• Kısa ve net

    Türkiye ve Rusya ilişikilerinin bulunduğu bugün ki nokta…
    Dün Türkiye, Rusya’nın yapmış olduğu sınır ihlalini gerekçe göstererek Rus savaş uçağını vurarak düşürdü.

    Türkiye ve Rusya bundan çok daha zor  durumlarda tarih içinde bulundular ve hepsini atlattılar.

    Peki Türkler ve Ruslar Neler yaşadılar ?

    Savaştılar; 1568’den 1917 yılına kadar… 1878’de İstanbul’a Çarlık ordusu girdi ve Yeşilköy’ü elegeçirdi buraya Anıt diktiler (Ayestefenos Anıtı).

    1917’de Rus devrimi Anadolu’daki Kurtuluş savaşını destekledi. Kurtuluş savaşı zamanında Türkiye’ye Askeri ve Silah yardımı yapıldı.

    İkinci Dünya Savaşına kadar Sovyetler Birliği ve genç cumhuriyetin arası oldukça iyiydi.

    İkinci Dünya Savaşından sonra Soğuk Savaş dönemi ilişkiler gerildi.

    1991 yılında Prestorayka ile yeni bir sayfa açıldı eskiye nazaran ilişkiler siyasi, ticari, eğitim ve politika anlamında gelişti…

    Rusya’da yaşayan Türkler bugüne kadar birçok kriz yaşadılar ve hepsini birşekilde atlattılar…

    Rus Halkı da bir çok buhran yaşadı ve hepsini atlattı…

    Rus diplomatları, politikacıları, devlet adamları çarlık zamanından itibaren soğuk savaş dönemi ve şimdiye kadar birçok ülkeyle benzer ve daha kötü sıkıntılar yaşadılar ve bunları bir şekilde geçtiler…

    Türkiye’nin arasının bozulduğu ilk ülke Rusya değil bu bağlamda bizim devlet adamlarımız, politikacılarımız, diplomatlarımız bu konuda deneyimliler.

    Kısacası dün ve bugün yaşandı ve yaşanıyor… Peki ya Yarın ne olacak ? Nasıl bir Yarın istiyoruz ?

    Rusça’da en sevdiğim sözcük Mir (Мир). Bu sözcüğü Mir Uzay İstasyonundan duymuş olabilirsiniz anlamı ise dünya ve barış demek.

    Hayatı savaş meydanlarında geçmiş Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri üzerine düşünelim…

    “Yurtta Sulh, cihanda sulh”

    “Birçok zaferler kazandım, fakat bunların en büyüğünden sonra bile her akşam savaş alanlarında ölen bütün askerleri düşünerek içimden derin bir keder duyuyorum.”

     

     

    Tags: , , , ,

  • İş seyahati nedeniyle Şubat ayı içersinde Belarus’ta bulundum… Burada başkent Minsk , Brest ve Vitebsk şehirlerinde seyahatler gerçekleştirdim…

    Belarus ilginç bir ülke ve ticaret daha da ilginç…

    Belarus Nufusu 9,5 milyon kişi ve düşmeye devam ediyor

    Başkent : Minsk Nüfusu yaklaşık 2 milyon kişi…

    %80 Ortadoks bir Nüfus geriye kalan %20’lik kesim ise Katolik ve diğer dinlere mensup… Tabi %80’lik ortadoksların hemen hemen yarısı %40’lık bir nüfusunun inancı bulunmakta diğer geri kalan %40 ise kendisini inançsız olarak tanımlamaktadır.

    Nüfusun yarısı %51 Devlet tarafından istihdam edilmektedir.

    Sovyetler döneminden itibaren bir sanayi ülkesi olarak tasarlanan Belarus; Maz Otomobil fabrikasını barındırmakta dev madencilik araçları Belaz… İş ve tarım makinaları gibi sovyet döneminden kalma fabrikalar halen üretim yapmaktadır.

    Rusya,Polonya,Ukrayna,Litvanya ve Letonya ile çevrili…

    Kendi dilleri Belarusça ancak pek yaygın kullanımı yok herkes Rusça konuşmakta…

    Türkiye vatandaşlarına vize uyguluyorlar ve vizeler oldukça pahalı[Bu yazının yazıldığı tarihten tam bir gün sonra 29 Mart 2013’te Dış İşleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu Belarus’a bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi Belarus Dışişleri Bakanı Vladimir Makei ile bir araya geldi ve görüşmenin ardından yapılan imza töreninde iki ülke arasında Vizelerin Karşılıklı Kaldırılmasına ilişkin Anlaşma ile Türkiye-Belarus Geri Kabul Anlaşması imzalandı. Bu ziyaret ile  Ahmet Davutoğlu Belarus’u ziyaret eden ilk Türk Dış İşleri Bakanı oldu…] Bu gelişme Belaurs ile Türkiye’nin arasında ki her tür ilişikiyi geliştireceği kuşkusuz bir gerçektir… Proaktif Türk Dış Politikasının ve hükümetin dinamik yapısının bir başka göstergesi ve başarısı olduğunu kabul etmek gerekmektedir… Umarım aynı başarıyı Özbekistan ve Türkmenistan‘da da gösterebilirler…

    Belarus vizesi için http://turkey.mfa.gov.byadresinden  gerekli evrakları ve fiyatları bulabilirsiniz… Pek ucuz sayılmaz ve çok evrak istemekteler… Ayrıca Belarus Devlet Şirketinden Seyahat Sağlık Sigortası yaptırılması gerekiyor…

    Yani elinizi kolunuzu sallayarak girmek pek mümkün değil…

    1991 yılında Sovyetler Birliğinin Liberalleşen ve çözülme sürecini getiren açılımlarına karşı yapılan darbe girişiminde Belarus Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti en başta yer almakta idi… Ancak bu başarısız darbe girişimi dönemin Belarus devlet başkanı Mikalay Dzyemyantsyey’un Gorbaçov tarafından görevden alınmasına sebebiyet verdi…

