• Kısa ve net

    Türkiye ve Rusya ilişikilerinin bulunduğu bugün ki nokta…
    Dün Türkiye, Rusya’nın yapmış olduğu sınır ihlalini gerekçe göstererek Rus savaş uçağını vurarak düşürdü.

    Türkiye ve Rusya bundan çok daha zor  durumlarda tarih içinde bulundular ve hepsini atlattılar.

    Peki Türkler ve Ruslar Neler yaşadılar ?

    Savaştılar; 1568’den 1917 yılına kadar… 1878’de İstanbul’a Çarlık ordusu girdi ve Yeşilköy’ü elegeçirdi buraya Anıt diktiler (Ayestefenos Anıtı).

    1917’de Rus devrimi Anadolu’daki Kurtuluş savaşını destekledi. Kurtuluş savaşı zamanında Türkiye’ye Askeri ve Silah yardımı yapıldı.

    İkinci Dünya Savaşına kadar Sovyetler Birliği ve genç cumhuriyetin arası oldukça iyiydi.

    İkinci Dünya Savaşından sonra Soğuk Savaş dönemi ilişkiler gerildi.

    1991 yılında Prestorayka ile yeni bir sayfa açıldı eskiye nazaran ilişkiler siyasi, ticari, eğitim ve politika anlamında gelişti…

    Rusya’da yaşayan Türkler bugüne kadar birçok kriz yaşadılar ve hepsini birşekilde atlattılar…

    Rus Halkı da bir çok buhran yaşadı ve hepsini atlattı…

    Rus diplomatları, politikacıları, devlet adamları çarlık zamanından itibaren soğuk savaş dönemi ve şimdiye kadar birçok ülkeyle benzer ve daha kötü sıkıntılar yaşadılar ve bunları bir şekilde geçtiler…

    Türkiye’nin arasının bozulduğu ilk ülke Rusya değil bu bağlamda bizim devlet adamlarımız, politikacılarımız, diplomatlarımız bu konuda deneyimliler.

    Kısacası dün ve bugün yaşandı ve yaşanıyor… Peki ya Yarın ne olacak ? Nasıl bir Yarın istiyoruz ?

    Rusça’da en sevdiğim sözcük Mir (Мир). Bu sözcüğü Mir Uzay İstasyonundan duymuş olabilirsiniz anlamı ise dünya ve barış demek.

    Hayatı savaş meydanlarında geçmiş Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri üzerine düşünelim…

    “Yurtta Sulh, cihanda sulh”

    “Birçok zaferler kazandım, fakat bunların en büyüğünden sonra bile her akşam savaş alanlarında ölen bütün askerleri düşünerek içimden derin bir keder duyuyorum.”

     

     

    Tags: , , , ,

  • Moskova ve Ankara12-13 Ocak tarihlerinde T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya’daydı. Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin davet etmişti.

    Moskova ziyaretinde de iki ülke arasındaki çok boyutlu ilişkilerin güçlendirilmesi ve mevcut işbirliğinin daha da geliştirilmesi imkanlarının ele alınacağı kaydedilmişti.

    Ziyarette ayrıca, Rusya Federasyonu Başbakanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında görüşülen konuların takibi ile başta enerji olmak üzere, ortak ekonomik meselelerde görüş alışverişinde bulunulacağı belirtilmişti.

    Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında, ”Türkiye’de Nükleer Santral Tesisi Konusunda
    İşbirliği Ortak Beyannamesi” ile ”Bitki Karantina Alanında İşbirliği Anlaşması” imzalanmıştı.

    Başbakan Erdoğan, basın toplantısında yaptığı konuşmada iki ülke arasında vizelerin kaldırılmasına yönelik çalışmaların başlatılacağını belirterek, ”Az önce müjdeyi Sayın Başbakan verdiler. O da vizelerin kaldırılması noktasındaki çalışmaların taraflarca başlatılması süreci… İnanıyorum ki bu buluşmamızın önemli yanlarından biri oldu. Temenni ediyorum ki, Sayın Medvedev’in Türkiye ziyaretinde bunu artık karar altına alırız” demişti.

