• 15Feb

    Ağustos 2009 tarihinde Efes Moskova’da staj yapma imkanı buldum. Genel anlamda orada tanıştığım insanlardan çok şeyler öğrendim. Daha sonra Moskova’da çalışma ve master yapma fikri bana sıcak geldi. Elbette Türkiye’de bazı iş imkanları ve görüşmelerde bulundum. Değerlendirmelerim sonucu bazı kararlar aldım ve şans benden yanaydı. Hiç kimseye nasip olmayacak ve benim yıllar öncesinden planladığım bir durum ve posizyon benim bile beklemediğim kadar erken başıma geldi. Çok genç ve kariyer açısından 5-10 yılları deviren bir deneyimim olmamasına rağmen radikal düşünen bir yönetim kurulu beni Moskova’da ki şirketleri için İş Geliştirme Müdürü olarak istihdam ettiler. Çok hızlı büyüyen ve ekonomik krizin olumlu olarak işlerini etkilediği global çaplı ve piyasada monopol olan eşi benzeri olmayan spesifik işler yapan bir firmada 30 kişilik bir kadroyu yönetmeye çalışıyorum.

    Yönetici olamanın benim için en eğlenceli tarafı toplantılarda ya da bazı görüşmelerde İnsanların bu kadar genç bir yaşta bu konumda olduğuma inanaması ve şarşırması, yüzlerinin o hali beni çok eğlendiriyor.

    İşin benim için en ilginç tarafı ise global sermayeli ve hatta Amerika Menşeli firmalarla yapılan toplantıları bile Rusça yapıyor olmamız. Aslında Rusça yapmak zorunda kalışımız çünkü genelde karşı tarafın ingilizcesi yetmiyor ve sizin Rusça bildiğinizi görünce ingilizce konuşmak istememesinden kaynaklı oluyor.

    Yönetici olmanın bir başka dikkate değer tarafı ise insanların sizi herşeyi bilen en doğru bilen en iyi düşünen her sorunun cevabını bilen biri olarak görmeleri sizden yaşça büyük ve tecrübeli de olsalar siz onların üstünde iseniz böyle düşünmekteler ve sizden her tür sorunlarına çözüm beklemekteler. Her soruya bir cevabınız olması gerekiyor çözüm üreten olamanız bekleniyor.

    Moskova’da yönetici olmayı düşünüyor iseniz ve ya hayal ediyorsanız ve ya Moskova’da yöneticiyiseniz size bir sorum olacak…  Kimleri yönetiyorsunuz ? Rusları mı ? Türkleri mi ? Yoksa Post Sovyet topluluklarını mı ? Bunlar hangi dilleri konuşuyor siz bunları ne kadar anlıyorsunuz ? Kültürlerini ne kadar biliyorsunuz ? Çalışma prensiblerini kapasitelerini ne derece analiz edebilirsiniz acaba ? Bu insanların konuştuğu dilde siz konuşamadığınız onlar gibi düşünemediğiniz sürece başarılı olabilir misiniz ?

    Tags: , , , , , ,

  • 15Jan

    Rusya’yı sevdim, O’ndan nefret ettim, O’na inandım, O‘ndan umudumu kestim, O’na hayran oldum, O’ndan korktum, ama her zaman O’nun bir parçası oldum.

    Bu sözler gazeteci Hakan Aksay’a ait. Hakan Aksay Kimdir ? Sorusuna detaylı bir cevap ise BURADA kendi kaleminden  bulunabilir.

    Hakan Aksay ile ilgili bir kaç önemli başlık…

    • RUTAM (Rus-Türk Araştırmaları Merkezi) başkanı olması…
    • Puşkin Ödülüne Sahip olması : Bugüne dek sadece 11 kişiye verilen Puşkin Ödülü Rusya Federasyonu tarafından Rus dilini ve kültürel mirasını yayan, ülkelerin ve halkların birbirlerine yakınlaşmasını sağlayan kişilere veriliyor. Türkiye’de bu ödüle layık görülen diğer iki isim ise  edebiyatçı-yazar Doç. Dr. Ataol BEHRAMOĞLU ve Topkapı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber ORTAYLI.
    • Yıllarca Cumhuriyet Gazetesinde yazması ve şimdi Taraf Gazetesinde Hariçten adlı bir köşesinin olması.
    • http://www.rusya.ru sitesinin Yayın Yönetmeni olması…

