Devlet Varlık Komitesi’nden toplam 500 milyon ABD Doları bedelle devir almak üzere bir Satın Alım Sözleşmesi imzalamıştır.
    • Türk yatırımcılar inşaat sektöründe de aktif olarak Kamu binaları ve Otel inşaatları gerçekleştirmekteler…

    Siyaset , Ticaret, Hayat ve Ergenekon…

    Belarus ve ya Beyaz Rusya… Beyaz ve ya temiz ülke ve Rus anlamında… Ülke aslında bildiğimiz anlamda Rus değil… Dilide Rusça değil ancak hem Çarlık zamanı hemde Sovyet Rusya sebebiyle Ruslaşmış bir toplum…  Sovyetler Birliğinde Avrupa olarak alıgılanan ve gelişmiş olarak düşünülen Moskova,Kiev ve Minsk üçlüsünün önemli bir aktörü…

    Ülkemizin başkent Minsk’te Büyükelçiliği, Belarus’un ise Ankara’da bir Büyükelçiliği ve İstanbul’da bir muvazzaf Başkonsolosluğu bulunmaktadır. Ayrıca, Belarus’un Adana, Alanya, Antalya, Bursa ve İzmir’de Fahri Konsoloslukları faaliyet göstermektedir.

    BelarusRusyaKazakistan Gümrük Birliği Ortak Gümrük Tarifesine girmiştir.
    Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra 10 Temmuz 1994 seçimlerini kazanarak Beyaz Rusya’nın başkanı sıfatını kazanmıştır.

    Belarus da birçok kişiye sığınma talebi veren bir ülke olarak biliniyor. ABD’den 7, İngiltere’den 4, İtalya ve Çin’den 3’er işadamının da Belarus’tan sığınma talebi aldığı biliniyor.

    Belarus’la Türkiye arasında suçluların iadesi anlaşması bulunmuyordu… Bu nedenle Türkiye’de suç işleyen herhangi bir birey Belarus’a gittiği takdirde yakalansa bile iade edilemeyebilir. Bu sebeple Belarus’a kaçan isimler ve hikayeleri şöyle 24 yaşındaki Sinem Yalçın’a  cipiyle çarpıp kaçarak ölümüne neden olmaktan ceza alan firari Faruk Kalkavan Belarus’ta yakalanıyor…

    Minsk'te çok sayıda Kumarhane bulunmakta

    Minsk Casinolar şehri

    Adalet Bakanlığı’nın devreye girmesi ve Belarus hükümetiyle iletişime geçmesiyle Kalkavan, 8 Kasım 2011’de Belarus polisince gözaltına alınmıştı. Ancak iki ülke arasında karşılıklı olarak suçluları iade anlaşması olmadığı için Kalkavan’ın Türkiye‘ye nasıl iade edileceği bir türlü netlik kazanamıyor…

    Türk ve Belaruslu yetkililer arasında o tarihten bu yana süren görüşmeler, sonunda netice verdi. Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Daire Başkanlığı yetkilileri, 9 Ağustos’ta Faruk Kalkavan’ı Türkiye’ye getiriyor. Kalkavan, kalan cezasını çekmek üzere Ümraniye Cezaevi’nde A3 koğuşuna konuluyor… Faruk Kalkavan’ın yakalanması ise Rahmetli Sinem Yalçın‘ın babasına gelen isimsiz bir mail ile oluyor… Faruk Kalkavan kendi pasaportuyla Minsk’te üniversiteye yazılıyor iş yeri açıyor şirket kuruyor ve Pionerskaya Ulitsa Dom. 36’da kalıyor…

    Bunun haricinde Ergonekon Davası sürecinde kaçan Tümgeneral Mustafa Bakıcı,8 Ağustos 2011’de hakkında yakalama kararı çıkarılayor. Yapılan incelemede Tümgeneral Bakıcı‘nın Belarus’ta olduğu belirleniyor. Bakıcı‘nın kaçmadan önce bütün banka hesaplarını boşalttığı ve yanına yüklü miktarda para aldığı söyleniyor.

    Ayrıca Ergenokon Davası sanığı Bedrettin Dalan 1984-1989 arasında İstanbul’un ilk Büyükşehir belediyesi başkanı. İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi’nin kurucusu. Belarus’ta olduğu basına yansıyan haberler arasında yer aldı…

    Türkiye Aralık 2012’de Belarus ile adli yardımlaşma imzalıyor… Artık eskisi gibi Belarus’a kaçmak tam bir çözüm olmayacak gibi gözükmekte bazıları için…

    Minsk’te bunların haricinde göze çarpan bir başka unsur ise Kumarhaneler ! Her köşe başında bir kumarhane bulunmakta bununla birlikte Gece Kulupleri,Striptiz Barlar ve Fuhuş çok yaygın ve ulaşması kolay siz ulaşmaya çalışmasanız bile onlar size ulaşacaklardır…

