• İş seyahati nedeniyle Şubat ayı içersinde Belarus’ta bulundum… Burada başkent Minsk , Brest ve Vitebsk şehirlerinde seyahatler gerçekleştirdim…

    Belarus ilginç bir ülke ve ticaret daha da ilginç…

    Belarus Nufusu 9,5 milyon kişi ve düşmeye devam ediyor

    Başkent : Minsk Nüfusu yaklaşık 2 milyon kişi…

    %80 Ortadoks bir Nüfus geriye kalan %20’lik kesim ise Katolik ve diğer dinlere mensup… Tabi %80’lik ortadoksların hemen hemen yarısı %40’lık bir nüfusunun inancı bulunmakta diğer geri kalan %40 ise kendisini inançsız olarak tanımlamaktadır.

    Nüfusun yarısı %51 Devlet tarafından istihdam edilmektedir.

    Sovyetler döneminden itibaren bir sanayi ülkesi olarak tasarlanan Belarus; Maz Otomobil fabrikasını barındırmakta dev madencilik araçları Belaz… İş ve tarım makinaları gibi sovyet döneminden kalma fabrikalar halen üretim yapmaktadır.

    Rusya,Polonya,Ukrayna,Litvanya ve Letonya ile çevrili…

    Kendi dilleri Belarusça ancak pek yaygın kullanımı yok herkes Rusça konuşmakta…

    Türkiye vatandaşlarına vize uyguluyorlar ve vizeler oldukça pahalı[Bu yazının yazıldığı tarihten tam bir gün sonra 29 Mart 2013’te Dış İşleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu Belarus’a bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi Belarus Dışişleri Bakanı Vladimir Makei ile bir araya geldi ve görüşmenin ardından yapılan imza töreninde iki ülke arasında Vizelerin Karşılıklı Kaldırılmasına ilişkin Anlaşma ile Türkiye-Belarus Geri Kabul Anlaşması imzalandı. Bu ziyaret ile  Ahmet Davutoğlu Belarus’u ziyaret eden ilk Türk Dış İşleri Bakanı oldu…] Bu gelişme Belaurs ile Türkiye’nin arasında ki her tür ilişikiyi geliştireceği kuşkusuz bir gerçektir… Proaktif Türk Dış Politikasının ve hükümetin dinamik yapısının bir başka göstergesi ve başarısı olduğunu kabul etmek gerekmektedir… Umarım aynı başarıyı Özbekistan ve Türkmenistan‘da da gösterebilirler…

    Belarus vizesi için http://turkey.mfa.gov.byadresinden  gerekli evrakları ve fiyatları bulabilirsiniz… Pek ucuz sayılmaz ve çok evrak istemekteler… Ayrıca Belarus Devlet Şirketinden Seyahat Sağlık Sigortası yaptırılması gerekiyor…

    Yani elinizi kolunuzu sallayarak girmek pek mümkün değil…

    1991 yılında Sovyetler Birliğinin Liberalleşen ve çözülme sürecini getiren açılımlarına karşı yapılan darbe girişiminde Belarus Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti en başta yer almakta idi… Ancak bu başarısız darbe girişimi dönemin Belarus devlet başkanı Mikalay Dzyemyantsyey’un Gorbaçov tarafından görevden alınmasına sebebiyet verdi…

    Biraz daha geriye gittiğimiz zaman Belarus 2.Dünya savaşı sırasında  Nazi Alman işgali altında kaldı…

    Sonrada Stalin dönemi…

    Ancak Belarus Rusya ve Sovyetler ile ilişkileri hep iyi olmuş bir ülke komşuları Baltıklar ve Polonya’dan farklı olarak…

    Ekonomik açıdan günümüzde 2011’de ciddi bir kriz yaşamış ve enflasyon oranı 1990’lar Türkiye’sini hatırlara getirmektedir… 2011’de %108,7 gibi güzel bir enflasyon rakamı yakalıyorlar Bu rakamla tüm Avrupada ve BDT ülkeleri arasında birinci oluyorlar… 2012 Enflasyon rakamları ise %25

    Parası oldukça değersiz 1 ABD Doları yaklaşık 8650 Belarus Rublesine eşit…(Mart 2013)

    Herkesin kapalı dediği bu ülkede özet olarak Türkiye ilişikileri ise şu şekildedir;

    Belarus Bayrağı

    Belarus Bayrağı

    • 25 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını kazanan Belarus’u tanıyan ilk ülke Türkiye’dir !
    • Turkcell, Belarusian Telecommunications Network (“BeST”)’in hisselerinin %80’ini Belarus Cumhuriyeti Devlet Varlık Komitesi’nden toplam 500 milyon ABD Doları bedelle devir almak üzere bir Satın Alım Sözleşmesi imzalamıştır.
    • Türk yatırımcılar inşaat sektöründe de aktif olarak Kamu binaları ve Otel inşaatları gerçekleştirmekteler…

    Siyaset , Ticaret, Hayat ve Ergenekon…

    Belarus ve ya Beyaz Rusya… Beyaz ve ya temiz ülke ve Rus anlamında… Ülke aslında bildiğimiz anlamda Rus değil… Dilide Rusça değil ancak hem Çarlık zamanı hemde Sovyet Rusya sebebiyle Ruslaşmış bir toplum…  Sovyetler Birliğinde Avrupa olarak alıgılanan ve gelişmiş olarak düşünülen Moskova,Kiev ve Minsk üçlüsünün önemli bir aktörü…

    Ülkemizin başkent Minsk’te Büyükelçiliği, Belarus’un ise Ankara’da bir Büyükelçiliği ve İstanbul’da bir muvazzaf Başkonsolosluğu bulunmaktadır. Ayrıca, Belarus’un Adana, Alanya, Antalya, Bursa ve İzmir’de Fahri Konsoloslukları faaliyet göstermektedir.

    BelarusRusyaKazakistan Gümrük Birliği Ortak Gümrük Tarifesine girmiştir.
    Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra 10 Temmuz 1994 seçimlerini kazanarak Beyaz Rusya’nın başkanı sıfatını kazanmıştır.

    Belarus da birçok kişiye sığınma talebi veren bir ülke olarak biliniyor. ABD’den 7, İngiltere’den 4, İtalya ve Çin’den 3’er işadamının da Belarus’tan sığınma talebi aldığı biliniyor.

    Belarus’la Türkiye arasında suçluların iadesi anlaşması bulunmuyordu… Bu nedenle Türkiye’de suç işleyen herhangi bir birey Belarus’a gittiği takdirde yakalansa bile iade edilemeyebilir. Bu sebeple Belarus’a kaçan isimler ve hikayeleri şöyle 24 yaşındaki Sinem Yalçın’a  cipiyle çarpıp kaçarak ölümüne neden olmaktan ceza alan firari Faruk Kalkavan Belarus’ta yakalanıyor…

    Minsk'te çok sayıda Kumarhane bulunmakta

    Minsk Casinolar şehri

    Adalet Bakanlığı’nın devreye girmesi ve Belarus hükümetiyle iletişime geçmesiyle Kalkavan, 8 Kasım 2011’de Belarus polisince gözaltına alınmıştı. Ancak iki ülke arasında karşılıklı olarak suçluları iade anlaşması olmadığı için Kalkavan’ın Türkiye‘ye nasıl iade edileceği bir türlü netlik kazanamıyor…

    Türk ve Belaruslu yetkililer arasında o tarihten bu yana süren görüşmeler, sonunda netice verdi. Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Daire Başkanlığı yetkilileri, 9 Ağustos’ta Faruk Kalkavan’ı Türkiye’ye getiriyor. Kalkavan, kalan cezasını çekmek üzere Ümraniye Cezaevi’nde A3 koğuşuna konuluyor… Faruk Kalkavan’ın yakalanması ise Rahmetli Sinem Yalçın‘ın babasına gelen isimsiz bir mail ile oluyor… Faruk Kalkavan kendi pasaportuyla Minsk’te üniversiteye yazılıyor iş yeri açıyor şirket kuruyor ve Pionerskaya Ulitsa Dom. 36’da kalıyor…

    Bunun haricinde Ergonekon Davası sürecinde kaçan Tümgeneral Mustafa Bakıcı,8 Ağustos 2011’de hakkında yakalama kararı çıkarılayor. Yapılan incelemede Tümgeneral Bakıcı‘nın Belarus’ta olduğu belirleniyor. Bakıcı‘nın kaçmadan önce bütün banka hesaplarını boşalttığı ve yanına yüklü miktarda para aldığı söyleniyor.