    Tüm bunların ötesinde benim dikkatimi çeken önemli bir konu ise kendisinin Rusya’ya öğrenci olarak geldiği 1980′li yılların başları; bu yıllar benim doğum tarihime denk gelen yıllar bu yıllar Türkiye’nin Darbe yönetiminde olduğu yıllar ve bu yıllar soğuk savaşın ateşli bir şekilde devam ettiği, herkesin malumu olan Sovyetlerin ve doğu blokunun son yılları… ayrıca bu yıllar Nato’nun denetiminde Türkiye’nin Sovyetler tarafından işgal edileceği düşüncesiyle planların hazırlandığı, okullarda Rusların sıcak denizlere inme politikasının ezberletildiği, rus salatasına amerikan salatası dendiği, çocukların ilkokul sıralarında “Bir, iki, üçler, yaşasın Türkler / dört, beş, altı, Polonya battı / yedi, sekiz, dokuz, Almanya domuz / on, on bir, on iki, İtalya tilki / on üç, on dört, on beş, Ruslar kalleş, Amerika bize kardeş” diyerek tekerlemeler söylediği Rusça öğrenenlerin ve ya dil tarih fakültesinde Rus dili ve edebiyatı okuyanların İstihbarat teşkilatları tarafından takibe alındığı ve gerektiğinde Neden Rusça öğrendiği sorgulandığı yıllardı.

    Hakan Aksay, Türkiye’nin biz 80 kuşağına unutturulan 70′li yıllarını yaşadı. Darbe sonrası Türkiye’yi yaşadı.  Sovyet Rusya’sını yaşadı. Sovyetlerin yıkılışını yaşadı. Rusya Federasyonu’nun kuruluşunu gördü. Sermaye’nin etkisine tanık oldu, ve Serbest piyasa ekonomisine sahip olan Rusya’nın krizlerinide yaşadı.

    Bence bizler çok şanslıyız çünkü Hakan Aksay bir gazeteci ve yazılar yazıyor, düşüncelerini paylaşıyor çok iyi okunması ve analiz edilmesi takip edilmesi gerekli bir yazar.  Gerçek anlamda Rusya’da yaşamış olan ve halen hayatta olan tek Türk.

    *Rusya’da yaşadığını sanan ya da Rusya Uzmanı olduğunu düşünen bir çok insan (bunlar akademisyen,yazar,öğrenci, işadamı vb. olabilirler ayrıca başka milletlerden de olabilirler) bana hep sığ ve yüzeysel gelmiştir. Hiç biri yaşadığım duyguları Hakan Aksay gibi anlatamamıştır.

    *Kuşkusuz Nazım Hikmet de gerçek anlamda Sovyetler’de yaşadı ve öldü.

    Tags: , , , , , , ,

  • 09Jun

    Uzun zaman olmuş yazmayalı söylencek çok şey anlatacak yığınla konu var. Zamanı yönetmek ise güç… Hadi biraz bugünden bahsedelim sonra da Moskova’ya Elveda demek hakkında biraz atıp tutalım !

    Bugün aslında dün bilgisayarım bozuldu mediamarkt’dan almıştım. Umutlu bir şekilde herşeyi denememe rağmen makina çöktü ve umutsuz bir şekilde bugün mediamarkt’ın servisine götürdüm. 2-3 saat bekledim ve makinamı eski haline getirdiler şaşırdım doğrusu Yevgeniy adlı eski tüfek bir amca baya uğraştı kendisine teşekkürü bir borç biliyorum. Rusya’da şaşırtıcı şeyler bunlar insanların sizin problemlerinizi çözmesi ve canla başla uğraşması. Neyse bu tip konuları önce ki yazılarda ve ilerde ki lerdede bahsederim.

    Ancak Bugün bir elveda günü Moskova’ya bir elveda ! Oda arkadaşım Fırat Çetin’in Moskova’ya elvedası. Yarın ilk uçakla vatana dönüyor,sınavlarını verdi ve büyük hasret çektiği sevdiklerine kavuşmak için geri sayımlarda. Bavullar toplandı dostlarla vedalaşmalar devam ediyor.

    Fırat’ı tanımak büyük bir şanstı onu tanıtmak ise bana düşen bir zaruriyet. Nedeni ise burda bulunan bir çok Türk öğrenciden farklı olması. Farklar ne idi ? Öncelikle buraya gelen Türk öğrencileri 3 gruba ayırmak gerekli. Üniversite eğitimi lisans için burda bulunanlar, dostlarım bana darılmasın ancak ilk gruba giren arkadaşlar genelde Türkiye’de hatrı sayılır okullara giremeyip mecburiyetten ve ilerde ki iş yaşamı için gelenler. Yani şunu demek istiyorum Boğaziçini kazanıpta yok ben Rusya’da okuyacağım diyen yok. ikinci grubu maceraperest yüksek lisans sevdalıları oluşturuyor, bunlarda oldukça az… üçüncü grup ise sadece dil öğreneye gelen arkadaşlar. Bunlar kısmen diğer arakdaşlara göre daha sosyal ve daha rahat bir grubu oluşturuyor bunlarıda maceraperest olarak adlandırmak mümkün. Fırat kısmen üçüncü gruba giriyordu yani resmi açıdan sadece dil öğrenmeye gelen bir arkadaştı. Ancak maceraperst değildi. Maceraperestten kastım yanlış anlaşılma olmasın kendi isteğiyle herhangi bir zorunluluk olmadan tamamen kişisel tercihlerle burda olmaları…

