• İş seyahati nedeniyle Şubat ayı içersinde Belarus’ta bulundum… Burada başkent Minsk , Brest ve Vitebsk şehirlerinde seyahatler gerçekleştirdim…

    Belarus ilginç bir ülke ve ticaret daha da ilginç…

    Belarus Nufusu 9,5 milyon kişi ve düşmeye devam ediyor

    Başkent : Minsk Nüfusu yaklaşık 2 milyon kişi…

    %80 Ortadoks bir Nüfus geriye kalan %20’lik kesim ise Katolik ve diğer dinlere mensup… Tabi %80’lik ortadoksların hemen hemen yarısı %40’lık bir nüfusunun inancı bulunmakta diğer geri kalan %40 ise kendisini inançsız olarak tanımlamaktadır.

    Nüfusun yarısı %51 Devlet tarafından istihdam edilmektedir.

    Sovyetler döneminden itibaren bir sanayi ülkesi olarak tasarlanan Belarus; Maz Otomobil fabrikasını barındırmakta dev madencilik araçları Belaz… İş ve tarım makinaları gibi sovyet döneminden kalma fabrikalar halen üretim yapmaktadır.

    Rusya,Polonya,Ukrayna,Litvanya ve Letonya ile çevrili…

    Kendi dilleri Belarusça ancak pek yaygın kullanımı yok herkes Rusça konuşmakta…

    Türkiye vatandaşlarına vize uyguluyorlar ve vizeler oldukça pahalı[Bu yazının yazıldığı tarihten tam bir gün sonra 29 Mart 2013’te Dış İşleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu Belarus’a bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi Belarus Dışişleri Bakanı Vladimir Makei ile bir araya geldi ve görüşmenin ardından yapılan imza töreninde iki ülke arasında Vizelerin Karşılıklı Kaldırılmasına ilişkin Anlaşma ile Türkiye-Belarus Geri Kabul Anlaşması imzalandı. Bu ziyaret ile  Ahmet Davutoğlu Belarus’u ziyaret eden ilk Türk Dış İşleri Bakanı oldu…] Bu gelişme Belaurs ile Türkiye’nin arasında ki her tür ilişikiyi geliştireceği kuşkusuz bir gerçektir… Proaktif Türk Dış Politikasının ve hükümetin dinamik yapısının bir başka göstergesi ve başarısı olduğunu kabul etmek gerekmektedir… Umarım aynı başarıyı Özbekistan ve Türkmenistan‘da da gösterebilirler…

    Belarus vizesi için http://turkey.mfa.gov.byadresinden  gerekli evrakları ve fiyatları bulabilirsiniz… Pek ucuz sayılmaz ve çok evrak istemekteler… Ayrıca Belarus Devlet Şirketinden Seyahat Sağlık Sigortası yaptırılması gerekiyor…

    Yani elinizi kolunuzu sallayarak girmek pek mümkün değil…

    1991 yılında Sovyetler Birliğinin Liberalleşen ve çözülme sürecini getiren açılımlarına karşı yapılan darbe girişiminde Belarus Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti en başta yer almakta idi… Ancak bu başarısız darbe girişimi dönemin Belarus devlet başkanı Mikalay Dzyemyantsyey’un Gorbaçov tarafından görevden alınmasına sebebiyet verdi…

    Biraz daha geriye gittiğimiz zaman Belarus 2.Dünya savaşı sırasında  Nazi Alman işgali altında kaldı…

    Sonrada Stalin dönemi…

    Ancak Belarus Rusya ve Sovyetler ile ilişkileri hep iyi olmuş bir ülke komşuları Baltıklar ve Polonya’dan farklı olarak…

    Ekonomik açıdan günümüzde 2011’de ciddi bir kriz yaşamış ve enflasyon oranı 1990’lar Türkiye’sini hatırlara getirmektedir… 2011’de %108,7 gibi güzel bir enflasyon rakamı yakalıyorlar Bu rakamla tüm Avrupada ve BDT ülkeleri arasında birinci oluyorlar… 2012 Enflasyon rakamları ise %25

    Parası oldukça değersiz 1 ABD Doları yaklaşık 8650 Belarus Rublesine eşit…(Mart 2013)

    Herkesin kapalı dediği bu ülkede özet olarak Türkiye ilişikileri ise şu şekildedir;

    Belarus Bayrağı

    Belarus Bayrağı

    • 25 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını kazanan Belarus’u tanıyan ilk ülke Türkiye’dir !
    • Turkcell, Belarusian Telecommunications Network (“BeST”)’in hisselerinin %80’ini Belarus Cumhuriyeti Devlet Varlık Komitesi’nden toplam 500 milyon ABD Doları bedelle devir almak üzere bir Satın Alım Sözleşmesi imzalamıştır.
    • Türk yatırımcılar inşaat sektöründe de aktif olarak Kamu binaları ve Otel inşaatları gerçekleştirmekteler…

    Siyaset , Ticaret, Hayat ve Ergenekon…

    Belarus ve ya Beyaz Rusya… Beyaz ve ya temiz ülke ve Rus anlamında… Ülke aslında bildiğimiz anlamda Rus değil… Dilide Rusça değil ancak hem Çarlık zamanı hemde Sovyet Rusya sebebiyle Ruslaşmış bir toplum…  Sovyetler Birliğinde Avrupa olarak alıgılanan ve gelişmiş olarak düşünülen Moskova,Kiev ve Minsk üçlüsünün önemli bir aktörü…

    Ülkemizin başkent Minsk’te Büyükelçiliği, Belarus’un ise Ankara’da bir Büyükelçiliği ve İstanbul’da bir muvazzaf Başkonsolosluğu bulunmaktadır. Ayrıca, Belarus’un Adana, Alanya, Antalya, Bursa ve İzmir’de Fahri Konsoloslukları faaliyet göstermektedir.

    BelarusRusyaKazakistan Gümrük Birliği Ortak Gümrük Tarifesine girmiştir.
    Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra 10 Temmuz 1994 seçimlerini kazanarak Beyaz Rusya’nın başkanı sıfatını kazanmıştır.