    Ayrıca Ergenokon Davası sanığı Bedrettin Dalan 1984-1989 arasında İstanbul’un ilk Büyükşehir belediyesi başkanı. İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi’nin kurucusu. Belarus’ta olduğu basına yansıyan haberler arasında yer aldı…

    Türkiye Aralık 2012’de Belarus ile adli yardımlaşma imzalıyor… Artık eskisi gibi Belarus’a kaçmak tam bir çözüm olmayacak gibi gözükmekte bazıları için…

    Minsk’te bunların haricinde göze çarpan bir başka unsur ise Kumarhaneler ! Her köşe başında bir kumarhane bulunmakta bununla birlikte Gece Kulupleri,Striptiz Barlar ve Fuhuş çok yaygın ve ulaşması kolay siz ulaşmaya çalışmasanız bile onlar size ulaşacaklardır…

    İhracat

    Belarus‘un en büyük ihracat partneri Rusya sonra Hollanda ve ardından da Ukrayna gelmekte. Belarus’un tüm ihracatında Rusya‘nın payı ise %33 civarında…

    • 2011 yılı itibari ile Belarus’un tüm dünya’ya olan ihracatı 40 milyar dolar
    • Türkiye’nin ise aynı dönemde 150 milyar dolar
    • İhracat kalemleri:Mineral,İş Makinaları,Tarım ürünleri v.b…

    İthalat

    Belarus‘un ithalatı ise gene birinci sırayı Rusya almakta ve sırasıyla Almanya,Çin,Ukrayna ve Polonya yer alıyor…

    • İthalatının en önemli kaleminde Enerji yer almaktadır…
    • 2011 yılı itibari ile İthalat rakamı 46 milyar dolar...
    • 6 milyar dolar açık vermiştir 2011 yılında…

    Türkiye’den Colins Markasını her yerde görmek mümkün tüm mağazalarda her yerde Çin malları bulunmakta ayrıca Laleli mallarıda tüm Belarus şehirlerine dağılmış durumda…

    Sovyetler Birliğinin ardılı BDT‘nin Yönetim merkezide Minsk”te bulunmaktadır…

    Devlet Başkanı

    Alexander Lukaşenko

    Alexander Lukaşenko

    Belarus Devlet Başkanı

    Numan Kurtulmuş‘a olan dikkat çekici benzerliğinin yanı sıra Lukaşenko oldukça ilginç bir isim…

    Kısa kısa başlıklarla;

    1954 doğumlu.

    ABD ve AB kendisine vize vermemektedir.

    Sovyet Döneminde Gorodets Devlet Çiftliği ve inşaat malzemeleri fabrikasında müdürlük yaptı.

    1990 yılında politikaya giriyor ve 1994’te Devlet Başkanı oluyor…

    Resmi olarak eşiyle evli gözükmesine rağmen ayrı yaşamakta ve kişisel doktorundan gayri meşru çocuğu bulunmakta…

    Avrupa’da kendisi için Avrupa’nın son diktatörü denmekte…

    Basına yansıyan bazı demeçleri ve haberler ise şöyle;

    • “Batı Afganistan‘da milyonlarca insan öldürdü. Ardından petrol ihtiyacı olduğu için Irak’a girdi. Örneğin onlar için Sarkozy ‘büyük bir demokrat’. Önce Libya‘nın öldürülen lideri Kaddafi‘den 150 milyon dolar aldı, 3 yıl sonra da üstüne bomba yağdırdı”
    • Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri; Lukaşenko‘nun Devlet Başkanlığını kabul etmemekte siyasi ve ekonomik yaptırımlar uygulamakta… ABD ve Avrupalı firmalarının Belarus ile ticaret yapmasını yasaklıyor…
    • 2008 yılından itibaren Belarus yönetimi ile Rusya arasında ilişkilerin bozulması ve Lukaşenko’nun Batılı ülkelerle yakınlaşma çabasına girmesi, bu yasağın askıya alınmasına neden oluyor…
    • 2011 yılında Avrupa Komisyonu Başkanı, Barroso, Lukaşenko‘yu Kiev’deki zirvenin dışında tutmak istiyor ve Lukaşenko; Barroso‘ya ağır sözler sarf ediyor.
    • 11 Nisan 2011 tarihinde Oktyabrskaya Metro istasyonunda Bomba patlıyor ve 15 kişi ölüyor. Bu olay tamda büyük ekonomik sıkıntılarla çalkalanırken oluyor… Suçlular Vitebsk şehrinden 1986 doğumlu iki Belarus’lu olarak tespit ediliyor yargılanıp kurşuna diziliyorlar…

    Rusya ile ilişkiler geriliyor…

    • 1990 yılından 1995’e kadar Ekonomisi Rusya’dan alınan gaz karşılığı mal mukabili ödeme ile toplarlanıyor…  Bu nokta çok ilginç Rusya’ya gaz veriyor ve Rusya’ya süt,ekmek,makina ve tarım ürünleri ile ödeme yapıyor ısınmak için…
    • Belarus’un Rusya’ya olan enerji bağımlılığı %90 seviyesindedir. Rusya’nın 2 Miyar dolarlık kredi açtığı Belarus peyder pey bu parayı almakta ancak son pakette Rusya elini biraz ağır tutunca ilişikiler gerilmeye başlamıştır aslında Ödenecek tutarın hangi para cinsinden olacağı konusunda sıkıntı çıkmıştır… Belarus bu parayı Dolar olarak isterken Rusya bu parayı Ruble olarak ödemek istemiştir.Bu gerçekten tam bir çıkar çatışmasıdır… Rusya’nın bu parayı Ruble olarak ödemesi kendisine maliyeti oldukça düşük olacak ve paranın dönüşüde kendi üzerinden olacak Rusya; Ruble olarak kredi verdiği anda çifte kazanç sağlamaya başlayacaktır… Ancak kapalı ekonomiye sahip olan Belarus’un zaten açık veren Dış Ticaret’i ülkenin en basitinden ihtiyacı olan malları direk özgürce Dolar ile alabilecek iken Rusya’ya bağımlılığını iki katına çıkartacak olan bu durumu istememiştir… Lukaşenko; Rusya’ya olan bağımlılığınıda azaltma yolu aramaktadır; Bu bağlamda Gürcistan ile sıkıntılı olan Rusya ilişikilerinde; Gürcistan‘dan taraf olarak bir hamle yapmıştır…Bunun üzerine Rusya Belarus’tan gelen ihracata çeşitli sebepler bularak durduruyor… Gazprom fiyat farklılığından dolayı Belarus’tan gaz parası istiyor eğer vermezse gazı keseceğini belirtiyor…