    Burda Fırat’ın kişiliğini ve özelliklerini çok yakından gören biri olarak (10 m2 bir odada 8 ay başbaşa) anlatmamın sebebi bir çok kişiden ayrılması ve bir çok insana örnek olacak mantık yapısının bazı konularda başarının anahtarının ne olduğunu bize sunması…

    Fırat biraz mecburiyetten çokda fazla istemeyerek burda bulunmaktaydı, sebebi ise Babasının Türkiye’nin sayılı Rusça – Türkçe mütercim tercümanlarından birisi olması idi. Aslen Bulgaristan göçmeni olan bir aileden gelen Fırat Bursa’da doğdu ve üniversiteyi de Bursa’da bitirdi. Tek çocuktu, ailesinden daha önce hiç ayrılmamıştı, 23 yaşında Üniversite’yi bitirir bitirmez Moskova’ya geldi. Gelmesinin tek sebebi babasının işlerini devam ettirmek ve kurulu ve oturmuş bir sisteme dahil olmaktı. Mantıklı bir karardı, daha önce hiç rusça öğrenmemişti. Şimdi buraya kadar herşey normaldi ancak diğer insanlarla karşılaştırdığımızda bazı farkları görmüş olacağız! Nedir bu farklar ? Birincisi belirtmiş olduğum tüm kategorilerde ki insalar bir şekilde buraya isteyerek gelmişlerdi. Fırat onlar kadar istekli değildi. Ne Moskova’nın kültürel zenginliği ne de şehvetli kızları onu diğerleri kadar etkilemiyordu. Hiç bitmeyen gece hayatı ise onun için insanları seyredip gülmek ve uykusuz kalmaktı içki ilede arası sosyal bir içiçi seviyesi diyemiyeğim kadar azdı. Ve en önemlisi Fırat’ın uzun zamandır süren düzgün bir ilişkisi vardı Türkiye’de… Hala Fırat’ın buraya gelen istekli maceraperestlerden tam farkını bahsetmedim. Buraya gelen istekli maceraperestler Rus kültürüne,ticaret hacmine,gece hayatına,yaşam tarzına hayranlık besleyenlerdi… Fırat çok çalışkan saatlerini derslere veren hayatı ders olan biride değildi. Ancak burda kimsenin yapamadığı bir şeyi başardı herkesten daha iyi Rusca’yı öğrenmeyi çokda fazla çalışmadan gerçekleştirdi. Aslında Fırat’ı anlatırken bazı yanlış anlaşılmalar olmasın asosyal bir insanda değildi. Macereperverlerle gecede dışarı çıkıyor Yurtda poker partilerinede katılıyor Yunanlı arkadaşlarıyla gezipte tozuyordu, Rus arkadaşlarıylada çeşitli entellektuel sohbetlerede katılıyordu, arası her yaş ve sosyal seviyeden insanla iyi idi. Sosyal zekası oldukça yüksek bir insandı. Kötü huyları yok muydu ? Elbette vardı mesela sabah 5′e kadar oturur sonra yatardı sabah 9:00 da kalkar okula gider, okuldan gelincede saatlerce uyur sonra 21:00 gibi kalkar gene sabahı ederdi. Çok uyumak ve sabahlara kadar oturmak kötü huy ise buydu. Hafta sonlarıda güzel uyurdu ve birde çok horlardı.

    Fırat’ı tanıdığım ilk günden beri beni şaşırtan geçimkar ve alttan alan yönü ile ilgili bir başka örneği sizlerle paylaşmak ise boynumun borcu… Fırat ile ben Moskova’da ilk defa tanıştık daha önceden birbirimizi tanımışlığımız yoktu. Ancak buraya birlikte gelen üniversite arkadaşları veya dostlarda vardı. Onlarda tek odada birlikte kalıyorlardı birbirlerini yıllarca tanıyorlardı ve yurt dışında birlikte yaşamaya karar vermişlerdi, fakat bu insanlar malasef zaman içersinde ya odalarını ayırdı ya da aralarına belli mesafeler koydular bazı soğukluklar girdi. Biz ise iki birbirinden habersiz adam arasında ne kırıcı bir davranış ne de bir ses yükseltme ya da ufak bir gerginlik olmadı. Mecburda değildik birlikte yaşamaya ama ne o ne de ben ayrılmakta istemedik. İşte bu Fırat’ın hikayesiydi, buraya belli amaçlarla gelip başarıya ulaşan yegane örnek.. Ağustos ayındada Vatani hizmetini gerçekleştirecek memetçik olacak bir dost…

    Sizde buraya gelecekseniz ister mecburi olarak ya da maceraperest olarak size kendisini örnek almanızı tavsiye ederim.