    Belarus da birçok kişiye sığınma talebi veren bir ülke olarak biliniyor. ABD’den 7, İngiltere’den 4, İtalya ve Çin’den 3’er işadamının da Belarus’tan sığınma talebi aldığı biliniyor.

    Belarus’la Türkiye arasında suçluların iadesi anlaşması bulunmuyordu… Bu nedenle Türkiye’de suç işleyen herhangi bir birey Belarus’a gittiği takdirde yakalansa bile iade edilemeyebilir. Bu sebeple Belarus’a kaçan isimler ve hikayeleri şöyle 24 yaşındaki Sinem Yalçın’a  cipiyle çarpıp kaçarak ölümüne neden olmaktan ceza alan firari Faruk Kalkavan Belarus’ta yakalanıyor…

    Minsk'te çok sayıda Kumarhane bulunmakta

    Minsk Casinolar şehri

    Adalet Bakanlığı’nın devreye girmesi ve Belarus hükümetiyle iletişime geçmesiyle Kalkavan, 8 Kasım 2011’de Belarus polisince gözaltına alınmıştı. Ancak iki ülke arasında karşılıklı olarak suçluları iade anlaşması olmadığı için Kalkavan’ın Türkiye‘ye nasıl iade edileceği bir türlü netlik kazanamıyor…

    Türk ve Belaruslu yetkililer arasında o tarihten bu yana süren görüşmeler, sonunda netice verdi. Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Daire Başkanlığı yetkilileri, 9 Ağustos’ta Faruk Kalkavan’ı Türkiye’ye getiriyor. Kalkavan, kalan cezasını çekmek üzere Ümraniye Cezaevi’nde A3 koğuşuna konuluyor… Faruk Kalkavan’ın yakalanması ise Rahmetli Sinem Yalçın‘ın babasına gelen isimsiz bir mail ile oluyor… Faruk Kalkavan kendi pasaportuyla Minsk’te üniversiteye yazılıyor iş yeri açıyor şirket kuruyor ve Pionerskaya Ulitsa Dom. 36’da kalıyor…

    Bunun haricinde Ergonekon Davası sürecinde kaçan Tümgeneral Mustafa Bakıcı,8 Ağustos 2011’de hakkında yakalama kararı çıkarılayor. Yapılan incelemede Tümgeneral Bakıcı‘nın Belarus’ta olduğu belirleniyor. Bakıcı‘nın kaçmadan önce bütün banka hesaplarını boşalttığı ve yanına yüklü miktarda para aldığı söyleniyor.

    Ayrıca Ergenokon Davası sanığı Bedrettin Dalan 1984-1989 arasında İstanbul’un ilk Büyükşehir belediyesi başkanı. İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi’nin kurucusu. Belarus’ta olduğu basına yansıyan haberler arasında yer aldı…

    Türkiye Aralık 2012’de Belarus ile adli yardımlaşma imzalıyor… Artık eskisi gibi Belarus’a kaçmak tam bir çözüm olmayacak gibi gözükmekte bazıları için…

    Minsk’te bunların haricinde göze çarpan bir başka unsur ise Kumarhaneler ! Her köşe başında bir kumarhane bulunmakta bununla birlikte Gece Kulupleri,Striptiz Barlar ve Fuhuş çok yaygın ve ulaşması kolay siz ulaşmaya çalışmasanız bile onlar size ulaşacaklardır…

    İhracat

    Belarus‘un en büyük ihracat partneri Rusya sonra Hollanda ve ardından da Ukrayna gelmekte. Belarus’un tüm ihracatında Rusya‘nın payı ise %33 civarında…

    • 2011 yılı itibari ile Belarus’un tüm dünya’ya olan ihracatı 40 milyar dolar
    • Türkiye’nin ise aynı dönemde 150 milyar dolar
    • İhracat kalemleri:Mineral,İş Makinaları,Tarım ürünleri v.b…

    İthalat

    Belarus‘un ithalatı ise gene birinci sırayı Rusya almakta ve sırasıyla Almanya,Çin,Ukrayna ve Polonya yer alıyor…

    • İthalatının en önemli kaleminde Enerji yer almaktadır…
    • 2011 yılı itibari ile İthalat rakamı 46 milyar dolar...
    • 6 milyar dolar açık vermiştir 2011 yılında…

    Türkiye’den Colins Markasını her yerde görmek mümkün tüm mağazalarda her yerde Çin malları bulunmakta ayrıca Laleli mallarıda tüm Belarus şehirlerine dağılmış durumda…

    Sovyetler Birliğinin ardılı BDT‘nin Yönetim merkezide Minsk”te bulunmaktadır…

    Devlet Başkanı

    Alexander Lukaşenko

    Alexander Lukaşenko

    Belarus Devlet Başkanı

    Numan Kurtulmuş‘a olan dikkat çekici benzerliğinin yanı sıra Lukaşenko oldukça ilginç bir isim…

    Kısa kısa başlıklarla;

    1954 doğumlu.

    ABD ve AB kendisine vize vermemektedir.

    Sovyet Döneminde Gorodets Devlet Çiftliği ve inşaat malzemeleri fabrikasında müdürlük yaptı.

    1990 yılında politikaya giriyor ve 1994’te Devlet Başkanı oluyor…

    Resmi olarak eşiyle evli gözükmesine rağmen ayrı yaşamakta ve kişisel doktorundan gayri meşru çocuğu bulunmakta…

    Avrupa’da kendisi için Avrupa’nın son diktatörü denmekte…

    Basına yansıyan bazı demeçleri ve haberler ise şöyle;

