• 18Jan
    Kazanskiy

    Kazanskiy,Petersburg

    Saint Petersburg,Leningrad,Sankt Petersburg ya da Petrograd

    Benim için İsveç kökenli gitar virtiözü Malmsteen’in Live in Leningrad konser videosuydu bir zamanlar… Hafızam beni yanıltmıyorsa 1989′da gerçekleşen o konser efsanedir hala…

    Rusya’da yüksek lisansa giriş sınavları için tarihe çalışırken Moskova Devlet Üniversitesi yayınları karışık gelince Akdes Nimet Kurat’ın TTK’dan çıkan Rusya Tarihi kitabında Petro’nun İsveç’ten savaşarak aldığı ve Çarlık Rusya’sının yeni başkenti ilan ettiği bir şehir olarak aklımın derinliklerinde yer etmişti. Petro’nun küçük yaşlardan itibaren Denizi olmayan ülkesine ve Moskova’da geçirdiği zamanlarda taktik ve teknik olarak hazırlanmasını oldukça güzel olarak anlatır o güzel kalın kitap…

    Sovyetlerin Leningradı Çarlık Rusya’sının Petrograd’ı ve şimdinin St Petersburg’u Rusya’nın makus talihini değiştirmesi Avrupaya açılan bir köprü olması açısından önemli 2.Dünya savaşında ise 1941 yılından itibaren 29 ay boyunca yaklaşık 2 buçuk yıl Nazi kuşatması altında kaldı açlık ve kıtlıktan kırıldı 1 milyondan fazla insan açlıktan ve yokluktan öldü…

    Sovyetler’de sovyet olmayan Rusya’da da Rus olmayan bu şehir Dünya bilinç altında Beyaz Geceler,  Dostoyevski Romanları ve Ermitaj müzesi ile yer alır.

    İstanbul ne kadar Türkiye ve Anadolu’dan farklı ise Petersburg’da Rusya’dan o kadar uzak bence…

    Hava koşulları bir problem olarak adlandırılıyor gerçekte yaşanacak bir şehir değilken Çar’ın büyük çabaları ve zorlamaları sonucu güzel bir şehir haline getirilmiş (en azından mimari açıdan)…

    Hava’nın soğuk olması sanılanın aksine Rusya’da büyük bir problem teşkil etmemektedir. Petersbug’un en büyük klima problemi bence Güneş’in olmaması saat 12:30-13:30 arası alacakaranlık şeklinde açıklayabileceğim Türkiye’de sabah Saat 06:30 gibi bir aydınlanma oluyor ve o kadar geriye kalan ise gece karanlığı işte size petersburg…

    İlk gün Sabah uyanınca sanırım yanlış kalktım dedim ancak pencereden bakıpda arabaların vızır vızır geçtiğini görünce kendime gelmem çok zor olmadı…

    Şehrin merkezi Nevskiy Prospekt ben metro ile gittim ve istasyondan çıkınca neye uğradığımı anlayamadım…

    Kafanızı nereye çevirirseniz orada farklı ve destansı güzellikte birşeyler görüyorsunuz (Rus kızları anlamında değil) Gastrabayter(Misafir çalışan- “Гастарбайтер”) yokluğu yani tacik,kırgız v.b. sovyetlerin geride bıraktığı orta asya kökenli ucuza iş gücü yok…

    İnsanlar daha sakin ve daha dost canlısı gibi belkide biraz sanatsal… Moskova’nın o yorucu ve insan dışı temposundan yoksun ama yaşamak için bence pek uygun bir şehir değil…

    Bu şehirden etkilenmemek pek elde değil… Her gittiğim şehirde Moskova’nın ne kadar çirkin bir şehir olduğunu bir kez daha anladım…

    İş için ise Finlandiya’nın ve Avrupa’nın egemenliğinde bir çok sektör… Rusya’nın Avrupalı kısmı…

    Unutmadan ben müze gezmeyi çok severim dünyada ve türkiye’de bir çok müzeyi gezerim derdim ama ben hiç müze gezmemişim dedim Ermitaj’ı gördükten sonra…  sanata doymak için birebir…

    Bu arada Bu yanda gördüğünüz ise Kazanskiy Katedrali Sovyetler döneminde Ateizm Müzesi olarak kullanılmış bence Petersburg’un en etkileyici eserlerinden birisi…

    Tags: , , , , , , ,

  • 25Jan

    Domedodovo Uluslararası Havalimanında gerçekleşen saldırı hiç kuşkusuz başta Moskova’da yaşayan herkesi tekrar germiş eski günlere götürmüştür… Moskova ve Rusya ile iş yapan insanları sürekli seyahat edenleri Rusya’da ve Moskova’da yakınları bulunan herkeside etkilemiş bulunmaktadır. Domedodovo havalimanının söyle bir özelliği var charter tarzı uçuşlar sık ve ucuz uçuşların gerçekleştiği alternatif bir havalimanıdır. Ankara – Moskova direk uçuşlarıda bu hava limanına yapılmaktadır. Benim için ise söyle bir anısı vardır Moskova’da iken ziyaret için yanıma gelen babamı karşıladığım havalimanıydı. İşte terörün etkisi burda başlıyor aklınıza gelmeyecek şeylerin başınıza gelme olasılığından korkmak !
    Ayrıca son günlerde sadece Moskova değil karışık olan Kuzey Afrika’da da Cezayir, Tunus’da hareketlilikler var diğer ülkeleride saracak mı merakını herkes paylaşıyor.