    Biraz daha geriye gittiğimiz zaman Belarus 2.Dünya savaşı sırasında  Nazi Alman işgali altında kaldı…

    Sonrada Stalin dönemi…

    Ancak Belarus Rusya ve Sovyetler ile ilişkileri hep iyi olmuş bir ülke komşuları Baltıklar ve Polonya’dan farklı olarak…

    Ekonomik açıdan günümüzde 2011’de ciddi bir kriz yaşamış ve enflasyon oranı 1990’lar Türkiye’sini hatırlara getirmektedir… 2011’de %108,7 gibi güzel bir enflasyon rakamı yakalıyorlar Bu rakamla tüm Avrupada ve BDT ülkeleri arasında birinci oluyorlar… 2012 Enflasyon rakamları ise %25

    Parası oldukça değersiz 1 ABD Doları yaklaşık 8650 Belarus Rublesine eşit…(Mart 2013)

    Herkesin kapalı dediği bu ülkede özet olarak Türkiye ilişikileri ise şu şekildedir;

    Belarus Bayrağı

    Belarus Bayrağı

    • 25 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını kazanan Belarus’u tanıyan ilk ülke Türkiye’dir !
    • Turkcell, Belarusian Telecommunications Network (“BeST”)’in hisselerinin %80’ini Belarus Cumhuriyeti Devlet Varlık Komitesi’nden toplam 500 milyon ABD Doları bedelle devir almak üzere bir Satın Alım Sözleşmesi imzalamıştır.
    • Türk yatırımcılar inşaat sektöründe de aktif olarak Kamu binaları ve Otel inşaatları gerçekleştirmekteler…

    Siyaset , Ticaret, Hayat ve Ergenekon…

    Belarus ve ya Beyaz Rusya… Beyaz ve ya temiz ülke ve Rus anlamında… Ülke aslında bildiğimiz anlamda Rus değil… Dilide Rusça değil ancak hem Çarlık zamanı hemde Sovyet Rusya sebebiyle Ruslaşmış bir toplum…  Sovyetler Birliğinde Avrupa olarak alıgılanan ve gelişmiş olarak düşünülen Moskova,Kiev ve Minsk üçlüsünün önemli bir aktörü…

    Ülkemizin başkent Minsk’te Büyükelçiliği, Belarus’un ise Ankara’da bir Büyükelçiliği ve İstanbul’da bir muvazzaf Başkonsolosluğu bulunmaktadır. Ayrıca, Belarus’un Adana, Alanya, Antalya, Bursa ve İzmir’de Fahri Konsoloslukları faaliyet göstermektedir.

    BelarusRusyaKazakistan Gümrük Birliği Ortak Gümrük Tarifesine girmiştir.
    Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra 10 Temmuz 1994 seçimlerini kazanarak Beyaz Rusya’nın başkanı sıfatını kazanmıştır.

    Belarus da birçok kişiye sığınma talebi veren bir ülke olarak biliniyor. ABD’den 7, İngiltere’den 4, İtalya ve Çin’den 3’er işadamının da Belarus’tan sığınma talebi aldığı biliniyor.

    Belarus’la Türkiye arasında suçluların iadesi anlaşması bulunmuyordu… Bu nedenle Türkiye’de suç işleyen herhangi bir birey Belarus’a gittiği takdirde yakalansa bile iade edilemeyebilir. Bu sebeple Belarus’a kaçan isimler ve hikayeleri şöyle 24 yaşındaki Sinem Yalçın’a  cipiyle çarpıp kaçarak ölümüne neden olmaktan ceza alan firari Faruk Kalkavan Belarus’ta yakalanıyor…

    Minsk'te çok sayıda Kumarhane bulunmakta

    Minsk Casinolar şehri

    Adalet Bakanlığı’nın devreye girmesi ve Belarus hükümetiyle iletişime geçmesiyle Kalkavan, 8 Kasım 2011’de Belarus polisince gözaltına alınmıştı. Ancak iki ülke arasında karşılıklı olarak suçluları iade anlaşması olmadığı için Kalkavan’ın Türkiye‘ye nasıl iade edileceği bir türlü netlik kazanamıyor…

    Türk ve Belaruslu yetkililer arasında o tarihten bu yana süren görüşmeler, sonunda netice verdi. Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Daire Başkanlığı yetkilileri, 9 Ağustos’ta Faruk Kalkavan’ı Türkiye’ye getiriyor. Kalkavan, kalan cezasını çekmek üzere Ümraniye Cezaevi’nde A3 koğuşuna konuluyor… Faruk Kalkavan’ın yakalanması ise Rahmetli Sinem Yalçın‘ın babasına gelen isimsiz bir mail ile oluyor… Faruk Kalkavan kendi pasaportuyla Minsk’te üniversiteye yazılıyor iş yeri açıyor şirket kuruyor ve Pionerskaya Ulitsa Dom. 36’da kalıyor…

    Bunun haricinde Ergonekon Davası sürecinde kaçan Tümgeneral Mustafa Bakıcı,8 Ağustos 2011’de hakkında yakalama kararı çıkarılayor. Yapılan incelemede Tümgeneral Bakıcı‘nın Belarus’ta olduğu belirleniyor. Bakıcı‘nın kaçmadan önce bütün banka hesaplarını boşalttığı ve yanına yüklü miktarda para aldığı söyleniyor.