    • “Batı Afganistan‘da milyonlarca insan öldürdü. Ardından petrol ihtiyacı olduğu için Irak’a girdi. Örneğin onlar için Sarkozy ‘büyük bir demokrat’. Önce Libya‘nın öldürülen lideri Kaddafi‘den 150 milyon dolar aldı, 3 yıl sonra da üstüne bomba yağdırdı”
    • Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri; Lukaşenko‘nun Devlet Başkanlığını kabul etmemekte siyasi ve ekonomik yaptırımlar uygulamakta… ABD ve Avrupalı firmalarının Belarus ile ticaret yapmasını yasaklıyor…
    • 2008 yılından itibaren Belarus yönetimi ile Rusya arasında ilişkilerin bozulması ve Lukaşenko’nun Batılı ülkelerle yakınlaşma çabasına girmesi, bu yasağın askıya alınmasına neden oluyor…
    • 2011 yılında Avrupa Komisyonu Başkanı, Barroso, Lukaşenko‘yu Kiev’deki zirvenin dışında tutmak istiyor ve Lukaşenko; Barroso‘ya ağır sözler sarf ediyor.
    • 11 Nisan 2011 tarihinde Oktyabrskaya Metro istasyonunda Bomba patlıyor ve 15 kişi ölüyor. Bu olay tamda büyük ekonomik sıkıntılarla çalkalanırken oluyor… Suçlular Vitebsk şehrinden 1986 doğumlu iki Belarus’lu olarak tespit ediliyor yargılanıp kurşuna diziliyorlar…

    Rusya ile ilişkiler geriliyor…

    • 1990 yılından 1995’e kadar Ekonomisi Rusya’dan alınan gaz karşılığı mal mukabili ödeme ile toplarlanıyor…  Bu nokta çok ilginç Rusya’ya gaz veriyor ve Rusya’ya süt,ekmek,makina ve tarım ürünleri ile ödeme yapıyor ısınmak için…
    • Belarus’un Rusya’ya olan enerji bağımlılığı %90 seviyesindedir. Rusya’nın 2 Miyar dolarlık kredi açtığı Belarus peyder pey bu parayı almakta ancak son pakette Rusya elini biraz ağır tutunca ilişikiler gerilmeye başlamıştır aslında Ödenecek tutarın hangi para cinsinden olacağı konusunda sıkıntı çıkmıştır… Belarus bu parayı Dolar olarak isterken Rusya bu parayı Ruble olarak ödemek istemiştir.Bu gerçekten tam bir çıkar çatışmasıdır… Rusya’nın bu parayı Ruble olarak ödemesi kendisine maliyeti oldukça düşük olacak ve paranın dönüşüde kendi üzerinden olacak Rusya; Ruble olarak kredi verdiği anda çifte kazanç sağlamaya başlayacaktır… Ancak kapalı ekonomiye sahip olan Belarus’un zaten açık veren Dış Ticaret’i ülkenin en basitinden ihtiyacı olan malları direk özgürce Dolar ile alabilecek iken Rusya’ya bağımlılığını iki katına çıkartacak olan bu durumu istememiştir… Lukaşenko; Rusya’ya olan bağımlılığınıda azaltma yolu aramaktadır; Bu bağlamda Gürcistan ile sıkıntılı olan Rusya ilişikilerinde; Gürcistan‘dan taraf olarak bir hamle yapmıştır…Bunun üzerine Rusya Belarus’tan gelen ihracata çeşitli sebepler bularak durduruyor… Gazprom fiyat farklılığından dolayı Belarus’tan gaz parası istiyor eğer vermezse gazı keseceğini belirtiyor…

    İsveç’li bir reklamcının pırpır bir uçakla gizlice Belarus hava sahasına girerek 800 adet oyunca ayı ile Belarus’a saldırmasının bedelini İsveç Devleti acı bir şekilde ödemiştir.Belarus diplomatik ilişikilerini kesimiş Generallerini ve bir takım bakanları görevden almıştır…

    Ekonomik ve siyasi yönden izole olan bu görece 9,5 milyonluk Ülkenin durumu Batı’da Sovyetleri halen yaşatıyor gibi gözüksede sosyalist politikalarında sovyetlere nazaran devam etmediği görülmektedir. Zenginlerin gayet lüks bir şekilde yaşadığı ortalama halkında gelir durumunun sağlık ve eğitim olarak standartların altında olduğu söylenebilir…

    Belarus’ta Türk Sermayesi ve Türkiye ile Ticari Hacim

    Türk Sermaye Derneği: www.atk.by

    Belarus Türk İşadamları Derneği: www.betid.org
    Türkiye'nin Belarus'a İhracatı

    Türkiye'nin Belarus'a İhracatı

    • Sağ tarafta ki grafikte de görüleceği üzere Türkiye’nin ihracatı son 3 yılda büyüme kat etmektedir.

    2010 yılından 2012‘ye bakıldığı takdirde %30‘luk bir büyüme göze çarpmakta…

    Ancak 2012 rakamı oldukça küçüktür 264,5 Milyon Dolar Bu rakamı 2011 yılı değeri ile karşılaştırdığımız da bile Türkiye’nin Belarus’un ihracatında ki payı 1000’de 6 gibi küçük bir rakam…

    Türkiye’den İhracat kalemleri ise Tekstil,Plastik,Meyve Sebze,Kuruyemiş v.b….

    Görüldüğü üzere ticari ilişikilerimiz oldukça düşük ve ilkel bir seviyede bulunmaktadır…

    Aşağıda benim Minsk’te çektiğim bir kaç fotoğrafa göz atabilirsiniz…

    Özet ile hem Belarus’un hem de Türkiye’nin Belarus ile olan ilişikilerinde alacağı daha çok yol bulunmakta… Bu kadar sanayisi iyi ve yüksek potansiyeli olan ve eğitimli nüfusu sahip, İnsan sayısı çok fazla olmayan coğrafi konumu itibari ile avantajlı olabilecek bir ülke potansiyeline sahip iken izole olması,Kumarhanelerle dolu olması, suni bir ekonomiye sahip olması ile potansiyelini değerlendiremeyen bir ülke izlenimi çizmektedir.