    Kendisine böyle bir Elveda yazısı ile teşekkür etmeyi uygun gördüm. Siz değerli zatlarda faydalansın istedim.

    Tags: ,

  • 11Feb
    Düğün Konvoyu

    Düğün Konvoyu

    İkinci Dönem başladı… Moskovaya geleli 5 gün oldu. 10 gün Aile sadeti ve arkadaşlarla Ankara’da güzel geçti. Ödevler ve kontrolnaya rapota (küçük ara sınavlar) şimdiden aldı başını gidiyor. Dolar ruble karşısında sürekli artış eğiliminde… Yurtlara zam gelmiş. Haftasonu Burada ki en büyük alış veriş merkezlerinden biri olan Mega’ya yatak,halı vb. şeyler için bakmaya gitmiştik. Odamıza en sonunda duvardan duvara halı döşedik. Birde üstüne Tost makinası aldık. Bu küçük ayrıntıların insanı mutlu edeceğini düşünmek çok gülünç olsada üzerimize bir mutluluk geldi. Tost makinasının büyük bir dost olduğunu geçte olsa öğrendik…

    Hava kapalı güneş pek göremedim, çokda soğuk değil gibi hava şimdilik…

    İlk dönem Üniversitenin ana girişinde bir kaç fotoğraf çekmiştim…. Bazı fotoğrafları yavaş yavaş yayınlamayı düşünüyorum işte ilk örnekler….

    Limo Hummer

    Limo Hummer

    Moskova Devlet Üniversitesi Avlusu

    Moskova Devlet Üniversitesi Avlusu

    Tags: , ,

  • 28Jan
    Çankaya

    Çankaya

    Cemal Süreya, Ankara’yı iyi kalpli bir üvey anaya benzetsede Ankara benim öz annemdir. Sadece benim doğduğum yer değil annemin ve babamında doğduğu yer Ankara olması dolayısıyla belki ananem bile olabilir çok emin değilim… Ankara benim için gri,küçük ve hayatın yavaş aktığı düzenin ve huzurun olduğu denizin olmadığı Tunalı,Bahçeli,Oran ve Eğmir’den ibaretti… Bazı açılardan Moskova’ya da benzediğini düşünürdüm Moskova’yı görmeden mesela ruhsuz büyük gri devlet binaları ile…. Ankara’yı hiç bu kadar özleyeceğimi fark edememişim ve Ankara gözüme hiç bu kadar güzelde gelmemişti… Belki 5 aydan sonra ilk defa güneş görmek insanı böyle etkiliyorda olabilir…

    Neyse zorlu ve uzun bir yolculuktan sonra salı sabah 04:30 gibi Ankara’ya ulaşabildim. Aslında bazı zamanlar yolculuk eğlencelide oldu… Uçağım 18:40 ‘da idi sheremetyevo havalimanı okula olukça uzak olduğu için trafiğin durumunuda tam bilmediğimden dolayı ve daha önce ki deneyimim 3 saat trafikte beklemekle geçtiği için biraz erken çıkmaya karar verdim.

    Daha önceden okulda rus bir arkadaş ile anlaşmıştık havalimanına 700 ruble gibi çok uygun bir fiyata götürecekti ancak sınavı olduğu için bu mümkün olamadı.  Geriye ise ya metro ve otobus ile havalimanına ucuz yollu bir şekilde gitmek vardı ya da taksiyle pazarlık edip en az 1500 ruble ile gitmek… Tabi yaklaşık 30 kilo yük ile metro ve otobüs çok akla yatkın gözükmemekte idi okulun önünde duran ilk taksiye yaklastım ve skolka sheremetyevo ? dedim tercüme etmeye çok gerek yok sanırım… Taksici burda herzaman yaşadığım şu soruyu sordu Türk müsün abi ? Evet dedim Taksicimiz Azeri çıktı ve yalvar yakar 1500 rubleye beni götürmeye razı oldu. Yolda ya seni rayonda bırakayım şöyle yapayım böyle yapayım felan diyordu ki valla dedim abi Terminal 2 yanarım yapma etme men bilmirem başa düşiir ? beli ? diyerekten 4. yabancı dilimiz olan azericemizi konuşturarak anlaştık. Hiç trafik yoktu havalimanına biraz erken geldim.