    İsveç’li bir reklamcının pırpır bir uçakla gizlice Belarus hava sahasına girerek 800 adet oyunca ayı ile Belarus’a saldırmasının bedelini İsveç Devleti acı bir şekilde ödemiştir.Belarus diplomatik ilişikilerini kesimiş Generallerini ve bir takım bakanları görevden almıştır…

    Ekonomik ve siyasi yönden izole olan bu görece 9,5 milyonluk Ülkenin durumu Batı’da Sovyetleri halen yaşatıyor gibi gözüksede sosyalist politikalarında sovyetlere nazaran devam etmediği görülmektedir. Zenginlerin gayet lüks bir şekilde yaşadığı ortalama halkında gelir durumunun sağlık ve eğitim olarak standartların altında olduğu söylenebilir…

    Belarus’ta Türk Sermayesi ve Türkiye ile Ticari Hacim

    Türk Sermaye Derneği: www.atk.by

    Belarus Türk İşadamları Derneği: www.betid.org
    Türkiye'nin Belarus'a İhracatı

    Türkiye'nin Belarus'a İhracatı

    • Sağ tarafta ki grafikte de görüleceği üzere Türkiye’nin ihracatı son 3 yılda büyüme kat etmektedir.

    2010 yılından 2012‘ye bakıldığı takdirde %30‘luk bir büyüme göze çarpmakta…

    Ancak 2012 rakamı oldukça küçüktür 264,5 Milyon Dolar Bu rakamı 2011 yılı değeri ile karşılaştırdığımız da bile Türkiye’nin Belarus’un ihracatında ki payı 1000’de 6 gibi küçük bir rakam…

    Türkiye’den İhracat kalemleri ise Tekstil,Plastik,Meyve Sebze,Kuruyemiş v.b….

    Görüldüğü üzere ticari ilişikilerimiz oldukça düşük ve ilkel bir seviyede bulunmaktadır…

    Aşağıda benim Minsk’te çektiğim bir kaç fotoğrafa göz atabilirsiniz…

    Özet ile hem Belarus’un hem de Türkiye’nin Belarus ile olan ilişikilerinde alacağı daha çok yol bulunmakta… Bu kadar sanayisi iyi ve yüksek potansiyeli olan ve eğitimli nüfusu sahip, İnsan sayısı çok fazla olmayan coğrafi konumu itibari ile avantajlı olabilecek bir ülke potansiyeline sahip iken izole olması,Kumarhanelerle dolu olması, suni bir ekonomiye sahip olması ile potansiyelini değerlendiremeyen bir ülke izlenimi çizmektedir.

    AB,ABD ve Rusya ile çatışmak yerine daha liberal,serbest, özgürlükçü ekonomik ve siyasi bir çizgide bulunursa başta ABD ve AB’den bir çok yardım ve destek görebilir buna ek olarak diplomatik olarak Rusya ile de denegeli ilişkiler geliştirebilirse bölgenin en iyi refah durumuna sahip bir ülke olabilir… Genede dışarıdan bakıldığı kadar ya da en azından Özbekistan kadar kapalı bir ülke olmadığını söyleyebilirim…


    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

  • Yaroslavl şehri

    Yaroslavl,Rusya

    Yaroslavl’a Moskova’dan araba ile geçtim ancak Trafik canımı bezdirdi en akıllıca yol tren ile gitmek…

    Yaroslavl şehri Moskova’ya çok uzak olmayan bir şehir.Sessiz sakin ve dost canlısı insanları olan bir kent… İlginçtir bu şehirden iktidar partisine ve Putin’e hiç oy çıkmıyor onun yerine Jirinovski’ye oy çıkmakta… Bu sebeple genel Rusya’dan ayrılan protest bir yapısı mevcut… Türkiye’nin İzmir’i gibi mi acaba ? Bilemiyorum…

    Moskova ile arası 250-300 km Ne çok gelişmiş ne de çok küçük bir yer değil ortalama huzurlu… Yaklaşık 600.000 Nüfusa sahip bir yer… 1000 yıllık bir şehir  Unesco Dünya Mirası kapsamında koruma altında…

    Tarihte ise Altın Ordu ve Mengü Kağan’ın üzerinden zamanında geçtiği bir yer… Pek kimse bilmez ancak 1000 Ruble’nin arkasında resmi var olan şehir… Rusya’nın en büyük 20. şehri…

    Yaroslavl Lokomotiv Buz Hokeyi takımını 2011 yılında uçak kazasında kaybetti…Yakovlev Yak-42 idi…

    Feodor Volkov Dram Tiyatrosu görülmeli ve kültürel alt yapı yetiyorsa orada bir eser izlenmeli… Birde bir zahmete girip Volkov’un kim olduğu öğrenilmeli…

    Sokakları tenha insanları huzurlu parkları eserleri güzel, derli toplu ve etkileyici bir şehir Yaroslavl benim aklımda biraz modern bir imajı var… 2013 yılında Rönesans İnşaat Aura AVM açacak Bu da şehrin hayatını değiştirecek… Yaşanılabilinir bir şehir gibi geldi bana Yaroslavl… Eylül 2012’de bulundum Yaroslavl’da yazmak şimdi nasip oldu… Sonra Tren ile Smolensk şehrine geçtim…

    Tags: , , , , , , , , , , ,

  • Kazanskiy

    Kazanskiy,Petersburg

    Saint Petersburg,Leningrad,Sankt Petersburg ya da Petrograd

    Benim için İsveç kökenli gitar virtiözü Malmsteen’in Live in Leningrad konser videosuydu bir zamanlar… Hafızam beni yanıltmıyorsa 1989’da gerçekleşen o konser efsanedir hala…

    Rusya’da yüksek lisansa giriş sınavları için tarihe çalışırken Moskova Devlet Üniversitesi yayınları karışık gelince Akdes Nimet Kurat’ın TTK’dan çıkan Rusya Tarihi kitabında Petro’nun İsveç’ten savaşarak aldığı ve Çarlık Rusya’sının yeni başkenti ilan ettiği bir şehir olarak aklımın derinliklerinde yer etmişti. Petro’nun küçük yaşlardan itibaren Denizi olmayan ülkesine ve Moskova’da geçirdiği zamanlarda taktik ve teknik olarak hazırlanmasını oldukça güzel olarak anlatır o güzel kalın kitap…

    Sovyetlerin Leningradı Çarlık Rusya’sının Petrograd’ı ve şimdinin St Petersburg’u Rusya’nın makus talihini değiştirmesi Avrupaya açılan bir köprü olması açısından önemli 2.Dünya savaşında ise 1941 yılından itibaren 29 ay boyunca yaklaşık 2 buçuk yıl Nazi kuşatması altında kaldı açlık ve kıtlıktan kırıldı 1 milyondan fazla insan açlıktan ve yokluktan öldü…

    Sovyetler’de sovyet olmayan Rusya’da da Rus olmayan bu şehir Dünya bilinç altında Beyaz Geceler,  Dostoyevski Romanları ve Ermitaj müzesi ile yer alır.