    AB,ABD ve Rusya ile çatışmak yerine daha liberal,serbest, özgürlükçü ekonomik ve siyasi bir çizgide bulunursa başta ABD ve AB’den bir çok yardım ve destek görebilir buna ek olarak diplomatik olarak Rusya ile de denegeli ilişkiler geliştirebilirse bölgenin en iyi refah durumuna sahip bir ülke olabilir… Genede dışarıdan bakıldığı kadar ya da en azından Özbekistan kadar kapalı bir ülke olmadığını söyleyebilirim…


    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

  • Öncelikle sırada bekleyen o kadar çok yazı söylenecek o kadar çok söz var ki bir yerden başlamak gerekiyor. Bundan sonra burada ki yazılarım biraz daha teknikleşerek strateji kurumlarında gördüğüm zayıflıklara bir misilleme olarak siyasi,jeopolitik,ticari ve ekonomik gözlemlerimi daha fazla aktarmaya çalışarak ülke analizlerine de yer vereceğim. Bu ülkelere ilgi duyanlar ve ya ticaret yapmak isteyenlere bir nebzede olsa yardımcı olur gerekçesiyle…

    Özbekistan’a 3. seyahatimi gerçekleştirdim. Özbekistan Ülke analizine Türkiye – Özbekistan ve Dünya Perspektifinden bakalım…

    Özbekistan Orta Asya’nın en güçlü ülkesi

    30 milyonluk bir nüfus

    Güçlü bir ordu

    Gerçek bir Polis Devleti: Her bir kişiye iki polis düşüyor…

    Her köşe başında ve dönemeçte ve ya köprü altında ve ya eşikte bekleyen mutlaka bir polis memuru oluyor.

    Devletçi Ekonomi..

    Kapalı bir Ülke !

    Pamuk,Petrol ve Doğalgaz ayrıca Tarım…

    Gergin siyasi ilişikiler.

    Mallarına el koyulan ve deport edilen Türk

    Kaşif Kozinoğlu,Hakan Fidan,Enver Altaylı…

    Devrimler ve Suikastler

    Timur Lenk ve Yıldırım Beyazıt

    Nasrettin Hoca

    Uluğ Bey

    Özbek Pilavı

    Ankara Savaşı

    Esenboğa Havalimanı ve Eymir Gölü

    Olmayan Yabancı sermaye ! Mcdonalds Yok !

    Bavul Ticareti

    Said Nursi ve Risale

    Yüksek Turizm Potansiyeli Yaşlılar ve Hintli Turistler

    Mustafa Kemal Atatürk Caddesi,Taşkent

    Halk İsyanları

    Dost ve Güler yüzlü sevecen özbek halkı

    Ahıskalar,Tatarlar,Ruslar,Karakalpaklar …

    Sovyetler Birliği…

    Büyük Turan,Türkistan,İpek Yolu…

    Koreliler…

    Özbekler Tekkesi…

    Nakşibendi…

    Yıldız Usmanova

    Alişer Usmanov

    Emir Timur ve Yıldırım Beyazıt

    Özbek kelimesi 1313 yılında tahta geçen Özbek Han’dan almakta… Özbek Han Edirne’ye kadar seferler düzenlemiş ve Özbek Han, Cengiz Han’ın torunlarından… Azak,Kırım v.b. bir çok şehri feth etmiş…

    Ancak burda önemli olan isim ise Timur’dur…

    Timur Lenk ve ya Emir Timur

    1336 yılında Özbek Türkü olarak Dünya’ya gelen Timur Moğol kökenli olmadığı için ya da Cengiz Han’ın soyundan gelmediği için Han ünvanını kullanmayıp Emir ünvanını kullanmış…

    Timur isminin bugünkü Türkçe karşılığı Demir’dir. Osmanlı’da kendisine Aksak Timur denir… Savaşta yaralandığı için bir ayağı topaldır…  Büyük Timur İmparatorluğunun kurucusu Tacik,Fars,Arap,Türk ve Moğol halklarını içerisinde barındıran Müslüman bir İmparatorluk…

    Timur, 1370-1405 yılları arasında yaptığı seferlerle, Harezm, Doğu Türkistan, İran, Azerbaycan, Hindistan , Irak, Suriye, Altın Orda Devleti ve Osmanlı Devleti’nin de içinde bulunduğu topraklara hâkim olmuştur. Onun fetihleri, sonuçları açısından, Dünya’yı ve Türk Tarihi’nin bilinç altını dahi etkilemiştir.

    Ankara Savaşı

    Ankara Savaşı, Timur’la Yıldırım Bayezid arasında 1402’de Ankara’ya 20 km. yakınlıktaki Çubuk Ovasında olmuştur. Savaş olmadan önce Timur, Yıldırım Bayezid’e dört mektup göndermiş, Bu savaşın öncesinde Timur ve Beyazıt’ın mektuplaşmalarında bir çok ilginçlik görülebilir. Burada Abdurrahman Daş’ın akademik çalışması iyi bir kaynaktır. bkz:(http://www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi/s15/das.pdf)

    Bu savaşın Ankara’ya kattıkları ise Timur’un iki adet Generalidir. Ankara’da ki Havalimanına ismini veren Esenboğa ve Eymir Gölüne ismini veren Eymir…

    Dünya’da ki izleri Handel’in 3 perdelik 1724 yılında ilk kez sahnelenen Tamerlano Operası olarak karşımıza çıkmakta…

    Ankara Devlet Opera ve  Balesi tarafından bu yılın ocak ayında sahnelenmişti… Burada bana en ilginç gelen nokta Timur’un bir bayan tarafından canlandırılması olmuştur… Konusu Tarihsel gerçeklerden uzaktır ama ziyanıda yoktur…

    Bu savaşta dikkatle incelenmesi gereken ise Beyazıt’ın ordusunda ki Türklerin ve müslümanların Timur’un tarafına geçmesi yani saf değiştirmesidir ve Yıldırım Beyazıt’ı sonuna kadar bırakmayan sadece Sırp kuvvetleri olmuştur. Ankara o dönemlerde o kadar ormanlıktır ki Timur fillerini ormanın içinde saklaya saklaya Ankara Kalesine kadar dayanmıştır.

    Savaşın mutlak galibi Timur olmuştur…

    Nasrettin Hoca fıkralarında Timur zalim bir fatih gibi gözükmekte Nasrettin Hoca’da ona ayar veren Anadolu halkını temsil etmektedir. Ancak bir başka ilginçlik ise Nasrettin Hoca’nın Özbek kültüründe Buharalı olduğudur.