    2010 Haziran ayında Rusya’nın Türkiye’ye bir ziyaret yapması beklenmektedir.

    Ayrıca Başbakan Erdoğan ülkelerimiz döviz noktasında sürekli olarak bir kur baskısı altında ticaretini yapmaktadır. Ve bu kur baskısından kurtulmak üzere yerli paraya geçiş noktasında biz mevzuat çalışmalarımızı tamamladık. Yine değerli dostum Putin’in ifade ettiği gibi, iki bankamız şu anda bu uygulamalara geçti demişti. Yani Türkiye ve Rusya arasında ki ticaret Rus Rublesi ve Türk Lirası ile yapılacağını ifade etmişlerdi.

    Rusya Federasyonu Başbakanı Putin ise Rus şirketlerinin Türkiye’deki özelleştirmelere de katılmak istediğini belirterek, görüşme sırasında tarım alanında işbirliğini geliştirmeyi, Türk tarım ürünlerinin ve beyaz et ürünlerinin Rusya’ya ihracatı konusunu da ele aldıklarını söyledi. Türkiye ile Rusya arasında ulusal para birimlerinin kullanılmasına da değinen Putin, “İki Türk bankası zaten ruble işlemlerine başladı. Türkiye ve Rusya ulusal para birimlerinin kullanılması çalışmalarını sürdürüyoruz” dedi. Vladimir Putin, görüşmelerinde insani konuları da ele aldıklarını belirterek, “vize uygulamasının karşılıklı kaldırılmasını ele aldık. Umarım bu süreç fazla vakit almaz” ifadesini kullanmıştı.

    Kısaca;

    • Vizenin kaldırılması çalışmaları
    • Enerji konusu
    • Nükleer Tesis
    • Ruble – Lira bazlı Ticaret
    • Beyaz Et ihracatı
    • Rus Şirketlerinin Türkiye’de özelleştirmelere katılımı

    Konularının konuşulduğunu anlıyoruz. Vizelerin kaldırılması ne kadar sevindirici bir haber,Ruble – Lira ve Beyaz et ihracatıda çok güzel diyerek bir kamuoyu oluşturulmuştu. Bu yukarda ki başlıkların ilmihali ise hiç yapılmamıştı. Rus-Türk araştırmaları merkezlerinden Stratejik uzmanlar T.V. programlarına isimlerinin önlerine akademik ünvanları yazılarak görüşlerini ve vizyonlarını belirtmişlerdi. Örnek vermek gerekirse Doktorasını Moskova’da yapmış bir Rusya uzmanı T.V. kanallarında şöyle buyurmuştu vizelerin felan kalkacağını zannetmiyorum. Konuşması bittikten sonrada Putin ve Erdoğan basın toplantısında vizelerin kalkacağını açıklamışlardı.

    Bende o günler şans eseri Ankara’da bulunmaktaydım, Rus basınını takip edemesemde Türk basınını takip etme şansına ve eşi benzeri olmayan Rusya Uzmanlarımızı T.V. kanallarında tanıma fırsatı bulmuştum.

    Şimdi size hiç bir yerde duyamayacağınız ve okuyamayacağınız o büyük Rusya uzmanlarımızın bile göremediği siyasetçilerin bile bahsetmediği büyük ekonomist köşe yazarlarınında yazamadığı(belki bilgi yetersizliklerinden dolayı) şu yukarda ki konuların gerçeğini ve yansımalarını bahsedeceğim.

    Ruble – Lira ticareti ne demek ? Değiş tokuş demek Rusya’dan gaz alırım karşılığını Tavuk eti ile öderim, domates ile öderim, portakal ile öderim, ve herşey dahil bir hafta tatil yaptırırım ödeşiriz olmaz mı ?

    Rusya’yla ihracat 2009 yılı itibari ile 3,2 milyar, ithalat 19,7 miyar dolar yani ne demek bu ? ödeşemiyoruz demek Türkiye 16,5 milyar dolar içerde demek. Peki bundan kim karlı çıkar sizce ? Durun ben söyliyeyim Rusya Neden mi ? Çünkü gaz daha değerli.  Geri kalan 16,5 milyar dolar karşılığı Ruble ödemeyi nasıl yapabilir Türkiye ? her nasıl yaparsa yapsın herhangi bir karı olması imkansız. İhracat oranlarını artırmadığı sürece. Peki size bir soru ! Türkiye İhracat oranları artırsa ve öyle bir artırsa Rusya içeri girse tıpkı Türkiye’nin şimdi ki durumu gibi Sizce gene Rusya, Ruble – Lira’ya dayalı ticareti kabul eder miydi ? Evet edebilirdi çok çaresiz olsaydı.