    Neyse saat ve zaman yavaşladı bekle bekle en sonunda check in işlemleri başladı… Havalimanında güvenlik çok sıkı ayakkabılarınıza kadar çıkartıp aranıyorsunuz ve değişik bir xray cihazına girip eller yukarı teslim ol duruşunda bulunup size check up yapıyor. Bu yetmiyormus gibi birde tekrar üstünüzü arıyorlar. Neyse bunuda atlattık sonra hayatımda gördüğüm en berbat ve moskova’nın içinden de pahalı olan duty free ile karşılaştım. Sonra gene bekle bekle ve işte aksiyon başladı uçakta yoğun bir Azeri yolcu vardı…

    Arkamda 2 Azeri abimiz ve bir de rus bayan arkadaşları vardı. Abilerimiz uçağa ilk bindikleri andan itibaren hostlardan ve hosteslerden  panik bir halde isteklerde bulunmaya başladılar. Kabin görevlileri Türkçe konuşuyor anlaşamıyorlar ingilizce konuşuyorlar anlaşamıyorlar ortalıkta bir heyecan fırtınası esiyor çünkü dört bir yanları heyecanlı ve istekli Azeri abilerimizle dolu… kimisi su istiyor, kimisi daha uçak uçmadan çakır çakır deyip duruyor. Kimisi telefonunu kapatmıyor kabin görevlileri hepsini çok güzel yönettiler ta ki yemek servisine kadar… Yemek servisinde Hostes chiken or pasta diyor azeri abiler abla menem başa düşmiir türçesi niçedir ? diyor Hostes Tavuk ve ya makarna hangisini istersiniz diyor ? Abilerimiz koyun koyun demeye başladı.. Yok efendim Tavuk veya makarna abilerimiz makaroni makaroni demeye başladı sonra efendim chiken tavuk ? koyun demeye başladılar yaklaşık 20 dk koyun koyun diyerek geçti ben artık dayanamadım gülmekten halim kalmadı kuritsa ili makaroni dedim azeri abilermize hostes abla bana çok bozuldu ingilizce olarak “please fasten your seat belts” dedi. Bende dediğini yaptım sonra Ne içilecek mevzusu geldi sahar sahar demeye başladılar hostes abla gene ne yapacağını şaşırdı… tutturdular sahar sahar o sahar muhabbetinede 10 dk dayanabildim gene atladım şeker istiyorlar dedim sonrasında hostes abla bana açıklama yapma ihtiyacı duydu ama ben ne içeceklerini sordum şeker içilmez ki ! dedi. Neyse sonra abiler çakır çakır demeye başladılar. Çakırda kırmızı şarap demekmiş sanırım bende uçakta öğrendim.

    İşte buda böyle bir anımdı. Ankara çok güzel kuşlar felan güneş aydınlık ve açık bir hava… dar ve bozuk yollar…

    Tags:

  • 28Dec

    Moskova’da büyük bir heyecan var yeni yıl ve 10 günlük uzun bir tatil geliyor. Alış veriş merkezleri yılbaşında rus kültürü için klasikleşmiş Şampanya ve Çikolatalarla dolu… Hindi pek göremedim… Noel ve Yılbaşı Ruslar için çok önemli herkes bir telaş ve heyecan içersinde insanlar Noel Ağaçları alıp eve taşıyor bu hergün göreceğiniz bir manzara ve her yerde irili ufaklı sahşi ve ya devlete ait heryerde ufak ve dandik yılbaşı süsleri var. Büyük alış veriş merkezlerinde de bu dandik süslemeleri görebiliyorsunuz ki Bu beni çok çok şaşırtıyor Yılbaşına bu kadar önem veren insanlara sahip bu toplum yılbaşının ve ya noel ruhunu yansıtacak olan şeylerle çok uğraşmıyor burada en önemli şey yılbaşında nereye gidilecek olması. Genelde Ruslar Daça (Дача) denilen yazlıklarına gidiyorlar. Bu sovyet zamanından kalma bunglow tipi ahşap ya da o tarzda olan ufak evlerinde arkadaşlar 2 gün boyunca başta şampanya olmak üzere çeşitli içki ve lezzetsiz yemekler yiyerek eğleniyorlar. Bir başka grup ise evinde arkadaşlarıyla 2 gün boyunca içerek eğleniyor. Maddi durumu iyi olan diğer grup ise Kluplerde eğleniyor. En ucuz klublere bile yılbaşı nedeniyle girmek en az 2000 ruble gibi fiyatlardan başlamakta yani 100-120 YTL civarı…

    Bir başka seçenek ise Kızıl Meydan bir Açık Hava diskosuna dönüşüyor yerler çam şişe kırıklarıyla çok tehlikeli bir hal alıyor…. İstanbul Taksimde Türkiye Vatandaşı olan Erkeklerin içip içip turist bayanlara sarkıntılıklar yaptığını havaya ateş edenlerin bir kaç masum insanı yaralayıp ve hatta ölenlerin olduğunu hatırlarsınız… Kızıl Meydan’da da rus kızları içip içip sapıtarak erkeklere sarkıntılık yapmak gibi bir gelenek sahibiler.