    Özbekistan Tarihten Günümüze,

    Günümüze gelmeden önce  Özbekistan’a bakarsak parçalı bir şekilde Kokand Hanlığı,Buhara Hanlığı ve Hive Hanlığı temelini oluşturmaktadır. Bu temele çakılan kazık ise 1867’de  Çarlık Rusyasından gelmiştir. Rus egemenliği altına giren bu topraklar Rusya’da Bolşevik devrimin gerçekleşmesiyle birlikte 1919’da Kızıl Ordu’nun Rus Generali Frunze komutasında ki birliklerle Devrimciler tarafından feth edilmiştir. General Frunze önemli ve ilginç bir isimdir… Neden ? 1885 yılında bugün ki Kırgızistan’ın başkenti Bişkek şehri doğumludur. Sovyetler Birliği zamanında bu şehre hem orta asya’yı feth ettiği için hem de Bişkek doğumlu olduğu için şehrin adı Frunze olarak değiştirilmiştir.  Ayrıca Moskova’da da bir metro istasyonuna ismini vermiştir (Frunzenskaya)…

    Sovyet Heyeti Ankara'da

    Sovyet Heyeti

    General Mihail Frunze ile ilgili olarak daha da ilginç olan  ise şu; Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyetler Birliğinin desteğini 1921’de Atatürk ile görüşerek Ankara’ya getirmiş olması bu destek ise Türkistan Harezm Kokand  hanlığından kalan Altınlardır. Ayrıca Kurtuluş savaşının bir çok askeri stratejisini belirlemeyede yardımcı olmuştur. Bir başka ilginç olan nokta ise Taksim Cumhuriyet Anıtında General Frunze’nin de bulunmasıdır….

    Taksim Cumhuriyet Anıtı, İstanbul

    Tabi hem Anadolu’da süre gelen kurtuluş savaşı hemde orta asya’da süre gelen savaşlarda hem Türkiye hem de Rusya birlikte bir mücadele vermiştir.

    1921 temmuzunda Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ile Buhara’ya gelen T.B.M.M üyelerinden İsmail Suphi Soysallıoğlu’nun teşebbüsleri ile bir “Türkistan Milli Birliği” teşkilatı kurulup başkanlığına da Zeki Velidi getirilmiştir.

    Orta Asya’da basmacı ayaklanmasında da Enver Paşa liderliği görülmektedir. Ancak başarılı olamamıştır…

    1924 yılında Özbekistan’da Sosyalist bir hükümet kurulmuştur ve Sovyetler Birliği günleri başlamıştır…

    Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (1927-1991)

    İkinci Dünya Savaşı’da Özbekistan’ı önemli bir konuma sokmuştur. 1967 yılında “Ташкент — город хлебный” Taşkent gorad hlebnıy (Ekmekli şehir Taşkent) filmininde çekilmesine sebep olacak bir göç ve huzur mekanı konumuna erişmiştir. 2. Dünya Savaşında çocukların güvenli bir yere nakli söz konusu olmuş bu güvenli yerde Taşkent olmuştur.

    Çünkü Taşkent’te ekmek vardır domates vardır salatalık vardır et vardır yemekleri ve toprakları bereketlidir…

    Özellikle 2. Dünya savaşından sonra Rus nufusu artış göstermiştir. Ülkeye Tatarlar,KorelilerAhıska Türkleri ve Ruslar yerleştirilmiştir.

    1945’ten sonraki yıllarda Özbekistan Bakanlar Kurulunun başında bir Özbek bulunmasına rağmen, yönetimin en üst kademesinden en alt kademesine kadar Rusların kontrolü söz konusuydu. 1940 larda Özbekistan’da sanayi dallarında, elektrik enerjisi, ulaştırma ve haberleşme konularında bir bakanlık olmadığından, bunlar doğrudan Moskova tarafından denetleniyordu. Elbette ana dil Rusçaydı. Sovyetlerin bura da ki stratejisi Özbekistan’ı pamuk üreticisi yapmak olmuştur.

    Taşkent 1930 yılında başkent oldu. Tabi neden Buhara ve Semerkant gibi o dönemde nispeten daha gelişmiş şehirler yerine Taşkent sorusu orada ki köklü tarih ve yoğun islami kalıntılar  etkili olmuş olabilir düşüncesindeyim. Tıpkı yılılan Osmanlı’nın eski başkenti İstanbul yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara gibi…

    Sovyetler Birliği Döneminde Taşkent Moskova,Leningrad (St. Petersburg) ve Kiev’den sonra 4. büyük şehir Taşkent’tir.

    Sovyetler Birliğinde Gorbaçon’un iktidara gelmesiyle birlikte geçen süreçte Berlin Duvarının yıkılmasıyla başlayan çözülme Demir Perde olarak adlandırılan Doğu Avrupa Sosyalist Devletlerinin rejimlerinin yıkılmasını ve akabinde 1991-1992 yıllarında Sovyetlerin dağılması olayını gözler önüne sermiştir. Sovyetlerin Özbekistan’a bıraktığı miras bence Aral Gölüdür…

    Ve günümüz Özbekistan Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlamıştır.

    Özbekistan ile iş yapabilmek için ve ya iletişime geçebilmek için Özbekistan’ı anlamamız gerekir. Özbekistan’ı anlamak için tarihi doğru bir şekilde bilmek gerekir Bugun ki ilişkileri değerlendirmek geçmişte ki ilişkileri bilmekten geçer…