    Terör eylemlerinin nedenini araştırdığınız zaman genelde siyaseti bulursunuz siyasetin derinine inerseniz ticareti bulursunuz.

    Tags: , , , ,

  • 13Jul

    Merhaba Kanal B’de çıktığım Genç Bakış Programını izleyemeyenler için…

    Tags: , , , , , , , ,

  • 28Feb

    Moskova ve Ankara12-13 Ocak tarihlerinde T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya’daydı. Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin davet etmişti.

    Moskova ziyaretinde de iki ülke arasındaki çok boyutlu ilişkilerin güçlendirilmesi ve mevcut işbirliğinin daha da geliştirilmesi imkanlarının ele alınacağı kaydedilmişti.

    Ziyarette ayrıca, Rusya Federasyonu Başbakanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında görüşülen konuların takibi ile başta enerji olmak üzere, ortak ekonomik meselelerde görüş alışverişinde bulunulacağı belirtilmişti.

    Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında, ”Türkiye’de Nükleer Santral Tesisi Konusunda
    İşbirliği Ortak Beyannamesi” ile ”Bitki Karantina Alanında İşbirliği Anlaşması” imzalanmıştı.

    Başbakan Erdoğan, basın toplantısında yaptığı konuşmada iki ülke arasında vizelerin kaldırılmasına yönelik çalışmaların başlatılacağını belirterek, ”Az önce müjdeyi Sayın Başbakan verdiler. O da vizelerin kaldırılması noktasındaki çalışmaların taraflarca başlatılması süreci… İnanıyorum ki bu buluşmamızın önemli yanlarından biri oldu. Temenni ediyorum ki, Sayın Medvedev’in Türkiye ziyaretinde bunu artık karar altına alırız” demişti.

    2010 Haziran ayında Rusya’nın Türkiye’ye bir ziyaret yapması beklenmektedir.

    Ayrıca Başbakan Erdoğan ülkelerimiz döviz noktasında sürekli olarak bir kur baskısı altında ticaretini yapmaktadır. Ve bu kur baskısından kurtulmak üzere yerli paraya geçiş noktasında biz mevzuat çalışmalarımızı tamamladık. Yine değerli dostum Putin’in ifade ettiği gibi, iki bankamız şu anda bu uygulamalara geçti demişti. Yani Türkiye ve Rusya arasında ki ticaret Rus Rublesi ve Türk Lirası ile yapılacağını ifade etmişlerdi.

    Rusya Federasyonu Başbakanı Putin ise Rus şirketlerinin Türkiye’deki özelleştirmelere de katılmak istediğini belirterek, görüşme sırasında tarım alanında işbirliğini geliştirmeyi, Türk tarım ürünlerinin ve beyaz et ürünlerinin Rusya’ya ihracatı konusunu da ele aldıklarını söyledi. Türkiye ile Rusya arasında ulusal para birimlerinin kullanılmasına da değinen Putin, “İki Türk bankası zaten ruble işlemlerine başladı. Türkiye ve Rusya ulusal para birimlerinin kullanılması çalışmalarını sürdürüyoruz” dedi. Vladimir Putin, görüşmelerinde insani konuları da ele aldıklarını belirterek, “vize uygulamasının karşılıklı kaldırılmasını ele aldık. Umarım bu süreç fazla vakit almaz” ifadesini kullanmıştı.

    Kısaca;

    • Vizenin kaldırılması çalışmaları
    • Enerji konusu
    • Nükleer Tesis
    • Ruble – Lira bazlı Ticaret
    • Beyaz Et ihracatı
    • Rus Şirketlerinin Türkiye’de özelleştirmelere katılımı

    Konularının konuşulduğunu anlıyoruz. Vizelerin kaldırılması ne kadar sevindirici bir haber,Ruble – Lira ve Beyaz et ihracatıda çok güzel diyerek bir kamuoyu oluşturulmuştu. Bu yukarda ki başlıkların ilmihali ise hiç yapılmamıştı. Rus-Türk araştırmaları merkezlerinden Stratejik uzmanlar T.V. programlarına isimlerinin önlerine akademik ünvanları yazılarak görüşlerini ve vizyonlarını belirtmişlerdi. Örnek vermek gerekirse Doktorasını Moskova’da yapmış bir Rusya uzmanı T.V. kanallarında şöyle buyurmuştu vizelerin felan kalkacağını zannetmiyorum. Konuşması bittikten sonrada Putin ve Erdoğan basın toplantısında vizelerin kalkacağını açıklamışlardı.