    Enerji konusu  hakkında ise benim söyleyebileceğim pek bir şey yok. Bu konuda Cumhur Ersümer (Enerji Eski Bakanı) ve Mesut Yılmaz(T.C. Eski Başbakanı) dönemi yapılan anlaşmalar,dava dosyaları ve günümüzde ki anlaşmalar detaylı bir şekilde karşılaştırmalı olarak incelenmelidir.

    Nükleer Tesis konusu  ise bu tesis için ihale açıldığı zaman ihaleye teklif veren sayısı nedenleri ile incelenmelidir.

    Gelelim en güzel konuya vizelerin kaldırılmasına ! Evet vizeler kaldırılacak ve buda haziran ayında Rusya tarafından açıklanacak bu büyük gelişme yurtta sevinçle karşılanacak büyük bir siyasi zafer olarak algılanacak ancak vizeler sizlere kalkmayacak,burada çalışan Türk işçilere kalkmayacak peki kimlere kalkacak Rus ve Türk büyük yatırımcılara kalkacak ve belkide şu söze bakalım “Rus şirketlerinin Türkiye’deki özelleştirmelere de katılmak istediğini…” birde bu kadar güzel konu konuşulmuş ama hala Gümrük’te bekleyen Türk malları sorunu TR plakalı Tır sorunu Türkiye’nin Rusya’nın gümrük listesinde C seviyesinde(En düşük seviye) olduğu konuları neden açık ve net bir şekilde konuşulmadı acaba ?

    Birde sizin oralardan görmediğiniz ve bilmediğiniz bir şeyi daha söyleyeyim. Kota mevzuları ! Neden sistematik bir şekilde Türk firmaları kota problemi yaşamaya başladı acaba buralarda ?

     

    Tags: , , , , , , , , , , , ,

  • Milli Strateji Oyunu

    Milli Strateji Oyunu

    Üniversiteye ilk başladığım yıl bir karar vermem gerekiyordu, istemediğim bir bölümde ve üniversitede eğitimime başlıyordum ve yalnız değildim, çünkü Türkiye’de birçok kişi ideallerini gerçekleştirememiş ve gerçekleştiremeyeceklerdi… sevmedikleri bir bölüm ve daha sonra istemedikleri işlerde çalışacaklardı…

    Peki çözüm var mıydı ?

    Öncelikle cevaplanması gereken sorular vardı, İlerde mutlu olmak ve ideallere yakın bir hayat ve iş için ne yapmak gerekiyordu ? O an aklıma Dünya’yı gezmek değişik diller ve kültürleri öğrenmek ve bu hayat tarzına dayalı bir iş yapma fikri doğdu, uygun meslek ne idi peki ? Dış Ticaret !

    Bu yolda yapılması gerekenler basitti dil öğrenmek ! Anasınıfından beri özel okullarda okuduğum için İngilizceyi öğrenmeye erken yaşlarda başlamıştım ancak sadece ben iyi ingilizce bilmiyordum.. benimle aynı koşullarda olan herkes ingilizce biliyordu.. Peki onlar hangi dilleri bilmiyorlardı ? İspanyolca,İtalyanca,Almanca,Fransızca … bu dilleri bilmek elbette ki bir artı idi ama ağırlığı neydi bana ne kazandıracaktı… Hangi dilleri öğrenmek gerekliydi ve ben hangi dilleri öğrenmek istiyordum ? Cevap veriyorum : Japonca ve Rusça şanslıydım ve aileden gelen bir yeteneğe sahiptim, şansım geleneği bozmayarak Özel bir Üniversiteye girmiştim ve imkanları oldukça çoktu aileden gelen bir yeteneğe sahiptim çünkü Annem’de yabancı dil öğretmeniydi, ve ailemde Dedem,Ananem,Babam ve elbette ki Annemde yabancı dil bilen,yetenekli kişilerdi. Dört yıl boyunca üniversitede bu iki dile yoğunluk verdim, çünkü ileride bu iki ülkeye gidip iş yapacaktım…