    Ayrıca Ergenokon Davası sanığı Bedrettin Dalan 1984-1989 arasında İstanbul’un ilk Büyükşehir belediyesi başkanı. İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi’nin kurucusu. Belarus’ta olduğu basına yansıyan haberler arasında yer aldı…

    Türkiye Aralık 2012’de Belarus ile adli yardımlaşma imzalıyor… Artık eskisi gibi Belarus’a kaçmak tam bir çözüm olmayacak gibi gözükmekte bazıları için…

    Minsk’te bunların haricinde göze çarpan bir başka unsur ise Kumarhaneler ! Her köşe başında bir kumarhane bulunmakta bununla birlikte Gece Kulupleri,Striptiz Barlar ve Fuhuş çok yaygın ve ulaşması kolay siz ulaşmaya çalışmasanız bile onlar size ulaşacaklardır…

    İhracat

    Belarus‘un en büyük ihracat partneri Rusya sonra Hollanda ve ardından da Ukrayna gelmekte. Belarus’un tüm ihracatında Rusya‘nın payı ise %33 civarında…

    • 2011 yılı itibari ile Belarus’un tüm dünya’ya olan ihracatı 40 milyar dolar
    • Türkiye’nin ise aynı dönemde 150 milyar dolar
    • İhracat kalemleri:Mineral,İş Makinaları,Tarım ürünleri v.b…

    İthalat

    Belarus‘un ithalatı ise gene birinci sırayı Rusya almakta ve sırasıyla Almanya,Çin,Ukrayna ve Polonya yer alıyor…

    • İthalatının en önemli kaleminde Enerji yer almaktadır…
    • 2011 yılı itibari ile İthalat rakamı 46 milyar dolar...
    • 6 milyar dolar açık vermiştir 2011 yılında…

    Türkiye’den Colins Markasını her yerde görmek mümkün tüm mağazalarda her yerde Çin malları bulunmakta ayrıca Laleli mallarıda tüm Belarus şehirlerine dağılmış durumda…

    Sovyetler Birliğinin ardılı BDT‘nin Yönetim merkezide Minsk”te bulunmaktadır…

    Devlet Başkanı

    Alexander Lukaşenko

    Alexander Lukaşenko

    Belarus Devlet Başkanı

    Numan Kurtulmuş‘a olan dikkat çekici benzerliğinin yanı sıra Lukaşenko oldukça ilginç bir isim…

    Kısa kısa başlıklarla;

    1954 doğumlu.

    ABD ve AB kendisine vize vermemektedir.

    Sovyet Döneminde Gorodets Devlet Çiftliği ve inşaat malzemeleri fabrikasında müdürlük yaptı.

    1990 yılında politikaya giriyor ve 1994’te Devlet Başkanı oluyor…

    Resmi olarak eşiyle evli gözükmesine rağmen ayrı yaşamakta ve kişisel doktorundan gayri meşru çocuğu bulunmakta…

    Avrupa’da kendisi için Avrupa’nın son diktatörü denmekte…

    Basına yansıyan bazı demeçleri ve haberler ise şöyle;

    • “Batı Afganistan‘da milyonlarca insan öldürdü. Ardından petrol ihtiyacı olduğu için Irak’a girdi. Örneğin onlar için Sarkozy ‘büyük bir demokrat’. Önce Libya‘nın öldürülen lideri Kaddafi‘den 150 milyon dolar aldı, 3 yıl sonra da üstüne bomba yağdırdı”
    • Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri; Lukaşenko‘nun Devlet Başkanlığını kabul etmemekte siyasi ve ekonomik yaptırımlar uygulamakta… ABD ve Avrupalı firmalarının Belarus ile ticaret yapmasını yasaklıyor…
    • 2008 yılından itibaren Belarus yönetimi ile Rusya arasında ilişkilerin bozulması ve Lukaşenko’nun Batılı ülkelerle yakınlaşma çabasına girmesi, bu yasağın askıya alınmasına neden oluyor…
    • 2011 yılında Avrupa Komisyonu Başkanı, Barroso, Lukaşenko‘yu Kiev’deki zirvenin dışında tutmak istiyor ve Lukaşenko; Barroso‘ya ağır sözler sarf ediyor.
    • 11 Nisan 2011 tarihinde Oktyabrskaya Metro istasyonunda Bomba patlıyor ve 15 kişi ölüyor. Bu olay tamda büyük ekonomik sıkıntılarla çalkalanırken oluyor… Suçlular Vitebsk şehrinden 1986 doğumlu iki Belarus’lu olarak tespit ediliyor yargılanıp kurşuna diziliyorlar…

    Rusya ile ilişkiler geriliyor…

    • 1990 yılından 1995’e kadar Ekonomisi Rusya’dan alınan gaz karşılığı mal mukabili ödeme ile toplarlanıyor…  Bu nokta çok ilginç Rusya’ya gaz veriyor ve Rusya’ya süt,ekmek,makina ve tarım ürünleri ile ödeme yapıyor ısınmak için…
    • Belarus’un Rusya’ya olan enerji bağımlılığı %90 seviyesindedir. Rusya’nın 2 Miyar dolarlık kredi açtığı Belarus peyder pey bu parayı almakta ancak son pakette Rusya elini biraz ağır tutunca ilişikiler gerilmeye başlamıştır aslında Ödenecek tutarın hangi para cinsinden olacağı konusunda sıkıntı çıkmıştır… Belarus bu parayı Dolar olarak isterken Rusya bu parayı Ruble olarak ödemek istemiştir.Bu gerçekten tam bir çıkar çatışmasıdır… Rusya’nın bu parayı Ruble olarak ödemesi kendisine maliyeti oldukça düşük olacak ve paranın dönüşüde kendi üzerinden olacak Rusya; Ruble olarak kredi verdiği anda çifte kazanç sağlamaya başlayacaktır… Ancak kapalı ekonomiye sahip olan Belarus’un zaten açık veren Dış Ticaret’i ülkenin en basitinden ihtiyacı olan malları direk özgürce Dolar ile alabilecek iken Rusya’ya bağımlılığını iki katına çıkartacak olan bu durumu istememiştir… Lukaşenko; Rusya’ya olan bağımlılığınıda azaltma yolu aramaktadır; Bu bağlamda Gürcistan ile sıkıntılı olan Rusya ilişikilerinde; Gürcistan‘dan taraf olarak bir hamle yapmıştır…Bunun üzerine Rusya Belarus’tan gelen ihracata çeşitli sebepler bularak durduruyor… Gazprom fiyat farklılığından dolayı Belarus’tan gaz parası istiyor eğer vermezse gazı keseceğini belirtiyor…