    Bende o günler şans eseri Ankara’da bulunmaktaydım, Rus basınını takip edemesemde Türk basınını takip etme şansına ve eşi benzeri olmayan Rusya Uzmanlarımızı T.V. kanallarında tanıma fırsatı bulmuştum.

    Şimdi size hiç bir yerde duyamayacağınız ve okuyamayacağınız o büyük Rusya uzmanlarımızın bile göremediği siyasetçilerin bile bahsetmediği büyük ekonomist köşe yazarlarınında yazamadığı(belki bilgi yetersizliklerinden dolayı) şu yukarda ki konuların gerçeğini ve yansımalarını bahsedeceğim.

    Ruble – Lira ticareti ne demek ? Değiş tokuş demek Rusya’dan gaz alırım karşılığını Tavuk eti ile öderim, domates ile öderim, portakal ile öderim, ve herşey dahil bir hafta tatil yaptırırım ödeşiriz olmaz mı ?

    Rusya’yla ihracat 2009 yılı itibari ile 3,2 milyar, ithalat 19,7 miyar dolar yani ne demek bu ? ödeşemiyoruz demek Türkiye 16,5 milyar dolar içerde demek. Peki bundan kim karlı çıkar sizce ? Durun ben söyliyeyim Rusya Neden mi ? Çünkü gaz daha değerli.  Geri kalan 16,5 milyar dolar karşılığı Ruble ödemeyi nasıl yapabilir Türkiye ? her nasıl yaparsa yapsın herhangi bir karı olması imkansız. İhracat oranlarını artırmadığı sürece. Peki size bir soru ! Türkiye İhracat oranları artırsa ve öyle bir artırsa Rusya içeri girse tıpkı Türkiye’nin şimdi ki durumu gibi Sizce gene Rusya, Ruble – Lira’ya dayalı ticareti kabul eder miydi ? Evet edebilirdi çok çaresiz olsaydı.

    Enerji konusu  hakkında ise benim söyleyebileceğim pek bir şey yok. Bu konuda Cumhur Ersümer (Enerji Eski Bakanı) ve Mesut Yılmaz(T.C. Eski Başbakanı) dönemi yapılan anlaşmalar,dava dosyaları ve günümüzde ki anlaşmalar detaylı bir şekilde karşılaştırmalı olarak incelenmelidir.

    Nükleer Tesis konusu  ise bu tesis için ihale açıldığı zaman ihaleye teklif veren sayısı nedenleri ile incelenmelidir.

    Gelelim en güzel konuya vizelerin kaldırılmasına ! Evet vizeler kaldırılacak ve buda haziran ayında Rusya tarafından açıklanacak bu büyük gelişme yurtta sevinçle karşılanacak büyük bir siyasi zafer olarak algılanacak ancak vizeler sizlere kalkmayacak,burada çalışan Türk işçilere kalkmayacak peki kimlere kalkacak Rus ve Türk büyük yatırımcılara kalkacak ve belkide şu söze bakalım “Rus şirketlerinin Türkiye’deki özelleştirmelere de katılmak istediğini…” birde bu kadar güzel konu konuşulmuş ama hala Gümrük’te bekleyen Türk malları sorunu TR plakalı Tır sorunu Türkiye’nin Rusya’nın gümrük listesinde C seviyesinde(En düşük seviye) olduğu konuları neden açık ve net bir şekilde konuşulmadı acaba ?

    Birde sizin oralardan görmediğiniz ve bilmediğiniz bir şeyi daha söyleyeyim. Kota mevzuları ! Neden sistematik bir şekilde Türk firmaları kota problemi yaşamaya başladı acaba buralarda ? Bu konularda T.C. Başbakanı bir şey bahsetti mi acaba ?

    Bu kadar çok konuyu ve olacakları nasıl mı biliyorum ? Çünkü Rusya Uzmanı değilim.

    Son olarak şunları söyleyebilirim, Eğer Putin ve Erdoğan Başbakan değilde Milli takım satranç oyuncuları olsalardı. Yani Türkiye ve Rusya uluslararası bir satranç müsabakasında karşılaşsalardı Putin, Tayyip Erdoğan’ı çoban matı ile yenmişti ve elbette Türkiye’de satranç popüler bir spor olmadığı ve herkeste kurallarını ve nasıl oynandığını bilmediği için T.V. kanallarından canlı bile izlese bu yenilgiyi anlamayacaklardı. Yazarların ve yorumcularında hem bilgisizlikten hem de işlerine gelmediğinden dolayı bu kısa ve çabuk yenilgiyi kafa karıştırarak geçiştirmeye çalışacaklardı.