    Üniversite bitince Dış ticaret ile ilgili çalışmaya ve aynı anda Dış Ticaret Vakfının uzmanlık eğitimlerine katıldım. Orada gelen eğitmenlerden biri benim düşünce vizyonuma çok yakındı, birçok insanın algılamakta sıkıntı çektiği ve göremediği fırsatları uzun süre sadece benim görebildiğimi zannetmiştim, ancak bu hoca diğer bir çok kişiden çok farklı bir vizyona ve bakış açısına sahipti, fikirlerimi kendisine açtığım zaman ilk defa tam olarak anlaşıldığımı fark ettim. Bu kişi Aydın Sezer üstatdı. Değerli hocamın yaşamı, kariyer yolları ve kişisel duruşunu kendime örnek olarak aldım,alıyorum ve alacağım. Kişisel blogunda ki yazıları o kadar lezzetli ve doyurucu ki hiç kimsenin mahrum kalmaması gerekir ve size tavsiyem Aydın Sezer’in ilk yazısından itibaren sindire sindire bütün yazılarını okumanızdır.

    Aydın Sezer’in Kişisel yorum sitesi : http://aydinsezer.com/

    Aydın Sezer Kimdir ? Yanıt için : http://www.bcdtr.com/Danismanlarimiz_Aydin_sezer.html

    Peki başlık ile bu konuların ne ilgisi var diyenler için devam edelim, denklemimize…

    Moskova – Ankara > 0 ve ya Moskova – Ankara < 0 ya da  Moskova – Ankara = 0

    karşılaştırmaları yapanlar denklemi doğru kurgulayamamışlardır ! Doğru denklem ve yanıtı ise Moskova +Ankara = (Dünya/2)

    Tags: , ,

  • Çankaya

    Çankaya

    Cemal Süreya, Ankara’yı iyi kalpli bir üvey anaya benzetsede Ankara benim öz annemdir. Sadece benim doğduğum yer değil annemin ve babamında doğduğu yer Ankara olması dolayısıyla belki ananem bile olabilir çok emin değilim… Ankara benim için gri,küçük ve hayatın yavaş aktığı düzenin ve huzurun olduğu denizin olmadığı Tunalı,Bahçeli,Oran ve Eğmir’den ibaretti… Bazı açılardan Moskova’ya da benzediğini düşünürdüm Moskova’yı görmeden mesela ruhsuz büyük gri devlet binaları ile…. Ankara’yı hiç bu kadar özleyeceğimi fark edememişim ve Ankara gözüme hiç bu kadar güzelde gelmemişti… Belki 5 aydan sonra ilk defa güneş görmek insanı böyle etkiliyorda olabilir…

    Neyse zorlu ve uzun bir yolculuktan sonra salı sabah 04:30 gibi Ankara’ya ulaşabildim. Aslında bazı zamanlar yolculuk eğlencelide oldu… Uçağım 18:40 ‘da idi sheremetyevo havalimanı okula olukça uzak olduğu için trafiğin durumunuda tam bilmediğimden dolayı ve daha önce ki deneyimim 3 saat trafikte beklemekle geçtiği için biraz erken çıkmaya karar verdim.

    Daha önceden okulda rus bir arkadaş ile anlaşmıştık havalimanına 700 ruble gibi çok uygun bir fiyata götürecekti ancak sınavı olduğu için bu mümkün olamadı.  Geriye ise ya metro ve otobus ile havalimanına ucuz yollu bir şekilde gitmek vardı ya da taksiyle pazarlık edip en az 1500 ruble ile gitmek… Tabi yaklaşık 30 kilo yük ile metro ve otobüs çok akla yatkın gözükmemekte idi okulun önünde duran ilk taksiye yaklastım ve skolka sheremetyevo ? dedim tercüme etmeye çok gerek yok sanırım… Taksici burda herzaman yaşadığım şu soruyu sordu Türk müsün abi ? Evet dedim Taksicimiz Azeri çıktı ve yalvar yakar 1500 rubleye beni götürmeye razı oldu. Yolda ya seni rayonda bırakayım şöyle yapayım böyle yapayım felan diyordu ki valla dedim abi Terminal 2 yanarım yapma etme men bilmirem başa düşiir ? beli ? diyerekten 4. yabancı dilimiz olan azericemizi konuşturarak anlaştık. Hiç trafik yoktu havalimanına biraz erken geldim.