    İhracat

    Belarus‘un en büyük ihracat partneri Rusya sonra Hollanda ve ardından da Ukrayna gelmekte. Belarus’un tüm ihracatında Rusya‘nın payı ise %33 civarında…

    • 2011 yılı itibari ile Belarus’un tüm dünya’ya olan ihracatı 40 milyar dolar
    • Türkiye’nin ise aynı dönemde 150 milyar dolar
    • İhracat kalemleri:Mineral,İş Makinaları,Tarım ürünleri v.b…

    İthalat

    Belarus‘un ithalatı ise gene birinci sırayı Rusya almakta ve sırasıyla Almanya,Çin,Ukrayna ve Polonya yer alıyor…

    • İthalatının en önemli kaleminde Enerji yer almaktadır…
    • 2011 yılı itibari ile İthalat rakamı 46 milyar dolar...
    • 6 milyar dolar açık vermiştir 2011 yılında…

    Türkiye’den Colins Markasını her yerde görmek mümkün tüm mağazalarda her yerde Çin malları bulunmakta ayrıca Laleli mallarıda tüm Belarus şehirlerine dağılmış durumda…

    Sovyetler Birliğinin ardılı BDT‘nin Yönetim merkezide Minsk”te bulunmaktadır…

    Devlet Başkanı

    Alexander Lukaşenko

    Alexander Lukaşenko

    Belarus Devlet Başkanı

    Numan Kurtulmuş‘a olan dikkat çekici benzerliğinin yanı sıra Lukaşenko oldukça ilginç bir isim…

    Kısa kısa başlıklarla;

    1954 doğumlu.

    ABD ve AB kendisine vize vermemektedir.

    Sovyet Döneminde Gorodets Devlet Çiftliği ve inşaat malzemeleri fabrikasında müdürlük yaptı.

    1990 yılında politikaya giriyor ve 1994’te Devlet Başkanı oluyor…

    Resmi olarak eşiyle evli gözükmesine rağmen ayrı yaşamakta ve kişisel doktorundan gayri meşru çocuğu bulunmakta…

    Avrupa’da kendisi için Avrupa’nın son diktatörü denmekte…

    Basına yansıyan bazı demeçleri ve haberler ise şöyle;

    • “Batı Afganistan‘da milyonlarca insan öldürdü. Ardından petrol ihtiyacı olduğu için Irak’a girdi. Örneğin onlar için Sarkozy ‘büyük bir demokrat’. Önce Libya‘nın öldürülen lideri Kaddafi‘den 150 milyon dolar aldı, 3 yıl sonra da üstüne bomba yağdırdı”
    • Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri; Lukaşenko‘nun Devlet Başkanlığını kabul etmemekte siyasi ve ekonomik yaptırımlar uygulamakta… ABD ve Avrupalı firmalarının Belarus ile ticaret yapmasını yasaklıyor…
    • 2008 yılından itibaren Belarus yönetimi ile Rusya arasında ilişkilerin bozulması ve Lukaşenko’nun Batılı ülkelerle yakınlaşma çabasına girmesi, bu yasağın askıya alınmasına neden oluyor…
    • 2011 yılında Avrupa Komisyonu Başkanı, Barroso, Lukaşenko‘yu Kiev’deki zirvenin dışında tutmak istiyor ve Lukaşenko; Barroso‘ya ağır sözler sarf ediyor.
    • 11 Nisan 2011 tarihinde Oktyabrskaya Metro istasyonunda Bomba patlıyor ve 15 kişi ölüyor. Bu olay tamda büyük ekonomik sıkıntılarla çalkalanırken oluyor… Suçlular Vitebsk şehrinden 1986 doğumlu iki Belarus’lu olarak tespit ediliyor yargılanıp kurşuna diziliyorlar…

    Rusya ile ilişkiler geriliyor…

    • 1990 yılından 1995’e kadar Ekonomisi Rusya’dan alınan gaz karşılığı mal mukabili ödeme ile toplarlanıyor…  Bu nokta çok ilginç Rusya’ya gaz veriyor ve Rusya’ya süt,ekmek,makina ve tarım ürünleri ile ödeme yapıyor ısınmak için…
    • Belarus’un Rusya’ya olan enerji bağımlılığı %90 seviyesindedir. Rusya’nın 2 Miyar dolarlık kredi açtığı Belarus peyder pey bu parayı almakta ancak son pakette Rusya elini biraz ağır tutunca ilişikiler gerilmeye başlamıştır aslında Ödenecek tutarın hangi para cinsinden olacağı konusunda sıkıntı çıkmıştır… Belarus bu parayı Dolar olarak isterken Rusya bu parayı Ruble olarak ödemek istemiştir.Bu gerçekten tam bir çıkar çatışmasıdır… Rusya’nın bu parayı Ruble olarak ödemesi kendisine maliyeti oldukça düşük olacak ve paranın dönüşüde kendi üzerinden olacak Rusya; Ruble olarak kredi verdiği anda çifte kazanç sağlamaya başlayacaktır… Ancak kapalı ekonomiye sahip olan Belarus’un zaten açık veren Dış Ticaret’i ülkenin en basitinden ihtiyacı olan malları direk özgürce Dolar ile alabilecek iken Rusya’ya bağımlılığını iki katına çıkartacak olan bu durumu istememiştir… Lukaşenko; Rusya’ya olan bağımlılığınıda azaltma yolu aramaktadır; Bu bağlamda Gürcistan ile sıkıntılı olan Rusya ilişikilerinde; Gürcistan‘dan taraf olarak bir hamle yapmıştır…Bunun üzerine Rusya Belarus’tan gelen ihracata çeşitli sebepler bularak durduruyor… Gazprom fiyat farklılığından dolayı Belarus’tan gaz parası istiyor eğer vermezse gazı keseceğini belirtiyor…