    Ben son iki yılımı biri askerde devletimizin bana istikak olarak bir adet muz ve 50 g karışık kuruyemiş vererek koğuşta hep bir ağızdan türküler söyleyerek ve komutanlardan binbir güçlükle izin alarak dışardan baklava getirtterek kutladım diğerindede yurt dışında ailemden uzak bir şekilde kutlayacağımdan dolayı biraz buruğum. Çünkü Annemin yılbaşında yaptığı mükemmel yemekler ve o ruhu yansıtan en ufak ayrıntıyı bile büyük bir doğallıkla ve kusursuzlukla düşnerek yansıtması Annanemin ve Dedeminde bizim yanımızda olması tombala felan oynamasakta aile sohbetlerimizle renklenen o ortam ufak hediyeler verilmesi Ankara’da dışarda arkadaşlarımla ve kızlarla geçirdiğim yılbaşılardan bile daha güzeldi. Elbette Moskova’da da arkadaşlarımla ve Ankara’da ki kızlardan daha güzel Rus kızlarıyla Noel’in ve yeni yılın ruhu üzerine Rus dilinde sohbet edip Ruscamı biraz daha geliştireceğim. Ama aklımda hep Ankara’da ki evimizde babam,annem, dedem ve ananem ile yuvarlak masamızda oturup Annemin ve annanemin birlikte hazırladıkları o mükemmel yemekleri ve en lezetli meze olan sohbetlerimizi özlemle hatırlayacağım.

    “Yılbaşını aileniz ve sevdiklerinizle gerçirmeniz dileğiyle…” deyimi üzerine pek düşünmemiştim ve hatta çok dikkat bile etmemiştim sadece bir kalıptı ruhsuz yılbaşı tepriklerinde ve ya boş forward maillerde. Şimdi pekde boş bir deyim olmadığını anlıyorum. Eğer sizde bu gibi şeyleri anlamak istiyorsanız Moskova,New York,Los Angles,Tokyo,Dubai,Londra tam size göre yerler …

    Tags: , , , ,

  • 20Nov

    İlk Kar ilk Heyecan

    Ve sonunda beklenen ilk kar normalden geçte olsa Moskova’ya bugün düştü. Hava 0 °C Soğuk mu ? Hayır. Moskova beyazlar içinde, gelecek günlere kaygıyla bakan biz yabancılar için sıcak bir merhaba oldu. Genelde burda yabancılar birbirlerini asfaltlarda ısıtma var metro ve binaların içi çok iyi ısınıyor, gibi sözlerle teselli etmeye çalışıyor. Beni ise bundan daha çok Moskova’nın kış atmosferinin insan psikolojisine etkileri daha çok kaygılandırıyor. Örnek vermek gerekirse sabah 9:00 kalkmamıza rahmen hava karanlık oluyor. Erken ya da geç kalksanız bile daha çok uyumak istiyorsunuz. Burda bazı yeni öğrenciler uyuma hastalığına yakalanıyor. Bütün hafta boyunca günde 15 saat bile uyusanız hep uyku hali yorgunluk ve halsizlik ile tanımlanabilen bu durum. Atmosfere alışık olmayanlar için oldukça kaygı verici alışmanın 3 ile 5 ay arasında süreceği burda ki hocalarımız tarafından söyleniyor. Konuştuğum birçok rus bunun kendileri içinde geçerli olduğundan bahsediyor. Sadece havanın iç karartıcı olması yetmezmiş gibi Moskova sokakları ve sovyet binalarıda sizi bir karadelik gibi içine çekiyor. Ben gerçi bu çirkin ve kasfetli sovyet binalarına ilgili olduğum için bir korku filmi setinde dolaştığımı düşünerek bu ilginç durumun keyfini çıkartıyorum. Ancak birçok insan için bu durum kaygı verici gerçekten. Psikoanalize ilgi duyan bir insan kolay bir şekilde Rusya’da ki mimarların neden bu kadar kasfetli binalar yaptığını ve rusların içinde bulunduğu psikolojiyi anlayabilir.