    Köken olarak bir olan bu iki halkın ilişikileri ve çekişmeleri bir hayli ilginç olmuştur. Ankara Savaşından sonra olan dönemlerde ilişkiler için Özbekler Tekkesi iyi bir örnek teşkil edebilir. 1752’de Buharalı Nakşibendi dervişler tarafından Ahmet Yesevi geleneğinde Üsküdar, Sultantepe’de kurulan tekke. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’ya asker ve cephane göndermede gizli bir üs olarak hizmet verdi. İsmet İnönü,Mehmet Akif Ersoy gibi isimler bu tekkenin yardımıyla Anadolu’da ki milli mücadeleye katılmışlardır. Popüler olarakta Özbekler Tekkesi Ahmet Ertegün ve Ali Tarhan gibi isimlerin dedelerininde bu tekke kökenli olmalarıdır. Ahmet Ertegün’de bu tekkede toprağa verilmiştir. Bunun haricinde az bilinen bir konuda şudur. Sosyalist iktidara geçen Özbekistan’dan kaçan Buhara Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kurtuluş Savaşında Harezmşah Altınlarının gönderilmesine sebep olan Osman Hoca 1923 yılında Türkiye’ye sığınır ve Türk vatandaşı olur, Mustafa Kemal Atatürk kendisini himaye altına alır ancak İsmet Paşa döneminde durumlar değişir. Sovyetlerle gerilim yaşamak istemeyen İsmet Paşa, Osman Hoca’yı Türkiye’den çıkartır. Ancak 2. Dünya Savaşından sonra Türkiye’ye dönebilir ve 1968 yılında Özbekler Tekkesinde toprağa verilir.

    Özbekler Tekkesi Orta Asya’dan Hac yolculuğuna çıkan Müslümanlar adet üzere, Mekke’den önce İstanbul’a uğradıklarında kaldıkları 3 tekkeden biriymiş..

    Tekke mevlevi dergahları gibi herkese açık, kandillerde ve muharremde okunan mevlit, zikir ve dağıtılan Özbek pilavı, aşuresi ve Uygur ve Çağatay Türkçesiyle söylenen ilahileri ve ebru sanatçılarıyla meşhurmuş…

    Taşkent – Ankara yani Özbekistan -Türkiye

    Tarihsel alt yapıyı sanırım sağlam bir şekilde oluşturduk… 1991 yılına gelebiliriz artık…

    Özbekistan artık Sovyetlere bağlı değildir… Başında ise İslam Kerimov vardır. Artık Özbekistan demek İslam Kerimov demektir.

    Turgut Özal Dönemi ve Orta Asya’ya açılma Politikası ile Özbekistan’a ilk akınlar gerçekleşti.

    Özbekistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke ve ilk Büyük Elçiliği açan Türkiye olmuştu…

    1992 ile 1999 tarihi arası dönem ilişkilerimizin şu ana göre olumluydu…

    Aslında gene sorunluydu…  Türkiye İslam Kerimov’un en büyük muhalifi ve rakibini Turgut Özal’ın davetiyle himaye etmeye başladı yıl 1993…

    Bu isim Muhammed Salih’di…

    Bu hareket Özbekistan tarafından hoş karşılanmadı, ancak olaylar daha da gelişti 1999 yılında İslam Kerimov’a suikast girişiminde bulunuldu. Tutuklananlardan bazıları  Türkiye’de yaşayan özbeklerdi… Pusula Türkiye’yi gösteriyordu. Bu suikastin arkasında Muhammed Salih ve İslami bir hareket olarak  bunu yaptığı konuşuldu, bu işler esnasında Enver Altaylı gibi isimler dile geldi…

    Turgut Özal döneminde Enver Altaylı Türkiye’nin Orta Asya politikasını şekillendirenlerdendi. İslam Kerimov’un danışmanlığını da yapıyordu. Türkiye’nin ilk sovyetolaglarından olan Enver Altaylı Askeri lise kökenli ayrıca Baba tarafından Özbek ve Anne tarafından Doğu Türkistanlıdır. Soğuk Savaş döneminde MİT’de sovyetolog olarak çalışmıştır.

    Özbekistan için şu üç isim 1992 sonrası Türkiye’nin yakın dönemimde önemlidir. Enver Altaylı,Kaşif Kozinoğlu ve Hakan Fidan…

    Özbekistan Cumhurbaşkanı

    İslom Kerimov

    İslam Kerimov

    Kimsesizler yurdunda yetişmiş… Mühendislik ve ekonomi eğitimi almıştır. Sovyetler Birliği döneminde Özbekistan Sovyet Cumhuriyetinde Bakanlık yapmış ancak çeşitli spekülasyonlardan sonra görevinden geri çekilmiştir. 1991 yılında Özbekistan’ın Sovyetlerden bağımsızlığını ilan ederek Cumhurbaşkanı olmuştur. O dönemden bu güne kadar da Özbekistan Devlet başkalılığı görevini sürdürmektedir.  İslam Kerimov iki evlilik yapmış ikinci eşinden olan kızları ise oldukça aktiftir. Bir tanesi Unesco’da ve Moskova’da ve İspanya’da Özbekistan Elçiliklerinde çeşitli üst düzey görevlerde bulunmuştur. İslam Kerimov otoriter bir lider olarak görülmektedir.

    Genç ve bağımsız Özbekistan’da Türk Kolejleri kurulmuş ve bu okullar günümüz de kapatılmıştır.  Bu süreç 1999 yılında ki suikast girişiminin ve Türkiye ile olan ilişkilerin ne derecede olduğunu bize göstermektedir.

    Özbekistan sadece Türkiye ile gergin ilişkilere sahip değil, Tacikistan ve Kırgızistan ile de ilişkileri pek sağlam sayılmaz. Bunun haricinde ABD ile de ilişikiler çok sıcak değil… Ancak Güney Kore, Rusya ve Almanya ile ilişkiler olumlu gibi gözükmekte…

    Türk Tüccarı

    İlk dönemlerde Demir Grup gibi Türk başarı hikayeleri Özbekistan’da filiz vermiştir. Çantasını alıp giden Türkler Ticari hayatı unutmuş her şekilde aç olan ve rekabetten uzak iştah artırıcı bir coğrafya ile karşılaştılar ve çok paralar kazanıp zengin oldular. Market açtılar para kazandılar,İnşaat işi yaptılar para kazandılar kolay ve güzeldi herşey gibi aç gözlülük yaptı kimi üç kağıtçılık kimisi ise bu kaosa uyum sağlayamadı…