    İstanbul ne kadar Türkiye ve Anadolu’dan farklı ise Petersburg’da Rusya’dan o kadar uzak bence…

    Hava koşulları bir problem olarak adlandırılıyor gerçekte yaşanacak bir şehir değilken Çar’ın büyük çabaları ve zorlamaları sonucu güzel bir şehir haline getirilmiş (en azından mimari açıdan)…

    Hava’nın soğuk olması sanılanın aksine Rusya’da büyük bir problem teşkil etmemektedir. Petersbug’un en büyük klima problemi bence Güneş’in olmaması saat 12:30-13:30 arası alacakaranlık şeklinde açıklayabileceğim Türkiye’de sabah Saat 06:30 gibi bir aydınlanma oluyor ve o kadar geriye kalan ise gece karanlığı işte size petersburg…

    İlk gün Sabah uyanınca sanırım yanlış kalktım dedim ancak pencereden bakıpda arabaların vızır vızır geçtiğini görünce kendime gelmem çok zor olmadı…

    Şehrin merkezi Nevskiy Prospekt ben metro ile gittim ve istasyondan çıkınca neye uğradığımı anlayamadım…

    Kafanızı nereye çevirirseniz orada farklı ve destansı güzellikte birşeyler görüyorsunuz (Rus kızları anlamında değil) Gastrabayter(Misafir çalışan- “Гастарбайтер”) yokluğu yani tacik,kırgız v.b. sovyetlerin geride bıraktığı orta asya kökenli ucuza iş gücü yok…

    İnsanlar daha sakin ve daha dost canlısı gibi belkide biraz sanatsal… Moskova’nın o yorucu ve insan dışı temposundan yoksun ama yaşamak için bence pek uygun bir şehir değil…

    Bu şehirden etkilenmemek pek elde değil… Her gittiğim şehirde Moskova’nın ne kadar çirkin bir şehir olduğunu bir kez daha anladım…

    İş için ise Finlandiya’nın ve Avrupa’nın egemenliğinde bir çok sektör… Rusya’nın Avrupalı kısmı…

    Unutmadan ben müze gezmeyi çok severim dünyada ve türkiye’de bir çok müzeyi gezerim derdim ama ben hiç müze gezmemişim dedim Ermitaj’ı gördükten sonra…  sanata doymak için birebir…

    Bu arada Bu yanda gördüğünüz ise Kazanskiy Katedrali Sovyetler döneminde Ateizm Müzesi olarak kullanılmış bence Petersburg’un en etkileyici eserlerinden birisi…

    Tags: , , , , , , ,

  • Merhaba Kanal B’de çıktığım Genç Bakış Programını izleyemeyenler için…

    Tags: , , , , , , , ,

  • Uzun süredir işlerimin yoğunluğundan dolayı yazamıyorum, ancak çok yakında sitede bazı devrimsel değişimler ve bununla birlikte büyük gelişmeler olacak bir çok yazacak konu ve paylaşacak düşünceler birikti…

    Hemen yumuşak bir geçiş yapalım ve dünya’nın en ilginç ve sadece sovyetlere has terk edilmiş yerlere bir göz atalım…

    Sovyet mirası…

    Terk edilmiş şehir: Promyshlennyi

    Sovyetler dağıldıktan sonra devletin ayıracak bütçesi olamdığı için bazı şehirlere su,elektrik vb gibi hizmetleri sağlayamadı. Bu durumda insanlar bu tip bölgeleri kendi imkanlarıyla terk ettiler. Geriye ise terk edilmiş binalar kaldı.

    Bu ve benzeri bir çok şehir sovyetlerin hüküm sürdüğü topraklarda bir açıkhava müzesi gibi hüzünlü bir şekilde bekliyor.

    Ayrıca ilginç bir dip not : 1990 yılında KGB’den emekliliğe ayrılan Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin o yıllarda geçimini sağlayabilmek için taksicilik yapmaktaydı. (*)

    (*) http://englishrussia.com

    Top Secret Denizaltı üssü : Balaklava,Karadeniz

    Balaklava’da bulunan sovyetlerin gizli Nükleer denizaltı üssü’de terk edilmiş durumda keşfedilmeyi bekliyor. Günümüzde bu denizaltı üssünde bulunan bütün nükleer denizaltları gitmiş ancak fasilite yerli yerinde duruyor.

    Soğuk Savaş eğer sıcak savaşa dönüşseydi hiç kuşkusuz Türkiye’nin karadeniz kıyılarının canını yakabilirdi.

    Baklaklava’da yaşayanların hemen hepsi bu gizli üssün gizli çalışanlarıydı. Öyle ki a şehirde yaşayanların akrabaları onları ziyaret edemezdi. Balaklava sovyetler döneminin en gizli ve izole edilmiş yerlerinden biriydi.

    1996 yılında son denizaltıda üssü terk etti ve ufak bir müze ile rehber eşliğinde gezilebilecek hale geldi.

    1970’li yılların James Bond filmlerini sevenlerin görmesi gerekir.

    Terk edilmiş bir işçi Kasabası :Pyramiden, Norveç


    Arktik bölgesinde bulunan kömür madeni işçilerinin ve ailelerinin yaşadığı bu terk edilmiş sovyet kasabası ilginçtir ki 1927 yılında sovyetlere satılmıştır. 1998 yılında hızlı ve acılı bir şekilde bir kaç saat içerisinde boşaltılmıştır. Bundan dolayıdır ki evlerin kütüphanelerinde kitaplar halen raflarda kalmış pencerelerde solmuş çiçekler ve yitip giden bir yaşamın izleri canlı olarak görülebilir. Ayrıca kasaba Sovyet ütopyasına en çok yaklaşmış yerleşim birimiydi. Kendi kendine yeten,para sistemi olmayan bir ekonomi,ücretsiz gıda, yüzme havuzları,spor merkezleri,Sinema(her gece film gösterimleri) 50.000 kitaplık bir kütüphane vb… (**)

    (**)http://en.wikipedia.org/wiki/Pyramiden

    Tags: , , , , , , ,

  • Çift Başlı Kartal İstanbul'dan Moskova'ya getirildi.Rusya’yı anlamak iki temel noktadan oluşur. Rusçayı anlamak ve Rus tarihini anlamak.

    Tarihi bilmek, bugünü anlamamıza ve bugünü anlamak ise geleceği tahmin ve analiz etmemize yardımcı olur.

    Rus Tarihini ise Çarlık,Sovyetler ve Rusya Fedarasyonu olarak üç temel başlık olarak ayırabiliriz.

    Burada bütün Rus tarihini anlatacak değilim ancak Hem Türkçe kaynaklar hem İngilizce kaynaklar hemde rus kaynaklarda okuduğum ilginç tarihsel gerçekleri sizlerle paylaşmak niyetindeyim. Tarih kitaplarında çokda rastlayamayacağınız ve bize okulda pek de öğretilmeyen ve ya öğretilmek istenmeyen konuları ara ara burda yazmak istiyorum. Ayrıca rus arkadaşlarımla konuştuğum ve onların bakış açılarınıda yazmaya çalışağım.

    Türk-Tatar Kökenli ilk Rus Çarı : Boris Godunov (Бори́с Фёдорович Годуно́в)

    İlk Tatar Kökenli Çar

    Boris Godunov

    Şaşırtıcı bir gerçek Altınorda devletinden Moskova’ya göçen bir ailenin çocuğu Boris Godunov devşirilerek Korkunç İvan zamanında Saraya girdi. İvan’ın ölümünden sonra oğlu Fyodor çarlık yapıyor gibi gözüksede etkin değildi ve ölümünden sonra Boris Godunov oy birliği ile tahta geçti. Böylelikle Rus Çarlık makamına devşirme bir tatar geçmiş bulundu.  Zamanında Ülkede kıtlık vardı. Büyük Kıtlık (1601-1603) insanlar sokaklarda açlıktan ölmekte idi. Moskova’da Anneler çocuklarını yiyordu.(*) Devlet ise stok yaparak bunları halka dağıtıyordu ancak devlet memurlarının bu dağıtımlarda suistimal yaptıkları meydana çıktı. Bazı çiftlik sahipleri ise gizlice stok yaparak fiyatları yükselmesini bekliyorlardı. Devlet kota ve tarife koymaya çalışsada çok başarılı olamıyordu. Bu arada ilginç bir ekonomik politika devreye sokuldu. Açlık çeken halka iş verilmesi adına ve ekonomiye canlılık kazandırılması için devlet büyük inşaatlar yaptırmaya başladı. Herkes Moskova’ya göçe başladı. Çeteler oluştu ve Moskova’yı tehdit etmeye başladı. Sahte veliahtlar peydah oldu. Godunov öldükten sonra Rusya’da karışıklıklar devri başladı.