    İsveç’li bir reklamcının pırpır bir uçakla gizlice Belarus hava sahasına girerek 800 adet oyunca ayı ile Belarus’a saldırmasının bedelini İsveç Devleti acı bir şekilde ödemiştir.Belarus diplomatik ilişikilerini kesimiş Generallerini ve bir takım bakanları görevden almıştır…

    Ekonomik ve siyasi yönden izole olan bu görece 9,5 milyonluk Ülkenin durumu Batı’da Sovyetleri halen yaşatıyor gibi gözüksede sosyalist politikalarında sovyetlere nazaran devam etmediği görülmektedir. Zenginlerin gayet lüks bir şekilde yaşadığı ortalama halkında gelir durumunun sağlık ve eğitim olarak standartların altında olduğu söylenebilir…

    Belarus’ta Türk Sermayesi ve Türkiye ile Ticari Hacim

    Türk Sermaye Derneği: www.atk.by

    Belarus Türk İşadamları Derneği: www.betid.org
    Türkiye'nin Belarus'a İhracatı

    Türkiye'nin Belarus'a İhracatı

    • Sağ tarafta ki grafikte de görüleceği üzere Türkiye’nin ihracatı son 3 yılda büyüme kat etmektedir.

    2010 yılından 2012‘ye bakıldığı takdirde %30‘luk bir büyüme göze çarpmakta…

    Ancak 2012 rakamı oldukça küçüktür 264,5 Milyon Dolar Bu rakamı 2011 yılı değeri ile karşılaştırdığımız da bile Türkiye’nin Belarus’un ihracatında ki payı 1000’de 6 gibi küçük bir rakam…

    Türkiye’den İhracat kalemleri ise Tekstil,Plastik,Meyve Sebze,Kuruyemiş v.b….

    Görüldüğü üzere ticari ilişikilerimiz oldukça düşük ve ilkel bir seviyede bulunmaktadır…

    Aşağıda benim Minsk’te çektiğim bir kaç fotoğrafa göz atabilirsiniz…

    Özet ile hem Belarus’un hem de Türkiye’nin Belarus ile olan ilişikilerinde alacağı daha çok yol bulunmakta… Bu kadar sanayisi iyi ve yüksek potansiyeli olan ve eğitimli nüfusu sahip, İnsan sayısı çok fazla olmayan coğrafi konumu itibari ile avantajlı olabilecek bir ülke potansiyeline sahip iken izole olması,Kumarhanelerle dolu olması, suni bir ekonomiye sahip olması ile potansiyelini değerlendiremeyen bir ülke izlenimi çizmektedir.

    AB,ABD ve Rusya ile çatışmak yerine daha liberal,serbest, özgürlükçü ekonomik ve siyasi bir çizgide bulunursa başta ABD ve AB’den bir çok yardım ve destek görebilir buna ek olarak diplomatik olarak Rusya ile de denegeli ilişkiler geliştirebilirse bölgenin en iyi refah durumuna sahip bir ülke olabilir… Genede dışarıdan bakıldığı kadar ya da en azından Özbekistan kadar kapalı bir ülke olmadığını söyleyebilirim…


    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

  • Yarın’dan itibaren buyuk seyahat başlıyor… Moskova’dan Yaroslavl şehrine araba ile geçeceğim. Yaroslavl’da 2 gün kaldıktan sonra Tren ile Moskova ve ordan da Metro ile diğer bir tren istasyonuna geçerek Smolenks şehrine gideceğim ve sonrada tekrar trenle Moskova ve son durak İstanbul…. Daha önce İstanbul’dan Atina’ya tren ile seyahat etmiştim ancak Rusya’da tren ile ilk defa seyahat edeceğim bakalım nasıl olacak göreceğiz….

    Tags: , ,

  • Kazanskiy

    Kazanskiy,Petersburg

    Saint Petersburg,Leningrad,Sankt Petersburg ya da Petrograd

    Benim için İsveç kökenli gitar virtiözü Malmsteen’in Live in Leningrad konser videosuydu bir zamanlar… Hafızam beni yanıltmıyorsa 1989’da gerçekleşen o konser efsanedir hala…

    Rusya’da yüksek lisansa giriş sınavları için tarihe çalışırken Moskova Devlet Üniversitesi yayınları karışık gelince Akdes Nimet Kurat’ın TTK’dan çıkan Rusya Tarihi kitabında Petro’nun İsveç’ten savaşarak aldığı ve Çarlık Rusya’sının yeni başkenti ilan ettiği bir şehir olarak aklımın derinliklerinde yer etmişti. Petro’nun küçük yaşlardan itibaren Denizi olmayan ülkesine ve Moskova’da geçirdiği zamanlarda taktik ve teknik olarak hazırlanmasını oldukça güzel olarak anlatır o güzel kalın kitap…

    Sovyetlerin Leningradı Çarlık Rusya’sının Petrograd’ı ve şimdinin St Petersburg’u Rusya’nın makus talihini değiştirmesi Avrupaya açılan bir köprü olması açısından önemli 2.Dünya savaşında ise 1941 yılından itibaren 29 ay boyunca yaklaşık 2 buçuk yıl Nazi kuşatması altında kaldı açlık ve kıtlıktan kırıldı 1 milyondan fazla insan açlıktan ve yokluktan öldü…

    Sovyetler’de sovyet olmayan Rusya’da da Rus olmayan bu şehir Dünya bilinç altında Beyaz Geceler,  Dostoyevski Romanları ve Ermitaj müzesi ile yer alır.