    İsveç’li bir reklamcının pırpır bir uçakla gizlice Belarus hava sahasına girerek 800 adet oyunca ayı ile Belarus’a saldırmasının bedelini İsveç Devleti acı bir şekilde ödemiştir.Belarus diplomatik ilişikilerini kesimiş Generallerini ve bir takım bakanları görevden almıştır…

    Ekonomik ve siyasi yönden izole olan bu görece 9,5 milyonluk Ülkenin durumu Batı’da Sovyetleri halen yaşatıyor gibi gözüksede sosyalist politikalarında sovyetlere nazaran devam etmediği görülmektedir. Zenginlerin gayet lüks bir şekilde yaşadığı ortalama halkında gelir durumunun sağlık ve eğitim olarak standartların altında olduğu söylenebilir…

    Belarus’ta Türk Sermayesi ve Türkiye ile Ticari Hacim

    Türk Sermaye Derneği: www.atk.by

    Belarus Türk İşadamları Derneği: www.betid.org
    Türkiye'nin Belarus'a İhracatı

    Türkiye'nin Belarus'a İhracatı

    • Sağ tarafta ki grafikte de görüleceği üzere Türkiye’nin ihracatı son 3 yılda büyüme kat etmektedir.

    2010 yılından 2012‘ye bakıldığı takdirde %30‘luk bir büyüme göze çarpmakta…

    Ancak 2012 rakamı oldukça küçüktür 264,5 Milyon Dolar Bu rakamı 2011 yılı değeri ile karşılaştırdığımız da bile Türkiye’nin Belarus’un ihracatında ki payı 1000’de 6 gibi küçük bir rakam…

    Türkiye’den İhracat kalemleri ise Tekstil,Plastik,Meyve Sebze,Kuruyemiş v.b….

    Görüldüğü üzere ticari ilişikilerimiz oldukça düşük ve ilkel bir seviyede bulunmaktadır…

    Aşağıda benim Minsk’te çektiğim bir kaç fotoğrafa göz atabilirsiniz…

    Özet ile hem Belarus’un hem de Türkiye’nin Belarus ile olan ilişikilerinde alacağı daha çok yol bulunmakta… Bu kadar sanayisi iyi ve yüksek potansiyeli olan ve eğitimli nüfusu sahip, İnsan sayısı çok fazla olmayan coğrafi konumu itibari ile avantajlı olabilecek bir ülke potansiyeline sahip iken izole olması,Kumarhanelerle dolu olması, suni bir ekonomiye sahip olması ile potansiyelini değerlendiremeyen bir ülke izlenimi çizmektedir.

    AB,ABD ve Rusya ile çatışmak yerine daha liberal,serbest, özgürlükçü ekonomik ve siyasi bir çizgide bulunursa başta ABD ve AB’den bir çok yardım ve destek görebilir buna ek olarak diplomatik olarak Rusya ile de denegeli ilişkiler geliştirebilirse bölgenin en iyi refah durumuna sahip bir ülke olabilir… Genede dışarıdan bakıldığı kadar ya da en azından Özbekistan kadar kapalı bir ülke olmadığını söyleyebilirim…


    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

  • Hedef minsk belarus başkentine bugun tk283 uçuşu ile gidiyoruz her adımı fotoğraflayıp sizinle paylaşacağım bu seyahat sadece mink ile kalmayacak ayrıca diğer şehirleride içerecek macera başlıyor

    Tags: ,

  • Cem Tezelman

    Rusya'da İş Yapma Sanatı

    Cem Tezelman

    Rusya Vergi Rehberi

    Uzun zamandır paylaşmak istediğim iki kitap ve bir videoyu şimdi vakit bulunca palaşmak istedim.

    Cem Tezelman’ın yazmış olduğu ve sağ tarafta gördüğünüz bu iki eser;

    gerçekten Rusya’da iş yapmak isteyen yatırımcılar için son derece kritik öneme sahp arşivlik eserler.