    Günümüz ile ilgili ilginç bir kaç saptama ise Rus tarihinde Kiyef Ruslarından başlamak üzere kıtlık ve fakirlik sovyetlerde buna dahil hep tarihsel bir gerçekti bugüne yansıması ise Rus Mutfak kültürünün zayıflığına basitliğine ve hatta olmayışına bağlamak mümkün. Bir kaç küçük örnek salata ve borşç çorbası dışında ki yemekler Rusya’ya diğer kültürlerin armağanıdır. Salata derken bizde rus salatası tek çeşit biliriz ancak ruslarda o kadar çok salata çeşiti var ki… Ayrıca Rusya’da yemek kültürünün olmayışı yemeklerin lezzetinide önemsiz kılmış sadece karnınızı şişirmeye yönelik belli bir zaman sonra tad alma duyunuz tamamen köreliyor.ve Rus turistlerin neden otel yemeklerinin fotoğrafını çektiklerini anlamak çokda zor olmuyor. Ancak içki içme kültürü ve içkilerin lezzetleri ise muazzam gelişmiş bizde sadece Rakı içme kültüründen söz edebiliriz belki ancak Ruslarda içki içmek büyük bir seremoni ve bir çok kural ve kaideye bağlı.

    Rus ve Osmanlı ilişkilerinde Azerbaycan

    Sovyet Azerbaycan Arması

    Tarih’te tam bilinmeyen bir başka gerçek ise Azerbaycan’ın Rus toprağı haline nasıl geldiği gerçeğidir.

    Azerbaycan dost ve kardeş ülke iki ayrı devlet bir millet söylemleri ile günümüz Azerbaycan ve Türkiye ilişkileri özetlenebilir. Ancak tarihin derinliklerinde şu şaşırtıcı gerçekle karşılaşmak olası !

    Rusya ile Türkiye İstanbul’da 1721 yılında İran’a sefer yapmak konusunda anlaştılar. Rus ve Türk kuvvetleri İran’a hücüm ettiler. Savaş sonunda Rusya ile İran arasında Petersburg’da yapılan anlaşma ile Bakü başta olmak üzere birçok Azerbaycan şehri Rusya’nın eline geçti. Rusların Bakü’de ki kontrolü resmi olarak sovyetlerin dağılmasına kadar sürdü. (**)

    Azerbaycan’ın dil ve gönül bağı bugün Türkiye’ye ne kadar yakınsa politik anlamda ki farklılıklarını anlamak açısından yararlı bir bilgi olması muhtemel bir tarihi gerçek.

    Benzer bir durumu Bugün olmayan Özbekistan ve Türkiye ilişkileri ve Ankara Savaşında görmekde mümkün.

    (*)  Rusya Tarihi: Türk Tarih Kurumu- Akdes Nimet Kural – sf 181

    (**) Rusya Tarihi: Petro’nun Şark Politikası – sf 262

    Tags: , , , , , , , ,

  • Mütevazilik bir erdemdir ! Ancak bazı konularda örnek olarak Dünya Çapında o konu hakkında hem teorik hemde pratikte yaşanmışlık deneyimlerine ve bilgilerine sahipseniz ayrıca bu konuları sizin kadar bilen çok az kişi varsa mütevazi olmak erdem olmaktan çıkar…

    Ben iki konuda mütevazi olamayacağım birincisi uluslararası bankacılık sistemi ikincisi ise Rusya’da Sağlık Sistemi, Hastaneler, poliklinikler ve Özel Sigorta Sistemi. Bu iki konudada çok acı deneyimlerim oldu.

    Uluslararası bankacılık ile ilgili yani yurt dışında para transfer sistemleri ATM kullanımları Türkiye’de ki hesaplara ulaşma konularına bir başka yazımda çok detaylı bir şekilde sizlerle paylaşacağım.

    Bu yazının konusu burda yaşayan ve yaşamayı düşünen herkesin en büyük korkusu olan sağlık.

    14 Mart 2009 tarihinde Ambulans ile acile kaldırıldım. 7 gün yani bir hafta boyunca hastanede müşade altında tutuldum.

    Olaylar nasıl gelişti ?

    27 Şubat günü burda ki arkadaşlarla doğum günümü kutladık, ancak sırtımda bir kaç gündür çektiğim bir ağrı vardı çok fazla önemsemiyordum biraz incelediğimde sivilce gibi bir şey olduğunu düşünmüştüm, ama hergeçen gün büyüyor ve ağrısı artıyordu bu ağrı bir hafta içinde öyle bir hal aldı ki kalbime ve koluma vurmaya başladı. Ailem doktora gitmemi söylüyordu arkadaşlarımda öyle ancak ben burada ki sağlık sistemine güvenemediğim için gitmemek için yaklaşık 3 hafta kadar direndim. Bu süre zarfında ağrılar sürekli artıyor kalbim sıkışıyor kolumu hareket edemeyecek hal alıyordu. Acıya dayanıklı ve sabırlı biri olduğum için idare ediyordum. Tabi bu süre zarfında ben fark edemediğim şeyler vardı örneğin ateşim 38 derece imiş ve kan zehirlenmesi olmuşum yani sepsis. Kalbim sıkışıyor kolum uyuşuyor ateşim 38 derece ve ben bu hal ile sınavlara ve derslere giriyordum. Bu halde iken bir kaç sınavdan avam bir tabirle 100 çakmış olmak beni bile şaşırtmıştır.

    Bu durum ta ki acılar ve kalbimin ağrısı dayanılmayacak boyutlara ulaşıncaya kadar sürdü. Yani 14 mart 2009 tarihine kadar.

    14 mart Cuma’ya denk geliyordu, sabah oda arkadaşım Fırat ile okulda ki polikliniğe gittik. Doktor ve Hemşire sırtımda ki şişliği görünce çığlık atıp bağırmaya başladılar. Durumun vahamiyetini hala kavrayamamıştım. Beni hemen yan tarafta ki ameliyathaneye aldılar çok telaşlı bir haldelerdi sürekli sorular soruyorlar ve panik halinde ordan oraya koşuşturuyorlardı. Bende durumum çok mu ciddi diye sordum Evet tabi ki çok ciddi dediler. Neyse sırtımda ki şişlik tıp dilinde furunculus olarak adlandırılan Anadoluda çıban denen deri altı iltihabının en ileri safhası olan bir hal almış ve kan zehirlenmesi ve sonrası ölümle biten bu rahatsızlık tarihte Mısır fatihi Yavuz Sultan Selim’i bu Dünya’dan koparmıştı. Bende kan zehirlenmesi aşamasında idim son aşamaya ulaşamamıştım.

    Poliklinikte doktor yarım litre cerahat çıkartığını durumumun çok ciddi olduğunu ve acile kaldırılmam gerektiğini söyledi. Ben biraz şaşırdım doğrusu korktum diyemem çünkü artık korkacak birşey yoktu herşey yaşanmıştı. Ambulans geldi ve Ağır hastaların kaldırıldığı 64 nolu hastaneye kaldırıldım. Ve evet en büyük korkum gerçekleşmişti Moskova’da devlet hastanesindeydim artık korkmuyordum…

    Hastane Tiyatro gibiydi yaşadıklarım ise film uzun uzadıya anlatamam ancak size bilgi vermesi açısından bazı cümlelerle durumu ve gözlemlerimi özetlemeye çalışayım….