    İstanbul ne kadar Türkiye ve Anadolu’dan farklı ise Petersburg’da Rusya’dan o kadar uzak bence…

    Hava koşulları bir problem olarak adlandırılıyor gerçekte yaşanacak bir şehir değilken Çar’ın büyük çabaları ve zorlamaları sonucu güzel bir şehir haline getirilmiş (en azından mimari açıdan)…

    Hava’nın soğuk olması sanılanın aksine Rusya’da büyük bir problem teşkil etmemektedir. Petersbug’un en büyük klima problemi bence Güneş’in olmaması saat 12:30-13:30 arası alacakaranlık şeklinde açıklayabileceğim Türkiye’de sabah Saat 06:30 gibi bir aydınlanma oluyor ve o kadar geriye kalan ise gece karanlığı işte size petersburg…

    İlk gün Sabah uyanınca sanırım yanlış kalktım dedim ancak pencereden bakıpda arabaların vızır vızır geçtiğini görünce kendime gelmem çok zor olmadı…

    Şehrin merkezi Nevskiy Prospekt ben metro ile gittim ve istasyondan çıkınca neye uğradığımı anlayamadım…

    Kafanızı nereye çevirirseniz orada farklı ve destansı güzellikte birşeyler görüyorsunuz (Rus kızları anlamında değil) Gastrabayter(Misafir çalışan- “Гастарбайтер”) yokluğu yani tacik,kırgız v.b. sovyetlerin geride bıraktığı orta asya kökenli ucuza iş gücü yok…

    İnsanlar daha sakin ve daha dost canlısı gibi belkide biraz sanatsal… Moskova’nın o yorucu ve insan dışı temposundan yoksun ama yaşamak için bence pek uygun bir şehir değil…

    Bu şehirden etkilenmemek pek elde değil… Her gittiğim şehirde Moskova’nın ne kadar çirkin bir şehir olduğunu bir kez daha anladım…

    İş için ise Finlandiya’nın ve Avrupa’nın egemenliğinde bir çok sektör… Rusya’nın Avrupalı kısmı…

    Unutmadan ben müze gezmeyi çok severim dünyada ve türkiye’de bir çok müzeyi gezerim derdim ama ben hiç müze gezmemişim dedim Ermitaj’ı gördükten sonra…  sanata doymak için birebir…

    Bu arada Bu yanda gördüğünüz ise Kazanskiy Katedrali Sovyetler döneminde Ateizm Müzesi olarak kullanılmış bence Petersburg’un en etkileyici eserlerinden birisi…

    Tags: , , , , , , ,

  • Domedodovo Uluslararası Havalimanında gerçekleşen saldırı hiç kuşkusuz başta Moskova’da yaşayan herkesi tekrar germiş eski günlere götürmüştür… Moskova ve Rusya ile iş yapan insanları sürekli seyahat edenleri Rusya’da ve Moskova’da yakınları bulunan herkeside etkilemiş bulunmaktadır. Domedodovo havalimanının söyle bir özelliği var charter tarzı uçuşlar sık ve ucuz uçuşların gerçekleştiği alternatif bir havalimanıdır. Ankara – Moskova direk uçuşlarıda bu hava limanına yapılmaktadır. Benim için ise söyle bir anısı vardır Moskova’da iken ziyaret için yanıma gelen babamı karşıladığım havalimanıydı. İşte terörün etkisi burda başlıyor aklınıza gelmeyecek şeylerin başınıza gelme olasılığından korkmak !
    Ayrıca son günlerde sadece Moskova değil karışık olan Kuzey Afrika’da da Cezayir, Tunus’da hareketlilikler var diğer ülkeleride saracak mı merakını herkes paylaşıyor.

    Terör eylemlerinin nedenini araştırdığınız zaman genelde siyaseti bulursunuz siyasetin derinine inerseniz ticareti bulursunuz.

    Tags: , , , ,

  • Merhaba Kanal B’de çıktığım Genç Bakış Programını izleyemeyenler için…

    Tags: , , , , , , , ,

  • Moskova ve Ankara12-13 Ocak tarihlerinde T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya’daydı. Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin davet etmişti.

    Moskova ziyaretinde de iki ülke arasındaki çok boyutlu ilişkilerin güçlendirilmesi ve mevcut işbirliğinin daha da geliştirilmesi imkanlarının ele alınacağı kaydedilmişti.

    Ziyarette ayrıca, Rusya Federasyonu Başbakanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında görüşülen konuların takibi ile başta enerji olmak üzere, ortak ekonomik meselelerde görüş alışverişinde bulunulacağı belirtilmişti.

    Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında, ”Türkiye’de Nükleer Santral Tesisi Konusunda
    İşbirliği Ortak Beyannamesi” ile ”Bitki Karantina Alanında İşbirliği Anlaşması” imzalanmıştı.

    Başbakan Erdoğan, basın toplantısında yaptığı konuşmada iki ülke arasında vizelerin kaldırılmasına yönelik çalışmaların başlatılacağını belirterek, ”Az önce müjdeyi Sayın Başbakan verdiler. O da vizelerin kaldırılması noktasındaki çalışmaların taraflarca başlatılması süreci… İnanıyorum ki bu buluşmamızın önemli yanlarından biri oldu. Temenni ediyorum ki, Sayın Medvedev’in Türkiye ziyaretinde bunu artık karar altına alırız” demişti.