    Global Krizin Moskovası

    Aynı zamanda tüm bunların üstüne tüm Dünya’yı saran ekonomik krizde Moskova’yı vurmuşken diyemiyorum çünkü Moskova’da mikroekonomik anlamda bunun pek bir etkisi görülmüyor. Ruslar hala tüketmeye son hızla devam ediyor. Alış veriş mekezleri halen dolu mağazalarda ucuzluktan eser yok. Ayrıca fiyatlar hafif hafif artıyor ancak bu tüketimi pek etkilemiyor. Eski adıyla Ramstore şimdi ki ismiyle Aşan (Ашан)’larda hala raflarda birşey kalmıyor insanlar silip süpürüyor. Hala Clublarda uzun kuyruklar var. Kısacası global kriz rus halkını henüz çok fazla etkilemiş değil. Ya oldukça soğuk kanlılar ya da henüz hiç birşeyin farkında değiller. Her iki seçenekte Rus halkını kapsayabilir çünkü koskoca bir ekonomiyi 1991′de batırmış olanlar 1998′de de büyük bir krizle sendeleyip tekrar ayağa kalkan ve kendini Ayıyla özdeşleştiren (*) Ruslar soğuk kanlıda olabilir. Ancak birçok global sermayeli şirket (Türk,Rus,Çin v.b.) işlerini durdurup sürekli eleman çıkartmaya başlamış durumda. İnşaatlar süresiz bir şekilde durdurulup işçi ve eleman çıkartılmakta. Sovyetlerin belkide yaptığı en büyük hatalardan biri içe kapalı ekonomide herşeyi kendileri üretmeye çalışmaları ve üretim – tüketim dengesini tam ayarlayamayarak insanları yokluktan kıvrandırmalarıydı. Şimdi ki hataları ise sadece doğal kaynakları dünya’ya sunarak tüketime odaklı bir yapıda yaşamlarını sürdürmeye çalışmaları, bu hata aslında Dünyada bir çok ülkenin de düştüğü ve belkide global krizin başlıca sebebi olan üretimden çok tüketime yönelme durumu olarak açıklanabilir. Aslında var olmayan paraları harcayan ve kullanan Dünya’nın likitide ve kaynak sıkıntısı çekmesi kadar doğal birşey olmayabilir. İhtiyaçından fazlasını tüketen ve buna alışan bir Dünya en son olarak sadece kendini tüketir.

    (*) (Devlet başkanlarının bile soyadı Ayı kökünden gelmektedir.  Dimitriy Medvedev – “Медведь (Medved) : Ayı”)

    Tags: , , ,

  • 06Oct

    Moskova’da Bayramların tadı gerçekten bir başkaymış. Birçok insan için bayramda evde sevdikleririnin yanında olamamak oldukça zordur ya da hiç yaşamamıştır ilk başta çok zor gelebilir. Ben Askerliğimi yaptığımdan dolayı askerde yılbaşı bayram doğum günü kutlamış bir insan olarak Moskova’da bayram geçirmek burda ki dostlarımla birlikte bayramlaşmak Türkiye’den dostlarımdan ve ailemden telefon mesajları almak ve onlara cevap yollamaktan ibaret olduğunu düşünmüştüm. Bir süre böyle gitti ancak daha sonra aksiliklerin arkası kesilmedi. Kısacası Bayram Kara Geldi ! İlk olarak emektar Laptop’ım Mavi Ekran vererek bana veda etti. Kendisini kurtarmak için bütün bir günümü feda etmeme rağmen fayda etmedi. Yeni bir laptop almaktan başka çare kalmamıştı.

    Yapılacak iki şey vardı; biri Яндекс (Yandex) diğeri Горбушка (Garbuşka). Yandex: Rusya’nın en büyük portallarından biri birçok şey var. Market kısmında Moskova’da ki bütün mağazalarda adını yazdığınız ürünün fiyat karşılaştırmalarını bulmak mümkün. Bir diğer seçenek ise Garbuşka yani Moskova’nın Doğubank’ı. Garbuşka Çin malı taklit nokia telefonlara meraklı iseniz ve ya garantisiz ve bozuk olma ihtimali olan bilimum elektronik eşyayı daha pahalı fiyatlara almak için tam sizin mekanınız olabilir. Malesef benim değil. Bu tip yerlerde yaptığım araştırmalar neticesinde en uygun yerin Mediamarkt olduğuna karar verdim. Gerekli para transferleri gerçekleştirip Visa elektron ile tam laptopı alacaktım ki oda nesi alamadım. İlk aldığım ders ATM kartları yurt dışında sadece ATM den para çekmek için kullanılır oldu. Ancak hala almam gereken acı dersler vardı habersizdim… Kederli bir şekilde yapılması gereken en doğal şeyi düşündüm ATM kartı ile Bankamatikten para çekmek daha önce deneme amaçlı ufak meblalar çekmiştim. Şimdi ise biraz büyük bir tutar çekecektim. Sadece 1000 ruble (50 YTL) çekebildim. Bütün ATM makinalarını denememe rağmen para çekememiştim Nasıl olurdu hesabımda para vardı ? Çok acı bir şekilde gerçekleri öğrenmeme az kalmıştı… Internet Hesabımı kontrol ettiğimde çekemediğim paralar hesabımdan düşmüştü. Gazete başlıklarını görebiliyordum  ”Moskova’da ATM Makinaları Hırsızlığa başladı.  Makinalar tarafıdan acımasızca soyulan ilk insan bir Türk Öğrenci çıktı.” Rusya’da gelde anlat derdini şimdi ! ATM makinalarına güvenemezdim yapılacak son bir şans kalmıştı Western Unioun ancak Türkiye’de Bayramdı ve herkes tatildeydi. Bayram bitene kadar beklemeliydim….