    Demir Grup Özbekistan’da ki akıbeti aslında Türkiye’nin durumunuda özetlemektedir. Bu aile şirketi Türkiye’de ki tüm yatırımlarını 1992’den sonra Özbekistan’a kaydırıyor kolay ve aç olan pazarda kısa zamanda başarılı oluyorlar çünkü o dönemlerde ne rekabet var ne de rakip bağlantını yaptıktan sonra temiz ve bakir pazar senin ne temizlik malzemesi var ne de herhangi bir ürün market işine gir kazan inşaat yapılacak firma yok o işe gir kazan ülkede otel yok yap kazan o kadar bakir ki pamuk devi kullanan yok pamuk ve tekstil işine gir kazan… ta ki Özbekistan sana höt diyene kadar ondan sonra malları bırak kaç…

    Çok değil 2004 yılında başarı hikayesi diye anlatılan bu firmalar körkemli kayıbedenlere dönüştü…

    2012 yılına gelince Özbekistan’da Türkiye adı ve Türkiye Türkçesi isimler yasaklandı. Bugün Özbekistan’da Türkçe isimli bir mağaza ve tabela asmak yasak ayrıca Turizm firmaları ilan verirken Türkiye ismini kullanmadan Antalya ve Bodrum olarak reklamlarını verebiliyorlar…

    T.C. vatandaşlarına çok sert bir vize uygulaması var ayrıca Sovyetlerden kalma birçok adet halen devam ediyor örnek olarak Özbek vatandaşlarının ülkeden çıkmaları içinde çıkış vizesi almaları gerekiyor…

    Ülkeye girerken T.C. vatandaşları özel olarak didik didik aranıyor. Çıkarkende cüzdanınıza ve ceplerinize tek tek bakılıyor para ve ya bir şey kaçırıp kaçırmadığınız araştırılıyor ve bu sadece T.C. vatandaşlarına özel…

    Özbekistan hem tarım hem de doğal kaynakları ile kendi kendine yeten sayılı ülkelerden. Orta asyanın en kalabalık nüfusuna ve en güçlü ordusuna sahip…

    Yokluk

    İthalat devlet kontrolünde sermaye de kontrol altında… Yapancı sermaye ise sadece Özbekistan’ın istediği şekilde var oluyor. bkz (Güney Kore,Daewoo ve Chevrolet)  Ülkede Mcdonalds gibi sembol markalar yok…

    Ülkede Lenin heykelleri olmadığı gibi İslam Kerimov heykelleri de yok…

    Ünlü Özbek Divası Yulduz Usmanova’da artık Özbekistan’da yaşamıyor…

    Türk dizileride TV’de yasaklandı… Sadi Nursi,Risale ve Fetullah Gülen kitapları da yasak bu eserler evlerinde bulunanlar tutuklanarak hapse atılıyor…

    Tüm bunların yanında Mustafa Kemal Ataturk Caddesi, Taşkent’te halen varlığını gösteriyor… Türkistan Sarayı isimli konser ve gösteri merkezide bu cadde de bulunuyor. Büyük Turan Caddeside diğer önemli ve merkezi caddelerinden biri Taşkent’in ayrıca camiilerin yanından geçerken orta asya’da pek alışık olunmayan bir durumla karşılaşıyorsunuz cılız bir ezan sesi bu oldukça önemli çünkü bir çok orta asya Türk devletinde ezan halen hiç okunamamakta… ve ya hoporlor kullanılmamakta… Özbekistan’da durum böyle değil ancak Türkiye’de ki gibi gürül gürül bir ezan duymayı beklemek hayal kırıklığı yaratır…

    Türkiye ve Özbekistan Ziyaretler…

    Günümüzde ziyaretler gerçekleşmektedir ancak tarihi açıdan bakarsak…

    Aralık 1991 tarihinde İslam Kerimov Türkiye’ye geliyor ve Atatürkçü olduğunu ve Türk Ekonomik Birliği kurulmasını bunun için Türkiye’nin Özbekistan’a destek olmasının öneminden bahsediyor…

    Nisan 1992 tarihinde Süleyman Demirel ziyaret gerçekleştiriyor…

    Nisan 1993 tarihinde Turgut Özal Özbekistan’da bulunuyor…

    Haziran 1994 İslam Kerimov Türkiye’ye ikinci kez geldi…

    Temmuz 1995 Tansu Çiller’i Taşkent Hava Limanında İslam Kerimov karşıladı..

    Mayıs 1996‘da Süleyman Demirel Taşkent’te Ebedi Dostluk antlaşmasını imzaladı… (İbretlik)

    1997 yılından sonra Türkiye ve Özbekistan arasında Ticari İlişkilerde Konvertasyon kanununun çıkışına paralel olarak gerileme başladı,Özbekistan’da faaliyet gösteren Türk firmaları ağlamaya başlıyor…

    Takvimler Nisan 1998 yılını gösterirken Mesut Yılmaz birçok Türk iş adamıyla birlikte Özbekistan’da…

    Ekim 2000, İsmail Cem Taşkent’te Türk iş adamlarının sorunlarını dinliyor…

    Bir yıl sonra Ekim 2001 yılında Ahmet Necdet Sezer bu sefer Taşkent’te…

    2001 yılında Türkiye ve Özbekistan arasında Askeri Hibe antlaşması yapılıyor Türkiye Askeri malzeme hibesi gerçekleştiriyor…

    Son ziyaret 2003 yılında Recep Tayyip Erdoğan gerçekleştiriyor… Burada dikkat çeken şey şudur Diplomatik Pasaport yani Kırmızı Pasaport taşıyanlara vize uygulaması kaldırılması konusu imzalanmıştır. (Utanç verici olarak değerlendirmek pek de yanlış olmaz)

    Özbekistan Türkiye’nin organize ettiği Türki devletler zirvelerine katılmıyor…

    Bakan düzeyinde bile resmi ziyaretler her iki tarafta da gerçekleşmiyor…

    2004 yılında Hakan Fidan TİKA başkanı sıfatıyla Taşkent’te bulunuyor…

    Ayrıca Özbekistan öğrenci değişimi antlaşmalarını da yıllar öncesinde durdurmuştur…