    2010 Haziran ayında Rusya’nın Türkiye’ye bir ziyaret yapması beklenmektedir.

    Ayrıca Başbakan Erdoğan ülkelerimiz döviz noktasında sürekli olarak bir kur baskısı altında ticaretini yapmaktadır. Ve bu kur baskısından kurtulmak üzere yerli paraya geçiş noktasında biz mevzuat çalışmalarımızı tamamladık. Yine değerli dostum Putin’in ifade ettiği gibi, iki bankamız şu anda bu uygulamalara geçti demişti. Yani Türkiye ve Rusya arasında ki ticaret Rus Rublesi ve Türk Lirası ile yapılacağını ifade etmişlerdi.

    Rusya Federasyonu Başbakanı Putin ise Rus şirketlerinin Türkiye’deki özelleştirmelere de katılmak istediğini belirterek, görüşme sırasında tarım alanında işbirliğini geliştirmeyi, Türk tarım ürünlerinin ve beyaz et ürünlerinin Rusya’ya ihracatı konusunu da ele aldıklarını söyledi. Türkiye ile Rusya arasında ulusal para birimlerinin kullanılmasına da değinen Putin, “İki Türk bankası zaten ruble işlemlerine başladı. Türkiye ve Rusya ulusal para birimlerinin kullanılması çalışmalarını sürdürüyoruz” dedi. Vladimir Putin, görüşmelerinde insani konuları da ele aldıklarını belirterek, “vize uygulamasının karşılıklı kaldırılmasını ele aldık. Umarım bu süreç fazla vakit almaz” ifadesini kullanmıştı.

    Kısaca;

    • Vizenin kaldırılması çalışmaları
    • Enerji konusu
    • Nükleer Tesis
    • Ruble – Lira bazlı Ticaret
    • Beyaz Et ihracatı
    • Rus Şirketlerinin Türkiye’de özelleştirmelere katılımı

    Konularının konuşulduğunu anlıyoruz. Vizelerin kaldırılması ne kadar sevindirici bir haber,Ruble – Lira ve Beyaz et ihracatıda çok güzel diyerek bir kamuoyu oluşturulmuştu. Bu yukarda ki başlıkların ilmihali ise hiç yapılmamıştı. Rus-Türk araştırmaları merkezlerinden Stratejik uzmanlar T.V. programlarına isimlerinin önlerine akademik ünvanları yazılarak görüşlerini ve vizyonlarını belirtmişlerdi. Örnek vermek gerekirse Doktorasını Moskova’da yapmış bir Rusya uzmanı T.V. kanallarında şöyle buyurmuştu vizelerin felan kalkacağını zannetmiyorum. Konuşması bittikten sonrada Putin ve Erdoğan basın toplantısında vizelerin kalkacağını açıklamışlardı.

    Bende o günler şans eseri Ankara’da bulunmaktaydım, Rus basınını takip edemesemde Türk basınını takip etme şansına ve eşi benzeri olmayan Rusya Uzmanlarımızı T.V. kanallarında tanıma fırsatı bulmuştum.

    Şimdi size hiç bir yerde duyamayacağınız ve okuyamayacağınız o büyük Rusya uzmanlarımızın bile göremediği siyasetçilerin bile bahsetmediği büyük ekonomist köşe yazarlarınında yazamadığı(belki bilgi yetersizliklerinden dolayı) şu yukarda ki konuların gerçeğini ve yansımalarını bahsedeceğim.

    Ruble – Lira ticareti ne demek ? Değiş tokuş demek Rusya’dan gaz alırım karşılığını Tavuk eti ile öderim, domates ile öderim, portakal ile öderim, ve herşey dahil bir hafta tatil yaptırırım ödeşiriz olmaz mı ?

    Rusya’yla ihracat 2009 yılı itibari ile 3,2 milyar, ithalat 19,7 miyar dolar yani ne demek bu ? ödeşemiyoruz demek Türkiye 16,5 milyar dolar içerde demek. Peki bundan kim karlı çıkar sizce ? Durun ben söyliyeyim Rusya Neden mi ? Çünkü gaz daha değerli.  Geri kalan 16,5 milyar dolar karşılığı Ruble ödemeyi nasıl yapabilir Türkiye ? her nasıl yaparsa yapsın herhangi bir karı olması imkansız. İhracat oranlarını artırmadığı sürece. Peki size bir soru ! Türkiye İhracat oranları artırsa ve öyle bir artırsa Rusya içeri girse tıpkı Türkiye’nin şimdi ki durumu gibi Sizce gene Rusya, Ruble – Lira’ya dayalı ticareti kabul eder miydi ? Evet edebilirdi çok çaresiz olsaydı.

    Enerji konusu  hakkında ise benim söyleyebileceğim pek bir şey yok. Bu konuda Cumhur Ersümer (Enerji Eski Bakanı) ve Mesut Yılmaz(T.C. Eski Başbakanı) dönemi yapılan anlaşmalar,dava dosyaları ve günümüzde ki anlaşmalar detaylı bir şekilde karşılaştırmalı olarak incelenmelidir.

    Nükleer Tesis konusu  ise bu tesis için ihale açıldığı zaman ihaleye teklif veren sayısı nedenleri ile incelenmelidir.

    Gelelim en güzel konuya vizelerin kaldırılmasına ! Evet vizeler kaldırılacak ve buda haziran ayında Rusya tarafından açıklanacak bu büyük gelişme yurtta sevinçle karşılanacak büyük bir siyasi zafer olarak algılanacak ancak vizeler sizlere kalkmayacak,burada çalışan Türk işçilere kalkmayacak peki kimlere kalkacak Rus ve Türk büyük yatırımcılara kalkacak ve belkide şu söze bakalım “Rus şirketlerinin Türkiye’deki özelleştirmelere de katılmak istediğini…” birde bu kadar güzel konu konuşulmuş ama hala Gümrük’te bekleyen Türk malları sorunu TR plakalı Tır sorunu Türkiye’nin Rusya’nın gümrük listesinde C seviyesinde(En düşük seviye) olduğu konuları neden açık ve net bir şekilde konuşulmadı acaba ?