    Hemşireler hastalara özellikle yaşlılara çok kötü davranıyor… (Bağırıp çağırma,itip kakalama,aşağılama,dalga geçme)

    Bir doktor hasta altına işediği ve gizlice sigara içtiği için hastayı dövdü.

    Cerrahi bölümünde bir çok insanın kolu bacağı ve çeşitli uzuvları kesilmiş ve aciz durumdaydı buna rağmen yakınları ya hiç uğramıyor ya da haftada en fazla 1 kez 1 saat kadar ziyaretlerine geliyordu ki buda oldukça nadirdi. Kısacası Cem Yılmaz’ın dalga geçtiği ve sizinde güldüğünüz refakatçi olayı burda yok(Ben pek gülemiyorum artık) her hasta tek başına hangi durumda olursa olsun hemşireler veya hasta bakıcılarda yardım etmiyor.

    Klasik bir hastane kokusu vardır hani hatırladınız dimi işte o koku Rusya’da hastanelerde yok ! (Ne dediğimi anlamayanlar için bkz: “Hijyen” ve “Anti-septik”)

    Doktorlar ve Hemşireler arasında disiplin yok ! Bir olay üzerine bunu yanımda kalan Rus hasta bana söyledi.

    Hastaların yaralarına ameliyat sonrası çok ilkel koşullarda ve yetersiz bir şekilde pansuman yapılıyor.(Ben tıp konusunda herhangi bir eğitim almadım ve daha öncede hastanede hiç kalmamıştım o yüzden bu tespitim yanlış olabilir.)

    Ağır bir ameliyat geçirdikten sonra odaya getirlen ve yaraları açık çırılçıplak bir şekilde yatakta yatarken hastanın üzerinde perdeyi değiştirdiler matkaplarla duvarı deliyorlardı…(Uğur Dündar görse kalp krizi geçirirdi sanırım…)

    Yemekler için tek bir şey söyleyebilirim Ruslar bile yerken kusuyorlardı. Hatta bir tanesi benim yemeğimin üzerine kustu…

    Ben kendimi kısacası Hostel filminin setinde felan gibi hisettim. Bazende Rus hapisanelerinin nasıl olabileceğini azda olsa hisettim. Hastaların bir çoğunda hapisane dövmeleri vardı. Bu arada 2 tane de skinhead vardı. Onlarda benle sohbet etti. Sohbet hakkında rahatsız edici olduğunu söylemem yeterli olur sanırım.

    Tüm bu olumsuzluklara rağmen bana çok iyi davrandıklarınıda söyleyebilirim. İyi bir şekilde ilgilendiler, herkesin bana karşı saygısı vardı diyebilirim. Daha önce hastanede kalmadığımı söylemiştim ancak Kars’ta vatani görevimi yaparken bronjit olduğum için 5 gün kadar revirde kalmıştım. Hayatımda ilk defa serum ile tanışmamda orda olmuştur. Hastalığım bayrama denk geldiği için ilaç yoktu son gün ilaçlarım gelmişti. Moskova’da en azından ilaç vardı ve telefon kullanabiliyordum. Bu bakımdan bana durumum çok olumsuz gelmedi.

    Sizlere tavsiyem Dünya’nın neresinde olursanız olun herhangi bir sağlık sıkıntınızda en ivedi bir şekilde Doktora gitmeniz olacaktır.

    Özel Sağlık Sigortası

    Üniversiteye kayıt olurken yaklaşık 5600 rupleye sigorta yapmışlardı. Sigorta herşeyi karşıladı.

    Yanınızda bulunması gereken evraklar :

    Pasaport

    Sigorta Poliçesi ve Kartı

    İlginç bir kaç şey :

    Hastanede kalırken bir doktor geldi ve Türk olup olmadığımı Rusça sordu, Bende Türk olduğumu söyledim Benle türkçe konuşarak durumumu anlattı, kendisi Özbekmiş ve Türkiye’de bulunmuş. Röntgenimi çekmişlerdi nasıl olduğunu sordum iyi olduğunu söyledi absenin daha derinlere gittiğinden şüphelenmişler böyle bir durumda kolumun kesilmesi söz konusu olabileceğinden bahsetti.Bende beni neden cerahide tuttuklarını merak etmiştim o anda anladım…. Kısacası bir kaç gün daha geç kalsam sol el ile yazma çalışmalarına başlıyor olacaktım…

    Bir çok kişi hem Türkiye’den hem burdan telefon ile aradılar ziyaretime geldiler. Su getirdiler,temiz çamaşır getirdiler çikolata getirdiler bigmac getirdiler… Fırat,Deniz,Okan,Mücahit ve diğerleri sağolun çocuklar

    Rusya’da doktorlar ortalama olarak 12.000 ruple para alıyorlar (yaklaşık 600 TL). Öğretmenlerden sonra en düşük maaşa sahip olan bir kesim.

    Rus tıbbının bir mucizesi olarak ben hala burdayım !

    Moskova’da Türk polikliniğide mevcut ve Rusya’da eğitim görmüş Türk doktorlar var. Telefondada Türkçe konuşuyorlar…

    Moskova Türk Polikliniği

    (495) 687 98 59

    Tags: , , , , , , ,

  • 2006 yılında bir istek üzerine hazırladığım JİRİNOVSKİ ile ilgili hiçbiryerde yayınlanmamış bu yazıyı günümüze uyarlıyarak burada dikkatlerinize sunmayı uygun gördüm…

    Jirinovski

    Jirinovski

    Jirinovski Kimdir ?

    En kısa açıklaması Rusya Fedarasyonu Alt Meclisi Duma’nın Başkan yardımcısı olan ve aşırı milliyetçi Rusya Liberal Demokrat Partisi’nin Başkanıdır.

    JİRİNOVSKİ’nin adı dahil olmak üzere herşey göründüğünden farklıdır. Gerçek ismi Vladimir Volfoviç Eidelshtein (Эйдельштейн). Soyadından rahatsız olan Vladimir Volfoviç soyadını daha Rus gibi gözüken Jirinovski olarak değiştiriyor. Peki neden? Nedeni ise yahudi olması.Gelişmekte olan dünyada, Sovyet Rusya’da ve şimdi ki Rusya’da yahudi olmak pek hoş karşılanmıyor(du). Vladimir Volfoviç her ne kadar yahudiliğini yıllarca red etsede özbe öz Polonya yahudisi bir aileden gelmektedir. Polonya yahudisi olan babası Volf Isakoviç Eidelshtein 1946 yılında Kazakistan’ın Alma-Ata şehrinde Sovyetlerde mecburi olan şark hizmetini yaparken Vladimir dünyaya gözlerini açar. Daha sonra Türkiye,Ukrayna gibi bir çok ülkenin persona non grata yani istenmeyen adam ilan edeceği gibi doğduğu Kazakistan’da onu persona non grata ilan edecektir, yıllar sonra doğduğu topraklara gitmek istesede gidemeyecektir. Ama önemi yoktur çünkü oralarda zaten bir bağlantısıda yoktur. Onun kökleri ne Kazakistan’da ne çok sevdiği ve her daim üstünlüğünü savunduğu Rusya’da nede başka bir yerdedir. Onun kökleri İsrail’dedir. Dünya’da ve Rusyada aşırı milliyetçi (ultra-nasyonalist) olarak tanınan anti-semitik(yahudi karşıtlığı) açıklamarıyla gündeme düşen bu büyük “rus milliyetçisi” ‘nin kökleri İsrail’in Tel Aviv şehrine bağlı olan Holon’dadır. 2006 yılının Haziran ayında kişisel olarak gittiği İsrail’de babasının mezarını ziyaret ederek ona olan vefa borcunu ödemeye çalışmıştır. Bir başka ilginç gerçek ise 24/12/1993 tarihli Jewish Chronicle (Londra Merkezli 164 yıldır yayın hayatını sürdüren yahudilerin en saygın ve en eski gazetesi) gazetesinde çıkan habere göre Jirinovski 1983 yılında İsrail’e vize başvurusunda bulunuyor ve iltica için izin alıyor.