    T.C. Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a geçmiş olsun dileklerimi iletirdim ona yenilgi bile çok yakışıyor derdim eğer bir gazeteci olsaydım.

    Ama değilim ben sade biriyim tek yapabileceğim Karagöz ve Hacivat İle Satranç Öğreniyorum kitabını kendisine tavsiye edebilirim.

    http://www.ilknokta.com/urun/82206/Karagoz-ve-Hacivat-Ile-Satranc-Ogreniyorum.html


    Tags: , , , , , , , , , , , ,

  • 15Feb

    Ağustos 2009 tarihinde Efes Moskova’da staj yapma imkanı buldum. Genel anlamda orada tanıştığım insanlardan çok şeyler öğrendim. Daha sonra Moskova’da çalışma ve master yapma fikri bana sıcak geldi. Elbette Türkiye’de bazı iş imkanları ve görüşmelerde bulundum. Değerlendirmelerim sonucu bazı kararlar aldım ve şans benden yanaydı. Hiç kimseye nasip olmayacak ve benim yıllar öncesinden planladığım bir durum ve posizyon benim bile beklemediğim kadar erken başıma geldi. Çok genç ve kariyer açısından 5-10 yılları deviren bir deneyimim olmamasına rağmen radikal düşünen bir yönetim kurulu beni Moskova’da ki şirketleri için İş Geliştirme Müdürü olarak istihdam ettiler. Çok hızlı büyüyen ve ekonomik krizin olumlu olarak işlerini etkilediği global çaplı ve piyasada monopol olan eşi benzeri olmayan spesifik işler yapan bir firmada 30 kişilik bir kadroyu yönetmeye çalışıyorum.

    Yönetici olamanın benim için en eğlenceli tarafı toplantılarda ya da bazı görüşmelerde İnsanların bu kadar genç bir yaşta bu konumda olduğuma inanaması ve şarşırması, yüzlerinin o hali beni çok eğlendiriyor.

    İşin benim için en ilginç tarafı ise global sermayeli ve hatta Amerika Menşeli firmalarla yapılan toplantıları bile Rusça yapıyor olmamız. Aslında Rusça yapmak zorunda kalışımız çünkü genelde karşı tarafın ingilizcesi yetmiyor ve sizin Rusça bildiğinizi görünce ingilizce konuşmak istememesinden kaynaklı oluyor.

    Yönetici olmanın bir başka dikkate değer tarafı ise insanların sizi herşeyi bilen en doğru bilen en iyi düşünen her sorunun cevabını bilen biri olarak görmeleri sizden yaşça büyük ve tecrübeli de olsalar siz onların üstünde iseniz böyle düşünmekteler ve sizden her tür sorunlarına çözüm beklemekteler. Her soruya bir cevabınız olması gerekiyor çözüm üreten olamanız bekleniyor.

    Moskova’da yönetici olmayı düşünüyor iseniz ve ya hayal ediyorsanız ve ya Moskova’da yöneticiyiseniz size bir sorum olacak…  Kimleri yönetiyorsunuz ? Rusları mı ? Türkleri mi ? Yoksa Post Sovyet topluluklarını mı ? Bunlar hangi dilleri konuşuyor siz bunları ne kadar anlıyorsunuz ? Kültürlerini ne kadar biliyorsunuz ? Çalışma prensiblerini kapasitelerini ne derece analiz edebilirsiniz acaba ? Bu insanların konuştuğu dilde siz konuşamadığınız onlar gibi düşünemediğiniz sürece başarılı olabilir misiniz ?

    Tags: , , , , , ,

  • 15Jan

    Rusya’yı sevdim, O’ndan nefret ettim, O’na inandım, O‘ndan umudumu kestim, O’na hayran oldum, O’ndan korktum, ama her zaman O’nun bir parçası oldum.

    Bu sözler gazeteci Hakan Aksay’a ait. Hakan Aksay Kimdir ? Sorusuna detaylı bir cevap ise BURADA kendi kaleminden  bulunabilir.

    Hakan Aksay ile ilgili bir kaç önemli başlık…

    • RUTAM (Rus-Türk Araştırmaları Merkezi) başkanı olması…
    • Puşkin Ödülüne Sahip olması : Bugüne dek sadece 11 kişiye verilen Puşkin Ödülü Rusya Federasyonu tarafından Rus dilini ve kültürel mirasını yayan, ülkelerin ve halkların birbirlerine yakınlaşmasını sağlayan kişilere veriliyor. Türkiye’de bu ödüle layık görülen diğer iki isim ise  edebiyatçı-yazar Doç. Dr. Ataol BEHRAMOĞLU ve Topkapı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber ORTAYLI.
    • Yıllarca Cumhuriyet Gazetesinde yazması ve şimdi Taraf Gazetesinde Hariçten adlı bir köşesinin olması.
    • http://www.rusya.ru sitesinin Yayın Yönetmeni olması…