    Birde sizin oralardan görmediğiniz ve bilmediğiniz bir şeyi daha söyleyeyim. Kota mevzuları ! Neden sistematik bir şekilde Türk firmaları kota problemi yaşamaya başladı acaba buralarda ?

     

    Tags: , , , , , , , , , , , ,

  • Ağustos 2009 tarihinde Efes Moskova’da staj yapma imkanı buldum. Genel anlamda orada tanıştığım insanlardan çok şeyler öğrendim. Daha sonra Moskova’da çalışma ve master yapma fikri bana sıcak geldi. Elbette Türkiye’de bazı iş imkanları ve görüşmelerde bulundum. Değerlendirmelerim sonucu bazı kararlar aldım ve şans benden yanaydı. Hiç kimseye nasip olmayacak ve benim yıllar öncesinden planladığım bir durum ve posizyon benim bile beklemediğim kadar erken başıma geldi. Çok genç ve kariyer açısından 5-10 yılları deviren bir deneyimim olmamasına rağmen radikal düşünen bir yönetim kurulu beni Moskova’da ki şirketleri için İş Geliştirme Müdürü olarak istihdam ettiler. Çok hızlı büyüyen ve ekonomik krizin olumlu olarak işlerini etkilediği global çaplı ve piyasada monopol olan eşi benzeri olmayan spesifik işler yapan bir firmada 30 kişilik bir kadroyu yönetmeye çalışıyorum.

    Yönetici olamanın benim için en eğlenceli tarafı toplantılarda ya da bazı görüşmelerde İnsanların bu kadar genç bir yaşta bu konumda olduğuma inanaması ve şarşırması, yüzlerinin o hali beni çok eğlendiriyor.

    İşin benim için en ilginç tarafı ise global sermayeli ve hatta Amerika Menşeli firmalarla yapılan toplantıları bile Rusça yapıyor olmamız. Aslında Rusça yapmak zorunda kalışımız çünkü genelde karşı tarafın ingilizcesi yetmiyor ve sizin Rusça bildiğinizi görünce ingilizce konuşmak istememesinden kaynaklı oluyor.

    Yönetici olmanın bir başka dikkate değer tarafı ise insanların sizi herşeyi bilen en doğru bilen en iyi düşünen her sorunun cevabını bilen biri olarak görmeleri sizden yaşça büyük ve tecrübeli de olsalar siz onların üstünde iseniz böyle düşünmekteler ve sizden her tür sorunlarına çözüm beklemekteler. Her soruya bir cevabınız olması gerekiyor çözüm üreten olamanız bekleniyor.

    Moskova’da yönetici olmayı düşünüyor iseniz ve ya hayal ediyorsanız ve ya Moskova’da yöneticiyiseniz size bir sorum olacak…  Kimleri yönetiyorsunuz ? Rusları mı ? Türkleri mi ? Yoksa Post Sovyet topluluklarını mı ? Bunlar hangi dilleri konuşuyor siz bunları ne kadar anlıyorsunuz ? Kültürlerini ne kadar biliyorsunuz ? Çalışma prensiblerini kapasitelerini ne derece analiz edebilirsiniz acaba ? Bu insanların konuştuğu dilde siz konuşamadığınız onlar gibi düşünemediğiniz sürece başarılı olabilir misiniz ?

    Tags: , , , , , ,

  • Rusya’yı sevdim, O’ndan nefret ettim, O’na inandım, O‘ndan umudumu kestim, O’na hayran oldum, O’ndan korktum, ama her zaman O’nun bir parçası oldum.

    Bu sözler gazeteci Hakan Aksay’a ait. Hakan Aksay Kimdir ? Sorusuna detaylı bir cevap ise BURADA kendi kaleminden  bulunabilir.

    Hakan Aksay ile ilgili bir kaç önemli başlık…

    • RUTAM (Rus-Türk Araştırmaları Merkezi) başkanı olması…
    • Puşkin Ödülüne Sahip olması : Bugüne dek sadece 11 kişiye verilen Puşkin Ödülü Rusya Federasyonu tarafından Rus dilini ve kültürel mirasını yayan, ülkelerin ve halkların birbirlerine yakınlaşmasını sağlayan kişilere veriliyor. Türkiye’de bu ödüle layık görülen diğer iki isim ise  edebiyatçı-yazar Doç. Dr. Ataol BEHRAMOĞLU ve Topkapı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber ORTAYLI.
    • Yıllarca Cumhuriyet Gazetesinde yazması ve şimdi Taraf Gazetesinde Hariçten adlı bir köşesinin olması.
    • http://www.rusya.ru sitesinin Yayın Yönetmeni olması…

    Tüm bunların ötesinde benim dikkatimi çeken önemli bir konu ise kendisinin Rusya’ya öğrenci olarak geldiği 1980’li yılların başları; bu yıllar benim doğum tarihime denk gelen yıllar bu yıllar Türkiye’nin Darbe yönetiminde olduğu yıllar ve bu yıllar soğuk savaşın ateşli bir şekilde devam ettiği, herkesin malumu olan Sovyetlerin ve doğu blokunun son yılları… ayrıca bu yıllar Nato’nun denetiminde Türkiye’nin Sovyetler tarafından işgal edileceği düşüncesiyle planların hazırlandığı, okullarda Rusların sıcak denizlere inme politikasının ezberletildiği, rus salatasına amerikan salatası dendiği, çocukların ilkokul sıralarında “Bir, iki, üçler, yaşasın Türkler / dört, beş, altı, Polonya battı / yedi, sekiz, dokuz, Almanya domuz / on, on bir, on iki, İtalya tilki / on üç, on dört, on beş, Ruslar kalleş, Amerika bize kardeş” diyerek tekerlemeler söylediği Rusça öğrenenlerin ve ya dil tarih fakültesinde Rus dili ve edebiyatı okuyanların İstihbarat teşkilatları tarafından takibe alındığı ve gerektiğinde Neden Rusça öğrendiği sorgulandığı yıllardı.