    Jirinovski’nin şaşırtıcı yaşamı bununlada kalmıyor. Jirinovski’nin eğitim hayatıda çok ilginç. Moskova Devlet Üniversitesi’nde Türkoloji eğitimi alan Jirinovski bilinen en aktif Türk düşmanı. 1993 parti kongresinde “Başlarına böyle birşey gelsin istemem ama Türklerin hepsi dünyadan yok olsa dünya birşey kaybetmez.” açıklamasını yapıyor. Aynı zamanda Ukrayna ve Rusya arasında ki ilişkileri dahada germek için “KIRIM YA RUSYA’NIN YA DA TÜRKİYE’NİN OLMALI.” diyor. Ukrayna Rusya’dan uzaklaşmak istediği zaman onu Türkiye ile korkutmaya çalışan Jirinovski; benzer oyunu bu kez Gürcüler Rusya’nın egemenliğinden uzaklaşmaya çalıştıklarında da yapıyor ve şu veciz sözü sarf ediyor; “Bırakın Gürcüler Türklerin tanklarını ve çizmesini temizlesin.” İlginçtir ancak 2008 yılının yaz aylarında Gürcüler Rus tanklarıyla ve Rus Postallarıyla yakın temasa geçmiş ve Türklerin sattığı Cobra askeri araçlarıyla kendilerini savunmaya çalışmışlardır. Maalesef Türkler hakkında ki rahatsız edici sözleri bitmiyor.

    2003 yılında Dünya Ermenileri’nin 1. Kurultayı’na katılan Jirinovski çarpıcı açıklamalar yapıyor ve şöyle diyor, “Dünyada iki büyük lobi var Bunlar Ermeni ve Yahudi lobileridir. Yahudi lobisi Amerika’yı ele geçirdi. Amerika para istiyor, sizin de paranız var.” Hızını alamayan Jirinovski şöyle devam ediyor, “Türkiye topraklarının büyük bir bölümü tarihi Ermeni topraklarıdır. Türkiye Ağrı Dağı’nı Ermenilere geri vermelidir ve onun için tazminat ödemelidir. Türkiye’nin Ermenilere yüz milyarlarca dolar borcu var Türkiye’yi tamamen soyacağız. 15 yıl sonra Ağrı Dağı’nda Ermeni bayrağı asılacak” Bu ve bunun gibi çarpıcı açıklamalar artık Jirinovski’nin alışıla gelmiş popülist politikasını oluşturuyor.

    Türkiye’yi ilgilendiren bir başka dikkate değer olayda Rozerin kod adlı Ayfer Kaya’nın açıklamaları. Rozerin kod adlı Ayfer Kaya kimdir ? sorusuna cevap ise “PKK örgütünün Lideri olan Abdullah Öçalan’ın sevgilisidir.”(Ek bir bilgi olarak PKK Avrupa Birliği ve ABD tarafından bir Terör Örgütü olarak kabul edilmektedir. Ancak Rusya PKK’yı bir Terrör örgünü olarak kabul etmemektedir.) 14/10/2003 tarihinde Milliyet gazetesinde çıkan haberde Kaya şu itirafları yapıyor ; Öcalan’ı Moskova’da örgütün Rusya sorumlusu Mahir Welat, Mecit Mamoyan, Aziz Cewo, Vladimir Jirinovski ve bir KGB ekibinin konvoylarla karşıladığını, ilk hafta Jirinovski’nin evine, daha sonra yazlığına yerleştirildiğini söylüyor. Burada 20 gün kaldıklarını belirten Kaya, Jirinoviski’nin o günlerde Türkiye’ye gitmesinin kendilerinde rahatsızlık yarattığını vurgulayarak şu yorumu yapıyor:

    “Jirinovski, 5 günlük Türkiye gezisine çıktı. Sözde daha önceden yaptığı bazı yatırımları, 5 yıldır kendisine konulan Türkiye yasağının kalkması dolayısıyla kontrol etmeye gidiyordu. Jirinovski Türkiye’deyken gazeteler bulunduğumuz yerin adresini yazdı. Jirinovski, döner dönmez evinden ayrılmamız gerektiğini söyledi. Sonunda Öcalan apar topar Rusya Duma’sı Jeopolitik Komitesi Başkanı Aleksey Mitrofanov’un evine yerleşti. Jirinovski, Öcalan’ın yerinin telefon görüşmeleri sonucu deşifre olduğunu iddia ettiği için, Mitrofanov’un evinden telefon konuşmaları yasaklandı.”

    Her taşın altından Jirinovski çıkıyor…

    Jirinovski iyi derecede Türkçe anlayabilmektedir ve eski bir KGB ajanıdır. Yasaklı olmadığı zamanlarda Jirinovski soluğu Türkiye’de alır ve gene Türkçe konuşarak popilist açıklamalar yapar. 28/10/1998 tarihli Hürriyet Gazetesinde çıkan haberde Jirinovski türkçe olarak şöyle diyor; “Ne sağcıyım Ne solcu Futbolcuyum Futbolcu” Bu laf Aziz Nesin’in bir şiirinden alıntıdır. Burda Jirinovski’nin Türk edebiyatına olan ilgisini ve türkçe bilgisinide görmekteyiz. Aynı haberde “Sizin Demirel nasıl Türkiye’nin babasıysa, ben de Rusya’nın babasıyım.” Bakü Ceyhan boru hattı için ise, ‘‘Benim Cumhurbaşkanı olmamı bekleyin. Ben olamazsam tek bir damla bile alamazsınız. Yüzde 70 olacağım. Sizin sorunlarınızın tek bir anahtarı var. O da benim cebimde” diyerek, cebinden çıkartığı bir anahtarı gösteriyor. Basın toplantısını ise Kendi adını taşıyan vodkası ve parfümünü gazetecilere tanıtarak bitiriyor.

    Rusya’daki Seçimlerde Liberal Demokrat Partinin Durumu :

    Jirinovski; gene adıyla tezatlık örneği olan genel başkanı olduğu Rusya Liberal Demokrat Partisinin Rus milli meclisi olan Duma’da ve genel Rus kamuoyunda ki durumu ise şöyle: Birkaç istatistiksel bilgi vermek gerekirse; 1999 yılında gerçekleşen Duma Meclis seçimlerinde LDP %5,98 oy oranı ile toplam 450 sandalyeden 17‘sini kazanıyor. 2000 yılına gelindiğinde Başkanlık seçimlerine katılan Jirinovski 2 milyon rus vatandaşının oyunu alarak %2,7 oy oranı ile Başkanlık seçimlerini kaybediyor, Başkanlık seçimini %52,94 ile Putin kazanıyor. 2003 yılında Duma seçimlerinde LDP 6,9 milyon Rus vatandaşının oyunu alarak %11,7 ile üçüncü parti oluyor. Aynı seçimlerde %12,8 oy alan Kominist Parti ikinci , birinci ise %38 oy oranı ile Putin’in partisi Birleşik Rusya. 2008 Başkanlık Seçimlerinde ise yaklaşık 7 milyon rus vatandaşının oyunu alan Jirinovski %9.48 ile tekrar 3. olarak Bronz Madalyayı kucaklıyor.