    Tüm bunların ötesinde benim dikkatimi çeken önemli bir konu ise kendisinin Rusya’ya öğrenci olarak geldiği 1980′li yılların başları; bu yıllar benim doğum tarihime denk gelen yıllar bu yıllar Türkiye’nin Darbe yönetiminde olduğu yıllar ve bu yıllar soğuk savaşın ateşli bir şekilde devam ettiği, herkesin malumu olan Sovyetlerin ve doğu blokunun son yılları… ayrıca bu yıllar Nato’nun denetiminde Türkiye’nin Sovyetler tarafından işgal edileceği düşüncesiyle planların hazırlandığı, okullarda Rusların sıcak denizlere inme politikasının ezberletildiği, rus salatasına amerikan salatası dendiği, çocukların ilkokul sıralarında “Bir, iki, üçler, yaşasın Türkler / dört, beş, altı, Polonya battı / yedi, sekiz, dokuz, Almanya domuz / on, on bir, on iki, İtalya tilki / on üç, on dört, on beş, Ruslar kalleş, Amerika bize kardeş” diyerek tekerlemeler söylediği Rusça öğrenenlerin ve ya dil tarih fakültesinde Rus dili ve edebiyatı okuyanların İstihbarat teşkilatları tarafından takibe alındığı ve gerektiğinde Neden Rusça öğrendiği sorgulandığı yıllardı.

    Hakan Aksay, Türkiye’nin biz 80 kuşağına unutturulan 70′li yıllarını yaşadı. Darbe sonrası Türkiye’yi yaşadı.  Sovyet Rusya’sını yaşadı. Sovyetlerin yıkılışını yaşadı. Rusya Federasyonu’nun kuruluşunu gördü. Sermaye’nin etkisine tanık oldu, ve Serbest piyasa ekonomisine sahip olan Rusya’nın krizlerinide yaşadı.

    Bence bizler çok şanslıyız çünkü Hakan Aksay bir gazeteci ve yazılar yazıyor, düşüncelerini paylaşıyor çok iyi okunması ve analiz edilmesi takip edilmesi gerekli bir yazar.  Gerçek anlamda Rusya’da yaşamış olan ve halen hayatta olan tek Türk.

    *Rusya’da yaşadığını sanan ya da Rusya Uzmanı olduğunu düşünen bir çok insan (bunlar akademisyen,yazar,öğrenci, işadamı vb. olabilirler ayrıca başka milletlerden de olabilirler) bana hep sığ ve yüzeysel gelmiştir. Hiç biri yaşadığım duyguları Hakan Aksay gibi anlatamamıştır.

    *Kuşkusuz Nazım Hikmet de gerçek anlamda Sovyetler’de yaşadı ve öldü.

    Tags: , , , , , , ,

  • 05Dec
    Milli Strateji Oyunu

    Milli Strateji Oyunu

    Üniversiteye ilk başladığım yıl bir karar vermem gerekiyordu, istemediğim bir bölümde ve üniversitede eğitimime başlıyordum ve yalnız değildim, çünkü Türkiye’de birçok kişi ideallerini gerçekleştirememiş ve gerçekleştiremeyeceklerdi… sevmedikleri bir bölüm ve daha sonra istemedikleri işlerde çalışacaklardı…

    Peki çözüm var mıydı ?

    Öncelikle cevaplanması gereken sorular vardı, İlerde mutlu olmak ve ideallere yakın bir hayat ve iş için ne yapmak gerekiyordu ? O an aklıma Dünya’yı gezmek değişik diller ve kültürleri öğrenmek ve bu hayat tarzına dayalı bir iş yapma fikri doğdu, uygun meslek ne idi peki ? Dış Ticaret !

    Bu yolda yapılması gerekenler basitti dil öğrenmek ! Anasınıfından beri özel okullarda okuduğum için İngilizceyi öğrenmeye erken yaşlarda başlamıştım ancak sadece ben iyi ingilizce bilmiyordum.. benimle aynı koşullarda olan herkes ingilizce biliyordu.. Peki onlar hangi dilleri bilmiyorlardı ? İspanyolca,İtalyanca,Almanca,Fransızca … bu dilleri bilmek elbette ki bir artı idi ama ağırlığı neydi bana ne kazandıracaktı… Hangi dilleri öğrenmek gerekliydi ve ben hangi dilleri öğrenmek istiyordum ? Cevap veriyorum : Japonca ve Rusça şanslıydım ve aileden gelen bir yeteneğe sahiptim, şansım geleneği bozmayarak Özel bir Üniversiteye girmiştim ve imkanları oldukça çoktu aileden gelen bir yeteneğe sahiptim çünkü Annem’de yabancı dil öğretmeniydi, ve ailemde Dedem,Ananem,Babam ve elbette ki Annemde yabancı dil bilen,yetenekli kişilerdi. Dört yıl boyunca üniversitede bu iki dile yoğunluk verdim, çünkü ileride bu iki ülkeye gidip iş yapacaktım…