    Hakan Aksay, Türkiye’nin biz 80 kuşağına unutturulan 70’li yıllarını yaşadı. Darbe sonrası Türkiye’yi yaşadı.  Sovyet Rusya’sını yaşadı. Sovyetlerin yıkılışını yaşadı. Rusya Federasyonu’nun kuruluşunu gördü. Sermaye’nin etkisine tanık oldu, ve Serbest piyasa ekonomisine sahip olan Rusya’nın krizlerinide yaşadı.

    Bence bizler çok şanslıyız çünkü Hakan Aksay bir gazeteci ve yazılar yazıyor, düşüncelerini paylaşıyor çok iyi okunması ve analiz edilmesi takip edilmesi gerekli bir yazar.  Gerçek anlamda Rusya’da yaşamış olan ve halen hayatta olan tek Türk.

    *Rusya’da yaşadığını sanan ya da Rusya Uzmanı olduğunu düşünen bir çok insan (bunlar akademisyen,yazar,öğrenci, işadamı vb. olabilirler ayrıca başka milletlerden de olabilirler) bana hep sığ ve yüzeysel gelmiştir. Hiç biri yaşadığım duyguları Hakan Aksay gibi anlatamamıştır.

    *Kuşkusuz Nazım Hikmet de gerçek anlamda Sovyetler’de yaşadı ve öldü.

    Tags: , , , , , , ,

  • Milli Strateji Oyunu

    Milli Strateji Oyunu

    Üniversiteye ilk başladığım yıl bir karar vermem gerekiyordu, istemediğim bir bölümde ve üniversitede eğitimime başlıyordum ve yalnız değildim, çünkü Türkiye’de birçok kişi ideallerini gerçekleştirememiş ve gerçekleştiremeyeceklerdi… sevmedikleri bir bölüm ve daha sonra istemedikleri işlerde çalışacaklardı…

    Peki çözüm var mıydı ?

    Öncelikle cevaplanması gereken sorular vardı, İlerde mutlu olmak ve ideallere yakın bir hayat ve iş için ne yapmak gerekiyordu ? O an aklıma Dünya’yı gezmek değişik diller ve kültürleri öğrenmek ve bu hayat tarzına dayalı bir iş yapma fikri doğdu, uygun meslek ne idi peki ? Dış Ticaret !

    Bu yolda yapılması gerekenler basitti dil öğrenmek ! Anasınıfından beri özel okullarda okuduğum için İngilizceyi öğrenmeye erken yaşlarda başlamıştım ancak sadece ben iyi ingilizce bilmiyordum.. benimle aynı koşullarda olan herkes ingilizce biliyordu.. Peki onlar hangi dilleri bilmiyorlardı ? İspanyolca,İtalyanca,Almanca,Fransızca … bu dilleri bilmek elbette ki bir artı idi ama ağırlığı neydi bana ne kazandıracaktı… Hangi dilleri öğrenmek gerekliydi ve ben hangi dilleri öğrenmek istiyordum ? Cevap veriyorum : Japonca ve Rusça şanslıydım ve aileden gelen bir yeteneğe sahiptim, şansım geleneği bozmayarak Özel bir Üniversiteye girmiştim ve imkanları oldukça çoktu aileden gelen bir yeteneğe sahiptim çünkü Annem’de yabancı dil öğretmeniydi, ve ailemde Dedem,Ananem,Babam ve elbette ki Annemde yabancı dil bilen,yetenekli kişilerdi. Dört yıl boyunca üniversitede bu iki dile yoğunluk verdim, çünkü ileride bu iki ülkeye gidip iş yapacaktım…

    Üniversite bitince Dış ticaret ile ilgili çalışmaya ve aynı anda Dış Ticaret Vakfının uzmanlık eğitimlerine katıldım. Orada gelen eğitmenlerden biri benim düşünce vizyonuma çok yakındı, birçok insanın algılamakta sıkıntı çektiği ve göremediği fırsatları uzun süre sadece benim görebildiğimi zannetmiştim, ancak bu hoca diğer bir çok kişiden çok farklı bir vizyona ve bakış açısına sahipti, fikirlerimi kendisine açtığım zaman ilk defa tam olarak anlaşıldığımı fark ettim. Bu kişi Aydın Sezer üstatdı. Değerli hocamın yaşamı, kariyer yolları ve kişisel duruşunu kendime örnek olarak aldım,alıyorum ve alacağım. Kişisel blogunda ki yazıları o kadar lezzetli ve doyurucu ki hiç kimsenin mahrum kalmaması gerekir ve size tavsiyem Aydın Sezer’in ilk yazısından itibaren sindire sindire bütün yazılarını okumanızdır.

    Aydın Sezer’in Kişisel yorum sitesi : http://aydinsezer.com/

    Aydın Sezer Kimdir ? Yanıt için : http://www.bcdtr.com/Danismanlarimiz_Aydin_sezer.html

    Peki başlık ile bu konuların ne ilgisi var diyenler için devam edelim, denklemimize…

    Moskova – Ankara > 0 ve ya Moskova – Ankara < 0 ya da  Moskova – Ankara = 0

    karşılaştırmaları yapanlar denklemi doğru kurgulayamamışlardır ! Doğru denklem ve yanıtı ise Moskova +Ankara = (Dünya/2)

    Tags: , ,

« Previous Entries   

Recent Comments

  • Dediğin doğru Türkiye ve Rusya bunu bir şekilde atlatır...
  • Güzel olmuş eline sağlık. Uranyum olayını da ekle.
  • Koltuklar bürosit gibi sanki!...
  • çok çok teşekkürler,çok yararlı kaynak,sözlük gerçe...
  • Merhaba Ruscaya yeni başladım ve sitenizde çok yararlı b...