    Ayrıca BDT ve Rusya Profesyonelleri için de öyle… Bunun haricinde Rusya’yı özetleyen  This is Russia videosu ise ibretlik !!!

  • Oto

    Timur Lenk

    Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e ikinci bir seyahati yeni gerçekleştirdim. İlk seyahatimi burda da yazmıştım Eylül 2010 yılıydı. Bir buçuk sene sonra ve Şubat ayında Taşkent’e bu sefer çok önemli ve kritik bazı işler için geldim ve dün Türkiye’ye dönebildm…

    Özbekistan ile ilgili Türk Dünyasının ve Orta Asya’nın Divası Türkiye’de de haklı bir üne sahip Yulduz Usmanova ‘nın neden Türkiye’de olduğundan tutunda Türkiye ve Özbekistan’ın politik ilişikilerinden  Hakan Fidan’ın ve Kaşif Kozinoğlu’nun Taşkent’te ki görevlerinden orada iş yapma sanatından Tarih’ten v.b. bir çok konuda bilgilerimi paylaşabilirim ama bunlar hem mesleki hem de bazı noktalarda etik olmayabilir. Bazı konuların profesyonel olarak paylaşılması gerekir.

    Ben size en iyisi olurda bir gün yolunuz Taşkent’e düşerse Özbeklerin hepsinin Türkiye’den gelen sizi büyük bir sevgiyle ve Özlemle karşılayacağını söyleyebilirim.Ayrıca Nerelerde yemek yiyebileceğinizi tavsiye ederim.

    1) Karavan : Özbek Pilavını yiyebileceğiniz en iyi yer Yanına Açuk Çuçuk isteyin

    2) Sim Sim : Burada et yemenizi tavsiye ederim… Her tür eti yiyebilirsiniz

    3) Bek: Avrupa üsülü etler fena değil…

    Türk lokantaları şu an için tavsiye edemiyorum ama 2010 yılında Taşkent’te yediğim Türk lokantasında ki kuru fasulyenin tadını unutamam … Malesef artık o Türk lokantaları yok… O Türklerde…

    Unutmadan bir de yemeklerin yanında karaçay isteyin limonlu şekerli içiyorsanız onuda söyleyin… Şekerli olacak diyin…

    Sağda solda Türkistan ve Turan yazıları görürseniz de çok şaşırmayın Lenin tarafından kurulan Türkistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başketi Taşkent’ti ayrıca bunla gururlanıp Özbeklerin Rusça konuştuğnu görünce de hayalkırıklığına uğramayın…

    At eti de Türklerin milli yemeğidir.Yediğiniz zaman tadı size tanıdık gelecek  🙂 Ankara Esenboğa Hava limanından da geliyorsanız. Esenboğa ve Eymir’in Timur’un Generalleri olduğunuda hatırlayın… Yıldırım Beyazıt’ın da Semerkant şehrinde Dünya’ya gözlerini yumduğunu unutmayın birde opera seviyorsanız ve Bu olayların Batı Dünyasını bile nasıl etkilediğini merak ediyorsanız Haendel’in bestelediği Timurlenk operasını izleyin. Timur’un sahnede görünce biraz şaşıracaksınız…

    Tags: , , , , , ,

  • Gelecek hafta Bulgaristan’a bir iş seyahatinde bulunacağım. Bulgaristan’da izlenimleri mi yazarım ancak Bulgaristan ile ilgili olarak en sıkıntılı durum vize problemidir, Bu konu ile ilgili neler yapılabilir ve hangi yolların izlenmesinin paylaşılması gerekliliğine inanıyorum.

    Bulgaristan Avrupa Birliğine girmiş ve Türk Vatandaşlarına vize uygulamaktadır. Ancak halen shengen vizesine geçmemiştir. Bu sebeple Bulgaristan’a gidecek T.C. vatandaşları Büyükelçilik ve Konsolosluklara başvurmalıdırlar.

    Öncelikle vizeyi hangi şehirden alırsanız alın randevu almak zorundasınız, bunuda direk olarak konsolosluklardan ve ya elçilikten değil aracı bir firma vasıtasıyla yapmak zorundasınız. Bu arada vize hizmeti veren firmalardan yardım alsanızda gene kişisel olarak başvuru yapma zorunluluğunuz var.

    Bulgaristan Vizesi almak için gerekli evraklar ve izlenecek yol ise şöyle;

    En önce yapmanız gereken randevu almak !
    Randevu almak için 0212 340 49 49 aramanız gerekmektedir. Burada size detaylı bilgi verilecek gerekli evraklar ve nerelere hangi miktarda paralar yatırmanız bilgisi verilecektir.