    Neyse saat ve zaman yavaşladı bekle bekle en sonunda check in işlemleri başladı… Havalimanında güvenlik çok sıkı ayakkabılarınıza kadar çıkartıp aranıyorsunuz ve değişik bir xray cihazına girip eller yukarı teslim ol duruşunda bulunup size check up yapıyor. Bu yetmiyormus gibi birde tekrar üstünüzü arıyorlar. Neyse bunuda atlattık sonra hayatımda gördüğüm en berbat ve moskova’nın içinden de pahalı olan duty free ile karşılaştım. Sonra gene bekle bekle ve işte aksiyon başladı uçakta yoğun bir Azeri yolcu vardı…

    Arkamda 2 Azeri abimiz ve bir de rus bayan arkadaşları vardı. Abilerimiz uçağa ilk bindikleri andan itibaren hostlardan ve hosteslerden  panik bir halde isteklerde bulunmaya başladılar. Kabin görevlileri Türkçe konuşuyor anlaşamıyorlar ingilizce konuşuyorlar anlaşamıyorlar ortalıkta bir heyecan fırtınası esiyor çünkü dört bir yanları heyecanlı ve istekli Azeri abilerimizle dolu… kimisi su istiyor, kimisi daha uçak uçmadan çakır çakır deyip duruyor. Kimisi telefonunu kapatmıyor kabin görevlileri hepsini çok güzel yönettiler ta ki yemek servisine kadar… Yemek servisinde Hostes chiken or pasta diyor azeri abiler abla menem başa düşmiir türçesi niçedir ? diyor Hostes Tavuk ve ya makarna hangisini istersiniz diyor ? Abilerimiz koyun koyun demeye başladı.. Yok efendim Tavuk veya makarna abilerimiz makaroni makaroni demeye başladı sonra efendim chiken tavuk ? koyun demeye başladılar yaklaşık 20 dk koyun koyun diyerek geçti ben artık dayanamadım gülmekten halim kalmadı kuritsa ili makaroni dedim azeri abilermize hostes abla bana çok bozuldu ingilizce olarak “please fasten your seat belts” dedi. Bende dediğini yaptım sonra Ne içilecek mevzusu geldi sahar sahar demeye başladılar hostes abla gene ne yapacağını şaşırdı… tutturdular sahar sahar o sahar muhabbetinede 10 dk dayanabildim gene atladım şeker istiyorlar dedim sonrasında hostes abla bana açıklama yapma ihtiyacı duydu ama ben ne içeceklerini sordum şeker içilmez ki ! dedi. Neyse sonra abiler çakır çakır demeye başladılar. Çakırda kırmızı şarap demekmiş sanırım bende uçakta öğrendim.

    İşte buda böyle bir anımdı. Ankara çok güzel kuşlar felan güneş aydınlık ve açık bir hava… dar ve bozuk yollar…

    Tags:

  • Moskova’da büyük bir heyecan var yeni yıl ve 10 günlük uzun bir tatil geliyor. Alış veriş merkezleri yılbaşında rus kültürü için klasikleşmiş Şampanya ve Çikolatalarla dolu… Hindi pek göremedim… Noel ve Yılbaşı Ruslar için çok önemli herkes bir telaş ve heyecan içersinde insanlar Noel Ağaçları alıp eve taşıyor bu hergün göreceğiniz bir manzara ve her yerde irili ufaklı sahşi ve ya devlete ait heryerde ufak ve dandik yılbaşı süsleri var. Büyük alış veriş merkezlerinde de bu dandik süslemeleri görebiliyorsunuz ki Bu beni çok çok şaşırtıyor Yılbaşına bu kadar önem veren insanlara sahip bu toplum yılbaşının ve ya noel ruhunu yansıtacak olan şeylerle çok uğraşmıyor burada en önemli şey yılbaşında nereye gidilecek olması. Genelde Ruslar Daça (Дача) denilen yazlıklarına gidiyorlar. Bu sovyet zamanından kalma bunglow tipi ahşap ya da o tarzda olan ufak evlerinde arkadaşlar 2 gün boyunca başta şampanya olmak üzere çeşitli içki ve lezzetsiz yemekler yiyerek eğleniyorlar. Bir başka grup ise evinde arkadaşlarıyla 2 gün boyunca içerek eğleniyor. Maddi durumu iyi olan diğer grup ise Kluplerde eğleniyor. En ucuz klublere bile yılbaşı nedeniyle girmek en az 2000 ruble gibi fiyatlardan başlamakta yani 100-120 YTL civarı…