    Üniversite bitince Dış ticaret ile ilgili çalışmaya ve aynı anda Dış Ticaret Vakfının uzmanlık eğitimlerine katıldım. Orada gelen eğitmenlerden biri benim düşünce vizyonuma çok yakındı, birçok insanın algılamakta sıkıntı çektiği ve göremediği fırsatları uzun süre sadece benim görebildiğimi zannetmiştim, ancak bu hoca diğer bir çok kişiden çok farklı bir vizyona ve bakış açısına sahipti, fikirlerimi kendisine açtığım zaman ilk defa tam olarak anlaşıldığımı fark ettim. Bu kişi Aydın Sezer üstatdı. Değerli hocamın yaşamı, kariyer yolları ve kişisel duruşunu kendime örnek olarak aldım,alıyorum ve alacağım. Kişisel blogunda ki yazıları o kadar lezzetli ve doyurucu ki hiç kimsenin mahrum kalmaması gerekir ve size tavsiyem Aydın Sezer’in ilk yazısından itibaren sindire sindire bütün yazılarını okumanızdır.

    Aydın Sezer’in Kişisel yorum sitesi : http://aydinsezer.com/

    Aydın Sezer Kimdir ? Yanıt için : http://www.bcdtr.com/Danismanlarimiz_Aydin_sezer.html

    Peki başlık ile bu konuların ne ilgisi var diyenler için devam edelim, denklemimize…

    Moskova – Ankara > 0 ve ya Moskova – Ankara < 0 ya da  Moskova – Ankara = 0

    karşılaştırmaları yapanlar denklemi doğru kurgulayamamışlardır ! Doğru denklem ve yanıtı ise Moskova +Ankara = (Dünya/2)

    Tags: , ,

  • 16Nov

    Öncelikle şunu belirtmekte fayda var, masrafsız hiç bir şekilde yurtdışına para yollayamazsınız başlık sizin dikkatinizi çekmek içindi. O zaman en az masraf ile ve hangi metodlar ile yurtdışına para yollayabiliriz ve alabiliriz bunu incelemekte fayda var.

    En hızlı ve Pahalı metodlardan biri Western Unioun ve Moneygram bunlardan en yaygın olanı ise Western Unioun’dır.

    Western Unioun Nedir ?

    Birkaç dakika içinde para transfer edebileceğiniz ve alabileceğiniz hızlı, güvenli ve yaygın bir para transfer sistemidir. Bu sistemi kullanmak için banka hesabı açtırmanıza gerek yoktur. Yurtdışında Pasaportunuzla ve Size para Gönderen kişinin bilgilerini yazarak paranızı belli komisyon oranları ile alabilirsiniz.

    $1000 – $1500 gönderildiği zaman $78 komisyon alınmaktadır.

    Moneygram‘da ise bu oran $1000 – $1200 gönderildiği zaman $60; $1200.01 – $1500 aralığında ise $70 alınmaktadır.

    Bir başka yöntem ise ATM cihazlarını kullanarak para çekmektir. Türkiye’de ki vadesiz TL hesabınızdan maestro ve ya visa electron bankamatik kartınızla Moskova’da ki ATM’lerden para çekebilirsiniz.

    Ancak burdada her çekişinizde bazı bankalar kafalarına göre bazı oranlarda para kesmektedirler. Ayrıca Türkiye’de bulunan TL hesabınızdan yurtdışında para çektiğiniz zaman önce para dolar’a dönüşür daha sonrada Ruble’ye dönüşecektir. Arada arbitraj ve bankaların kafaya göre kestikleri komisyonlarla genelde evdeki hesap bankaya uymaz ve siz beklediğinizden çok daha düşük paralar çekersiniz. Bu yöntemde sadece acil durumlarda kullanılabilir.

    Tüm bu yöntemlere göre ise göreceli olarak en doğru yöntem özellikle yüksek meblalarda $10,000 ve üstü gibi … İsme Havale yöntemi kullanılabilir. Örnek vermek gerekirse Türkiye’de Ziraat Bankasında hesabınız vardır ve Moskova’ya para göndermek istiyorsunuz ya da Moskova’da bulunuyorsunuz ve para almak istiyorsunuz Ziraat Bankasının Moskova’da da şubesi bulunmaktadır, Alıcının Moskova’da Ziraat Bankasında hesabı olmasına gerek yoktur. İsme Havale yöntemiyle uygun masraf oranlarıyla para göndermeniz mümkündür. En doğru sayısal bilgiyi banka’da ki görevliden almak mümkündür.