    Randevu için önce İş Bankasına 30 TL civarında bir para yatırıyorsunuz ve bir dekont alıyorsunuz bu dekontta PIN numarası bulunmaktadır. Ertesi gün bu PIN numarası ile 0212 340 49 49 nolu telefonu arayarak randevu işleminizi tamamlıyorsunuz. Size en uygun ve yakın tarihi belirliyorsunuz…

    Ticari vize için Gerekli olan evraklar ise genel olarak şöyle;

    1 adet Vize Başvuru Formu
    1 adet arka fonu beyaz Biometrik Fotoğraf
    En az 6 ay geçerliliği olan Pasaport
    1 Adet Pasaport Fotokopisi
    Nüfus Müdürlüğünden Alınmış Toplu Nüfus Kayıt Örneği Aslı ve Fotokopisi
    Seyahat Sağlık Sigortası Aslı ve Fotokopisi
    Son 3 aylık SSK Prim Dökümü
    SSK İşe giriş Bildirgesi
    Davetiyenin Aslı ve Fotokopisi
    Faaliyet Belgesi
    Vergi Levhası
    Sicil Kayıt Belgesi
    Vize işlem ücreti Garanti Bankasına yatırılıyor. Dekont İbraz edilecektir.

    Bulgaristan’a vize için gerekli detaylı bilgiler ise;

    Vize Başvuru Formu ve diğer detaylı bilgileri www.iks.com.tr adresinden bulabilirsiniz….

  • AYDIN SEZER

    AYDIN SEZER'İN MAVİ DÜŞÜ

    1997 – 2000 yılları arasında T.C. Moskova Büyükelçiliği Ticaret Müşaviriliği görevini yapan ‘Turktrade Dış Ticarette Durum’ ve Haber3.com isimli internet sitesinde düzenli  olarak yazıları çıkan, ”Referans’ gazetesinde 2 yıl köşe yazarlığı yapan ayrıca benim Türk Dış Ticaret Vakfı Dış Ticaret eğitimlerinde Hocam olan Rusya’ya gitmeden önce fikirlerimi açtığım beni yüreklendiren ve cesaretlendiren Aydın Sezer Hocamın Mavi Düş kitabı Doğan kitaptan sıcak sıcak çıktı ve  şimdiden başucu kitaplarım arasında yerini aldı.

    Temasını aslında en iyi Mehmet Ali Birand açıklamış ve şöyle demiş; ” “Mavi Düş” kitabı ile bize hem Mavi Akım’ı hem de Rus-Türk ilişkilerini anlatıyor. Mavi Akım, çok önemli bir proje. İlk dillendirildiği tarihlerde “Mavi Düş” demişlerdi imkansızlığına vurgu yapmak için. Ancak 1997’de başlayan çalışmalar 2005’te bitti. Hem bu süreci hem de Rus-Türk ilişkilerini anlamak için güzel bir çalışma olmuş.”

    Kitaptan bir kaç heyecan verici başlık ise şöyle ;

    Kurtuluş savaşımıza  katılan  Bolşevikler.

    Kızıl Ordu’nun kurucusu Frunze Taksim’e nasıl geldi?

    Türk tekstilinin temelini kimler attı?

    Troçki  Türk vatandaşı mıydı?

    Menderes niçin Moskova’ya gidecekti ? Menderes’in Moskova’yı ziyaret planından hangi ülke rahatsız olmuştu?

    Demirel  ve Sovyet kalkınma modeli..

    Laleli’de Nataşalar!

    Moskova’da Türklerin altın yılları ; 90’lar…

    Mavi Akım projesi nedeniyle tehdit edilen Başbakan ve Bakanlarımız…

    İzmir’deki  ‘Kültürpark’ın  adı nereden geliyor?

    Mesut Yılmaz  şimdi Mavi Akım projesiyle ilgili neler düşünüyor?

    Bakü’den döner dönmez ilk iş olarak büyük bir hevesle aldığım Mavi Düş’te kişisel olarak şunları buldum; Rusya’nın 1917 devriminden sonra Genç Türkiye Cumhuriyeti ile soğuk savaşın etkisinden dolayı gizlenen sıcak ve samimi ilişkilerini devrim yıkıldıktan sonra ki politik ve ticari ilişkilerine enerji gibi stratejik ve daima dezenfarmasyonla buğulandırılan konulara açıklık ve netlik kazandırıyor bunuda yaparken akıcı bir dil kullanıyor.

    Kalemine sağlık Aydın Hocam !

    MAVİ DÜŞ

    YAZAR : AYDIN SEZER

    ISBN: 978-605-111-994-6
    Sayfa Sayısı: 422
    Ebat: 14×23 cm
    Yayın Tarihi: Şubat 2011

    daha fazla bilgi için bkz:( http://aydinsezer.com )

    Tags: , , , , , , , ,

  • Moskova ve Ankara12-13 Ocak tarihlerinde T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya’daydı. Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin davet etmişti.

    Moskova ziyaretinde de iki ülke arasındaki çok boyutlu ilişkilerin güçlendirilmesi ve mevcut işbirliğinin daha da geliştirilmesi imkanlarının ele alınacağı kaydedilmişti.