    Bir başka seçenek ise Kızıl Meydan bir Açık Hava diskosuna dönüşüyor yerler çam şişe kırıklarıyla çok tehlikeli bir hal alıyor…. İstanbul Taksimde Türkiye Vatandaşı olan Erkeklerin içip içip turist bayanlara sarkıntılıklar yaptığını havaya ateş edenlerin bir kaç masum insanı yaralayıp ve hatta ölenlerin olduğunu hatırlarsınız… Kızıl Meydan’da da rus kızları içip içip sapıtarak erkeklere sarkıntılık yapmak gibi bir gelenek sahibiler.

    Ben son iki yılımı biri askerde devletimizin bana istikak olarak bir adet muz ve 50 g karışık kuruyemiş vererek koğuşta hep bir ağızdan türküler söyleyerek ve komutanlardan binbir güçlükle izin alarak dışardan baklava getirtterek kutladım diğerindede yurt dışında ailemden uzak bir şekilde kutlayacağımdan dolayı biraz buruğum. Çünkü Annemin yılbaşında yaptığı mükemmel yemekler ve o ruhu yansıtan en ufak ayrıntıyı bile büyük bir doğallıkla ve kusursuzlukla düşnerek yansıtması Annanemin ve Dedeminde bizim yanımızda olması tombala felan oynamasakta aile sohbetlerimizle renklenen o ortam ufak hediyeler verilmesi Ankara’da dışarda arkadaşlarımla ve kızlarla geçirdiğim yılbaşılardan bile daha güzeldi. Elbette Moskova’da da arkadaşlarımla ve Ankara’da ki kızlardan daha güzel Rus kızlarıyla Noel’in ve yeni yılın ruhu üzerine Rus dilinde sohbet edip Ruscamı biraz daha geliştireceğim. Ama aklımda hep Ankara’da ki evimizde babam,annem, dedem ve ananem ile yuvarlak masamızda oturup Annemin ve annanemin birlikte hazırladıkları o mükemmel yemekleri ve en lezetli meze olan sohbetlerimizi özlemle hatırlayacağım.

    “Yılbaşını aileniz ve sevdiklerinizle gerçirmeniz dileğiyle…” deyimi üzerine pek düşünmemiştim ve hatta çok dikkat bile etmemiştim sadece bir kalıptı ruhsuz yılbaşı tepriklerinde ve ya boş forward maillerde. Şimdi pekde boş bir deyim olmadığını anlıyorum. Eğer sizde bu gibi şeyleri anlamak istiyorsanız Moskova,New York,Los Angles,Tokyo,Dubai,Londra tam size göre yerler …

    Tags: , , , ,

  • Macera başlıyor;

    İstanbul Atatürk Havalimanından Moskova’ya 2 Eylül tarihinde uçacağım. İstanbul’da biraz kalarak dostlarla vakit geçirmek için bugün Ankara’dan ayrılıyorum.  Yolum uzun; yüküm ağır. Moskova’da ki bütün maceralarım bu blogda yerini bulacak.  Arkamdan geleceklere iyi bir kaynak olması umuduyla…

    Ankara, 29 Agustos 2008

    Sadece eğitimliler özgürdür!

    Epiktetos

    Tags: , ,

   

Recent Comments

  • Dediğin doğru Türkiye ve Rusya bunu bir şekilde atlatır...
  • Güzel olmuş eline sağlık. Uranyum olayını da ekle.
  • Koltuklar bürosit gibi sanki!...
  • çok çok teşekkürler,çok yararlı kaynak,sözlük gerçe...
  • Merhaba Ruscaya yeni başladım ve sitenizde çok yararlı b...