    Komisyonsuz bir yöntem yok demiştik ancak aslında böyle bir yöntemde mevcut, tanıdıklarınızdan parayı elden alma yöntemiyle alırsanız komisyon ödememiş olursunuz.

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

  • 25Sep

    Uzun süredir işlerimin yoğunluğundan dolayı yazamıyorum, ancak çok yakında sitede bazı devrimsel değişimler ve bununla birlikte büyük gelişmeler olacak bir çok yazacak konu ve paylaşacak düşünceler birikti…

    Hemen yumuşak bir geçiş yapalım ve dünya’nın en ilginç ve sadece sovyetlere has terk edilmiş yerlere bir göz atalım…

    Sovyet mirası…

    Terk edilmiş şehir: Promyshlennyi

    Sovyetler dağıldıktan sonra devletin ayıracak bütçesi olamdığı için bazı şehirlere su,elektrik vb gibi hizmetleri sağlayamadı. Bu durumda insanlar bu tip bölgeleri kendi imkanlarıyla terk ettiler. Geriye ise terk edilmiş binalar kaldı.

    Bu ve benzeri bir çok şehir sovyetlerin hüküm sürdüğü topraklarda bir açıkhava müzesi gibi hüzünlü bir şekilde bekliyor.

    Ayrıca ilginç bir dip not : 1990 yılında KGB’den emekliliğe ayrılan Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin o yıllarda geçimini sağlayabilmek için taksicilik yapmaktaydı. (*)

    (*) http://englishrussia.com

    Top Secret Denizaltı üssü : Balaklava,Karadeniz

    Balaklava’da bulunan sovyetlerin gizli Nükleer denizaltı üssü’de terk edilmiş durumda keşfedilmeyi bekliyor. Günümüzde bu denizaltı üssünde bulunan bütün nükleer denizaltları gitmiş ancak fasilite yerli yerinde duruyor.

    Soğuk Savaş eğer sıcak savaşa dönüşseydi hiç kuşkusuz Türkiye’nin karadeniz kıyılarının canını yakabilirdi.

    Baklaklava’da yaşayanların hemen hepsi bu gizli üssün gizli çalışanlarıydı. Öyle ki a şehirde yaşayanların akrabaları onları ziyaret edemezdi. Balaklava sovyetler döneminin en gizli ve izole edilmiş yerlerinden biriydi.

    1996 yılında son denizaltıda üssü terk etti ve ufak bir müze ile rehber eşliğinde gezilebilecek hale geldi.

    1970′li yılların James Bond filmlerini sevenlerin görmesi gerekir.

    Terk edilmiş bir işçi Kasabası :Pyramiden, Norveç


    Arktik bölgesinde bulunan kömür madeni işçilerinin ve ailelerinin yaşadığı bu terk edilmiş sovyet kasabası ilginçtir ki 1927 yılında sovyetlere satılmıştır. 1998 yılında hızlı ve acılı bir şekilde bir kaç saat içerisinde boşaltılmıştır. Bundan dolayıdır ki evlerin kütüphanelerinde kitaplar halen raflarda kalmış pencerelerde solmuş çiçekler ve yitip giden bir yaşamın izleri canlı olarak görülebilir. Ayrıca kasaba Sovyet ütopyasına en çok yaklaşmış yerleşim birimiydi. Kendi kendine yeten,para sistemi olmayan bir ekonomi,ücretsiz gıda, yüzme havuzları,spor merkezleri,Sinema(her gece film gösterimleri) 50.000 kitaplık bir kütüphane vb… (**)

    (**)http://en.wikipedia.org/wiki/Pyramiden

    Tags: , , , , , , ,

  • 04Jul

    Çift Başlı Kartal İstanbul'dan Moskova'ya getirildi.Rusya’yı anlamak iki temel noktadan oluşur. Rusçayı anlamak ve Rus tarihini anlamak.

    Tarihi bilmek, bugünü anlamamıza ve bugünü anlamak ise geleceği tahmin ve analiz etmemize yardımcı olur.

    Rus Tarihini ise Çarlık,Sovyetler ve Rusya Fedarasyonu olarak üç temel başlık olarak ayırabiliriz.

    Burada bütün Rus tarihini anlatacak değilim ancak Hem Türkçe kaynaklar hem İngilizce kaynaklar hemde rus kaynaklarda okuduğum ilginç tarihsel gerçekleri sizlerle paylaşmak niyetindeyim. Tarih kitaplarında çokda rastlayamayacağınız ve bize okulda pek de öğretilmeyen ve ya öğretilmek istenmeyen konuları ara ara burda yazmak istiyorum. Ayrıca rus arkadaşlarımla konuştuğum ve onların bakış açılarınıda yazmaya çalışağım.