    Ziyarette ayrıca, Rusya Federasyonu Başbakanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında görüşülen konuların takibi ile başta enerji olmak üzere, ortak ekonomik meselelerde görüş alışverişinde bulunulacağı belirtilmişti.

    Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında, ”Türkiye’de Nükleer Santral Tesisi Konusunda
    İşbirliği Ortak Beyannamesi” ile ”Bitki Karantina Alanında İşbirliği Anlaşması” imzalanmıştı.

    Başbakan Erdoğan, basın toplantısında yaptığı konuşmada iki ülke arasında vizelerin kaldırılmasına yönelik çalışmaların başlatılacağını belirterek, ”Az önce müjdeyi Sayın Başbakan verdiler. O da vizelerin kaldırılması noktasındaki çalışmaların taraflarca başlatılması süreci… İnanıyorum ki bu buluşmamızın önemli yanlarından biri oldu. Temenni ediyorum ki, Sayın Medvedev’in Türkiye ziyaretinde bunu artık karar altına alırız” demişti.

    2010 Haziran ayında Rusya’nın Türkiye’ye bir ziyaret yapması beklenmektedir.

    Ayrıca Başbakan Erdoğan ülkelerimiz döviz noktasında sürekli olarak bir kur baskısı altında ticaretini yapmaktadır. Ve bu kur baskısından kurtulmak üzere yerli paraya geçiş noktasında biz mevzuat çalışmalarımızı tamamladık. Yine değerli dostum Putin’in ifade ettiği gibi, iki bankamız şu anda bu uygulamalara geçti demişti. Yani Türkiye ve Rusya arasında ki ticaret Rus Rublesi ve Türk Lirası ile yapılacağını ifade etmişlerdi.

    Rusya Federasyonu Başbakanı Putin ise Rus şirketlerinin Türkiye’deki özelleştirmelere de katılmak istediğini belirterek, görüşme sırasında tarım alanında işbirliğini geliştirmeyi, Türk tarım ürünlerinin ve beyaz et ürünlerinin Rusya’ya ihracatı konusunu da ele aldıklarını söyledi. Türkiye ile Rusya arasında ulusal para birimlerinin kullanılmasına da değinen Putin, “İki Türk bankası zaten ruble işlemlerine başladı. Türkiye ve Rusya ulusal para birimlerinin kullanılması çalışmalarını sürdürüyoruz” dedi. Vladimir Putin, görüşmelerinde insani konuları da ele aldıklarını belirterek, “vize uygulamasının karşılıklı kaldırılmasını ele aldık. Umarım bu süreç fazla vakit almaz” ifadesini kullanmıştı.

    Kısaca;

    • Vizenin kaldırılması çalışmaları
    • Enerji konusu
    • Nükleer Tesis
    • Ruble – Lira bazlı Ticaret
    • Beyaz Et ihracatı
    • Rus Şirketlerinin Türkiye’de özelleştirmelere katılımı

    Konularının konuşulduğunu anlıyoruz. Vizelerin kaldırılması ne kadar sevindirici bir haber,Ruble – Lira ve Beyaz et ihracatıda çok güzel diyerek bir kamuoyu oluşturulmuştu. Bu yukarda ki başlıkların ilmihali ise hiç yapılmamıştı. Rus-Türk araştırmaları merkezlerinden Stratejik uzmanlar T.V. programlarına isimlerinin önlerine akademik ünvanları yazılarak görüşlerini ve vizyonlarını belirtmişlerdi. Örnek vermek gerekirse Doktorasını Moskova’da yapmış bir Rusya uzmanı T.V. kanallarında şöyle buyurmuştu vizelerin felan kalkacağını zannetmiyorum. Konuşması bittikten sonrada Putin ve Erdoğan basın toplantısında vizelerin kalkacağını açıklamışlardı.

    Bende o günler şans eseri Ankara’da bulunmaktaydım, Rus basınını takip edemesemde Türk basınını takip etme şansına ve eşi benzeri olmayan Rusya Uzmanlarımızı T.V. kanallarında tanıma fırsatı bulmuştum.

    Şimdi size hiç bir yerde duyamayacağınız ve okuyamayacağınız o büyük Rusya uzmanlarımızın bile göremediği siyasetçilerin bile bahsetmediği büyük ekonomist köşe yazarlarınında yazamadığı(belki bilgi yetersizliklerinden dolayı) şu yukarda ki konuların gerçeğini ve yansımalarını bahsedeceğim.

    Ruble – Lira ticareti ne demek ? Değiş tokuş demek Rusya’dan gaz alırım karşılığını Tavuk eti ile öderim, domates ile öderim, portakal ile öderim, ve herşey dahil bir hafta tatil yaptırırım ödeşiriz olmaz mı ?