    Bu tabloya bakıldığı zaman şu an Rusya’nın üçüncü büyük partisi olan ve Rusya’nın 3. Büyük Politikacısı olarak Jirinovski ve liderliğinde ki LDPR’yi görmekteyiz…

    Jirinovski’nin Politika Anlayışı :

    Rusya’nın köklü gazetelerinden İzvestia’ya verdiği demeçte Adolf Hitler’in Nasyonal Sosyalist anlayışını övüyor. Çarlık Rusya’sı zamanında 1876 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne işe yaramadığı düşüncesiyle 7.200.000 Dolara satılan Alaska’yı geri almayı savunuyor. Japonya ile anlaşmazlıklarda çözümü Japonya’ya nükleer füze yollamak olduğunu belirtiyor. Almanya’yı ise nükleer atıklarla boğmak gerektiğini söylüyor. Benzer şekilde Çeçen direnişini kırmanın çok kolay olduğunu oraya Atom bombası atılması gerektiğini savunuyor. Son olarak eski KGB ajanı olan muhalif Alexander Litvinenko’nun zehirlenerek 23 Kasım 2006’da ki ölümünün ardından vatan hainlerinin herhangi bir yolla imha edilmesi gerektiğini vurguluyor.

    Jirinovski söylemleriyle,kişiliğiyle, kökenleriyle ilgi çekici bir insan. Onun her söylediği laf bir değil bir kaç kez düşünülesi öneme sahiptir. Hiç kuşku yok ki arkasında ki güçler onun böyle hareket etmesini bu sözleri sarf etmesini istiyor ve bu onu dünya gündeminde ki görsel piyonlardan en renkli simayı oluşturmasını sağlıyor.

    Türkiye, Avrupa Birliği ve Fetullah Gülen Hakkında ki görüşlerini Türkçe olarak anlatan Jirinovski için aşağıda ki videoyu inceleyebilirsiniz.

    KAYNAKÇA:

    http://www.acs.brockport.edu/~dgusev/Russian/vzbio.html

    http://en.wikipedia.org/wiki/Elections_in_Russia

    http://www.grankin.ru/dosye/ru_bio266.htm

    http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/667745.stm

    http://www.ldpr.ru/

    http://en.wikipedia.org/wiki/Vladimir_Zhirinovsky

    http://www.peoples.ru/state/politics/zhirinovsky/

    http://www.rian.ru/spravka/20060425/46887389.html

    http://lenta.ru/news/2008/12/18/debate/

    Zhirinovsky: Russian Fascism and the Making of a Dictator : Vladimir Solovyov & Elena Klepikova

    Tags: , , ,

  • Moskova’da büyük bir heyecan var yeni yıl ve 10 günlük uzun bir tatil geliyor. Alış veriş merkezleri yılbaşında rus kültürü için klasikleşmiş Şampanya ve Çikolatalarla dolu… Hindi pek göremedim… Noel ve Yılbaşı Ruslar için çok önemli herkes bir telaş ve heyecan içersinde insanlar Noel Ağaçları alıp eve taşıyor bu hergün göreceğiniz bir manzara ve her yerde irili ufaklı sahşi ve ya devlete ait heryerde ufak ve dandik yılbaşı süsleri var. Büyük alış veriş merkezlerinde de bu dandik süslemeleri görebiliyorsunuz ki Bu beni çok çok şaşırtıyor Yılbaşına bu kadar önem veren insanlara sahip bu toplum yılbaşının ve ya noel ruhunu yansıtacak olan şeylerle çok uğraşmıyor burada en önemli şey yılbaşında nereye gidilecek olması. Genelde Ruslar Daça (Дача) denilen yazlıklarına gidiyorlar. Bu sovyet zamanından kalma bunglow tipi ahşap ya da o tarzda olan ufak evlerinde arkadaşlar 2 gün boyunca başta şampanya olmak üzere çeşitli içki ve lezzetsiz yemekler yiyerek eğleniyorlar. Bir başka grup ise evinde arkadaşlarıyla 2 gün boyunca içerek eğleniyor. Maddi durumu iyi olan diğer grup ise Kluplerde eğleniyor. En ucuz klublere bile yılbaşı nedeniyle girmek en az 2000 ruble gibi fiyatlardan başlamakta yani 100-120 YTL civarı…

    Bir başka seçenek ise Kızıl Meydan bir Açık Hava diskosuna dönüşüyor yerler çam şişe kırıklarıyla çok tehlikeli bir hal alıyor…. İstanbul Taksimde Türkiye Vatandaşı olan Erkeklerin içip içip turist bayanlara sarkıntılıklar yaptığını havaya ateş edenlerin bir kaç masum insanı yaralayıp ve hatta ölenlerin olduğunu hatırlarsınız… Kızıl Meydan’da da rus kızları içip içip sapıtarak erkeklere sarkıntılık yapmak gibi bir gelenek sahibiler.

    Ben son iki yılımı biri askerde devletimizin bana istikak olarak bir adet muz ve 50 g karışık kuruyemiş vererek koğuşta hep bir ağızdan türküler söyleyerek ve komutanlardan binbir güçlükle izin alarak dışardan baklava getirtterek kutladım diğerindede yurt dışında ailemden uzak bir şekilde kutlayacağımdan dolayı biraz buruğum. Çünkü Annemin yılbaşında yaptığı mükemmel yemekler ve o ruhu yansıtan en ufak ayrıntıyı bile büyük bir doğallıkla ve kusursuzlukla düşnerek yansıtması Annanemin ve Dedeminde bizim yanımızda olması tombala felan oynamasakta aile sohbetlerimizle renklenen o ortam ufak hediyeler verilmesi Ankara’da dışarda arkadaşlarımla ve kızlarla geçirdiğim yılbaşılardan bile daha güzeldi. Elbette Moskova’da da arkadaşlarımla ve Ankara’da ki kızlardan daha güzel Rus kızlarıyla Noel’in ve yeni yılın ruhu üzerine Rus dilinde sohbet edip Ruscamı biraz daha geliştireceğim. Ama aklımda hep Ankara’da ki evimizde babam,annem, dedem ve ananem ile yuvarlak masamızda oturup Annemin ve annanemin birlikte hazırladıkları o mükemmel yemekleri ve en lezetli meze olan sohbetlerimizi özlemle hatırlayacağım.

    “Yılbaşını aileniz ve sevdiklerinizle gerçirmeniz dileğiyle…” deyimi üzerine pek düşünmemiştim ve hatta çok dikkat bile etmemiştim sadece bir kalıptı ruhsuz yılbaşı tepriklerinde ve ya boş forward maillerde. Şimdi pekde boş bir deyim olmadığını anlıyorum. Eğer sizde bu gibi şeyleri anlamak istiyorsanız Moskova,New York,Los Angles,Tokyo,Dubai,Londra tam size göre yerler …

    Tags: , , , ,

   

Recent Comments

  • Dediğin doğru Türkiye ve Rusya bunu bir şekilde atlatır...
  • Güzel olmuş eline sağlık. Uranyum olayını da ekle.
  • Koltuklar bürosit gibi sanki!...
  • çok çok teşekkürler,çok yararlı kaynak,sözlük gerçe...
  • Merhaba Ruscaya yeni başladım ve sitenizde çok yararlı b...