    Andican olayları ve Uluslararası ilişkiler

    Mayıs 2005 yılında Andican şehrinde Halk çeşitli bahanelerle ayaklanıyor ve Güvenlik güçleri olayları kontrol altına almak için ateş açıyor Özbekistan resmi rakamlarına göre 180’den fazla kişi ölüyor…

    Resmi olmayan rakamlar ise ölü sayısının 1500’den fazla olduğunu söylemekte…

    Özbekistan bunun radikal islami terör gruplarının bir eylemi olduğunu açıklıyor…

    Bu olaylarda BM eleştirel bir rapor yayınlıyor ve Türkiye bu raporun yanında duruyor… Avrupa Birliği ve ABD’de  Özbekistan’ı eleştiriyor. ABD Özbekistan’da ki üssünü kaybetti… Almanya hiç bir tepki vermediği için Özbekistan’da bulunan üssüne dokunulmadı…

    Tüm yabancı basın yasaklandı…

    Özbekistan’ın yanında olanlar ise Rusya ve Çin !

    Kasım 2005’de Rusya ile Özbekistan arasında taraflardan birine yönelecek herhangi bir saldırı durumunda askeri yardım öngören bir anlaşma imzalandı.

    Hindistan, Pakistan ve Güney Kore ile de ilişkiler iyi…

    Kırgızistan ve Özbekistan

    2010 yılında Kırgızistan’ın Oş şehrinde halk birbirini kesmeye başlıyor.

    Kırgızlar ve Özbekler ikisi de müslüman ikiside Türki kökenli halklar ayrıca Sovyetler Birliği kökenliler… iç karışıklıklardan dolayı iktidarsızlaşan ve zayıf düşen Kırgızistan’ın ABD ve Rusya askeri üslerine kucak açan bir ülke…

    Ne oluyorda oluyor Kırgızlar Oş şehrinde Özbekleri öldürmeye başlıyor canını kurtarmak isteyen Özbekler’de sınıra akın ediyor…

    Geçiçi Hükümet’in Başı Roza Hanım  ülkede işlerin kontrolden çıktığını belirterek, Rusya’dan asker talep ettiklerini açıklıyor…

    Yaşanan izdihamda Özbek bir Anne ve 4 çocuğu ezilerek ölüyor…

    2012 yılında gazetelere ise Moskova’da Özbekler ve Kırgızların birbirlerine girdikleri haberleri yansıyor…

    Boşnaklar Sırplarla,Azeriler Ermenilerle,Kırgızlar Özbeklerle ,Ruslar Çeçenlerle,Türkler Kürtlerle ve daha nice topluluklar çeşitli farklılıklar yaratılarak birbirlerine düşürülüyor ve bu kargaşadan nemalananlar oluyor…

    Ekonomi

    Özbekistan önemli ölçüde Ticari açıdan Rusya’ya bağlı bir yapı çiziyordu hammadde ihraçatçısı konumunda olan Özbekistan hammaddeler de ki fiyat değişimlerinden hassas şekilde etkilenir bir yapı çizmekte…

    Türkiye ile Ticari ilişki Bavul Ticareti…

    Pamuk,Altın,Neft,Gaz gibi bir çok hammaddeye sahip olan Özbekistan bunları devletin tekelinde tutarak satıyor kontrollü ve devletçi ekonomi ile hayatını sürdürüyor…

    ortalama maaş 300 USD…

    Kendi kendine yetiyor…

    İlkel ve ufak çaplı sermaye ile giden bir ekonomi… çok zengin yok çok fakir yok kendi yağında kavrulan insanların memleketi…

    Ülkede zengin yok demedik Dünya’nın en zenginlerinden biri olan Alişer Usmanov’da Özbektir…

    İsimler

    Kaşif Kozinoğlu ve Enver Altaylı Türkiye ve Özbekistan’ın ilişkilerinin bu halde olmasının mimarları olduklarını düşünüyorum…

    90 yıllarda İslam Kerimov’un yanında Enver Altaylı vardı… Araları bozuldu ve Suikast düzenlemekle suçlandı…

    2000’li yıllarda İslam Kerimov‘un yanında Kaşif Kozinoğlu vardı, ve Türk okullarının kapatılmasında etkin olduğu söylenmekte…

    Kaşif Kozinoğlu daha sonra Ergenekon soruşturmasında hapiste hayatını kaybedecektir…

    Bundan Sonra ne olur ?

    Bundan sonrası artık insanların ömrüne kalmıştır…

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

  • Domedodovo Uluslararası Havalimanında gerçekleşen saldırı hiç kuşkusuz başta Moskova’da yaşayan herkesi tekrar germiş eski günlere götürmüştür… Moskova ve Rusya ile iş yapan insanları sürekli seyahat edenleri Rusya’da ve Moskova’da yakınları bulunan herkeside etkilemiş bulunmaktadır. Domedodovo havalimanının söyle bir özelliği var charter tarzı uçuşlar sık ve ucuz uçuşların gerçekleştiği alternatif bir havalimanıdır. Ankara – Moskova direk uçuşlarıda bu hava limanına yapılmaktadır. Benim için ise söyle bir anısı vardır Moskova’da iken ziyaret için yanıma gelen babamı karşıladığım havalimanıydı. İşte terörün etkisi burda başlıyor aklınıza gelmeyecek şeylerin başınıza gelme olasılığından korkmak !
    Ayrıca son günlerde sadece Moskova değil karışık olan Kuzey Afrika’da da Cezayir, Tunus’da hareketlilikler var diğer ülkeleride saracak mı merakını herkes paylaşıyor.

    Terör eylemlerinin nedenini araştırdığınız zaman genelde siyaseti bulursunuz siyasetin derinine inerseniz ticareti bulursunuz.

    Tags: , , , ,

   

Recent Comments

  • Dediğin doğru Türkiye ve Rusya bunu bir şekilde atlatır...
  • Güzel olmuş eline sağlık. Uranyum olayını da ekle.
  • Koltuklar bürosit gibi sanki!...
  • çok çok teşekkürler,çok yararlı kaynak,sözlük gerçe...
  • Merhaba Ruscaya yeni başladım ve sitenizde çok yararlı b...