    Rusya’yla ihracat 2009 yılı itibari ile 3,2 milyar, ithalat 19,7 miyar dolar yani ne demek bu ? ödeşemiyoruz demek Türkiye 16,5 milyar dolar içerde demek. Peki bundan kim karlı çıkar sizce ? Durun ben söyliyeyim Rusya Neden mi ? Çünkü gaz daha değerli.  Geri kalan 16,5 milyar dolar karşılığı Ruble ödemeyi nasıl yapabilir Türkiye ? her nasıl yaparsa yapsın herhangi bir karı olması imkansız. İhracat oranlarını artırmadığı sürece. Peki size bir soru ! Türkiye İhracat oranları artırsa ve öyle bir artırsa Rusya içeri girse tıpkı Türkiye’nin şimdi ki durumu gibi Sizce gene Rusya, Ruble – Lira’ya dayalı ticareti kabul eder miydi ? Evet edebilirdi çok çaresiz olsaydı.

    Enerji konusu  hakkında ise benim söyleyebileceğim pek bir şey yok. Bu konuda Cumhur Ersümer (Enerji Eski Bakanı) ve Mesut Yılmaz(T.C. Eski Başbakanı) dönemi yapılan anlaşmalar,dava dosyaları ve günümüzde ki anlaşmalar detaylı bir şekilde karşılaştırmalı olarak incelenmelidir.

    Nükleer Tesis konusu  ise bu tesis için ihale açıldığı zaman ihaleye teklif veren sayısı nedenleri ile incelenmelidir.

    Gelelim en güzel konuya vizelerin kaldırılmasına ! Evet vizeler kaldırılacak ve buda haziran ayında Rusya tarafından açıklanacak bu büyük gelişme yurtta sevinçle karşılanacak büyük bir siyasi zafer olarak algılanacak ancak vizeler sizlere kalkmayacak,burada çalışan Türk işçilere kalkmayacak peki kimlere kalkacak Rus ve Türk büyük yatırımcılara kalkacak ve belkide şu söze bakalım “Rus şirketlerinin Türkiye’deki özelleştirmelere de katılmak istediğini…” birde bu kadar güzel konu konuşulmuş ama hala Gümrük’te bekleyen Türk malları sorunu TR plakalı Tır sorunu Türkiye’nin Rusya’nın gümrük listesinde C seviyesinde(En düşük seviye) olduğu konuları neden açık ve net bir şekilde konuşulmadı acaba ?

    Birde sizin oralardan görmediğiniz ve bilmediğiniz bir şeyi daha söyleyeyim. Kota mevzuları ! Neden sistematik bir şekilde Türk firmaları kota problemi yaşamaya başladı acaba buralarda ?

     

    Tags: , , , , , , , , , , , ,

  • Ağustos 2009 tarihinde Efes Moskova’da staj yapma imkanı buldum. Genel anlamda orada tanıştığım insanlardan çok şeyler öğrendim. Daha sonra Moskova’da çalışma ve master yapma fikri bana sıcak geldi. Elbette Türkiye’de bazı iş imkanları ve görüşmelerde bulundum. Değerlendirmelerim sonucu bazı kararlar aldım ve şans benden yanaydı. Hiç kimseye nasip olmayacak ve benim yıllar öncesinden planladığım bir durum ve posizyon benim bile beklemediğim kadar erken başıma geldi. Çok genç ve kariyer açısından 5-10 yılları deviren bir deneyimim olmamasına rağmen radikal düşünen bir yönetim kurulu beni Moskova’da ki şirketleri için İş Geliştirme Müdürü olarak istihdam ettiler. Çok hızlı büyüyen ve ekonomik krizin olumlu olarak işlerini etkilediği global çaplı ve piyasada monopol olan eşi benzeri olmayan spesifik işler yapan bir firmada 30 kişilik bir kadroyu yönetmeye çalışıyorum.

    Yönetici olamanın benim için en eğlenceli tarafı toplantılarda ya da bazı görüşmelerde İnsanların bu kadar genç bir yaşta bu konumda olduğuma inanaması ve şarşırması, yüzlerinin o hali beni çok eğlendiriyor.

    İşin benim için en ilginç tarafı ise global sermayeli ve hatta Amerika Menşeli firmalarla yapılan toplantıları bile Rusça yapıyor olmamız. Aslında Rusça yapmak zorunda kalışımız çünkü genelde karşı tarafın ingilizcesi yetmiyor ve sizin Rusça bildiğinizi görünce ingilizce konuşmak istememesinden kaynaklı oluyor.

    Yönetici olmanın bir başka dikkate değer tarafı ise insanların sizi herşeyi bilen en doğru bilen en iyi düşünen her sorunun cevabını bilen biri olarak görmeleri sizden yaşça büyük ve tecrübeli de olsalar siz onların üstünde iseniz böyle düşünmekteler ve sizden her tür sorunlarına çözüm beklemekteler. Her soruya bir cevabınız olması gerekiyor çözüm üreten olamanız bekleniyor.