    Sonuç olarak Western Unioun’dan $50′lık bir komisyon oranıyla paramı alarak ve ATM makinasına da 2000 Ruble kaptırarak; Rusca Vista yazılımıyla birlikte gelen güzel bir Laptop’ım oldu.

    Sizinde geçmiş Bayramınız Kutlu Olsun !

    Tags: , , , , , , , , , , , ,

  • 25Sep

    Genel olarak gelen eleştiriler yakın çevremden olsun, burada okuyan arkadaşlar olsun ya da dışardan ve blog’a gelen yorumlarda ; “Geri dönmeyi neden düşünmüyorsun ? Çok çabuk karar vermişsin. Ne kadar çabuk alışmışsın. Moskova gerçekten bu kadar güzel mi ? Kızlardan dolayı değil mi ? Büyük konuşmuşsun ! Türkiye’yi sevmiyor musun ? Hiçbirşeyi özlemiyor musun ? Nasıl bu kadar çabuk alıştın ? Aileni hiç mi özlemiyorsun? Herşeye çok olumlu bakıyorsun ! Homesick olmadın mı ? Geride bıraktıkların seni bekleyenleri hiç mi düşünmüyorsun ?” v.b. başlıklarda toplanabilir.

    Verilecek en kısa ve net cevap Dünyanın hiç bir yeri Türkiye’yi tutamaz. Elbette insan doğası gereği ailesini, sevdiklerini ve arkadaşlarını geride bıraktıklarını her zaman özler. Özlem duyar. Kuşkusuz ülkeme döneceğim bundan başka birşey düşünülemez ancak ne zaman dönerim ? Bu soruyu bana değil hayata sormak gerekir cevabını sadece o bilir. Burada ki yaşam ile ilgili olarak Oda arkadaşım Fırat’a sarkastik ve doğaçlama olarak söylediğiklerimi aşağıda yazdığım şu sözlerde bulabilirsiniz. Buraya gelmeyi düşünen ve ya gelecek olanlarada fikirlerinde yardımcı olacak bir kaynak olabilir. Ayrıca burda yaşamış olanların ve yaşayanlarında yüzünde acı bir tebessüm oluşturacağı kanatindeyim.

    Moskova’da Anne yok ! Baba Yok ! Anane Yok ! Dede Yok ! Ailen Yok ! Dostlar Yok ! Arkadaşlar Yok ! Tarhana Yok ! Beyaz peynir Yok ! Sucuk Yok ! Ezan Yok ! Yemeklerin Tadı Yok ! Kızların Adı Yok ! Demleme Çay Yok ! Kokoreç Yok ! Rakı Yok ! Hoşgörü Yok ! Yaşlılara Saygı Yok ! Sevgi Yok ! Aşk Yok ! Modifiyeli Hacı Murat Yok ! Burger King Yok ! Görgü Yok ! Deniz Yok ! Boğaz Manzarası Yok ! Samimiyet Yok ! Halkın Yok ! Vatanın Yok ! İnsanların Yok ! Rahatın Yok ! Kars Kaşarı Yok ! Zeytinin Yok ! Simitin Yok ! Samsun Yok ! Maltepe Yok ! Türkçen Yok ! Seni Anlayan Yok ! Bayram Yok ! İftar sofrası Yok ! Moskova’da Yok ! Yok !

    Peki Moskova’da ne var ?

    Gelecek Var, Umut Var !

    Peki Bende ne var ?

    Bunların hepsine dayanabilecek azim ve kararlılık var.

    Ya sizde ne var ?

    ….

    Tags: , , , ,

   

Son Yorumlar

  • ben hiç rusyaya gitmedim, hiç bir yerde yönetici olmadım fak...
  • İşte o Fırat vatani slujbasını yerine getirerek memleketine ...
  • Bir baska metod ise Traveller's Cheque. Turkiye'de muhtelif ...
  • Sevgili Galip, cok gecmis olsun dileklerimi biraz gec kalmi...
  • zamanında almanya çıkışlı karakan diye bir rap grubu vardı. ...