    Türk-Tatar Kökenli ilk Rus Çarı : Boris Godunov (Бори́с Фёдорович Годуно́в)

    İlk Tatar Kökenli Çar

    Boris Godunov

    Şaşırtıcı bir gerçek Altınorda devletinden Moskova’ya göçen bir ailenin çocuğu Boris Godunov devşirilerek Korkunç İvan zamanında Saraya girdi. İvan’ın ölümünden sonra oğlu Fyodor çarlık yapıyor gibi gözüksede etkin değildi ve ölümünden sonra Boris Godunov oy birliği ile tahta geçti. Böylelikle Rus Çarlık makamına devşirme bir tatar geçmiş bulundu.  Zamanında Ülkede kıtlık vardı. Büyük Kıtlık (1601-1603) insanlar sokaklarda açlıktan ölmekte idi. Moskova’da Anneler çocuklarını yiyordu.(*) Devlet ise stok yaparak bunları halka dağıtıyordu ancak devlet memurlarının bu dağıtımlarda suistimal yaptıkları meydana çıktı. Bazı çiftlik sahipleri ise gizlice stok yaparak fiyatları yükselmesini bekliyorlardı. Devlet kota ve tarife koymaya çalışsada çok başarılı olamıyordu. Bu arada ilginç bir ekonomik politika devreye sokuldu. Açlık çeken halka iş verilmesi adına ve ekonomiye canlılık kazandırılması için devlet büyük inşaatlar yaptırmaya başladı. Herkes Moskova’ya göçe başladı. Çeteler oluştu ve Moskova’yı tehdit etmeye başladı. Sahte veliahtlar peydah oldu. Godunov öldükten sonra Rusya’da karışıklıklar devri başladı.

    Günümüz ile ilgili ilginç bir kaç saptama ise Rus tarihinde Kiyef Ruslarından başlamak üzere kıtlık ve fakirlik sovyetlerde buna dahil hep tarihsel bir gerçekti bugüne yansıması ise Rus Mutfak kültürünün zayıflığına basitliğine ve hatta olmayışına bağlamak mümkün. Bir kaç küçük örnek salata ve borşç çorbası dışında ki yemekler Rusya’ya diğer kültürlerin armağanıdır. Salata derken bizde rus salatası tek çeşit biliriz ancak ruslarda o kadar çok salata çeşiti var ki… Ayrıca Rusya’da yemek kültürünün olmayışı yemeklerin lezzetinide önemsiz kılmış sadece karnınızı şişirmeye yönelik belli bir zaman sonra tad alma duyunuz tamamen köreliyor.ve Rus turistlerin neden otel yemeklerinin fotoğrafını çektiklerini anlamak çokda zor olmuyor. Ancak içki içme kültürü ve içkilerin lezzetleri ise muazzam gelişmiş bizde sadece Rakı içme kültüründen söz edebiliriz belki ancak Ruslarda içki içmek büyük bir seremoni ve bir çok kural ve kaideye bağlı.

    Rus ve Osmanlı ilişkilerinde Azerbaycan

    Sovyet Azerbaycan Arması

    Tarih’te tam bilinmeyen bir başka gerçek ise Azerbaycan’ın Rus toprağı haline nasıl geldiği gerçeğidir.

    Azerbaycan dost ve kardeş ülke iki ayrı devlet bir millet söylemleri ile günümüz Azerbaycan ve Türkiye ilişkileri özetlenebilir. Ancak tarihin derinliklerinde şu şaşırtıcı gerçekle karşılaşmak olası !

    Rusya ile Türkiye İstanbul’da 1721 yılında İran’a sefer yapmak konusunda anlaştılar. Rus ve Türk kuvvetleri İran’a hücüm ettiler. Savaş sonunda Rusya ile İran arasında Petersburg’da yapılan anlaşma ile Bakü başta olmak üzere birçok Azerbaycan şehri Rusya’nın eline geçti. Rusların Bakü’de ki kontrolü resmi olarak sovyetlerin dağılmasına kadar sürdü. (**)

    Azerbaycan’ın dil ve gönül bağı bugün Türkiye’ye ne kadar yakınsa politik anlamda ki farklılıklarını anlamak açısından yararlı bir bilgi olması muhtemel bir tarihi gerçek.

    Benzer bir durumu Bugün olmayan Özbekistan ve Türkiye ilişkileri ve Ankara Savaşında görmekde mümkün.

    (*)  Rusya Tarihi: Türk Tarih Kurumu- Akdes Nimet Kural – sf 181

    (**) Rusya Tarihi: Petro’nun Şark Politikası – sf 262

    Tags: , , , , , , , ,

« Previous Entries   

Son Yorumlar

  • Nice yaşlara......
  • Merhaba Aykut, İnan kıskanılacak bir halim yok oralara gezm...
  • seni çok kıskanıyorum. benim gitmek için can attığım yereler...
  • aman... asıl konuya girmişken program bitti..:) tebrik e...
  • ben hiç rusyaya gitmedim, hiç bir yerde yönetici olmadım fak...