    Moskova’da yönetici olmayı düşünüyor iseniz ve ya hayal ediyorsanız ve ya Moskova’da yöneticiyiseniz size bir sorum olacak…  Kimleri yönetiyorsunuz ? Rusları mı ? Türkleri mi ? Yoksa Post Sovyet topluluklarını mı ? Bunlar hangi dilleri konuşuyor siz bunları ne kadar anlıyorsunuz ? Kültürlerini ne kadar biliyorsunuz ? Çalışma prensiblerini kapasitelerini ne derece analiz edebilirsiniz acaba ? Bu insanların konuştuğu dilde siz konuşamadığınız onlar gibi düşünemediğiniz sürece başarılı olabilir misiniz ?

    Tags: , , , , , ,

  • Sayı 4

    Yeniyazı

    Adı dergi olsa da tadı kitap gibi…

    Doyurucu bir edebiyat dergisi olan Yeniyazı’nın 4. sayısında benim Rusçadan çevirisini yaptığım bir Voznesenski şiiri bulacaksınız.  Rus edebiyatı ile ilgili olarak şiir çevirilerimi ve kitap tanıtımlarımı Yeniyazı’da ilerleyen zamanlarda da bulabilme olasılığınız olacak.

    Yeniyazı’nın 4. sayısında başka neler var ?

    Ece Ayhan’ın daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış iki adet mektubu var! Ve Ece Ayhan’la olan dostluğunu ‘sıkı’ bir metinle anlatan Ülkü Başsoy var.

    “Çerçeve” bölümünde Fatih Özgüven’le yapılmış kapsamlı bir söyleşi ve onu takip eden Ümit Ünal, Emre Ayvaz, Yeşim Tabak ve Fulya Çimen’in Fatih Özgüven üzerine yazdıkları metinleri var.

    “Atölye”de böcek var: Nurdan Gürbilek, Gonca Özmen, Gökhan Arslan, Tuncay Altınkaya, Mehmet Siyah Kalem ve Sancar Dalman “böcek” üzerine kalem oynattılar.

    Şiir:
    Cahit Koytak, Hüseyin Peker, Hüseyin Alemdar, A. A. Voznesenski [Galip Gerçek], Ernst Stadler [Danyal Nacarlı], Hüseyin Köse, Serkan Türk, Halil İbrahim Özbay, Hüseyin Kaptanoğlu

    Öykü:
    Yavuz Ekinci

    Deneme – Eleştiri:
    Erkan Irmak, Adnan Algın, Ülkü Başsoy

    Ve Her Sayı:
    Hüseyin Peker şiir ortamımıza dair tespitlerde bulunuyor.
    Hüseyin Alemdar, 2009’un dökümünü yapıyor: Öne çıkan genç şairler, şiir kitaplar vb.

    Yeniyazı Dergisini Nerede bulacaksınız ?

    İSTANBUL:
    Beyoğlu: Mephisto, Simurg, Robinson Crusoe, Tünel Büfe, Pandora, Semerkand
    Kadıköy: Seyhan Kitabevi, Mephisto
    Üsküdar: İskele Büfe
    Cağaloğlu: İz Yayıncılık
    Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampus

    ANKARA:
    Turhan Kitabevi
    İmge Kitabevi
    Akçağ Kitabevi

    TRABZON:
    Nokta Kitabevi
    Fanzin Kitabevi

    İZMİR:
    Pan Kitabevi
    Yakın Kitabevi
    İletişim Kitabevi
    Arma Kitabevi

    ESKİŞEHİR:
    Ada Kitabevi
    İtalik Kitabevi
    İnsancıl Kitabevi

    SAKARYA:
    IXIR Kitabevi

    KAYSERİ:
    Akabe Kitabevi
    Bilge Kitabevi

    AYDIN:
    Fatih Kitabevi

    BURSA:
    Gaye Kitabevi

    ANTALYA:
    ELT

    MALATYA:
    Fidan Kitabevi
    Kitap Dünyası

    BATMAN:
    Bilge Kitabevi

    DİYARBAKIR:
    Avesta Kitabevi

    SİVAS:
    Özlem Kitabevi
    Beyoğlu Kitabevi

    ADANA
    Alfabe Kitabevi

    İnternet satış:
    www.imge.com.tr
    www.pandora.com.tr

    Tags: , , , , , ,

« Previous Entries   

Recent Comments

  • Dediğin doğru Türkiye ve Rusya bunu bir şekilde atlatır...
  • Güzel olmuş eline sağlık. Uranyum olayını da ekle.
  • Koltuklar bürosit gibi sanki!...
  • çok çok teşekkürler,çok yararlı kaynak,sözlük gerçe...
  • Merhaba Ruscaya yeni başladım ve sitenizde çok yararlı b...